Toplam 10 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Halk şairlerimiz m-p

  1. #1
    Co- Admin Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ekim.2007
    Nereden
    izmir
    Mesajlar
    5,221

    Standart Halk şairlerimiz m-p

    1

    öğretmenim

    bütün karanlığın ulu güneşi
    her gece gönlüme dol öğretmenim
    kim ki çıkmak ister ömür dağına
    ancak senden başlar yol öğretmenim.

    hep çürüsün sana küfreden diller
    kökten kopsun sana taş atan eller
    senden küçük güzellikler güzeller
    sendeki bir başka hal öğretmenim.

    satır satır düşüncemde kanımsın
    kanımın içinde başka canımsın
    yaradandan sonra küçük tanrımsın
    sende hikmet kudret bol öğretmenim

    adaletin a harfini sen yazdın
    zorluklaları sen öğrettin sen çözdün
    hesabı keşfettin atomu ezdin
    sana tüm engeller kul öğretmenim.

    sen ağlarken ya ben nasıl güleyim
    rehbersiz menzili nasıl bulayım
    eline gönlüne kurban olayım
    işte bir canım var al öğretmenim.

    mahzuni sızlanır övgüm az diye
    bana neler çektin oku yaz diye
    gene yatır dizlerine saz diye
    beni ölene dek çal öğretmenim.


    2

    erzurumlu emrah'a öykünme

    kime açtım ise garip halimi
    hemen bizim ele gel dedi bana.
    gözlerimden döktüm kanlı yaşımı
    götür ateş ile sil dedi bana.

    dedim nerde bulurdum ben o yari
    dedi ki nevsine çal zülfikarı
    dedim nerededir adamın körü
    bak kendi gözüne, bul dedi bana.

    dedim (necef) nere, dedi özümdür
    dedim (kabe) nere, dedi gözümdür
    dedim senet nedir, dedi sözümdür
    yalancı ikrarı bol dedi bana.

    dedim cennet nerde, dedi sinemdir
    dedim kahraman kim, dedi yanandır
    dedim rabbin kimdir, dedi canandır
    bildiğin sultanlar kul, dedi bana.

    dedim namaz nedir, dedi niyazdır
    dedim muhammet kim? dedi bir özdür
    dedim sidret nedir, kapalı sözdür
    canlı posta namaz, kıl dedi bana.

    dedim hayber nedir, nefsin kalesi
    dedim matem nedir, sevenin yası
    dedim adem kim, dedi harabın hası
    ara viranede bul, dedi bana.


    3

    itiraf

    dostlar ben allah'ı inkar etmedim
    bu şekilde hayvan kalana çattım
    şeriat'ı sevdim, yere yatmadım
    gösterişe namaz kılana çattım.

    arapça değildir allah'ın dili
    allah evi yapmaz allah'ın kulu
    camiden geçer mi cennetin yolu
    burda cehennemlik olana çattım.

    ne sakal ne bıyık dosta yetirir
    ne dua ne telkin canlar bitirir
    ne muska ne divit hak'ka götürür
    ben canlı içinde yalana çattım.

    mahzuni'yim daha ötesi var mı
    ibrişim elliler çelik büker mi
    ben bir canım diyen can yakar mı
    böyle bir görünmez plana çattım.


    4

    olmuyor

    benim de canımı allah yarattı
    yaradanı inkar etsem olmuyor
    hiçbir varlık kendi kendin yaratmaz
    yaradanımı unutsam olmuyor

    yok sağımış, yok solumuş bilemem
    ben kimseye eli bağlı kalamam
    dualı, divitli toprak olamam
    bilenin hakkını yutsam olmuyor.

    mahzuni damlayıdı bir sel ettiler
    seli coşa coşa bir göl ettiler
    bilmediğim bağda bülbül ettiler
    gayrı karga gibi ötsem olmuyor.


    5

    ağlarım

    ben canandan ayrı düştüm ağlarım
    derdimi dökerim esen yellere.
    viran oldu bahçelerim, bağlarım
    başım alıp gidem elden ellere.

    cahilin elinden kırılır gurur
    dünyanın sitemi üstüme yürür
    kime dost dedimse gelir taş vurur
    inanasım gelmez sahte kullara

    mahzuni şerifim desem sözümü
    ancak allah bilir benim özümü
    bana çok gördüler garip sazımı
    kızdım veda edeceğim tel1ere.


    6

    bir muhabbet

    ey erenler ey bacılar
    biz hak'kın kuluyuz bugün
    dün gece biraz akıllı
    birazcık deliyiz bugün.

    gündüzler gitmiş akşama
    yıldızları yama yama
    hiç kimseden değil ama
    biz bizden uluyuz bugün.

    eğil dost mahzuni eğil
    türap ol da haddini bil
    yalnız dört duvar değil
    bir anadolu'yuz bugün.


    7

    ne güzel uymuş

    ta ezelden böyle yakışıklıdır
    şu dağlara kale ne güzel uymuş
    bir ah çekse bin dereyi sel alır
    aşıklara çile ne güzel uymuş.

    kırmızıya beyaz, karaya sarı
    bataklığa sinek, çiçeğe arı
    yaz gününe güzü, kışa baharı
    kuru toprak sele ne güzel uymuş.

    insanlar insana, hayvanlar soya
    sular enginlere, selvi ovaya
    güzele kalem kaş, çirkine boya
    sivri tırnak kele ne güzel uymuş.

    arsıza ahlâksız, hırsıza tasa
    canbaza enayi, bankaya kasa
    mazluma kol-kanat, suçluya ceza
    namussuza hile ne güzel uymuş.

    dünyada pay olmuş tavşana tazı
    arslana çarçakal, kurtlara kuzu
    mahzuni'ye derdi, şerife sazı
    parmakları tele ne güzel uymuş.


    8

    intizar

    her sabah her sabah, her gün her gece
    ağlanır mı gözlerini sevdiğim?
    bir fındık içinde bir poyraz yeli
    eğlenir mi gözlerini sevdiğim?

    ne güzel bir aydır yaz bahar ayı
    akıyor gözümden kanların çayı
    bir saçın telinde bir ceyhun suyu
    eğlenir mi gözlerini sevdiğim?

    kalmadı gönlümün takati hâli,
    zehrettin ömrümü neyleyim balı
    zincirler içinde mahzuni teli
    bağlanır mı gözlerini sevdiğim?




    9

    hacı bektaş veli

    gel dinim imanım canım efendim
    adı güzel hacı bektaş veli dost.
    ben aşkın şarabına vuruldum yandım
    adı güzel hacı bektaş veli dost.

    bir kıvılcım verdin taptuk emre'ye
    hazırlandı yunus canın vermiye
    her can lâyık değil seni sevmeye
    adı güzel hacı bektaş veli dost.

    kurtar bizi sarıların dilinden
    münkir olan gitmez senin yolundan
    ben usandım şu yobazın elinden
    adı güzel hacı bektaş veli dost.

    kemter mahzuni'yim bende neyleyim
    inliyerek dergahında öleyim
    kul eyle kapında kurban olayım
    adı güzel hacı bektaş veli dost.


    10

    düştü

    gene bir firkate geldim
    gönül kalktı yola düştü.
    oy seni seven âşıklar
    bunca dilden dile düştü.

    yanımda bir nur ışılar
    nura gark olur kişiler
    cem olunca bektaşiler
    laden kıylû kale düştü.

    dost mahzuni bağlaşalım
    dost deyipte ağlaşalım
    her yıl, her yıl buluşalım
    şanımıza böyle düştü.


    11

    özeleştiri

    ahmak gönlüm ne gezersin yabanda,
    «şu iki cihanı» sen sende ara.
    boşa tur dağı'nı gezip dolaşma
    «musa'yı çobanı» sen sende ara.

    kötü kişi yoktur dünya yüzünde
    herkesin merteği kendi gözünde
    herkesin yezit'i kendi özünde
    «ol şah-ı merdanı» sen sende ara.

    bundan sana nedir erenler ermiş
    ermiyen dünyada yani ne görmüş
    dinle hacı bektaş veli ne demiş
    «derdine dermanı» sen sende ara.

    mahzuni şerifim hak'ka gel hele
    hak'ka gelmiyenler düşer mi yola
    damlayınan düşek bir ulu göle
    «ummanı», «deryayı» sen sende ara.


    12

    tavsiye

    size derim vücudunu sevenler
    evvel ayak olur sonra baş olur
    bir cemâlin elbet gülü sümbülü
    gözü yapılır da sonra baş olur.

    dünya yürümez ki böyle tımarla
    evler yapılmaz ki kolay imarla
    balık balık ile himar himar'la
    insan insan ile arkadaş olur.

    dostun sunduğuna dolu der isek
    dostun gittiğine yolu der isek
    bütün insanlara veli der isek
    elbet ali olur bir bektaş olur.

    der mahzuni kurtul böyle cinlikten
    çok zeminlik çıkar az zeminlikten
    vallahi billahi senlik benlikten
    korkarım dünyada çok savaş olur.


    13

    ne güzel

    alakarda gelir bahar ayları
    selden sele karışması ne güzel
    selamdan selama sarı sümbüller
    uçtan uca varışıması ne güzel.

    ayrı kişi ölü ile diriler
    yaşlar gider yollar yarı yarılar
    sonbaharda birleşirken sürüler
    koyun kuzu karışması ne güzel.

    bu günden bellidir efendim yarın
    bu günün yüzüdür yarından derin
    kadehten kadehe dost aşıkların
    mızrapları vuruşması ne güzel.

    aşıkları bıraksalar halında
    neler gelir geçer onun telinde
    mahzuni'nin üçbin beşyüz yılında
    sorulupta sorulması ne güzel.


    14

    softaya sorular

    hocam gelmiş bana sualler sorar
    bu kürre'yi arzın binası nedir?
    bir gelin oturur güneş yüzünde
    elinde yüzüğü kınası nedir?

    hangi çarmıh tutmuş bizim «isa»yı
    bilirsiniz dili yanmış musa'yı
    tur dağı'na götürürken «asa»yı
    onun konuştuğu «sina»sı nedir?

    mevla'm bizi bir hamurdan yoğurmuş
    adem olun diye durmuş çağırmış
    «meryem», babası yok çocuk doğurmuş
    onun babasının anası nedir?

    der mahzuni şerif bitsin bu acı
    neydi zekeriya nebi'nin tacı
    hocamın korktuğu tuğbâ ağacı
    tuğbâ'nın döktüğü danesi nedir?


    15

    medet aramak

    ey erenler, ey gaziler sultanı!
    bizim demimize girenden medet.
    akıp giden böyle bir ırmak gördüm
    ırmağa bu hızı verenden medet.

    ah ile vah ile «kırklar»a varıp
    yüzüğün sırrını danışıp sorup
    fazlı'nın borcuna emanet durup
    terazi gözüne girenden medet.

    inan ki sultanım değil ırak'ta
    ikilik olamaz böyle bir farkta
    arş yüzüne gidip kelam-ı hak'ta
    muhammet'e yüzük verenden medet.

    der mahzuni şerif hu deyi deyi
    mudukap eylemiş ulu «kabe»yi
    horasan'dan alıp yetim yavruyu
    kıraç berçenek'e sürenden medet.


    16

    alinin sırrı

    efendim bu hanım bu kerameti
    biri hancıdadır, biri yoldadır
    kolay kolay ağız tadı olmaz ki
    biri ağızdadır biri baldadır

    bir güzel açmıştır kamilin gülü
    nerede ötmüşüştür onun bülbülü
    cenabı âli'nin iki mendili
    biri allah'tadır biri kuldadır.

    geldi gitti âşıklara bu arı
    kudreti ali'nin sırrı serdarı
    leylâ'yla mecnun'un böyle duvarı
    biri siper olmuş biri duldadır.

    hikmet vardır bu geceki kusurda
    hikmet yoktur şam şehrinde mısır'da
    sanıyorum yirmi iki asırda
    biri mahzuni'de biri kuldadır.


    17

    yolcu

    belki gelmezsin bu ile
    yolcu güle, yolcu güle
    sakın ha düşmeden dile
    yolcu güle, yolcu güle

    veren alacaktır canı
    toprakta kalırdın hanı
    sakın ha unutma beni
    yolcu güle, yolcu güle.

    usanmadın mı gezmeden
    böyle okuyup yazmadan
    sakın gülleri üzmeden
    yolcu güle, yolcu güle.

    mahzuni'yim yoldan kalma
    arayıp belanı bulma
    sakın sözüme darılma
    yolcu güle, yolcu güle.


    18

    elveda

    anlaşıldı meyhaneci
    elveda oy oy elveda
    benden başka kimse yoktur
    elveda oy oy elveda.

    içtiğim iftira benim
    ciğerlerim yara benim
    herkes gitmiş sıra benim
    elveda oy oy elveda.

    son kadehim son yudum
    üç sabah burda uyudum
    yoktur hayattan umudum
    elveda oy oy elveda.

    al şu sazı sende kalsın
    param yoktur helâl olsun
    telleri mahzuni çalsın
    elveda oy oy elveda.


    19

    sıla efkârı

    ala kar mı yağdı gamlı başına?
    erciyes dağları kolay erir mi?
    ben gidince dost girer mi düşüne?
    kendini görmeyen hak'kı görür mü?

    yüksekten yükseğe erler nidası
    leyla'ların mecnun olur fedası
    her hasan'ın elbet vardır cûdası
    insan sevdiğine avu verir mi?

    kayadan kayaya sararan sümbül
    sümbülün derdinden bilir ehli dil
    yapraktan yaprağa kovulan bülbül
    bin çiçekli bal olsa da durur mu?

    boşuna mahzuni yalvarıp yakar
    gözlerinin yaşı içine akar
    değ mümine münkir nereden çıkar
    çağrılmayan yere insan varır mı?


    20

    londra geceleri

    sanki ömrüm bir bilmece
    bitmez tükenmez geceler.
    uzun ince yollar gibi
    bitmez tükenmez geceler.

    yağmur yağar hışım hışım
    aman ne belâlı başım
    ne hayalim ne de düşüm
    bitmez tükenmez geceler.

    bir evim, bir eşiğim yok
    bir lamba bir ışığım yok
    yorganım yok döşeğim yok
    bitmez tükenmez geceler.

    bir kar yağar bir de yağmur
    geldi geçti bunca ömür
    mahzuni'nin ömrü demir
    bitmez tükenmez geceler.


    21

    almanya'ya sitem

    onun burda taşı toprağı vardı
    alamanya gardaşımı geri ver.
    düz ovası, yeşil yaprağı vardı
    alamanya gardaşımı geri ver.

    toprağında vardı kara sabanı
    gönderin amcamı verin babamı
    bağrıma basarım yırtık abamı
    alamanya gardaşımı geri ver.

    anadolu mahzuni'nin anası
    fabrikası, değirmeni binası
    yeter artık bizden beter yanası
    alamanya gardaşımı geri ver.

    bizi böyle eden beyler utansın
    haksız padişahın makamı yansın
    pirenin emdiği devler uyansın
    alamanya gardaşımı geri ver.

    dön mehmet, dön ahmet dön...
    ayşe dön, fatma dön, emmi dön,
    dön anadolu'ya...


    22

    amerika'ya tepki

    bütün insanlık adına
    amerika katil katil!...
    kanun yapar kendi teper
    amerika katil katil!..

    vietnam'ın suçu nedir?
    hür yaşamak ayıp mıdır?
    atom patlat ister kudur?
    amerika katil katil!...

    türk milleti türk milleti!
    nerden gelmiş elin iti?
    bu gidişin sonu kötü!
    amerika katil katil!..

    birgün gramlar bir olur
    kilodan hakkını alır
    zalim olan bela bulur!
    amerika katil katil!..

    mahzuni şerif uyuma
    gün geldi çattı akşama
    bizden selam vietnam'a!
    amerika katil katil!..


    23

    milli arzu

    edirne'den kars'a efendim
    bu memleket takım takım bizim be...
    bizi bölemezsin behey serseri
    toprak gibi büküm büküm bizim be...

    bizdeki yürekler başka yürekler
    günümüz dayanır tuzlu çörekler
    senin sofrandaki ballar börekler
    ömür boyu zehir zıkkım bizim be...

    kara sapan, kuru tezek, kel çarık
    toprak tezek, toprak susuz, çok yarık
    biz senin gözünde güya barbarık
    hayat denen şeyden bıktık bizim be...

    edirne'den kars'a bir yol uzanır
    dumanlı dumanlı oy bizim eller...
    yeşil ormanları bulut kazanır
    dumanlı dumanlı oy bizim eller...


    24

    ilk plak

    işte geldim, gidiyorum
    elveda dostlar elveda!
    bilmem kime ne diyorum
    elveda dostlar elveda!

    koyun postundaki kurtlar
    söylemekle bitmez dertler
    böyle işgal olmuş yurtlar
    elveda dostlar elveda!

    dost yoluna kurban canım
    ne vezirim ne sultanım
    beni bekler çevre yanım
    elveda dostlar elveda!

    mahzuni'yim gide gide
    dost lokmasın yuda yuda
    ne hocayım ne de dede
    elveda canlar elveda!


    25

    bir ayrılış

    bu ayrılık zaten bitmez
    inan yolcuyum erenler.
    hak cemâli gözden gitmez
    inan yolcuyum erenler.

    biz inanmak asıl soya
    yaşamışız doya doya
    bu köy değil başka köye
    inan yolcuyum erenler.

    bizim yollar gitmez eğri
    biz olmayız başka sayrı
    bizim yollar hak'ka doğru
    inan yolcuyum erenler.

    gönlümde vardır yeriniz
    nedir yani neferiniz
    dost mahzuni eseriniz
    inan yolcuyum erenler.


    26

    ihsan aktaş'a

    ihsan baba hacıköy'e gidersen
    n'olur beni soranlara selam et.
    tuz ekmek yediğim bütün dostlara
    hizmetimi görenlere selam et.

    geçti benim ömrüm yamadır yama
    benim sabahlarım benzer akşama
    yolun uğrar ise eğer çorum'a
    düğün kivre'lerime selam et.

    hacıköy dağları gülleri acı,
    içimden gitmiyor bir ince sancı
    hizmetin gördüğüm habibe bacı
    bize divan duranlara selâm et.

    bu kadar gösterdim ben bu çabayı
    güzel sevdim çünkü «ali-aba»yı
    sakın ha unutma «tellâl baba»yı
    bize karşı duranlara selâm et.

    bizim çeşme aktı aktı kurudu
    felek bana ordusuynan yürüdü
    kara beniz tilki hoca varıdı
    hatırımı kıranlara selâm et.

    mahzuni şerifim kolay gülemem
    gülemem nedendir onu bilemem
    belki mukadderdir daha gelemem
    yani bizi soranlara selâm et.


    27

    gümüşhacıköyü

    ayrılık zuhretti gene sultanım
    var git gayri zaman neler getirir.
    bir sürüye zeval düşmeyiversin
    belalar kuzuyu meler getirir.

    selâm söyle gümüşhacıköy'üne
    kölesine, ağasına, beyine
    karlı dağlar düzün mor eteğine
    şubat aylarını siler getirir.

    kimse bilmez şu ormanın kurdunu
    kara kartal yüksek oyar yurdunu
    mahzuni şerifin gönül derdini
    ağlayı ağlayı güler getirir.


    28

    osmanlı ve türkler

    bin yıllık bir hasta inler şurada
    ne doktor bulunur, ne çıban biter
    dört mevsim boş geçer bu güzel kırda
    ne çiçek ekilir, ne fidan biter.

    vicdan adaleti kurulmadıkça
    haksız, hak yolunda görülmedikçe
    mebus köylü gibi yorulmadıkça
    ne adalet bakar ne vicdan biter

    marangoz çalışır, kapısı yoktur
    berberin sakalı herkesten çoktur
    çalışan aç gezer soyanlar toktur
    ne adavet kalkar ne düzen biter.

    size derim size duyun insanlar!
    insanı asıpta zevkeden canlar...
    dört yanımdan hücum etti hayvanlar
    ne mahzuni korkar ne sözü biter.


    29

    vergi kaçıranlara

    mısır satıyordun iki yıl evvel
    gardaş defineyi nereden buldun?
    baktım defterine vergi ne gezer
    gardaş defineyi nereden buldun?

    haber verse idin müzemiz vardı
    kumandan, kaymakam kazamız vardı
    yoksa muhtarımız azamız vardı
    gardaş defineyi nereden buldun?

    okuma görmedin kırk sene yattın
    bir ekmeğe kırk yıl taklalar attın
    eroin mi sattın, esrar mı sattın
    gardaş defineyi nereden buldun?

    seni de beni de gören allah'tır
    alın teri bütün terlere şahtır
    devlet parasını çalmak günahtır
    gardaş defineyi nereden buldun?

    mahzuni şerife inanmaz mısın
    ben yanarım daim sen yanmaz mısın
    insanım demeye utanmaz mısın
    gardaş defineyi nereden buldun?


    30

    mapus sonrası

    kolay değil şu dünyanın âlemi
    kuru lafla sürülmez ki süreyim.
    tutupta nefsime idam kararı
    vicdan vardır verilmez ki vereyim.

    içime akıyor gözümün yaşı
    ne kadar zor olur ahbabın taşı
    erciyes dağı'nda uçan bir kuşu
    kör gözünen vurulmaz ki vurayım.

    kalmadı dizimin gayrı dermanı
    ekin ektim yapamadım harmanı
    suçum yokken beyler vermiş fermanı
    dost mahzuni verilmez ki vereyim.


    31

    kızılırmak

    yürü bire kızılırmak
    bu akışın nere böyle?
    buna can dayanır mı
    çok yıkılır dere böyle?

    şubat gelince çağlarsın
    niye yolcuyu bağlarsın
    dertli misin çok ağlarsın
    kaderin mi kara böyle?

    bunca yiğitleri nettin
    kıvrılarak aktın gittin
    yüzbeş asır hizmet ettin
    bizim ağalara böyle?

    kızılırmak deniz dibin
    ya kimdir senin sahibin
    sanki rengin gibi, rengin gibi
    niye rengin kara böyle?

    mahzuni hak'kı bulası
    dönüp saçını yolası
    birleşip baraj olası
    bizi sürme nere böyle?


    32

    dile kolaydır

    akılsız diyerek dost beni taşlar
    artık adam olmak dile kolaydır.
    ne bilsin belayı belasız başlar
    el davulu çalmak dile kolaydır.

    kim istemez nazlı yari sarmayı
    kim istemez her gün bayram görmeyi
    çocuk bile bilir akıl vermeyi
    hak'ka secde kılmak dile kolaydır.

    evim yok barkım yok sermaye sıfır
    vücudum müslüman kaderim kafir
    sağımdan solumdan yağıyor küfür
    gayri rahat bulmak dile kolaydır.

    ömrüm oruç geçti bayram görmedim
    mevla'm ayak vermiş bir gün gitmedim
    çok ham yetiştirdim kendim yetmedim
    kayadan su almak dile kolaydır.

    mahzuni şerifim zordur bu dünya
    düşünce görülür hanyayla konya
    ne ingiliz koydum ne de almanya
    gayri insan kalmak dile kolaydır.


    33

    kıbrıs'ta bir şehit

    hele bakın şu yiğidin göğsüne
    zalımdan bir kurşun yemiş geliyor.
    «albayrak» tabutuna sarılmış
    bu toprak benimdir demiş geliyor.

    kundakta yavrular diri yakılmış
    çoluk çocuk hendeklere dökülmüş
    gebe kadınlara süngü sokulmuş
    kıbrıs'ı bir duman almış geliyor.

    bir papazın seri, dünyayı sardı
    akdeniz'i kana, yaktı kavurdu
    kurtaran yok mu, şu yavru yurdu
    bir mustafa kemâl doğmuş gelir.

    ne güzel yakışmış bayrağın rengi
    bir vatan uğruna eylemiş cengi
    var mı ulan dünyada mehmet'in dengi
    mahzuni soyunu övmüş geliyor.


    34

    1974 kıbrıs savaşı

    duracak zaman değildir
    yürüyen zalim üstüne
    ölen ölsün kalan yeter
    yürüyün kıbrıs üstüne.

    gemimiz derine dalsın
    uçağımız ıslık çalsın
    türk ulusu öcün alsın
    yürüyün zalim üstüne.

    hasan- tahsin, yavuz-adem
    bu uğurda öldü dedem
    düşmandan kaçanı nidem
    yürüyün düşman üstüne.

    mahzuni dertürk milleti
    kim oluyor rum'un iti
    son bulsun savaş illeti
    yürüyün zalim üstüne.


    35

    güllere sitem

    doğar doğmaz bu dünyanın çamuru
    niye gördün kör olası gözlerim
    doluya çevrilmiş bahar yağmuru
    niye baktın kör olası gözlerim?

    katil kulaklarım yardımcı sana
    bakarsın güzelden kötüden yana
    arslanın elinde kalmış ceylana
    niye baktın kör olası gözlerim?

    şu yıldızdır, şu güneştir der iken
    çok çekerim bende bu göz varıken
    bir balina bir ton balık yeriken
    niye gördün kör olası gözlerim?

    mahzuni dünyaya doysam olmuyor
    yalanı doğruya koysam olmuyor
    seni ellerimnen oysam olmuyor
    niye baktın kör olası gözlerim?


    36

    durmuş'a mektup

    durmuş bizim köyden haber sorsan
    harman kalktı, bulgurları serildi.
    onyedi yıl evvel ölen haceli
    *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*enbir yaşında geri dirildi.

    kömüş hasan ineğini satıyor
    kasım harmanında düğün tutuyor
    cin mehmet yatağa düştü yatıyor
    bir acayip kulakları gerildi.

    götürdüler ibiklerin tulay'ı
    kel muhtara sövdüğünden dolayı
    kır bekir bilmeden atmış kalayı
    çok ayıp yerinden serum verildi.

    üç it tuttu yahya'ların hasan'ı
    toz ediyor o geceye basanı
    bizim yusuf değiştirmiş lisanı
    laf ederken kırım kırım kırıldı.

    mahzuni bu kadar işte durmuş'um
    selam verip hatırını sormuşum
    gece olmuş geç farkına varmışım
    sığır geldi sıpaları derildi.


    37

    yaradan doğru getire

    geldi geçti elli sene
    yaradan doğru getire.
    bir milletin hepisine
    yaradan doğru getire.

    boş petekler doldu arı
    bal yaparlar zarı zarı
    sıvayalım paçaları
    yaradan doğru getire.

    zaman deryaları yudar
    ömür ağacını budar
    edirne'den kars'a kadar
    yaradan doğru getire.

    ürkek yürek dağlanmasın
    böyle derman sağlanmasın
    gene kolun bağlanmasın
    yaradan doğru getire.

    konu komşu çıkar aya
    yıldızınan bakar aya
    bütün fakir fukaraya
    yaradan doğru getire.


    38

    diyarbakır geceleri

    bir geceye benzemiyor
    diyarbakır geceleri
    bulutları süzemiyor
    diyarbakır geceleri.

    diyarbakır ovaları
    inliyor zarı zarı
    doğunun bahtsız diyarı
    diyarbakır geceleri.

    mahzuni'yim ne diyorum
    canı dosta adıyorum
    işte geldim gidiyorum
    diyarbakır geceleri.


    39

    düzene tepki

    gene it dilinden çaldı makamlar
    çok ayılar göbek attı hırsınan.
    çayırın harmanı çıktı bakalım
    uyuz beygir şaha kalktı tırsınan.

    kolay çıkmaz bu tahtanın cilası
    temeli bulaşık oldu olası
    bizim başımızın böyle belası
    özel gelmiş mektebinen kursunan.

    gizli pazarlığın yahşi rızası
    ne bir tesadüftür ne iş kazası
    çok yamandır doğru sözün cezası
    tepem ezer tırpanınan örsünen.

    mahzuni şerifim necidir neci
    yaktı sinemizi hac'oğlu hacı
    züğürt ah der fakat zenginin *Sansür**Sansür**Sansür*i
    avrupa'ya gider gelir forsunan.


    40

    erenler

    geçti mecnun, leyla çöllerde kaldı
    bu her neyse bitti erenler.
    dün için gelenler yollarda kaldı
    nasıl geldi ise gitti erenler.

    yunus'lar bu günü anlatıp geldi
    pir sultan bu günü başıyla yazdı
    'yeysel' daha dünden bu günü sezdi
    bu gün yarın için battı erenler.

    hak değil insana bir hanedanlık
    korkutmasın bizi perilik cinlik
    utanmaya değer şu senlik benlik
    artık canımıza yetti erenler.

    yemyeşil edelim şu bizim bağı
    isterse boş kafa, versin göz dağı
    unutma çağımız uranyum çağı
    o nuh'un gemisi battı erenler.

    çalma düdüğünü hiç oğlu hiçin
    insan sevmeyeni sevelim niçin
    mahzuni şerifim yarınlar için
    yarına bak bugün bitti erenler.


    41

    bir kurultayda

    tarih bin dokuz yüz doksan yılında
    korkusuz, rüyasız dünya dilerim
    dostluk bir elinde bayram kolunda
    döğüşsüz kavgasız dünya dilerim.

    uluslar kalkmalı derin uykudan
    içilmeli birlik denen bir sudan
    alevler yer olsun tüfekler fidan
    sınırsız davasız dünya dilerim.

    azınlık çoğunluk nereden çıktı
    insan bir tek iken bunlar hiç yoktu
    tarihi, senlikler benlikler yıktı
    fitneye vefasız dünya dilerim

    bütün insanlığın çabası insan
    kültürlüsü insan, kabası insan
    bebek insan doğar babası insan
    insana hatasız dünya dilerim.

    der mahzuni insanlıktır gerisi
    okyanus ötesi yahut berisi
    tüm yıkılsın kötülüğün serisi
    doğruya cezasız dünya dilerim.


    42

    kim neye güvenir

    haydar'ı kerrar'ı sevmeyen adem
    yüzbin hac eylese boşa güvenir.
    ehli-beyte gönül vermeyen adem
    ne yazık ki dört duvar taşa güvenir.

    sofular duaya, soysuzlar sere
    pirler mürşitlere, talipler pir'e
    sadıklar arife, ahmaklar köre
    aşıklar gözünde yaşa güvenir.

    evliyası bitmez anadolu'nun
    derdi mi tükenir derviş yolunun
    kırar kanadmı hak'kın kulunun
    cahil cennetteki kuşa güvenir.

    gerçekler gerçeği gerçekçe över
    pişman binamazlar bağrını döver
    dünyada ademin kuluna söver
    ahrette mübarek naşa güvenir.

    der mahzuni şerif, gördüğüm yurtlar
    gezip dolaştığım ovalar sırtlar
    yaz gününde kuzu koymayan kurtlar
    gizlenirim diye kışa güvenir.


    43

    ararlar beni

    ne dedimse halka hiç yaramadı
    ben gittikten sonra ararlar beni...
    boşa cahillerin gözü karardı
    kuru çene ile yorarlar beni...

    duman eksik olmaz her yüce dağda
    bülbül eksik olmaz her yeşil bağda
    atomun patlayıp bittiği çağda
    onun ötesinde sorarlar beni...

    ebedi değildir şu yüce dağlar
    ebedi değildir şu yeşil bağlar
    öz gardaşım ama bizim softalar
    mezarımda bile kırarlar beni...

    mahzuni şerifim gayri gam yemem
    ondan ötesini kimseye demem
    ufak vücuduma kefen istemem
    varsa insanlıkla sararlar beni...


    44

    hz. ali gerçeği

    ey harici! bilemezsin sen ali'nin sırrını
    oku rahledeki enam-ı inan mümteha yazar
    dünü günü figân etsem yetmez «ulu abaya»
    çünkü benim gönlümde şehit şüheda yazar.

    haymegâhı hüseyin'i utanmadan bastınız
    evladı ali'ye acımayıp yavrusunu kestiniz
    hangi rüzgarda bu adet böyle cahil estiniz
    gelin görün gönlümüze böyle bir saba yazar

    der mahzuni inan der imanı irfanımda
    gücenme yok ey selam inan merhaba yazar
    «seçerim horosan» ile «müneccimim berhuda»
    ne yazarsa cüzdanımda inan «murtaza» yazar.

    şah hüseyin mazlumların şahısın
    gönüllerin hünkânsın güzellerin manisin
    kerbelâ'ya düşenlerin ezeli ervahısın
    merdan ali yadigar evliyasın dost hüseyin.

    mustafa'nın gözü şuru fatıma'nın canları
    ey kanlar içinde uyuyan ulular sultanları


    45

    aliyle pazarlık

    muhabbet edelim ali seninle
    iki cihan senin olsun sen benim.
    hayrını gör din ile imanın
    hatmi kur'an senin olsun sen benim.

    gül yüzlü sevdiğim düştüm peşine
    merhamet et ne olur didem yaşına
    yandım mah yüzüne hilâl kaşına
    huri, gılman senin olsun sen benim.

    her sensin diyene eyleme minnet
    başına çalınsın gül yüzlü cennet
    dostluk pazarında olma muhannet
    cümle canım senin olsun sen benim.

    mahzuni şerifim ereyim dursun
    senin aşkın beni yaksın kavursun
    hasılı bildiğim «merdan-ali'sin»
    iki cihan senin olsun sen benim.



    46

    ya ali

    bağladım sıtkımı ulu divana
    gel benim efendim şahım ya ali.
    gün begün fırağım kâr eder cana
    hazin hazin ahu vahım ya ali.

    ayağın tozuna yüzümü sürsem
    aşıkı mesteden cemâlin görsem
    nusettim katrenden sersemin sersem
    mürüvvet kıl secdegâhım ya ali.

    «şah-ı vilayet»sin gümanım mı var
    şadolup gülecek zamanın mı var
    senden özge dinim imanım mı var
    hacet kıblem azmü-rahım ya ali.

    hazretine eren canlar öğünsün
    gelen giden doğup batan hep sensin
    zülfükâr dokunmuş beden sevinsin
    şifasına ben agahım ya ali.

    vaizin dilinde küfürdür adın
    tahammül etmekte nedir muradın
    ya niçin tevella teberya dedin
    sultanım pişti-penahım ya ali.

    üç huruf içinde gizledin adın
    bai-bismillah'i yazdın öğrendin
    zülfükâr bağlayıp düldüle bindin
    şahadetim ilallahım ya ali.

    mahzuni kuluna bir nazar eyle
    hükmü firavun'a bakta ar eyle
    dilimi kes gözlerimi kör eyle
    medet senden padişahım ya ali.


    47

    bilmedim

    boşuna geçirdim bunca ömrümü
    yalan dünya bomboşumuş bilmedim
    felek denen yalan aldı önümü
    kara sevda bir hoşumuş bilmedim.

    dar günümde eşim dostum çekildi
    mihrican değdi de gülüm döküldü
    nice umut ettim hepsi yıkıldı
    bülbüllerim baykuş imiş bilmedim.

    itimadım yoktur gayri dünyada
    gizli sırlarımı demem ben yada
    koskoca dünyada ufacık oda
    kul mahzuni sarhoşumuş bilmedim.


    48

    espri

    bir gerçek yalanım vardır erenler
    deve karıncaya binmiş geziyor
    özüyle işiyle kirli kişiler
    halkın önünde yunmuş geziyor.

    bilenler bir gömlek biçsinler bana
    acep kim benzermiş zalim mervan'a
    yiğitçe çıkmıştı halkın uğruna
    mahzuni hak ile yanmış geziyor.


    49

    felek

    geçti felek geçti gayri zamanım
    gidiyorum kara gözlüm ağlama
    gök yüzünde kayıp oldu dumanım
    savruldu pazara külüm kalmadı.

    erenler konardı erler göçerdi
    mevla'nın aşkına damla içerdi
    güzeller toplanır ekin biçerdi
    harman savuracak yelim kalmadı.

    mahzuni şerifim ah bire günler
    kırılmış sazımız telleri inler
    altı top perçemli güzel gelinler
    düğünler tutacak halım kalmadı.


    50

    yakışmaz

    sana böyle melül durmak yakışmaz
    nerde senin yiğitlerin dağlarım?
    işte bundan çiğdemlerin kokuşmaz
    nerde senin yiğitlerin dağlarım?

    güneş olan güneş yüksekten inmez
    bulutun sözüne toprak gücenmez
    ey mahzuni bizim yiğit tükenmez
    nerde senin yiğitlerin dağlarım?


    51

    yurt sevgisi

    benim anadolu'lum en güzel yurdum
    ey benim fakirim en yaman derdim
    haksızı sevmeyen ey güzel merdim
    vatanı düşün, vatanı düşün gel.

    zalıma gaddara elin uzatıp
    bunca haksızların hakkın gözetip
    elli milyon yetim hakkı satıp
    yutanı düşün, yutanı düşün gel.

    bu nasıl bir düzen bu nasıl emel
    bu nasıl bir plan bu nasıl temel
    bizim rehberimiz «mustafa kemâl»
    atamı düşün, atamı düşün gel.

    onlar beğenmiyor senin yapını
    dar gününde çalan yoktur kapını
    kendi kardeşinin idam ipini
    tutanı düşün, tutanı düşün gel.

    bu yollar barajlar halkın emeği
    halk pişirdi onlar yedi yemeği
    kitapları satıp doğru demeyi
    yakanı düşün, yakanı düşün gel.

    mahzuni ağlamak koydun yayıma
    niye borcum avrupa'lı dayıma
    getirip keyfini kendi payıma
    katanı düşün, katanı düşün.


    52

    yürü

    yürü bre yürü inkâr ovası
    düzlerine çadır kurulur bir gün.
    sivri sivri giden kara höyükler
    içi deşilir de yarılır bir gün.

    buluttan gelmedi bektaş'i veli
    dünyada öğretti erkanı yolu
    değil midir yoksa ali'nin oğlu
    al'oğlu olduğu görülür bir gün.

    mahzuni şerifim sözün tamamı
    bundadır çekerim gasavet gamı
    kara düşüncenin san imamı
    nerden geldiğin de görülür bir gün.


    53

    secere

    gülüm katreyi zeynel'den
    bir katre olmaya geldim.
    akıp akıp çaylarınan
    ummanı bulmaya geldim.

    öyle ummana karışıp
    nice dalgaynan yarışıp
    kamilce durup duruşup
    derine dalmıya geldim.

    şöyle duram derinlerde
    görünmüyen görünlerde
    çıkıp yüksek serinlerde
    bir yağmur olmaya geldim.

    yağmur olup yere düşsem
    nice ceylanınan koşsam
    canlanıp hak'ka uluşsam
    gülünen gülmüye geldim.

    bir bağuban görse beni
    ölçüsüne vursa beni
    birem birem yolsa beni
    kendimi yolmaya geldim.

    mahzuni'yim bu iş tamam
    beni yaktı işte canan
    ben gerçek kıble'ye inan
    bir namaz kılmaya geldim.


    54

    taliplere uyarı

    dört kapı kırk makam haktır diyenler
    kırkından birine girsin görelim.
    hak'tan gayrı nesne yoktur diyenler
    hak yolunda başın versin görelim.

    şu yüce dağlarda ışık ışılar
    ışığın huzmesi bağrımı deler
    nuh'un gemisi bilen kişiler
    yüzdüğü deryaya girsin görelim.

    maşukundan aşıkının yazması
    cahile kolaydır yoldan azması
    kendini bilmiyen küfe bozması
    hüseyn'e can baş versin görelim.

    bana adam etme hiç oğlu hiçi
    maşukuna ayan aşıkın içi
    hak ka kurban diye kesersin başı
    hak yolunda başın dursun görelim.

    ben kamil isterim fezada uçsun
    ben arif isterim ikiye seçsin
    ben aşık isterim serinden geçsin
    yaptığına divan dursun görelim.

    kamilin sözünden arifler anlar
    canandan ayrılmaz canoğlu canlar
    şah-merdan'a gücüm yeter diyenler
    mahzuni şerifi vursun görelim.

    nakarat:
    özünde iblis'i vursun görelim.


    55

    öğüt

    sana diyeceğim var eren yolcu
    çürük köprülerden geçme ha geçme.
    mertlere haramdır namerdin suyu
    derde derman olsa içme ha içme.

    insan dükkân düdükkân şehre misaldir
    kemâlet ehlinin keremi boldur
    senden sana gitmek bir uzun yoldur
    kendini bilmeden göçme ha göçme.

    mürşit olmayınca müşkül çözülmez
    dibi görülmeyen gölde yüzülmez
    hak'kın pazarında iki gezilmez
    aman beni senden seçme ha seçme.

    mahzuni şerife bir gün elveda
    verdiğini alır cenab-ı hûda
    hey yolcu ektiğin kalır dünyada
    mevsimi dolmadan biçme ha biçme.


    56

    öze dönüş

    bir doktora gittim yaram sarmağa
    sen kendi yâreni sar dedi bana.
    bir mürşide gittim adam olmağa
    senin adam olman zor dedi bana.

    birgün pire vardım adamım deyi
    pir öğretti bana şehiri köyü
    anasız doğurttum ulu bebeği
    öyleyse gözlerin kör dedi bana.

    her çiçekten almışıdış rengimi
    yıllardır sorarım bulmam dengimi
    birgün aramıya çıktım kendimi
    gidip mahzuni'den sor dedi bana.


    57

    intizar ve sevda

    ben de bir insanım senin gibiyim
    ne kaçarsın benden dön geri geri
    ben öldükten sonra şefaat etme
    gelme mezarıma çık geri geri.

    fadime anaya ali yakışır
    bu ilde ali'ye veli yakışır
    güzellere bülbül dili yakışır
    gel benim bahçemde öt bari bari.

    mahzuni şerifim ismi ezeldir
    her ezel yaprağın sonu gazeldir
    gün olur sevdiğim zarar güzeldir
    hatır için olsun sat kâri kâri.


    58

    aşık veysel'e

    ahrette selamım olsun veysel'e
    neden sadık yarin kara topraktır?
    yiyen yedi konan göçtü dünyadan
    neden sadık yarin kara topraktır?

    toprağın üstünde ağalar gezer
    onlar ekip biçer bağrımı ezer
    başına çalınsın bir karış mezar
    neden sadık yarin kara topraktır?

    toprağı olanlar toprağa söver
    toprağı olmayan bağrını döver
    babamın toprağı var ondan över
    neden sadık, yarin kara topraktır?

    toprağın sırrını fakirden sormam
    öyle boş boşuna kafamı yormam
    denizde ölürüm toprağa girmem
    neden sadık yarin kara topraktır?

    ben dünyadan doya doya giderim
    tarihten sızarak soya giderim
    kafam kızar ise aya giderim
    neden sadık yarin kara topraktır?

    sorun ki insanlar neye taptılar
    başlan kesipte ayak öptüler
    gözünü yediler heykel yaptılar
    neden sadık yarin kara topraktır?

    bir toprak olunca dağıt çok olur
    «atatürk» ölünce ağıt çok olur
    akılsız kafaya öğüt çok olur
    neden sadık yarin kara topraktır?

    koyun vermiş, kuzu vermiş, ot vermiş
    fakirin hakkını neden kıt vermiş
    fakirler ot yutmuş, beyler et yemiş
    neden sadık yarin kara topraktır?

    hakaret değildir sana muradım
    yıllar yılı veysel'imi aradım
    benim sadık yarim anam avradım
    neden sadık yarin kara topraktır?

    topraktan yapılır kılıçla kama
    toprağın güneşi benzer akşama
    mahzuni, veysel'in yavrusu ama
    neden sadık yârin kara topraktır?


    59

    gardaş

    iki gardaş gördüm dost pazarında
    bilmem elendi mi gardaş olurken.
    hey erenler gardaş kolay bulunmaz
    gardaş bilindi mi gardaş olurken.

    gardaş güneş olur gardaş bir aydır
    gardaşın okunda gardaş bir yaydır
    bu bir meseledir gardaşa paydır
    göğüs delindi mi gardaş olurken.

    mahzuni şerifim gardaş değildir
    özü sözü vardır yoldaş değildir
    özü çürük kaya bir taş değildir
    hak'ta elendi mi gardaş olurken.


    60

    yalnız berçenek

    süleyman bey yaptı ama
    yalnız berçenek değil
    koca türkiye'min yolu
    yalnız berçenek değil.

    bütün bağlar bağsız nesiz
    gece gündüzü uykusuz
    bütün köyler yolsuz susuz
    yalnız berçenek değil.

    bir gün gittim almanya'ya
    hiç kimse görmedim yaya
    yürüyelim doya doya
    yalnız berçenek değil.

    süleyman bey süleyman bey
    ağrı'da köy, burdaki köy
    gel bu fikri böylece yay
    yalnız berçenek değil.

    mahzuni değildir nacak
    balta değildir kesecek
    bu rüzgâr tatlı esecek
    yalnız berçenek değil.


    61

    12 eylül sonrası

    bir zaman at oynatan ağalar
    dizginiynen nalıyınan kayboldu
    viskiden sulanan o yeşil bağlar
    yaprağıynan dalıyınan kayboldu.

    çiftliğinde döner idi kahyalar
    burnumuza gelmez oldu reyhanlar
    suntalar kıralı yeğen yahya'lar
    servetiynen malıyınan kayboldu.

    bir «hoca» varıdı tesbih çekerdi
    yalan koymaz yer yüzüne dökerdi
    gizli şarap içer haramdır derdi
    yalanıynan falıyınan kayboldu.

    bölmek için gürler dururdu sesi
    vatanı neresi memleket nesi
    kurt beslerdi bizim köyün fitnesi
    köpeğiynen yalıynan kayboldu.

    mahzuni şerifim sonu bu muydu
    tarih baba neler yıkadı yudu
    olanaksız nice günler umudu
    bir bilemez diliyinen kayboldu.


    62

    poz içinde poz

    gönül nerden aldın sen böyle çalımı
    haberin yok poz içinde pozun var.
    kimin olur kötü sözün gelimi
    ne habersiz ayrı ayrı izin var.

    cahiller kamilin sözünden bilmez
    çürük papuç ile şam'a gidilmez
    koyun sürüsünde hınzır güdülmez
    bu hâl ile poz içinde pozun var.

    bir damlan bulunmaz denizim dersin
    hayâl kaplarından çok pilav yersin
    böyle gitme gönül derde girersin
    ne acayip türlü türlü nazın var.

    neler açtın mahzuni'nin başına
    karışılmaz oldu neden işine
    gönül kimse bakmaz gözün yaşına
    anladım ki göz dibinde gözün var.


    63

    eyvah gönül

    yaktın, yıktın beni böyle
    aman gönül eyvah gönül.
    kerametin neydi söyle
    aman gönül eyvah gönül.

    felç olmuştan diz istersin
    kör olmuştan göz istersin
    kudurdun mu yoksa gönül
    şubatta karpuz istersin.

    bilmem ki neye taparsın
    hem taparsın hem saparsın
    dost edersin düşmanları
    dostu da düşman edersin.

    nettin nettin mahzuni'yi
    taşa tuttun mahzuni'yi
    harap ettin mahzuni'yi
    aman gönül eyvah gönül.


    64

    fermanım mı var

    ben de şu dünyanın nesini sevem
    orada savrulan harmanım mı var.
    çıkıp seyran edem hangi yaylayı
    ha deyip kalkacak dermanım mı var.

    anlanmaz da garip gönlüm anlanmaz
    mazlum öldürünce yiğit şanlanmaz
    ağardı saçlarım sözüm dinlenmez
    benim padişahtan fermanım mı var.

    pare pare etti hekim yaramı
    şaşırdım dünyamı ak mı kara mı
    der mahzuni neyim alacak haramı
    benim soyucak kervanım mı var.


    65

    sultan süleyman

    sultan süleyman da olsa
    bir gün ölür demedim mi
    yerdeki karınca bile
    hak'kı bilir demedim mi.

    bilmeyenler ana bacı
    şeytandan giydiler tacı
    haklı hasan'ın ilacı
    hak'tan gelir demedim mi.

    der mahzuni dünya cimdir
    işi gücü indir bindir
    en sonunda yağlı kendir
    beni bulur demedim mi.


    66

    bir daha

    sana derim sana ey benim aklım
    sakın ha başıma gelme bir daha.
    şu dünyaya sarhoş olan yararmış
    ayık ol, kendini bilme bir daha.

    acı poyraz gibi dağlardan esme
    kendini görüpte bilmeden küsme
    zalim toprağına ayağın basma
    bir yaprak kopsa da alma bir daha.

    çekemedim şu feleğin nazını
    kış ayında seyreyledim yazımı
    hey ellerim bırak yanık sazımı
    mahzuni korkarsan çalma bir daha.




    67

    vah vah

    selam saldım rüzgar ile
    yare vardım vah, vah vah...
    ömür bitti yollar gider
    yollar durmaz vah vah, vah vah...

    dağlar bulut çöller susuz
    gecelerim tüm uykusuz
    ne haldeyim a kaygusuz
    halim sormaz vah vah, vah vah...

    sümbüldüm sarardım soldum
    yaprağı dökülmüş oldum
    şimdi uzaklarda kaldım
    gözüm görmez vah vah, vah vah...

    mahzuni'yim soldum bittim
    bindiğim dalı inciştim
    işte geldim işte gittim
    aklım ermez vah vah, vah vah...


    68

    nerdesın

    gene gam bürüdü garip gönlümü
    neredesin kumru dilim nerdesin...
    ah ile geçirdim bunca günümü
    yüce dağlar hep mi bana perdesin...

    sevdalı başımı ezdirdin durdun
    beni benden bile bezdirdin durdun
    başı boş dağlarda gezdirdin durdun
    merhametsiz sen de içerlerdesin...

    yüreğim denizli gözlerim selli
    kaderim yavaşlı ıstırap yelli
    ne pazarım belli ne kârım belli
    mahzuni şerifim ara yerdesin...


    69

    divane gönlüm

    bir gönüle benzemiyor
    şu benim divane gönlüm
    bulutları ezemiyor
    şu benim divane gönlüm.

    saraylarda hırsız ister
    insanları arsız ister
    kar içinde karpuz ister
    şu benim divane gönlüm.

    mahzuni'yim ne diyorum
    canı dosta adıyorum
    işte geldim gidiyorum
    şu benim divane gönlüm.


    70

    güzel şey

    gel ha gönül yüksekten uçma
    türabın üstünde durması güzel...
    dev diye birşey yok yalan dünyada
    hırsa zincirleri vurması güzel...

    kâmil meclisinde derin ol derin
    seni değiştirmez bir tek aferin
    başın kesilse de serin ol serin
    «ikrar» alıp «ikrar» vermesi güzel...

    dostum dostum diye akmalı kanın
    hiç sarayı yoktur bir süleyman'ın
    dini özü kara yarım softanın
    gerçekler peşinden ürmesi güzel...

    neresi yalandır erenler bunun
    hiç faydası yoktur yarım kaygunun
    sabırlar şehrinde garip yolcunun
    mahzuni şerifi sorması güzel...


    71

    pişman oldum

    selam verdim selamımı almadı
    düşman m'oldun gözlerini sevdiğim
    sen beni severdin ezel ezeli
    pişman m'oldun gözlerini sevdiğim?

    beni mecnun ettin deliler gibi
    ferhat şirin'deki çalılar gibi
    biat eder idin ali'ler gibi
    osman m'oldun gözlerini sevdiğim?

    ayandır çöllere mecnun'un hali
    eğilmiş kırılmış güllerin dali
    adem'i kovduran havva misali
    şeytan m'oldun gözlerini sevdiğim?

    uçma gökyüzünde cebrail gibi
    can alıcı olma azrail gibi
    mahzuni şerife ismail gibi
    kurban m'oldun gözlerini sevdiğim?


    72

    yalan mıdır

    dostlar benim dert çektiğim
    size göre yalan mıdır?
    müslüman malı ortaktır
    koca töre yalan mıdır?

    bütün canlar hak'tan indi
    kitaplarda böyle dendi
    kuvvetli zayıfı yendi
    göre göre yalan mıdır?

    dağlar nerden kopmuş niye
    dünyalar baksın maziye
    devede can vardır diye
    küçük pire yalan mıdır?

    buz dolabı hışır hışır
    dışı yanar içi üşür
    bütün maddeler değişir
    bu bir kere yalan mıdır?

    mahzuni bir defa gelir
    niye geldiğini bilir
    hemi doğar hemi ölür
    birden bire yalan mıdır?


    73

    sultanım ol

    bu yalnızlık bana acı
    vurma göğsüme kılıncı
    kavuşmak bunun ilacı
    dermanım ol gel gel...

    günüm geçer yıllar gibi
    savrulurum küller gibi
    uzak durma eller gibi
    sultanım ol gel gel...

    kandırıldık belâ bulduk
    kandırıldık yarım kaldık
    matem ettik oruç olduk
    bayramım ol gel gel...

    mahzuni'yi yalnız koyma
    uyma yad ellere uyma
    gelmezsen yaşına doyma
    lokman'ım ol gel gel...


    74

    gülyüzlü

    gülyiizlüm bu nazın bu kadar fazla
    hergün aramızda kavga mı olsun?
    eşiğine gelmişidim niyaza
    terlemiş gömleğin soyka mı olsun?

    küfür bilmez idim küfür ettirdin
    döğüş bilmez idim ite çattırdın
    bir gün sayıp beş gün zehir yutturdun
    hele bu sabahın akşamı olsun?

    benim ağladığım üzmez mi seni
    nereden öğrendin buğuzu kini
    bu kadar hor görme sultanım beni
    bin yıllık bir sarhoş softa mı olsun?

    hazreti hüseyin şahitim ise
    suçumu gösterir bütün herkese
    mahzuni'yi tanı sese gel sese
    bütün ikrarların lafta mı olsun?


    75

    bilmem

    bahar mı geldi binboğa'nın başına
    gene ağ kuzular meler mi bilmem
    hurman suyu başın almış gidiyor
    belâlı cihana dolar mı bilmem

    gene sabah moldu alaca yarım
    benim bu dünyada ne idi kârim
    yüreğine buz koyduğum dostlarım
    benim ateşime güler mi bilmem.

    dost mahzuni ne eylemiş dostuna
    bak kimler bezenmiş koyun postuna
    ağ bulutlar mezarımın üstüne
    yağmurunan namaz kılar mı bilmem.


    76

    ortaklık

    öyle bir zalımla ortaklık ettik
    dolu ona düştü, boş bana düştü.
    bir ulu defterde hesaplar tuttum
    beşbin ona düştü beş bana düştü.

    bir deryaya girdik daldık dolaştık
    ulu bir mecliste güldük gülüştük
    vücudumu parça parça bölüştük
    gözüm ona düştü yaş bana düştü.

    mahzuni denizle açtık arayı
    arayı arayı buldum karayı
    beraber çalıştık yaptık sarayı
    saray ona düştü iş bana düştü.


    77

    felek

    suyun mu kurudu ey kahbe felek
    gülüp oynadığım günler, gel ha gel.
    yaz bahar ayında dereler gibi
    coşup çağladığım günler, gel ha gel...

    yavru ceylanıdım çölde gezerdim
    yeşil ördeğim gölde yüzerdim
    sarp kayada şahinlere benzerdim
    pervaz kurduğum günler, gel ha gel...

    mahzuni der erenlerin hasından
    gönlümüz kavruldu dostluk yasından
    hacı bektaş gibi pir kapısından
    düşüp ağladığım günler, gel ha gel...


    78

    doğru ve yalan

    bir milletin şerefini üstüme
    aldığım doğrudur, sattığım yalan!
    millet aleyhine çürük bir döşek
    bulduğum doğrudur, yattığım yalan!

    ben eski kendimim, yenisi oldum
    kinnisi olmadım kimissi oldum
    insan gemisinin denizi oldum
    yüzdüğüm doğrudur, battığım yalan!

    kim neye taparsa karışmam ona
    haddim değil allah görevi bana
    herkes gibi dünya denen bir hana
    geldiğim doğrudur, gittiğim yalan!

    mahzuni'yim boşa yorulmasınlar
    bizden ayrı diye kırılmasınlar
    insan düşmanları darılmasınlar
    bulduğum doğrudur, sattığım yalan!


    79

    adalet siz dünya

    ağaçlan uzun kısa
    o da biter kese kese
    geniş değildir herkese
    adaletsiz yalan dünya

    fil de canlı karınca da
    kimi yerde kimi dalda
    iyi kötü bu dünya da
    adaletsiz zalim dünya.

    toprakların altın bakır
    o da bizde yoktur şükür
    kimi zengin kimi fakir
    adaletsiz fani dünya.

    mahzuni de senden uçar
    belki yıldızlara geçer
    seni eken bir gün biçer
    adaletsiz yalan dünya.

    nakarat
    kargalara kalan dünya
    ettin beni talan dünya.


    80

    ağla sazım

    bize şu dünyada bir yer kalmadı
    ağla sarı sazım belki kâr eder.
    gerçek sevenlerin gülü solmadı
    ağla sarı sazım belki kâr eder.

    engin olurum engine inersem
    vücut öğünsün aşka yanarsam
    nalet olsun ben bu yoldan dönersem
    ağla sarı sazım belki kâr eder.

    kâmil olan cahillerden sakınır
    secdeyi ademde hutbe okunur
    körün hakkı gözlülere dokunur
    ağla sarı sazım belki kâr eder.

    sözünden bellidir irfanın eri
    halik şu dünyayı kuraldan beri
    her ali koparmaz bab-ı hayber'i
    ağla sarı sazım belki kâr eder.

    âşıkın güzeli gayriye tapmaz
    kâmil dudak olan sahte el öpmez
    nesimi yüzülür yolundan sapmaz
    ağla sarı sazım belki kâr eder.

    muhammet'e bile kuyu kazdılar
    muhyiddin'i taşa vurup ezdiler
    nesimi'nin derisini yüzdüler
    ağla sarı sazım belki kâr eder.

    biçare mahzuni yüzlerin gülmez
    gerçek sümbül olan mevsimde solmaz
    ali'ye ettiler sana ne olmaz
    ağla sarı sazım belki kâr eder.


    81

    gelme deli

    sizin göçler bu illerden
    gitti artık gelme deli, deli...
    çadır yerinizde otlar
    bitti artık gelme deli, deli...

    bulunmaz kahrını çeken
    bulunmaz yüzüne bakan
    bülbül başka dalda mekân
    tuttu artık gelme deli, deli...

    berçenek uzun yazılar
    orada rüzgâr sızılar
    mor koyunlar dört kuzular
    gitti artık gelme deli, deli...

    bulunmaz mahzuni sesi
    yoktur yalanda hevesi
    son yolda ümit gemisi
    battı artık gelme deli, deli...


    82

    sevdim diyenler

    sevdim diyenlere selamım olsun
    kuru merhaba ile borç ödenir mi?
    bilmediğim derya taş ile dolsun
    sanki ölü kaptan sağ sanılır mı?

    zerrece hak var imiş her kulda
    fazilet eğlenmez akçede pulda
    kâmiller kullara çizgide yolda
    kendi yürümese kâmil denir mi?

    yalan dolan ile gönül eğlersin
    söyle zahit kime meyil bağlarsın
    beni kandırdın ya hak'kı neylersin
    beni kandırdığına hak inanır mı?

    kıymette bir midir yâr ile ağyar
    kâmilin ustası meclise uyar
    ey dostlar darılmakta da usul var
    mahzuni gibiye dost incinir mi?


    83

    biz miyiz

    size derim size bize gülenler!
    nefsin ateşine yanan biz miyiz?
    edepli erkânlı ikrar verenler
    cahilin sözüne kanan biz miyiz?

    arifler insanı sözüyle tartar
    gel dokunma her gönülde dost yatar
    engin ovalarda menekşe biter
    akışlara zehir sunan biz miyiz?

    gitmiyor içimden gam ile acı
    daha anlaşılmaz «gurûhi naci»
    gel doğrusun söyle ey turna bacı
    ikrar verip geri dönen biz miyiz?

    biz mi kestik hüseyin'in yolunu
    biz mi parçaladık kasım kolunu
    biz mi koklamadık cennet gülünü
    iblis'i laine kanan biz miyiz?

    mahzuni şerifin bilmem ne zorun
    nerelerden aldın sen bu kârın
    varısa hatamız serimden vurun
    mazlumun hakkını alan biz miyiz?


    84

    pişmanlık

    seher vakti evinize
    girdim girmez olayıdım.
    geçiyordum bağınıza
    vardım varmaz olayıdım.

    boş kayadan pınar akar
    ondan içen çile çeker
    azgın yârene kim bakar
    sardım sarmaz olayıdım.

    mahzuni şerifin halı
    aramızda kara çalı
    gittiğim erkânı yolu
    sordum sormaz olayıdım.


    85

    yarım softa

    gücenme ey yarım softa
    avareyim de avare.
    vallah billah yemin ettim
    yönümü dönmem duvara.

    ben insana gavur demem
    insandan gayriyi sevmem
    hurili cennet istemem
    çünkü âşıkım didara.

    canandan almışım canı
    neyleyim dini imanı
    öldürüp yüzseler beni
    mahzuni kurban haydar'a.


    86

    işin doğrusu

    iki yüzlü ile dost olman dostlar
    iyi günde tanrı gibi laf eder.
    kara gün içinde uzaktan sesler
    bir yüzünü şeytan birin saf eder.

    iki yüzlü ile dost olam dersen
    serden haberin yok sersemsin sersem
    mukadderat icabında düşersen
    dize vurur acır gibi tuh eder.

    yüzüne gelince canı gözüsün
    yüzünden gidince ala tazısın
    şeytan gibi hilaf yazar yazısın
    iki yüzlü peygamber'e küfreder.

    neler çektim iki yüzlü dilinden
    yüzbin çeşit toz kaldırır yolundan
    kul mahzuni iki yüzlü elinden
    döner gelir acır gider tuh eder.


    87

    beni de

    kahpe dünya doymadın
    beni de ye gel beni de.
    hangi cana kıymadın
    beni de ye gel beni de.

    pir sultan düştü dara
    hüseyin'e düştü yara
    dokunma zalımlara
    beni de ye gel beni de.

    bunca yiğidi yedin
    bir defa gık demedin
    arsızları ellemedin
    beni de ye gel beni de.

    sen gidersin döne döne
    dur diyen yok mu sana
    bütün beylerin aşkına
    beni de ye gel beni de.

    mahzuni'yim derdim çok
    attım hedef durmaz ok
    hiç birinden farkım yok
    beni de ye gel beni de.


    88

    bana

    ele geniş olan şu yalan dünya
    bilmem ki nedendir dar bana bana
    bize hücum etti cahil sürücü
    artık kesseler de kâr bana bana...

    kendimi bileli hak'ka yaramam
    geldi geçti ömrüm sanki bir akşam
    sağımda solumda kıble aramam
    hem kıbledir hem kabe'dir yar bana...

    ilim şu dünyanın başıdır başı
    gözümden akıttım kan ile yaşı
    söylediğin yapamayan bir kişi
    dört kitap okusa kör bana bana...

    cahilin her işte eli çıkıyor
    ondan rezaletin bolu çıkıyor
    açsam şapkasını keli çıkıyor
    sökmez gayrı «dede», «hoca», «pir» bana...

    tabuttaki ölü gibi ölemem
    derdim vardır onun için gülemem
    ben insanın değerini bölemem
    «doğu», «batı», «gavur», «müslim» bir bana.

    mahzuni şerifim yoldan kalır mı
    ilmin dillerinden cahil bilir mi
    hayvan kesmek ile «kurban» olur mu
    inanmazsan kaldır kılıç vur bana...


    89

    çok şey isterler

    sevdim diyenlere selamım olsun
    bilirsin sevenden serin isterler
    kuru merhabaya hatır mı kalsın
    tabipler yâreyi derin isterler.

    hangi bezirgana mahsustur göçün
    her şehre uğrama pazarlık için
    taşı hamur eden turun isterler.

    dökeyim derdimi «ıevh-i kalem»e
    kurban olam tabip yâreme değme
    gördüm âlemde naçar ademe
    gelir mahzuni'den şirin isterler.


    90

    sevdiklerime veda

    her can dayanamaz ayrılık sana
    cemâlini gördüklerim elveda
    bilmem ki erenler ne oldu bana
    sefasını sürdüklerim elveda.

    hiç bakmayın ayıp ile yazığa
    aşık olan âşık düşmez tuzağa
    belki kader yolu gitti uzağa
    divanına durduklarım elveda.

    mahzuni şerifim tutuşup yana
    bağladım özümü şah-ı merdan'a
    geri dönemessem üzülmen bana
    ikrarına vardıklarım elveda.


    91

    şikayetim sana

    vallahi usandım ben bu dünyadan
    şikayetim sana imam hüseyin.
    eski dostlar şimdi düşman kesildi
    şikâyetim sana imam hüseyin.

    şikâyetim vardır merdan-ali'ye
    hem merdan-ali'ye bektaş-veli'ye
    evvel akıllıydım döndüm deliye
    şikayetim sana yiğit hüseyin.

    sana güvenmiştim yuvam dağıldı
    o zalimin oğlu ömrümü böldü
    körpe yavrularım dağlarda kaldı
    şikâyetim sana koca hüseyin.

    mahzuni şerifim ben bir deliyim
    kime kurban gidem şaştım neciyim.
    ben ne bir kırpık hacı ne de hocayım.
    şikâyetim sana imam hüseyin.


    95

    doğmuş gibiyim

    ana baba hısım akran neyimiş
    sanki bir kayadan doğmuş gibiyim.
    denizler kayalar boşa büyümüş
    ben de bir damladan yağmuş gibiyim.

    bir zaman oturdum boynumu büktüm
    hayat bir hiçmiş bıktım ha bıktım
    ben kendi aklımca dünyayı yıktım
    aslında bir taşa değmiş gibiyim.

    kel başımı çok toprağa tarattım
    susuz çiftliğimde pirinç ürettim
    eminim ki neler neler yarattım
    beni yaratanla doğmuş gibiyim.

    mahzuni'yim bir anadan doğmadım
    aşkımdan gayriye boyun eğmedim
    koskocaman bir dünyaya sığmadım
    bir fındık içine sığmış gibiyim.


    96

    uyan çoban

    uyan çoban uyan sürüde kurt var
    mor koyun yaralı kuzu perişan.
    şakiler dönüyor inliyor dağlar
    mecnun çöle dargın yazı perişan.

    canavar bürünmüş kuzu postuna
    karışmış sürüye canlar kastına
    tekin defterini çekmiş üstüne
    ciğer pare pare sızı perişan.

    gemiler delinmiş yelkeni berbat
    zehire karışmış misk ile şerbet
    sanma ki cihanın sultanı rahat
    bazan dalgın gezer bazı perişan.

    uyan çoban uyku zarar getirir
    her taşın başında bir kurt oturur
    sürmeli yavruyu alır götürür
    parça parça koyma bizi perişan.

    yabaniler gezer dostun bağında
    mecnun gezemiyor dostluk dağında
    halden hale düştüm gençlik çağında
    mahzuni yan yatar sazı perişan.


    97

    tembih

    yalvarırım sana millet adına
    kurban olam eskisine benzeme...
    bu millet bıkmıştır yalan dolandan
    kurban olam eskisine benzeme...

    yeniden gelenler bizi taşlamaz
    haziran ayını böyle kışlamaz
    sanma ki aşıklar şahı taşlamaz
    kurban olam eskisine benzeme... .

    bunca şehitlerin başı hakkıyçün
    mustafa kemâl'in başı hakkıyçün
    anayın babayın yaşı hakkıyçün
    kurban olam eskisine benzeme...

    mahzuni şerifim ne kadar yersen
    feda olsun vatana başımı versem
    şu dünyada allah'ını seversen
    kurban olam eskisine benzeme...


    98

    karoğlan

    sevgili kardeşim canım karoğlan
    bizim yüzümüze güleceksen gel.
    asık surat göbeklerden usandık
    adamca bakmayı bileceksen gel.

    bilirsin ki bizim köyün yolu yok
    hökümete ulaşacak kolu yok
    bizim derdimizin sağı solu yok
    açlığa çare bulacaksan gel.

    rey dediniz oy dediniz al verdik
    yüz yıllardır gözü bağlı yalvardık
    tarla tarla diken kırdık bel verdik
    yoksulluğa tırpan çalacaksan gel.

    hiç benzeme senden evvel gelene
    çünkü kanımız tok böyle yalana
    hiç sözüm yok milletini sevene
    yoksulluğa tırpan çalacaksan gel.

    mahzuni hak ile beraber olur
    haksızın hakkından haklılar gelir
    millet verdiğini geri de alır
    kara bahta «ak gün» saracaksan gel.


    99

    nedir

    biz bu aşkın belasına, nimet-i hak demişiz
    biz yanarız nar-ı aşka, ya cenneti âla nedir?
    âşık olmak için cennette, ol buğday yemişiz?
    sorun hele bir softaya mecnun'u leyla nedir?

    cennet'in derdü belasın hazreti adem bilir
    cavidan-ı kâmil anlar ya cahil nerden bilir
    mustafa'nın kim olduğun mirac'a giden bilir
    ben bugün doğdum bugün varım ya kalubelâ nedir?

    kaşlarında okumuşum sidret-ül münteha'yı
    gözlerinde yazılıdır yasin-i vedduha'yı
    doğdu, âdem nida etti çağırdı ki ya ahi
    havva'yı ruhu zemindir bilmem bu belâ nedir?

    gel ey zahit ver benim şu gıyasımın cevabın
    pençe-i ruhu âlâda kim giydi ali libasın
    azmi küfe olmak her cana kolaydır bil hunin
    sorarım bir softaya hüseyin kim kerbelâ nedir?

    ben nice alim görmüşüm kalemine hak diyor
    nice arifan seyrettim benden gayrı yok diyor
    sorun hele nesimi'ye neden "enel hak" diyor
    neden yüzdüler derisini bu zalım bela nedir?

    ali boşa okumadı "la feta" suresini
    bir kağıt yaprağı sanma o surey-i yasini
    ahmak sofu diz çöker de okuyup ihlas'ını
    secde etmez çölü dilaraya mecnun'u leyla nedir?

    ey mahzuni mustafa'nın sırrı sübhan olduğun
    bilemezsin bu dünyaya çeşit çeşit geldiğin
    vallahi ben gibi yüzbin olsa bilemez aşıkların bildiğin
    sorun hele bir gün sübhayı âla nedir vücutu aksa nedir?


    100

    gel gönül

    gel gönül aleme sırrını deme
    bir sözü bin söze sakla hele dur.
    her daim başında hayatın kışı
    felek ne gösterir bekle hele dur.

    acele bir işe şeytan karışır
    saburla oturan hak'ka kavuşur
    felek biziminen hemen savaşır
    şimdilik gücünü ekle hele dur.

    sinemde saplı zalim bıçağı
    nasıhatcı olmuş hak'kın köpeği
    gel mahzuni soldurma bu çiçeği
    şimdilik meyvesin kokla hele dur.


    101

    yollar bizim

    hak'tan gelir, halka gider
    bizim yollar, bizim yollar
    sarplardan sarplara düştü
    bizim yollar bizim yollar.

    bizim yola giren şaşar
    hak'kın kulu yola düşer
    burnu büyüklerden aşar
    bizim yollar bizim yollar.

    nice etek öpe gider
    dost yoluna tapa gider
    en sonunda ipe gider
    bizim yollar bizim yollar.

    yoktur bizde ayrı gayrı
    kimi sağlam kimi sayrı
    mahzuni şeriften ayrı
    bizim yollar bizim yollar.


    102

    canandan gayrı

    ben canandan ayrı düştüm ağlarım
    derdimi dökerim esen yellere.
    viran oldu bahçelerim bağlarım
    başım alıp gidem elden ellere.

    cahilin elinden kırılır gurur
    dünyanın sitemi üstüme yürür
    kime dost dedimse gelir taş vurur
    inanasım gelmez sahte kullara.

    mahzuni şerifim desem sözümü
    ancak allah bilir benim özümü
    bana çok gördüler garip sazımı
    kızdım veda edeceğim tellere.


    103

    geçen günler

    bir dövende harman sürdüğüm zaman
    nice gözlerime toz geldi gitti.
    anamdan babamdan doğduğum zaman
    baharı görmeden yaz gelip gitti.

    belirsizdir gardaş benim durağım
    aldı hep başımı böyle merağım
    ağustos başında yanmış yüreğim
    şubat ayında da buz gelip gitti.

    şu dünyanın ömrü yarımdır yarım
    benim cahillerle yoktur pazarım
    beni çekemeyen zalim dostlarım
    mahzuni dul ama kız gelip gitti.


    104

    kahpe felek

    kahpe felek ben neyine karıştım
    ağlar garip garip ikrar verenler.
    karlı dağlar gibi dumanlı başım
    bahar görünmedi gözüme benim.

    şu bizim yayladan göçmüş erenler,
    ağlar garip garip ikrar verenler.
    hanı nerde kaldı bizim yarenler
    küller ekmeğime tuzuma benim.

    der mahzuni sam yelleri esildi
    yağmurlar yağmadı yerler küsüldü
    koyunum ağladı koçum kesildi
    canavar dadandı kuzuma benim.


    105

    dürzüler

    bizim köyün tek sahibi
    bir kınalı dürzü dürzü
    kan emiyor yılan gibi
    bir kınalı dürzü dürzü.

    dürzülerde olmaz gurur
    dürzü başı eğik durur
    dışı müslüm içi gavur
    bir kınalı dürzü dürzü

    dürzü gezer nazlı nazlı
    dürzüde çok şey gizli
    bizim dürzü dört boynuzlu
    bir kınalı dürzü dürzü.

    dilinde cennet âlası
    yüzünde kara cilası
    mahzuni'nin baş belası
    bir kınalı dürzü dürzü


    106

    bir hesap

    uy otuzbeş yılın üç buçuk dakka
    anladım ki hayat onda bir demek.
    geldi geçti bize yolun yarısı
    artık milyonların binde bir demek.

    allah yaratmıştı madem insandık
    kendine benzetti aşkına yandık
    biz bu maceraya beraber yandık
    yani ben de birim sen de bir demek.

    bizim bu devirler döndü dönecek
    insan oğlu gerçeklere kanacak
    lira kuruş olsa borç ödenecek
    asır da bir demek gün de bir demek.

    mahzuni şerifim yarış ne güzel
    yerin yüzü karış karış ne güzel
    haklı olanlarla barış ne güzel
    bugün de bir demek dün de bir demek


    107

    bir bağ bir canavar

    bizim bağa bir canavar dadandı
    kemirdi fidanı, üzüm kalmadı.
    bunca emeğim yel aldı gitti
    vallahi dünyada gözüm kalmadı.

    peteğin sırrını arıdan ara,
    balına kurt düşmüş kalmış fukara
    vefasız dostlardan geldi bu yara
    doktor merhemine lüzum kalmadı.

    mahzuni'yim kendi kendim bilmedim.
    ömrümü aş ettim bitirdim yedim
    bütün insanlara bin defa dedim
    bir daha demeye yüzüm kalmadı.


    108

    tavşan

    tavşan yamaca geçti
    şaka maka deriken
    kedi sirkeyi içti
    şaka maka derken...

    kuru göller su doldu
    karaman dağda kaldı
    karga padişah oldu
    şaka maka derken...

    doğdum topraktan geldim
    ha yaşadım ha öldüm
    mahzuni şerif oldum
    şaka maka derken...


    109

    katip

    kalemine kurban olduğum kâtip
    yaz şikâyet defterine yaz beni
    boynuma musallat tokunu takıp
    elet götür divanına diz beni.

    ferhat misaliyim dağlar delerim
    sevinirim derdim ile gülerim
    yaralı kuzuyum ayrı melerim
    anam öldü kabul etmez yoz beni.

    mahzuni şerifim sarardım soldum
    derdimin içinde dermanı buldum
    artık ben zevkimden dünyadan kaldım
    ne tatlı belaya saldı dost beni.


    110

    benim benden

    çıktım bir aynaya baktım
    benim benden haberim yok.
    bana bir insan diyorlar
    benim benden haberim yok.

    okuldan almaz nasihat
    topraktan almaz şefaat
    kalmadı dizimde takat
    benim benden haberim yok.

    şu dünyanın ömrü yarım
    bilmem nedir benim kârım
    kuyu kazarmış dostlarım
    benim benden haberim yok.

    bilmem ki nasıl herifim
    günden güne eksik keyfim
    meğer mahzuni şerifim
    benim benden haberim yok.


    111

    yazık

    yağmurlar dağlara yağar
    yazık yazık yazık yazık...
    kuru toprak sular arar
    yazık yazık yazık...

    yiğit eşkiya edilir
    silahla ardı güdülür
    hayat arar mezar bulur
    yazık yazık yazık...

    adama kıyan kıyana
    muhtaç etmişler soğana
    koca milleti soyana
    yazık yazık yazık yazık...

    mahzuni gelmez kastında
    çiçekler toprak üstünde
    tilkiler aslan postunda
    yazık yazık yazık yazık...


    112

    kerim ağa

    ta dedemden yedi dönüm kalmıştı
    kerim ağa niye sürdün tarlayı?
    hökümet vermişti benim olmuştu
    kerim ağa niye sürdün tarlayı?

    bu nasıl adalet, nasıl terazi
    sürdüğünün mezalıktı birazı
    yetmez mi onbeş dönüm arazi
    kerim ağa niye sürdün tarlayı?

    merkebi ineği çift ettim koştum
    eliminen diken yoldum ot biçtim
    hendekler kazdım da kuyula deştim
    kerim ağa niye sürdün tarlayı?

    iki yorganımın birini sattım
    bir buçuk yatakta beş nüfus yattım
    üç oğlumu bir tüfekle donattım
    kerim ağa niye sürdün tarlayı?

    mahzuni der yok mu benim gururum
    yıllar yılı gurbet elde çürüdüm
    yemin ettim billah seni vururum
    kerim ağa niye sürdün tarlayı?


    113

    devran

    kör olası devran tersine döndü
    akar gözlerimin yaşı dem gibi.
    bize doğan güneş yoruldu söndü
    zalim hayat sanki benim nem gibi.

    bahar geldi pınarlarım kurudu
    dağlarımı kara bulut bürüdü
    bize tatlı bakan gözler çürüdü
    karşımızda beyler gezer kem gibi.

    evrak evrak günahımız yazıldı
    yavaş yavaş kör kuyular kazıldı
    korkarım dünyanın karnı bozuldu
    beyler bizi yedi gitti yem gibi

    dost mahzuni aktı aktı duruldu
    zalimin günahı benden soruldu
    ezildi bellerim sanki kırıldı
    yorgun atın ağzındaki gem gibi.


    114

    vurun beyler

    vurun beyler vurun meydan sizindir
    bizim de olacak zamanı vardır.
    uykudan uyandığı görmez gözlerim
    şimdilik başımın dumanı vardır

    bizim tarlamızın tezeği serttir
    ezilmez büzülmez dert oğlu derttir
    yiğit meydanından dönen mamerttir
    yiğidin mazluma amanı vardır.

    hey bire mahzuni ah bizim dağlar
    ah bire yandığım imamın köyler
    ölen öldü artık el bize neyler
    nice yahşilerin yamanı varır.


    115

    zam yapılır

    bizim çürük mağralarda
    dam üstüne dam yapılır.
    ondört nüfus bir arada
    gam üstüne gam yapılır.

    samurlardan korkumuz yok
    feleklerden korkumuz yok
    hep arapça türkümüz yok
    şam üstüne şam yapılır.

    mal almayız satmak için
    tuz almayız tatmak için
    bezimiz yok yırtmak için
    zam üstüne zam yapılır.

    böyle döner nakaratlar
    çayra gider sakar atlar
    mahzuni'ye hakaretler
    tüm üstüne tam yapılır.


    116

    buldular beni

    kendi kitabına girdim saklandım
    kelime kelime buldular beni.
    denizin dibinde ot oldum bittim
    balığın karnından yoldular beni.

    serden geçmez imiş sırrın verenler
    daha dönmez hak yoluna girenler
    ramazan davulu oldum erenler
    vakitli vakitsiz çaldılar beni.

    kadeh oldum elden ele verildim
    bir can buldum öldüm öldüm dirildim
    namaz postu oldum dosta serildim
    secdesiz kıble'siz kıldılar beni

    şal kumaş yapılmaz tazı çulundan
    vaz geç gönül parasından pulundan
    pir aşkına pir sultan'ın yolundan
    mahzuni ol diye saldılar beni.


    117

    dünyanın işi

    hele bakın şu dünyanın işine
    belası insana verilmiş gelir
    bir zalimin taşı değmiş başına
    bir işçi bir yerde vurulmuş gelir.

    bilmem böyle midir adalet işi
    bilmem ki suçlular ya kaçta kaçı
    zenginin parası fakirin suçu
    mahkeme önüne serilmiş gelir.

    bir yandan «dedeler» sıkmış canını
    bir yandan «hocalar» emmiş kanını
    hep zalımlar almış çevre yanını
    kırılmış kollan darılmış gelir.

    benim yüzüm yoktur hayranlık için
    nice bayram yedik kurbanlık için
    şu fani dünyada insanlık için
    bir gün mahzuni de vurulmuş gelir.


    118

    gündüz gece

    bize bakan yok mu dostlar
    yanıyoruz gündüz gece...
    o beyler kendi keyfinde
    yanıyoruz gündüz gece...

    mitilimiz fabrikada
    yolcumuz gidiyor dağda
    sarı sıcakta tarlada
    yanıyoruz gündüz gece...

    evsiz biziz yersiz biziz
    ona göre arsız biziz
    nezarette hırsız biziz
    yanıyoruz gündüz gece...

    ağam gelir bizi yudar
    dedeler «hakkullah» eder
    imam muska yazmış gider
    yanıyoruz gündüz gece...

    bilmem ki sebebi niçin
    sorun bana nedir suçum
    muhammet-ali hakküçün
    yanıyoruz gündüz gece...

    bize gündüz gece doğar
    oda kara yağmur yağar
    gündüz boğar gece boğar
    yanıyoruz gündüz gece...

    mahzuni vicdanı dinler
    gece gündüzden ne anlar
    tüm dünyada ezilenler
    yanıyoruz gündüz gece...


    119

    garip yolcu

    garip garip duran yolcu
    vardan mısın yoktan mısın?
    durmak bir şey ifa etmez
    vardan mısın yoktan mısın?

    hak'ka giden hak'ka gelir
    hak'tan gelen hak'kı bilir
    fazla susan suçlu olur
    vardan mısın yoktan mısın?

    yok olanlar yerinir
    işi tutmaya erinir
    bizim pirimiz görünür
    vardan mısın yoktan mısın?

    usandım koyun gütmeden
    yüksek dağlara gitmeden
    aklımdayken unutmadan
    vardan mısın yoktan mısın?

    ne acıdır yoldan sapmak
    boş boşa el etek öpmek
    biz havadan hak'ka tapmak
    vardan mısın yoktan mısın?


    120

    çal bize gayri

    bilmem hancı mıyım yoksa bir yolcu
    müsade etmiyor yol bize gayri.
    bilmem bağcı mıyım yoksa bostancı
    yaprağın göstermez dal bize gayri.

    dağa çıka çıka dağın çürüdü
    üzüm yiye yiye bağım çürüdü
    sol yanım tutmuyor sağım çürüdü
    bilmem dost der mi ki sol bize gayri.

    bir zaman dönmedim hak'kın yolundan
    bir zaman gitmedim sağın solundan
    biz ne dersek dostum fırsat elinden
    gör neler yapacak kel bize gayri.

    yıkıldı ekinim harman kalmadı
    kırıldı ipimiz kirman kalmadı
    milletin derdine derman kalmadı.
    mahzuni sazını çal bize gayri.


    121

    yine bak

    ahmak ahlak gardaş ahmak
    eski geçti yeniye bak.
    yılları biz uydurduk
    eski geçti yeniye bak.

    bu yolda çürüttük seri
    günlerde kalan serseri
    insanlık doğaldan beri
    eski geçti yeniye bak.

    eskiye dönmek ayıptır
    çünkü yenilik sahiptir
    yarım dakika da kayıptır
    eski geçti yeniye bak.

    zannetme mahzuni deli
    kul ise halkının kulu
    hasıl yetmiş altı yılı
    eski geçti yeniye bak.


    122

    yaralarım

    değme tabip sızılıyor
    yaralarım yaralarım.
    el değdikçe bozuluyor
    yaralarım yaralarım

    hangi avcı vurdu beni
    akıttı yâremden kanı
    hiçbir doktor sarmaz bunu
    yârelerim yârelerim

    gitmiyor gönlümün yası
    dünya yalancı dünyası
    yârem kerbelâ yâresi
    yârelerim yârelerim.

    mahzuni feryadım bitmez
    hayali gözümden gitmez
    merhem sarsam sargı tutmaz
    yaralarım yaralarım.


    123

    heybe ve dede

    bir eketim vardı onu da verdim
    dede kurban nettin bizim heybeyi?
    hakkullah altında ömrümü yedin
    dede kurban nettin bizim heybeyi?

    kuruldun da sağ kşöeye oturdun
    koca köyde tavuk culuk bitirdin
    velhasılı hanemizi batırdın
    dede kurban nettin bizim heybeyi?

    elmaları soktun çıplak koynuna
    el etek düşürdün bacı kaynına
    ali'nin kılıcı deysin boynuna
    dede kurban nettin bizim heybeyi?

    açıkçası nezakete düşürdün
    birem birem yolumuzu şaşırdın
    ne verdiysen cupur cupur aşırdın
    dede kurban nettin bizim heybeyi?

    olsaydı söylerdim beştaş'ı veli
    vallah aklımızı sen ettin deli
    heybe mi hırsızlar muhammet-ali
    dede kurban nettin bizim heybeyi?

    mahzuni şerifim yattım uzandım
    dedeler elinden derde bezendim
    bu bizim lokmayı sen mi kazandın
    dede kurban nettin bizim heybeyi?


    124

    bize çatanlar

    ne zehirli gecedir
    kış ayları yaza çatar.
    kötü sözler kötü söze
    kötü gelir bize çatar.

    aldatan pirin postudur
    çok yakan sözün kastıdır
    kibrit benzinin dostudur
    kül de gelir köze çatar.

    uyuşup yatmaz mahzuni
    boş oruç tutmaz mahzuni
    kimseye çatmaz mahzuni
    ancak sarı saza çatar.


    125

    dertli köyüm

    ne uzaktır şu maraş'a
    benim köyüm dertli köyüm
    yol bitmiyor boşa boşa
    eyvah köyüm dertli köyüm.

    avratları odun çeker
    ah edip bağrını döver
    şeker değil tarhana yer
    benim köyüm garip köyüm.

    savaş gelince köy köydür
    seçim olunca köy köydür
    ondan gayrı nice şeydir
    benim köyüm dertli köyüm.

    ismi mertek büküm büküm
    mahzuni der yıkım yıkım
    hayat ona zehir zıkkım
    eyvah köyüm dertli köyüm.


    126

    neye yanayım

    dünya dedikleri çukur hanımış
    kalana mı durana mı yanayım...
    insanlıktan geri ölen öldüren
    ölene mi vurana mı yanayım...

    oy kırasım gelir böyle kalemi
    kitap kitap doldurdular çilemi
    tezekli tanırda düğün âlemi
    düğüne mi törene mi yanayım...

    mahzuni şerifim yanam yanana
    babam diye göz diken çok anama
    benliğini sevenlerden banane
    insanlığı yorana mı yanayım.


    127

    ne deyim

    kimisi gezerken feza çağında
    başımdaki binbir hâle ne diyem.
    sen benim ilime küstün gardaşım
    beraber giderdik yola ne diyem.

    gene duman almış gönül dağını
    ayrıklar kaplamış dostun bağını
    neyleyim dünyanın paşa beyini
    koşamadım dümdüz yola ne diyem.

    yıllar oldu ben bu derde yanardım
    dolaptan dolaba iner binerdim
    kimi insanları sultan sanırdım
    kimi beydir kimi köle ne diyem.

    mahzuni'yim kara bahtım delinmez
    hak'kın kulu kime derler bilinmez
    yıllar geçti gitti geri gelinmez
    dağlar ara vermez bele ne diyem.


    128

    gelemem

    beni kınamayın güzel tabipler
    derdim vardır yüreğimde gülemem.
    çünkü usanmışım ben bu alemden
    vallah billah giderisem gelemem.

    kula açık imiş şahların yolu
    bülbüle çektiren dilidir dili
    bana taş attıysa mervan'ın kulu
    kerbelâ aşkına inan ağlamam.

    âşık olan gönül indirir düze
    hak'tan kelam gelmiş ezelden bize
    acımam vallahi yalancı göze
    kan ağlasa bile tutup silemem.

    mahzuni şerifim bu nasıl edâ
    hak'tan gayri cenâ-bı hûda
    benim servetim yok aşkımdan mâda
    ben imamın ellerinde ölemem.


    129

    yıllar yılı

    güvendiğim ulu derya
    bir çeşmeden bulanırmış
    kısa gider dedim yollar
    nice dağlar dolanırmış.

    oy benim küllü ocağım
    ker*Sansür**Sansür**Sansür*li bahçem bucağım
    göğsümde sararmış bağım
    göz yaşımdan sulanırmış.

    yanağına al düşenler
    kaderime fal düşenler
    dudağına bal düşenler
    yıllar yılı yalanırmış.

    der mahzuni hele hele
    başa bir dert gele gele
    bazen melekler bile
    eli kana bulanırmış.


    130

    ulan dünya

    ulan yalan dünya senden usandım
    kimler gelip geçti mazinden senin
    sana geldim ama gene giderim
    sanki mühim midir gözümde senin.

    hani peygamberler, hani veliler
    hani hacı bektaş hani ali'ler
    aklı ermez akıllılar deliler
    kimse yürümezdi izinden senin.

    koca hüseyin'i kime kestirdin
    fir sultan'ı kime astırdın
    kimde can varsa onu küstürdün
    bir tarak işlemez bizinde senin.

    mahzuni şerifim uçar güneşe
    dünya senin emeklerin çok boşa
    ben giderim dünya sen sende yaşa
    bir âşık eğleşmez pozunda senin.


    131

    nenni nenni

    bu sene de bizim ekin kurudu
    yavru gel bağrıma gir nenni nenni.
    kaderim elinden canım çürüdü
    yardımcımız olsun pir nenni nenni.


    eller bayram eder yeşilli allı
    yavrumun gözleri ezelden selli
    feleğin yemeği kaymaklı ballı
    yavruma bir soğan ver nenni nenni.

    şubat geldi kâğıtladım deliği
    elli yıldır yenemedim feleği
    mevlâm çok mu gördü bir meteliği
    hastalığın derdi zor nenni nenni.

    çocuklar bir yandan avrat bir yandan
    ekmek ister artık usandım candan
    mahzuni car umar şahı merdan'dan
    korkarım bu dert beni yer nenni nenni.


    132

    efendim

    garip garip sızlar oldu gönlümüz
    bizi kendimize bildir efendim
    dünya baki değil bir padişaha
    ölümden ötesi yok öldür efendim.

    fazla vitamin yok insan kanında
    bir nefeslik değeri yok canımda
    yakma yaşı kuruların yanında
    gül yansa da gene güldür efendim.

    adem'ler dünyaya geldi geleli
    havva'lar elinden başı belhalı
    diyelim ki biz müslüman olalı
    şurada bin beş yüz yıldır efendim.

    mahzuni 'yim bugünümde dünümde
    dostlar belli olur kara günümde
    vallah billah adaletin önünde
    inan ki boynumuz kıldan efendim.


    133

    don

    gene azdı benim yürek yarası
    acımassan tabip sormadan dön dön..
    çok bozuldu terazinin darası
    bunu bir mizana vurmadan dön dön.

    hele bakın şu softanın işine
    zay etmiş ömrümü boşu boşuna
    insanı bırakır bakar düşüne
    arifler cahili kırmadan dön dön...

    ağlama mahzuni gün kara geçer
    kapıyı kitleyen bir gün de açar
    hangisi olmadı âşıkın naçar
    üzülüp kendini yormadan dön dön...


    134

    leyla'nın gidişi

    hele bak bu leyla'nın işine
    beni çölden çöle dağlayıp gider.
    neyleyim cahilin düştüm peşine
    aklınca kolumu bağlayıp gider.

    yalan bülbülümü göğe uçurmuş
    körpe hayatına zehir içirmiş
    kuru kavga ile ömrün geçirmiş
    cahil sular gibi çağlayıp gider.

    sana derim sana dostum ibrahim
    kimdir bilmiyor elif ile mim
    cebrail uçarken o aşkı rahim
    kulun yüreğini dağlayıp gider.

    bir zaman silinmez cahilin pası
    gelir geçer onun bütün hevesi
    tımarhane değil deli dünyası
    bilmem kime özüm ağlayıp gider.

    kemlik çıkmaz kâmillerin dilinden
    «kıtmir» ürer yolcu kalmaz yolundan
    kul mahzuni kul olmayan elinden
    ahile vahile ağlayıp gider.


    135

    anamı ağlatan

    şikâyetin kime divana gönlüm
    anamı ağlatan kadıdır kadı.
    nedir bu ihanet nedir bu zulüm
    bozuldu kalmadı insanın tadı.

    muhabbet bağını eşkiya sardı
    irfanı öldürdü edebi vurdu
    kılıç güle değip bağrıma girdi
    daha bu yarayı saran kalmadı.

    bülbül yuvasında baykuş yatıyor
    sarraf terazisi tezek tartıyor.
    menekşeler eksen diken bitiyor.
    kanunumu bozan ya hangi cadı.

    melül melül bakma gül yüzlü sunam
    sanma ki ben senden gayriye yanam
    doğurmaz olaydı oy beni anam
    hele bak başıma gör neler oldu.

    gel mahzuni yeter çekme bu ahı
    gidersem dünyadan gelmem vallahi
    duydum ki bana küsmüş güzeller şahı
    ömrümü bitirdi şu dedikodu.


    136

    doğma güneş

    doğma güneş doğma kara bahtıma
    yağmuru dökülmüş bulut gibiyim.
    analı babalı öksüz misali
    sonsuz bir yolcuya umut gibiyim.

    gidenler gitmiştir gelen gelene
    canım kurban olsun halden bilene
    toprağı sarmışlar kara yılana
    ben onun karşıtı birput gibiyim.

    mahzuni şerifim hey gidi alem
    kıyyamete kadar söylenir çilem
    bana akıl verme, saki ne bilem
    içmişem sarhoşum kiprik gibiyim.


    137

    dokunma

    aptal mısın hey divane gönlüm
    her başta akıl var başa dokunma.
    her baharın sonu güzel oluyor
    kar yağıyor diye kışa dokunma.

    ünüm olsa bile japon'da çin'de
    hak'ka doğru yürü ellerin kanda
    kurban olam dolu meclis içinde
    kendini bilmeyen başa dokunma.

    zannetme dünyaya kalmaz ki baki
    yudum yudum yandım gizli ver saki
    kilosu nedir ki gramı ne ki
    mahzuni terazi taşa dokunma.


    138

    köyüme benim

    dünya bana ben dünyaya alıştım
    felek alışmadı huyuma benim
    yıllar yılı insanlığa çalıştım
    acı kahve düştü suyuma benim

    dik duran dağıma poyraz esildi
    eski dostlar birem birem kasildi
    nazar mı değdi de köküm kazıldı
    sövenler çoğaldı soyuma benim

    mahzuni beladan belaya başım
    kana mı boyandı ekmeğim aşım
    düşmana dayandı emmim gardaşım
    lanetler mi yağdı köyüme benim.



    139

    bir gün

    dünya senin kanatların yorulmaz
    dur diyen bulunur belki de bir gün.
    beddualar ettim kolun kırılmaz
    tüylerin yolunur belkide bir gün.

    hanı sana gelip giden yolcular
    vay bunca dertliler bunca acılar
    saçını yolar da gelir bacılar
    allanır salınır belki de bir gün.

    mahzuni dünyaya ne için geldin
    dünyanın narına düştün de yandın
    kime ne verdiysen geri ne aldın
    senden de alınır belki de bir gün.



    140

    benim

    dağlar sana hayâl meyâl baktıkça
    tepemde dönüyor binbir ay benim.
    şöyle dönüp yıllarıma aktıkça
    anladım ki emeklerim zay benim.

    öldürseler benim kanım kınamdır
    ta ezelden dedim canım canandır
    topraklar babamdır dağlar anamdır
    neme gerek asıl benim soy benim.

    mahzuni'yim şahın derdine yandım
    derde yananları ahmaktır sandım
    ahret imiş dünya imiş usandım
    ihsan baba dertlerimi say benim.


    141

    gönül

    ben iki cihanda derbeder oldum
    şah-ı merdan sana gönül vereli.
    vallahi billahi sarardım soldum
    şah-ı merdan sana gönül vereli.

    naçiz vücudumu taşlara tuttum
    ne sebep varıdı beni unuttun
    körpecik gönlümü yaktın mahvettin
    şah-ı merdan sana gönül vereli.

    senin hanedana düşman değilim
    ardından küfreden osman değilim
    seni sevdiğime pişman değilim
    şah-ı merdan sana gönül vereli.

    karmakarışık iş seller gibiyim
    tepeleri yıkan yeller gibiyim
    kudurup köpüren kullar gibiyim
    şah-ı merdan sana gönül vereli.


    142

    ihsan aktaş'a

    güzel sevdim gümüşhacıköy'ünde
    ona gelenlerin dizi yorulmaz
    hüseyin kokuşlum ali bakışlım
    sevdiğini kıramaz da kırılmaz.

    yıllar yılı gitmez benden bu vebal
    geçmiş yıllar olmaz ki bize masal
    ona kusur değil ayağı topal
    onu sevmekten hiç âşık yorulmaz.

    mahzuni şerifim kendini tanı
    bir dağda rasgeldim dostuma yani
    bana bu sevgili hak'kın ihsan'ı
    ulaşılmaz kolay kolay varılmaz.


    143

    belki de

    bak erenler size bir sözüm var
    bir horoz bir aslan güder belki de
    bir değirmen gördüm taşlar öğüdür
    unu hamur olur gider belki de.

    uy gittiğim yollar incedir ince
    gülemedim gülüm ömrüm boyunca
    şu hakir gördöğün kara karınca
    döner iki devi yutar belki de.

    gel dostum gidelim gönül kuluna
    inanmam dünyanın cadı falına
    dost mahzuni sevdiğinin yoluna
    para etmez canın adar belki de.


    144

    bir deli

    bir deli bir taş atarsa
    bir deryayı bulandırır.
    bir delinin bir tek taşı
    bin akıllı dolandırır.

    göreyim özünü gör ki
    yiğit ol nefsini vur ki
    öyle bir zenginlik ki
    kapı kapı dolandırır.

    yiğit ol nefsinle savaş
    bu dünyada olma kalleş
    hüseyin'e bir damla yaş
    yedi çölü sulandırır.

    sevdiğim kırkın biridir.
    ondan gönlüm serseridir.
    mahzunî dost kıtmiridir
    kâh dalar kâh dalandırır.


    145

    durma gönül

    durma gönül durma ahu permanda
    geçen gün bir daha doğmazımış
    ırmaklar değişir damlalar yağmaz
    deryalar kabına sığmazımış

    kadrini bilmeze verme lokmayı
    öğrenir de gelir başa kakmayı
    bulutlar bellerse hatır yıkmayı
    kuru çölde yağmur yağmazımış.

    mahzuni feryadını söyler kim anlar
    geçti artık anlayacak zamanlar
    bir tufanda göle düşen insanlar
    damlalara boyun eğmezimiş.


    146

    yar beni

    kahpe felek kan mı değdi dişine
    ömrümü yedikçe gider hoşuna
    bunca emeklerim gider boşuna
    bu günlerde yaraladı yâr beni...

    sabahtan yokuşa yürüdü kervan
    akşam yollarımı bürüdü mervan
    başıma çöküyor sanki bu devran
    toprak ana kollarına sar beni...

    mahzuni şerifim kalmışım naçar
    emanet can bir kuş olur uçar
    ya benim figanım dağlara geçer
    ya da en sonunda çeker dar beni...


    147

    gücenme sofra

    gücenme gül yüzlüm biz beli dedik
    oturup kalkmamız ikrara bağlı
    dünyaya gelirken senet eyledik
    sanma ki kıblemiz duvara bağlı.

    bizim ölenimiz geri dirilmez
    kıymet bilmeyene değer verilmez
    kapımız taşlanır fakat girilmez
    çünkü kilidimiz haydar'a bağlı.

    bizim tavafımız laf ile değil
    dilimizden çıkar kelâmı "celil"
    bizden gelir bize gider "cebrail"
    anlamak vakıf-ı esrara bağlı.

    mahzuni nafile yanmadan pişmek
    hava-ü hevesin peşine düşmek
    sinesi kanda iken cara yetişmek
    cenabı hüseyin'i serdara bağlı


    148

    onikimam ali

    gel benim derdim dermanı
    onikimam ali ali...
    dünyada canımın canı
    onikimam ali ali...

    gitmiyor kalbimin yası
    dünya yalancı dünyası
    şah hüseyin'in şah atası
    onikimam ali ali...

    selman'a nergisi veren
    kulunun defterin düren
    hayber kapısını kıran
    onikimam ali ali...

    bitmez gülün ahu zarı
    günden güne kisbükârı
    vur boynuma zülfikarı
    onikimam ali ali...

    mahzuni şerifim nidem
    gidem dostu tavaf edem
    kan ağlıyor iki didem
    onikimam ali ali...


    149

    senin olsun

    boşuna aldandım dünya ben sana
    emmi dayı hasım yâr senin olsun
    bir yiğit bir defa gelir cihana
    onu da bağrına sar senin olsun

    insan bir karara vardıktan sonra
    önünden sonunu gördükten sonra
    benim hatırımı kırdıktan sonra
    al götür hasıra sar senin olsun.

    mahzuni şerife sakın dokunma
    bir canı varısa al da sakınma
    ben dünyayım diye artık yakınma
    güneş de soyuldu gör senin olsun.


    150

    barışak

    ömrümün serdarı gönlümün şahı
    sana bu günlerde noldu barışak.
    gönderme ardımdan ahı eyvahı
    bahar geldi bayram oldu barışak.

    kara zülüfleri dökmüş başına
    ben seni sevmedim boşu boşuna
    gücenmek günahtır mezar taşına
    farzet ki mahzuni öldü barışak.


    151

    hak diyerek

    erenler lokmasını
    yudalım hak hak diyerek.
    bu dava ulu davadır
    güdelim hak hak diyerek.

    her hızır olmaz kıratlı
    kıratlı gider süratli
    bizim acımızı tatlı
    edelim hak hak diyerek.

    sanma mahzuni delidir
    o da hak'kın kuludur
    gittiğimiz hak yoludur
    gidelim hak hak diyerek.


    152

    güldüremedim

    bu dünyada nice yüzler güldürdüm
    kendi yüzlerimi güldüremedim
    nicelerine geleceği bildirdim
    oy beni bana bildiremedim.

    ömür beşiğine sabur beledim
    ince ince eleklerden eledim
    güller diktim göz yaşımla suladım
    kıymatım bilene yolduramadım.

    mahzuni'yim nice eşikler öptüm
    dağlan aştım da düzlükte şaştım
    tabutuma girdim ölülük yaptım
    cenazemi dosta kıldıramadım.


    153

    aman üstüne

    gene bu gönül dağında
    dumanım duman üstüne
    bir tohum ekildim yere
    çimenim çimen üstüne.

    şah dedim de dağlar aştım
    dağlar aştım düzde şaştım
    bir zalim şaha ulaştım
    amanım aman üstüne.

    hangi kâtip bunu yazdı
    satırları bağrım ezdi
    o dost benden ayrılmazdı
    gümanım güman üstüne.

    kerem'im aslı'ya yandım
    ataştan su içip kandım
    ben o dosta çok inandım
    imanım iman üstüne.

    mahzuni ağlar gülemem
    can verip kolay ölemem
    sabah akşamı bilemem
    zamanım zaman üstüne.


    154

    yok yok

    ecel benim neyimdir
    can dediğin bende yok yok.
    canımı canana verdim
    gayrı can bedende yok yok..

    bir gece ay doğdu bana
    küle döndüm yana yana
    bende sevda vardır sana
    insaf denen sende yok yok..

    seyyah oldum diyar diyar
    işim gücüm ah ile zar
    dağda taşta mahzuni var
    o dostun dilinde yok yok...


    155

    gel hey gel hey

    gel hey gel hey benim divane gönlüm
    eski çamlar bardak oldu haberin var mı?
    gümbür gümbür geçen eski günlerim
    kervan düştü yolda kaldı haberin var mı?

    gene kar yağmış gönül başına
    bahar değmiş erciyes'in kara kışına
    bir avcı ok atmış can yoldaşıma
    aktı kanım yolda kaldı haberin var mı?

    der mahzuni şerif sor sebebi niye
    niyetim yok giderisem gelmeye
    ağrı boyun eğmiş bir çekirgeye
    dünya kime kaldı haberin var mı?


    156

    soyan soyana

    pazargan bu nasıl pazar gardaşım
    hesap kitap yoktur yiyen yinene
    gözler yaşlı yaşlı cepler kuraktır
    sorgu sual yoktur soyan soyana.

    binbir belâ ile yetişen ürün
    samandan değersiz şu hali görün
    demek bize lanet size aferin
    oy alıp söz verip cayan cayana.

    bir ceket almıyor memur maaşı
    kimler kaldıracak bu ağır taşı
    ovalan sular oldu göz yaşı
    ulu dağ başında buyan buyana.

    hastaneler önü tümenle hasta
    dörtte biri öldü nerdesin usta
    böyle davranılmaz en büyük dosta
    yetimler hakkından doyan dayana.

    der mahzuni dertler saysam bundan çık
    kimi hırsız kimi açtır kimi tok
    bizde sabır bitti sizde vicdan yok
    arkadan beddua sayan sayana.


    157

    kundaklı gelin

    eşi mi vurulmuş karalar giymiş
    kucağı kundaklı ağlar bir gelin
    ceylan bakışını yerlere eğmiş
    kucağı kundaklı ağlar bir gelin.

    mahzuni şerifim ağlar bu deme
    zalim felek artık ömrümü yeme
    adını sordum da adı fadime
    kucağı kundaklı ağlar bir gelin.


    158

    kara gözlüm

    siyah zülüflerin kelepçe etsen
    gene de geçemem oy kara gözlüm
    yusuf'un misali zindana atsan
    gene de geçemem oy kara gözlüm

    ister beni ellik ellik süründür
    ister seni güllük güllük büründür
    başımı kessen de gene yerindir
    al götür hasıra koy kara gözlüm.

    kurşun vurma seni seven gönlüme
    karlı karlı dağlar koyma önüme
    kipriğin kâr etti tatlı canıma
    nolur hatırımı say kara gözlüm.

    mahzuni şerifim ayrılmam senden
    kurban olsun diye can iste benden
    ayrılık bir yandan ölüm bir yandan
    gel sen bu fikirden cay kara gözlüm.


    159

    arifler güzeller

    varma meclisine soyu bozuğun
    velayete erse soyuna çeker
    dinle öğüdünü bağrı eziğin
    kâmil sözü kevser suyuna döker.

    özü pâk dolaşır semâda erler
    bir canlı kabe'ye tavaf ederler
    âşıklar bedestan tüccarıdırlar
    kervanını dostun köyüne yıkar

    zahidin sulbüne indirme meyil
    peygamberim dese gerçekten değil
    ilme koş arifin emrine eğil
    arifler güzelin huyuna bakar.

    hak'kın yatağıdır hor görme kulu
    hak'ka gıyas etme akçeyi pulu
    bir gün çalar mehti baba davulu
    mahzuni şerifim oyuna kalkar.


    160

    bahar ayı

    bende bugün bir türlü hâl var gene
    kuzular melişir bahar ayında.
    ya başıma bir gelcek var gene
    dertlerim bileşir bahar ayında.

    karşı dağı inceden bir sis tutar
    meri keklik acıyınan yas tutar
    çeşmimi gam yüklüdür günlük yas tutar
    ellerim dolaşır bahar ayında.

    devreder mahzuni kendi çağından
    bir menekşe kopar ömrüm bağından
    uzaktan uzağa nurhak dağı'ndan
    bir koku bulaşır bahar ayında.


    161

    gel gizli gizli

    ben canandan ayrı kaldım kalalı
    akar gözüm yaşı sel gizli gizli
    senin ile ikrar verdik ezeli
    kimseler duymasın gel gizli gizli.

    hey yolcu destursuz bağa girilmez
    kadir bilmeyene kıymet verilmez
    her sazın döşüne pençe vurulmaz.
    incedir kırılır tel gizli gizli.

    inan ey cananım belim büküldü
    farkına varmadan ömrüm söküldü
    deprem yokta neden evim yıkıldı
    bu işte bir yaman el gizli gizli.

    biçare mahzuni yanar inlerim
    feryat varmadan ömrüm söküldü
    dosttan ayrı düştüm yanar inlerim
    dakikam içinde yol gizli gizli.


    162

    usandım

    yüce yüce karlı dağlardan
    başımdaki dumanımdan usandım.
    almadım tadını koca dünyanın
    boşa dönen zamanımdan usandım.

    çok yazılar yazdım cana canana
    raslamadım benim gibi yanana
    elin dudu dillisinden bana ne
    kendi kaşı kemanımdan usandım.

    mahzuni günlerin geldi beriye
    yaralandım uzak kaldım geriye
    nice ikrar verdim kaldım geriye
    kırık küçük imanımdan usandım.


    163

    ferhat şirin

    ferhat şirin için delmiş kayayı
    deldiren mi dertli delen mi dertli
    zayaret etmeye yalan dünyayı
    gönderen mi dertli gelen mi dertli.

    gökyüzünde kuşlar döner hak diye
    hak bize gözleri vermiş bak diye
    sorun kim söylemiş derdim yok diye
    bilmiyen mi dertli bilen mi dertli.

    der mahzuni hasret beni yakıyor
    ılgıt ılgıt göz yaşlarım akıyor
    bir canım kalmıştı çıktı çıkıyor
    sağ kalan mı dertli ölen mi dertli.



    164

    elbistan özlemi

    elbistan bağına girdim dost deyi
    birem birem yaprakları çürümüş
    çıktım şar dağına nazar eyledim
    eyvah bizim ceyhan suyu kurumuş.

    katar katar kantarma'nın erleri
    dertli dertli döşün döğer pirleri
    on direkli kara çadır yerleri
    kör olası çakır diken bürümüş,

    ay doğmuş şu bizim obanın hali
    kara çalı boğmuş şarkı şimali
    bir elinde sazı kerem misali
    vay mahzuni gurbet ele yürümüş.


    165

    yollar bizim

    giderim diye ağlama
    uzun uzun yollar bizim.
    açılmış bizi bekliyor
    bizi saran kollar bizim.

    üzülür karalar giyen
    yaşar biraz ölmem diyen
    elli sene yol bekleyen
    eli bağlı yollar bizim.

    mahzuni'yim hak'ka uyar
    yarım yolcu yoldan cayar
    şerif gider ali'si var
    oğul veren ballar bizim.


    166

    kimin kime sözü

    kazan demiş kulpun kara
    kimin kime sözü vardır.
    gidin söyleyin onlara
    kimin kime sözü vardır.

    diken olmuş çevre yanın
    ağlamış bağım bostanım
    kültür budalası hanım
    kimin kime sözü vardır.

    biri yatar inim inim
    biri kemirir bedenim
    bugün senin yarın benim
    kimin kime sözü vardır.

    mahzuni yola gidilir
    hancı olan yolu bilir
    mevlâ'ya kulluk edilir
    kimin kime sözü vardır.


    167

    böyle dediniz

    sizin yaptığınız allah'ın emri
    benim çektiğime kader dediniz.
    böyle bir evlâdı yiyip içenler
    kanlı babalar peder dediniz.

    irinler kokuyor kirli ellerde
    çok odunlar çektim çamlı bellerde
    bir şükür kervanı cahil dillerde
    böyle gelmiş böyle gider dediniz.

    bizde zayıf notlar sizde pekiyi
    kahpe felek yanlış çekmiş çekiyi
    dünya bilir iki kere ikiyi
    her nasılsa böyle yarım dediniz.

    dünyada pay ettik cennet âlâyı
    "sırat köpriisü"nde çektik halayı
    çobansız dağlarda bunca belayı
    mahzuni şerife güder dediniz.


    168

    kötü kader

    kötü kader hergün tuttun yakamı
    bir gün bırakmadın peşimi benim
    anlamadım kasıt mıdır şaka mı
    gülünen kokladın leşimi benim.

    sen kimin oğlusun kimin kızısın
    baha göre ta şeytan'ın yüzüsün
    kader mi felek mi nasıl yazısın
    bir gün kaldırmadın başımı benim.

    yadellere menekşesin çiçeksin
    bize gelir çifte nallı köçeksin
    her tarafı kesen sapsız bıçaksın
    kan içinde koydun döşümü benim.

    mahzuni şerifin halı taşkala
    el içinde başkala ha başkala
    esterim ki iki gözün şaşkala
    koymadın kırmadık dişimi benim.


    169

    dörtler

    dört güzel sayıdır demek ki ezel
    neden iki kere iki dördümüş
    allah bir, güneş bir dünya da birdir
    neden peygamberin teki dördümüş.

    tevrat, zebur, incil kur'an gelince
    yani insanlığı dörde bölünce
    hiç aklım ermiyor böyle bilince
    mevsimler geçerken yükü dördümüş.

    yönler tayin olmuş neden dördünen
    dört melek varımış kitapla inen
    şeriat, tarikat, marifet derken
    hakikatin içindeki dördümüş.

    dördünen mördünen bizi yediler
    dört ayak üstüne düşen kediler
    binlerce olurken dedi kodular.
    bu kadar kitabın eki dördümüş.

    üçten dokuz çeker ahmak müslüman
    adam sevdiğinden vaz geçmez inan
    mahzuni dört yandan yağıyor plan
    demek başımdaki zeki dördümüş.


    170

    dünya vatanı

    doğunca adresim dünyadır ama
    dünyanın içinde ben vatanlıyım.
    ancak vatansız gezegenlerdir.
    bugün değil dün de ben vatanlıyım.

    ta âdem'den habil ile kabil'e
    sibirya'dan singarup'a babil'e
    cezayir'de ben de doğsaydım bile
    bir insanım çin'de ben vatanlıyım.

    vatanlı olanlar dertsiz olur mu?
    ulu ağaç içi kurtsuz olur mu?
    karıncalar bile yurtsuz olur mu?
    ne yapayım bende ben vatanlıyım.

    mahzuni der barış olsa vatanda
    sınır ile silah kalkar cihanda
    dönek diye kellem gitse şu anda
    afşin dağlarında ben vatanlıyım.


    171

    bozguna döndüm

    bu yaylanın mor kanatlı kuşuydum
    pençesi kırılmış kuzguna döndüm.
    turnaların katalarının başıydım.
    sürüsün kaybetmiş bozguna döndüm.

    biriken damlalar kan oldu aktı
    harmanın üstüne yıldırım çaktı
    dağıldı kervanım dostlar bıraktı
    karınan tipide ezgine döndüm.

    der bire mahzuni sarardım soldum
    dertli turnamınan bir yuva kurdum
    türkmen ellerinde eğlendim kaldım
    yolumu antep'e gezgine döndüm.



    172

    nereden gelmiş

    size doğru yolu gösterenlere
    sorunki bir defa nereden gelmiş
    verdiği adrese hiç gitmiş midir
    bu şehrin adını kimlerden almış.

    tatlı dilli gösterişli yerinde
    ağır basar tenkitleri deninde
    eğer oynuyorsa bir aferin de
    aslanın postunu giyen çakalmış.

    ya bir kucak kitap vardır kolunda
    okur yazar değil ama solunda
    tövbe yürümemiş halkın yolunda
    dikkat et dersini esrardan almış.

    sen yanarken kendi çekip oturan
    hayalinde kahramanlık yetiren
    işte bunlar insanlığa bitiren
    bir maşadır para ile kurulmuş.

    mahzuni der kurban olam bilene
    bilerek davası için ölene
    selam benden şahin beye yılana
    farzet antep değli dünyada olmuş.


    173

    tanrı korusun

    birbirinden farklı yoktur
    tann'm dünyayı korusun.
    insan oğlu mübarektir
    tanrı'm dünyayı korusun.

    kökü gelmiştir derinden
    adaletin bol yerinden
    atom şeytanın şerrinden
    tanrı'm dünyayı korusun.

    dinler benim için iyi
    dilim varmaz kötü deyi
    isevi'yi musevi'yi
    tanrı'm dünyayı korusun.

    ister ayrı olsun dili
    ister sürsün baka yolu
    bütün kullar hak'kın kulu
    tanrı'm dünyayı korusun.

    mahzuni şerifim emi
    düşün kim yaratmış kimi
    içi sıra türkiye'mi
    tanrı'm dünyayı korusun.


    174

    unutma emi

    belki son sözümdür belki daha var
    başa neler gelir unutma emi.
    zulüm ile abat olan zâlimler
    ettiğini bulur unutma emi.

    yollar kesiliyor dağlarda şaki
    bu devam kimseye değildir baki
    kurdun ettiğini ta uzaktaki
    karınca da bilir unutma emi.

    karı eksik olmaz dağlar başının
    zararı dokunmaz öller kışının
    bu dünyaya gelip geçen kişinin
    yaptıkları kalır unutma emi.

    mahzuni şerifim kudurma bazan
    kâmil demek değil okuyup yazan
    zehir kaynatırsa bayramda kazan
    yaban ayı ölür unutma beni.


    175

    ağlama

    eğer düşer isem gurbet ellere
    bir soluk resmine bakıp ağlama.
    başa gelmez iş olmaz ki dünyada
    sazını duvara asıp ağlama.

    her zaman çağırdım şah-ı merdan'a
    hak için yüreğim bağlıdır sana
    gözüm bağlı düşer isem zindana
    yiğit ol boynumu büküp ağlama.

    ala kardır akçadağ'ın yücesi
    kürecikte erenlerin nicesi
    bir bahar ayında bayram gecesi
    ellerine kına yapı ağlama.

    ninni çalar yavru düşüş koluna
    yemen örmesini takmış dalına
    bakar iken mahzuni'nin halına
    ceyhan seli gibi akıp ağlama.


    176

    fadime gelin

    gel benim canımın canı
    düşman almış çevre yanı
    bir daha var ettin beni
    fadime gelin gelin...

    gezer salını salını
    istemez dünya malını
    berçenek'in hoş gelini
    fadime gelin gelin...

    dünyada görmedi nazı
    hak'kadır onun niyazı
    akçadağ'ın nazlı kızı
    fadime gelin gelin...

    mahzuni şerif turnası
    dertli öter çeker yası
    yetiş ali'min anası
    fadime gelin gelin..


    177

    kirveler

    kirelik elinden başım belâlı
    ta âdem baba'dan beri de kirvem.
    kirvelik muhammet-ali'den kaldı
    ne yazık şeytan'ın seri de kirvem.

    birinin çorum'da kumarda eli
    biri manisa'da çıktı zır deli
    erzincan'da haydar usta'nın keli
    inan ki ölümün körü de kirvem.

    kirvelik adına sattık çulları
    kirve olduk sonra büktük yolları
    divrik'te var gani baba dölleri
    bizim pazarcık'ın keri de kirvem.

    oğlumu «kestiren» çekti de gitti
    kanını peşkire döktü de gitti.
    tavayı kazanı yaktı da gitti.
    et koymadı benim deride kirvem.

    biri almanya'nın darmıştat'ında
    tek selâmı gelmez ne hikmet bunda
    hepsinin kalsın boynu altında
    her bırk budalanın biri de kirvem.

    kimi züğürt kimi ağa parçası
    canımı verendir kirvenin hası
    bir acayip adıyaman dünyası
    dört yüzü aşkındır geride kirvem.

    adana'da vardır fındık kıranlar
    istanbul'da asıl beni yoranlar
    mahzuni der tövbe olsun erenler
    cehennemin dibe de yeri de kirvem.


    178

    benim neyime

    benim gibi bunca insan varıken
    şadolup ta gülmek benim neyime
    mecnunlar gibiyim bizim çöllerde
    olanları bilmek benim neyime

    gizli gizli okur açık yazarım
    gündem güne değişikti pazarım
    kimbilir nerede olur mezarım
    adam gibi ölmek benim neyime.

    beyler atlı gitti ben kaldım yaya
    ömür yollarında yolcuyum güya
    çok veli'ler gibi yalan dünyada
    gidip geri gelmek benim neyime.

    mahzuni'yim bir de şerif cabadan
    anladım incelerken kabadan
    özüm köküm gelmiş âdem baba'dan
    insanlığı bölmek benim neyime.


    179

    kırklar

    bugün ben kırkları gördüm
    ulu kervan yola doğru
    eğildim yüzümü sürdüm
    kerbelâ'da çöle doğru.

    ali ali canım ali
    canımda cananım ali
    gül yüzlü sultanım ali
    himmet eyle kula doğru.

    hak'ka çıkar güzel yollar
    hak'kın dostu gönlü boldur
    gülbenek çeker derviş kullar
    hazreti resul'e doğru.

    der mahzuni kıblem hak'tır
    hak üstünde hakkın yoktur
    gerçek olan insanlıktır
    çıkma sağa sola doğru.


    180

    beni yaradana

    ister cennet olsun ister olmasın
    beni yaratana kavuşacağım.
    o verdi o alır tatlı canımı
    beni yaratana kavuşacağım.

    cehennemi haktır, ateşi haktır
    kula düşen tatlı tatlı bakmaktır
    cennetin kıskancı aşka yakmaktır
    beni yaratana kavuşacağım.

    şu benim canımı imam vermedi
    dualar okudu ama görmedi
    şu dünyada olup biten yormadı
    beni yaratana kavuşacağım.

    dört kitaplar dörtbin olsa hoş bana
    yaratansız iki cihan boş bana
    her yanımda değer taş bana
    beni yaratana kavuşacağım.

    sevmeyenler cenazemi kılmasın
    yarın yanlış abdestini almasın
    yeter ki hak benden ayrı kalmasın
    beni yaratana kavuşacağım.

    gel şu dağlara bak düşün ki nedir
    yüceden seyreden hazreti kadir
    mahzuni ebedi olan mevla'dır
    beni yaratana kavuşacağım.


    181

    ya ali

    ben sana gönlümü verdim vereli
    derd ile belâya kalım ya ali.
    bilmediğim bağdan bir gül dereli
    vakitsiz sararıp soldum ya ali.

    deniz oldum akan geldi sineme
    dayan yaram dayan daha kanama
    kurban olam nolur beni kınama
    yenice belhamı buldum ya ali.

    demek seni seven çekermiş ceza
    darılmış nefesim vermiyor feza
    sana derim sana koca mürteza
    mahkemene dava kıldım ya ali.

    ay mıdır mıdır günü bellisiz
    çekerim belâyı, kırksız ellisiz
    öyle bir sazdır ki göğsü tellisiz
    beyhude çaldım da çaldım ya ali.

    dükkân dükkân malın sattım olmadı
    köşe köşe yattım olmadı
    zehiri bal ile kattım olmadı
    ben zehir yemekten bıktım ya ali.

    mahzuni şerif'e gel zülfükar çal
    kıyamete kadar gitmez bu vebal
    ya bağım bağ eyle ya canımı al
    ben ubunu demeye geldim ya ali


    182

    dur geri geri

    kisbû kâr eylemi hâli cehlile
    ikrar ver kâmile var yürü yürü...
    ahvali münafık ezberi hile
    dolaşır yollarda kör sürü sürü...

    deccal güruhuna uğramadan geç
    lezzeti nahoş kıymeti iğrenç
    âşığın eşiği kendine miraç
    çıkma yükseklere dur geri geri...

    ibret almadın mı afatı nuh'tan
    mürüvet bekleme bedensiz ruhtan
    mevtaya mezara kâr etmez büftan
    yeter ki benliği vur diri diri...

    nişansız âdemdir libası hımar
    zülfükâr tartamaz her bel her kemer
    faninin köşkünün sonu tarumar
    bir ebed külhane kur beri beri...

    emrü hak deyip her meyveyi yeme
    gel nazar kıl havva ile adem'e
    isa baba nerden düştü meryem'e
    belki bile olar sor bari bari...

    gel mahzuni derviş değil durmuş ol
    dolu kap taşırır boşalmışa dol
    derlerdi ki kalpten kalbe gider yol
    nenden ağlamıyor yâr zari zari...


    183

    gördüm özümle

    doğduğu yerine ana yurduna
    düşmüş idi ezilenin erdine
    sordum mahzuni'ye bu figan ne
    dedi tasa kıvanç tümü sizinle.

    kara duman olsa kar boran olsa
    damarı sağlamdır çiçeği solsa
    yetmez mi dostuna selamı varsa
    uzak olsa bile yakın bizimle.

    o layıktır sevginin güzeline
    aşka geldi vurdu sazın teline
    uğradım demişti ben göl yerine
    pınar kendi onu gördüm gözümle.

    uğur ile yola çıkıp giderken
    mahzuni dedi ki bu ne gezinme
    kendi kendimize okur yazarken
    onu gördüm selâm verdim özümle.


    184

    gönül hancısı

    beytullah'ı görmek isteyen âşık
    gönül şadedenler hacıdır hacı
    yük ağır ben ağır yollar dolaşık
    ermeden yıkılmak acıdır acı.

    suların çağlayıp coşkun akışı
    deryanın katreye hasret bakışı
    bir bahçede bin çiçeğin kokuşu
    esmai-adem'in gücüdür gücü.

    sorun derdi nedir canım cananım
    tahtı-parça parça sultanın hanın
    ikrar edip ikrarından dönenin
    gittiği yer dilin ucudur ucu.

    düşmeye mahkûmsun muallak yatma
    cahilin lokması bal olsa tatma
    yararsız pazarda cefheri satma
    adalet mahzuni'nin tacıdır tacı.


    185

    ne güzel

    insan deryasında hak'kın yolunda
    edep ile hür olması ne güzel
    bunca bilmezlerin bunca cahilin
    başlarında pir olması ne güzel.

    geleceği güneş olmalı gencin
    ey ihtiyar başım bitmedi sancım
    tadına doyulmaz helâl kazancın
    her ekmekte ter olması ne güzel.

    âdem baba varken dinler yok idi
    fitneye fesada karnı tok idi
    şu ikilik canımıza okudu
    tüm insanların bir olması ne güzel.

    der mahzuni yanlış yola yürürsem
    nefsin içim toprak olup çürürsem
    insanları ayrı ayrı görürsem
    gözlerimin kör olması ne güzel.


    186

    seni düşündüm

    kolumda kelepçe boynumda zincir
    geceleri bölüp bölüp seni düşündüm.
    bağlı gözleimden bir ışık diye
    acı acı gülüp seni düşündüm.

    kanlı dudak bölük bölük heceler
    inin inim benim gibi niceler
    yavru doğar diye bazı geceler
    yüzbin defa ölüp seni düşündüm.

    bir düdük çalındı belli belirsiz
    uyandım uykudan gözlerim fersiz
    bir surun içinde lekesiz kirsiz
    suçlu gibi gelip seni düşündüm.

    bir yolcuyum hak'tan ayrı gidemem
    sus diyorlar bana kime ne demem
    kara günler gelir geçer fadime'm
    ben mahzuni olup seni düşündüm.


    187

    telli turnam

    güvendiğim dost köyüne
    dağlar girmiş aralanmış
    alkanı akmış tüyüne
    telli turna'm yaralanmış.

    güller ekmiş göz yaşına
    dikenler dolmuş başına
    bir kuru mezar taşına
    iki satır sıralanmış.

    dertli dertli bakar düne
    için döker bu güne
    yıldırım düşmüş gönlüne
    parça parça paralanmış.

    her gelen geçersin burdan
    ervahı olsa da nurdan
    mahzuni fitne fücurdan
    beyaz bahtı karalanmış.


    188

    zeyno (babası)

    bu yayladan sensiz nasil geçeyim
    dağlar garip garip zeyno'm nerdesin
    ceyhan suyu demin almış bulanır
    çağlar garip garip zeyno'm nerdesin.

    ocağında umut yanmış kül olmuş
    gök yüzünde bulutların durulmuş
    salkımı büzülmüş yaprağı solmuş
    bağlar garip garip zeyno'm nerdesin.

    saburu aş ettin zehiri yemek
    kaderimde varmış senin gülmemek
    daha dün var iken yok oldun demek
    sağlar garip garip zeyno'm nerdesin.

    yollar kıvrım kıvrım anlatır seni
    dünyama ışıklar verenin hani
    sen gidince öksüz kaldı mahzuni
    ağlar garip garip zeyno'm(*) nerdesin)

    * ozanın babası zeynel mahzuni


    189

    bostan beli

    bostan beli sana nazar mı değdi
    hani senin turnaların tellerin
    ha deyince beşyüz atlı binerdi
    zevali mı geldi bizim ellerin.

    tan yerinden koca güneş doğunca
    bizim ele bahtı boran yağınca
    bir tiki de bir arslanı boğunca
    kahpe felek nasıl uzar dillerin.

    der mahzuni hak'tan gelir dermanım
    padişahtan olsa bile fermanım
    bir seherde sele gitmiş harmanım
    ner yardımı vardır bana yellerin.


    190

    berbat görüntü

    kara gözlüm nisan ayı gelince
    gene yolumuzda gurbet görünür
    akar gözlerimden inceden ince
    kanlı yaş ellere şerbet görünür.

    döğünüp ağlama gülüm boş yere
    biz nere şadolup gülmek nere
    var diye dillere düştük bir kere
    yokluğum zalıma servet görünür.

    ömrümün üstünde yıllar yol oldu
    sayılı gün daraldı da daraldı
    eyüb'ün çilesi geride kaldı
    mahzuni hoş görünür berbat görünür.


    191

    var diye bana

    dünya senin ile pazarlık etmem
    bir karış toprağın var diye bana
    şurda üç gün için hatır incitmem
    yaşadığım kadar kâr diye bana.

    suya attın yılanları tutturdun
    her günümü kumar ettin utturdun
    geçmişimde nice dullar yutturdun
    elleri kınalı yâr diye bana.

    bir damla suyudum insan eyledin
    vücuta getirdin hicran eyledin
    ne utandın ne de vicdan eyledin
    ateşi bez ettin sar diye bana.

    mahzuni'yim belki gene gelirim
    gelir isem nasıl olur bilirim
    canım ister ise çeker ölürüm
    hiç minnet eyleme dur diye bana.


    192

    kanadımı kıra kıra

    ömür yollarında gelip geçerken
    kervanımı haramiye bozdurdun.
    erenler ceminde konup göçerken
    bilmediğim yüce dağda gezdirdin.

    dosta gitsem yollarımı bağlarsın
    ceyhan suyu gibi coşup çağlarsın
    kara kaşlarını çatar ağlarsın
    vallah billah tatlı candan bezdirdin.

    mahzuni dolaşır gurbet elinde
    inileyip geçer sazın telinde
    yeşil ördek oldum dertler gölünde
    kanadımı kıra kıra yüzdürdün.



    193

    zam fakiri

    gel beni yanlış anlama
    öldürecek zam fakiri
    eve ne girsin akşama
    öldürecek zam fakiri...

    etme biziminen alay
    bir odun bir ekmek vay vay
    uy fakirlik dile kolay
    öldürecek zam fakiri...

    kimi duldur kimi yetim
    böyle saygılı milletim
    taraf tutuyorsam itim
    öldürecek zam fakiri...

    madem ki hak'ka gidersin
    huzura varsan ne dersin
    kazananlar vergi versin
    öldürecek zam fakiri...

    der mahzuni aman doktor
    bizim ilde hasta çoktur
    bana göre birşey yoktur
    öldürecek zam fakiri...


    194

    diri daha

    avcı vurdum sanma onu
    diri daha diri daha-vallahi...
    dert başımdan gider gelir
    diri daha diri daha-vallahi...

    yarem derin ellemeyesin
    tabipleri yollamıyasın
    sen bizi kör bellemiyesin
    beri bak ha beri bak ha-vallahi.

    gözyaşım ceyhan'a dönmüş
    derin aha derin aha-vallahi...
    alır seni sele boğar
    yürüme ha yürüme ha-billahi...

    sürdü köyün merasını
    kurmak için binasını
    yola gömdü anasını
    kerim ağa kerim ağa-vallahi..

    birgün kırarlar dişini
    ürüme ha ürüme ha-vallahi...
    keserler o kel başını
    yarı şaka yarı maka-billahi...

    der mahzuni tatlı canım
    sen mi yarattın aslanım
    yaklaşma yanıma benim
    geri daha geri daha-vallahi...


    195

    şaşkınlık ve gerçek

    bir meltem mi desem sabah mı desem
    bir bahar mı desem yoksa bir afat
    beynimde bir hal var sersemim sersem
    almış dimağımı dert alev kat kat.

    benliğime hakim meçhul bir olay
    feth olmuş gibiyim ne cenk ne vay vay
    isim mehtabı fışkıran bu ay
    hangi gökten doğdu seyretsem bizzat.

    hançerem kaplandı alevler ile
    aşikare gizli garip bir hile
    acısı lezzetli bu sinsi çile
    kimden kime miras kimlerden icat.

    şaşkınım hilkatin bu ilk sesi mi
    yoksa yaratanın ta kendisi mi
    neler çekmiş biçarecik nesimi
    ondan tatmış düşman olmuş kâinat.

    aklım iflâs etti adım serseri
    böyle muammaya düşelden beri
    karanlık gecenin mutlu seheri
    şu soluk yüzdeki o müthiş tokat.

    bir mızrap çırpışır inleyen odur
    bir nâme haykırır dinleyen odur
    tekkede feyzedip binleyen odur
    kurtulmaya kalkma yanarsın heyhat.

    bir çift göz azmeder dağları deler
    bu içe döndü mü vay neler neler
    seherde inliyen hazin ninniler
    mahzuni bu niçin bu nasıl bigayet.


    196

    saki

    bana bir mey ver ki deryadan gelsin
    bana bir meze sun sırf candan olsun
    beni kavurmayan kazan kırılsın
    piştiğimden beri sarhoşum saki.

    müptelâyım mestim şişesiz meye
    alay etme dostum sarhoşum diye
    katreden kaplara kaplardan çaya
    coştuğumdan beri sarhoşum saki.

    benim sarhoşluğum dostun ihsanı
    doldurup ver korkma çekinme yani
    velhasıl günahımla mahzuni
    olduğumdan beri sarhoşum saki.

    eşekliğin tadı aslanda olsa
    zulmüne küfreder semere gelse
    of demem dünyada bir nalım kalsa
    mevlâ'ya şükür ki eşek gibiyim.

    mahzuni diyorlar bir sahibim var
    bazan sırtlar beni bazan yük atar
    hep benim cinslerim gevişsiz yutar
    mevlâ'ya şükür ki eşek gibiyim.


    197

    elveda erenler

    kalktı kervanımız konduğu yurttan
    elveda erenler gönderin bizi
    taktık birer birer mertten nâmertten
    elveda erenler gönderin bizi.

    konanlar göçüyor dünya fanidir
    kuş dilinden bilen canlar hanidir
    kulunun rızkını veren ganidir
    elveda erenler gönderin bizi.

    ihtiyar eyledik hayli zamanı
    atalım gönülden şirki gümanı
    kolay kalkmaz karlı dağın dumanı
    elveda erenler gönderin bizi.

    cilveyi rab'bandan ferman erince
    devi yutar imiş kara karınca
    selamlar götürem dosta varınca
    elveda erenler gönderin bizi.

    mahzuni der hemmekânım dostunan
    vücut gider başıyınan postunan
    gül düşmesin yaramıza kastınan
    elveda erenler gönderin bizi.


    198

    anamı ağlatan

    şikâyetim kime divane gönlüm
    anamı ağlatan kadıdır kadı
    nezaket ismine bürünmüş zulüm
    göbek attı durdu dünyanın tadı.

    el parmağa düşmen, gzö gözden ayrı
    bundan ötesini sen düşün gayrı
    bozulmuş kalmamış dostluğun hayrı
    mesut gezer kara cübbeli cadı.

    bunda hikmet nedir ey ulu calap
    her çayın başında bin türlü dolap
    bir adımlık ama ruh ile halep
    ne acıdır kıble'm daha uzadı.

    korktuğumdan yiğit gezer mahzuni
    biter mi yalanın perisi cini
    bırak şımartma şu hainoğlu hini
    elbet bir kayaya çarpar kanadı.


    199

    kavga olmaz

    senden yanı olmayanı
    elleme bak kavga olmaz
    benlik şeytana aittir
    ben deme bak kavga olmaz.

    ordu ordudur eriyinen
    hak'ka gitmeli seriyinen
    halkın alnının teriyinen
    bok yeme bak kavga olmaz.

    hacımız gider kabe'ye
    neden nasip değil beye
    bin mikroptan ilaç diye
    zemzeme bak kavga olmaz.

    mahzuni der neler bunda
    yiğit kanı durmaz kında
    yani bir dar ağacında
    kelleme bak kavga olmaz.


    200

    yanlış anlama

    beni demirden sananlar
    beni yanlış anladınız
    ben de etten kemiktenim
    beni yanlış anladınız.

    bazan sağlam bazan hasta
    bir insan kalmaz kıyasta
    bizden gül verirken dosta
    beni yanlış anladınız.

    namaz kıldım hafız oldum
    rütbe taktım asker kaldım
    siz gibi dünyaya geldim
    beni yanlış anladınız.

    benim rengim et rengiydi
    ne ağaydı ne de beydi
    kimi kızıl sarı dedi
    beni yanlış anladınız.

    gerçek yüz değildi tekti
    mesele bunu bilmekti
    her parti kendine çekti
    beni yanlış anladınız.

    mahzuni haklı yanıyım
    bir de ben sizi tanıyım
    ben bir dünya ozanıyım
    beni yanlış anladınız.


    201

    bunamış gibi

    gurbet buram buram akar göğsümden
    ecel fermanımı onamış gibi
    karalar göç etti saçtan sakaldan
    derbeder gezerim bunamış gibi.

    sıra sıra domar domar yaşlarım
    her akışta bin figâna başlarım
    sanki selam durmuş mezar taşlarım
    şimdiden baykuşlar türemiş gibi.

    menekşeydim, kezbi yediş sapımı
    mor kayadan çıkarmıştım tapumu
    arada felâket yoklar kapımı
    gözüm kapar gider denemiş gibi.

    şahlanan gençliğim geçti kaç para
    kaptırdık papucu ah ile zara
    iyi günlük, iki yüzlü dostlara
    kalbimin ortası kanamış gibi.

    mahzuni şerifi dostlar severdi
    felek cezasını verdi ha verdi
    devede kıl değil eyüb'ün derdi
    daha allah bizi sınar mı sınar.


    202

    almanya'ya çağrı

    bize küsüp bizden kaçıp gidenler
    dönüp gelin anadolu bizimdir
    hiç bir ana yavrusunu bırakmaz
    binin gelin anadolu bizimdir.

    vallahi billahi yemin edeyim
    benim toprağımda ipe gideyim
    el kapısı iyi değil ne deyim
    dönün gelin anadolu bizimdir.

    bak ayşe ağlıyor, elif sızlıyor
    senin memleketin seni gözlüyor
    alamanya bize kimi gizliyor
    dönün gelin anadolu bizimdir.


    203

    belalı baş

    ne belâlı başım var
    her gün akar yaşım var
    yalnızım dünyada
    ne yaran yoldaşım var.

    ner arasam bulsam
    şöyle bir fikre dalsam
    sultan süleyman olsam
    bir mezar bir taşım var.

    yok üstünde böyle gurur
    yol üstünde kör durur
    kime yedirsem vurur
    ne hayırsız aşım var.

    mahzuni çata çata
    benzer oldum berbata
    gelip elimden tuta
    ne babam gardaşım var.


    204

    inan

    dilim kulağıma yalan söylüyor
    kendime inancım kalmadı inan
    evini yaptığım bu kahpe felek
    bir günlük kapımı çalmadı inan.

    yıllardır zindanda gönül eğledim
    gurbet türküsünü çaldım söyledim
    bir gün azraile dostluk eyledim
    hemen ölem dedim olmadı inan.

    bir elimde sazım bir elimde yara
    nice yıllar gezdim fakir fukara
    beddualar ettim çok zalımlara
    kimse allah'ımdan bulmadı inan.

    külüm duman duman közlerden
    beyaz ışık gelmez kara gözlerden
    mahzuni küfürden kötü sözlerden
    sanma ki usanıp yılmadım inan.


    205

    şahın yuvası

    dağlar size soracağım var benim
    menekşesi solmuş güz mü yaklaştı
    fani dünya tek başıma dar benim
    acep selvi boylum nereden aştı.

    yalçın kayaların şahin yuvası
    zirvelerin gül baharın havası
    elvan elvan elbistan'ın ovası
    mevlâm bu ayrılık bana mı düştü.

    her kervana geçit vermez bellerin
    binbir koku saçar gider yellerin
    dağlar sizi metetmeyen dillerin
    mutlak sahibine zeval yaklaştı.

    yaz gelince kokar menekşe çiğdem
    yaylasız dağların güzelin nidem
    yol verin aşıp da yârime gidem
    ayrılık elinden bağrım tutuştu.

    mahzuni kalalı dağlar başında
    gözüm yoktur kekliğinde kuşunda
    elbet mânâ vardır didem yaşında
    bir silen yok imiş bakan savuştu.


    206

    sakın

    gene gelir isem sana almanya
    eski yararlarım elleme sakın
    hayınan huyunan kavga şerinen
    bizi gözü küllü belleme sakın.

    dumanlar içinde böyle curcuna
    yem olmadan hannover'in kurduna
    zincirler içinde baba yurduna
    bu haindir diye yollama sakın.

    yıkma hatırımı şeytana uyup
    sanki ne anlarsın kayıp
    bir lokma yedirip söğüpte sayıp
    ardımızdan özür telleme sakın

    mahzuni şerifin çile nasibi
    her zaman görülmez denizin dibi
    nuh-nebi'den kalma okkalar gibi
    indirme vizeyi kelleme sakın.


    207

    değmez

    üç günlük dünyada insan oğlunu
    hatırdan gönülden kırmaya değmez
    hırs atına binip şeytan yolunu
    varıp bir fitneden sormaya değmez.

    başına çalınsın balı böreği
    çamurdandır muhanetin yüreği
    bulmayanı düşün tuzlu çöreği
    bir gün için kafa yormaya değmez.

    bize cehennemdir beylere cennet
    hayal güzel şeydir yaşadım zannet
    bir karış mezara eylemem minnet
    zaten bu dünyada durmaya değmez.

    mahzuni dağlardan kar gibi savrul
    ulu çınar gibi gölgeli devril
    bey yalına tükür yağına kavrul
    her güzele bıyık burmaya değmez.


    208

    hırsız var

    de nasıl diyemem gözüm görür de
    dayıları büyük büyük arsız var.
    alın teri coşup gittiği yerde
    kravatlı allı pullu hırsız var.

    yapılanmış eve kapı istenir
    ölçüler biçilir çapı istenir.
    ölüden mezara tapu istenir
    daha saymadığım nice yersiz var.

    böyle pay inmedi hak'tan inerken
    zaman akıp gider daha gün erken
    hile tezgâhında milyar dönerken
    ceketini satıp yiyen kârsız var.

    der mahzuni insanlığın eriyim
    haksızın göreni hak'kın körüyüm
    fikri ile kavgacının biriyim
    varacaksan üzerime zorsuz var.


    209

    ne güzel uymuş

    ta ezelden böyle yakışıklıdır.
    şu dağlara kale ne güze uymuş.
    bir ah çekse bin dereyi sel alır
    âşıklara çile ne güzel uymuş.

    kırmızıya beyaz karaya sarı
    bataklığa sinek çiçeğe arı
    yaz gününe yüzü kışa baharı
    kuru yaprak yele ne güzel uymuş.

    insanlar insana hayvanlar soya
    sular enginlere selvi ovaya
    güzele kalem kaş çirkine boya
    sivri tırnak kele ne güzel uymuş.

    arsıza ahlâksız hırsıza tasa
    canboza enayi bankaya kasa
    mazluma kol-kanat suçluya ceza
    manussuza hile ne güzel uymuş.

    dünya pay olmuş tavşana tazı
    aslana çarçakal kurtlara kuzu
    mahzuni'ye derdi şerife sazı
    parmakları tele ne güzel uymuş.


    210

    kahpe dünya

    kahpe dünya ysenin neyin bellidir.
    oy gelir mi ola eski günlerim
    tesbih oldum otuz üçüm tükendi
    oy gelir mi ola eski günlerim

    sever idi akıllılar delliler
    derviş anlar ermiş anlar veliler
    kucak açar karşılardı valiler
    oy gelir mi ola eski günlerim.

    bazan tabip olup derman yazardım
    arif olup kılı kırktan süzerdim
    bin omuzdan bin omuza gezerdim
    oy gelir mi ola eski günlerim.

    ben doğunca sağım solum yoğudu
    hak'kı seven yarenlerin çoğudu
    yarasını sardıklarım soğudu
    oy gelir mi ola eski günlerim

    mahzuni şerifim geçenler hanı
    neyleyim şöhreti neyleyim şanı
    parçalanmış bizim elin insanı
    oy gelir mi ola eski günlerim.


    211

    yalan mıdır

    dostlar benim dert çektiğim
    size göre yalan mıdır?
    müslüman malı ortaktır
    koca töre yalan mıdır?

    bütün canlar hak'tan indi
    kitaplarda böyle dendi
    kuvvetli zayıfı yendi
    göre göre yalan mıdır?

    dağlar nerden kopmuş niye
    dünyalar baksın maziye
    devede can vardır diye
    küçük pire yalan mıdır?

    buzdolabı hışır hışır
    dışı yanar içi üşür
    bütün maddeler değişir
    bu bir kere yalan mıdır?

    mahzuni bir defa gelir
    niye geldiğini bilir
    hemi doğar hemi ölür
    birden bire yalan mıdır?


    212

    naz içinde naz

    gönül nereden aldın sen bu çalımı
    haberin yok poz üstünde pozun var
    kimin olur kötü sözün gelimi
    anlamadım neden ince nazın var.

    kupkuru merhaba kabul edimez
    çürük papuç ile şam'a gidilmez
    koyun sürüsünde hınzır güdülmez
    anladım ki poz içnde pozun var.

    bir damlan bulunmaz denizin dersin
    hayal kaplarından çok pilav yersin
    gönül böyle gitme derde girersin
    ne acayip insanlarda gözün var.

    mahzuni şerifim insandır insan
    bizden ayrı değil hazreti süphan
    sen ne anlarsın ey sofu kur'an'dan
    elifi bilmezsin binbir nazın var.


    213

    hediye

    dost bana hediye getirmiş bir gün
    o bana gül verdi ben ona yazı
    böyle bir pazara geldik ulaştık
    o bana el verdi bende niyazı

    erenlerin cananında canında
    kâr umulmaz çünkü hanu manında
    cömertler şehrinde dost dükkanında
    o bana çok verdi bende birazı
    böyle bir ceyhunda aktık akıştık
    bir çiçek dalında birlik kokuştuk
    bir aynaya çıktık baktık bakıştık
    o alevi dedi bana bende rafazi

    mahzuniyim böyle ikrar taşıdık
    erenler ceminde aynı yaşıdık
    cahilin elinden düştük üşüdük
    o fırtına buldu bende ayazı


    214

    dost

    tatlı tatlı esen seher yelleri
    dostan haber varsa gel bize doğru
    gül yüzlümden selam sabah kesildi
    hiç haber yok mu sal bize doğru

    biçare yüzlerim soldu ha soldu
    yakup, yusuf için saçını yoldu
    ne inanan nede pir seven kaldı
    yavaş yavaş küstü yol bize doğru

    mahzuni mahzuni köre mahzuni
    kendini kimlerden sora mahzuni
    dünya kime kalır bire mahzuni
    al getir sazını çal bize doğru


    215

    yeni dost

    olan oldu geçen geçti
    aşığız dedik bir kere
    ben dostun yoluna gittim
    yüzlerimi sere sere

    dost cemâlin gören haktır
    sanma cemâlden uzaktır.
    sanma dost yolu uzaktır
    dostum nere vay ben nere

    bir âdem kendini bilse
    sağ gezer bin defa ölse
    bin yıllık arası olsa
    sanırım kapıdan girer

    mahzuni kolay duramam
    bunun sebebin soramam
    allah'a ikrar veremem
    ikrarım vermişim pire


    216

    düştü

    ervahı ezelden dostun libası
    musa gibi ulu çobana düştü
    musa neler çekti inkar elinden
    geçti dün soyumuz yabana düştü

    ta ezelden kalktı fatma'nın göçü
    sebber ile geldi sübberin suçu
    cennet bahçesinde halil'in koçu
    isa'ki ismal gibi kurbana düştü

    bu nasıl edeptir bu nasıl maya
    nuh naci nalsılsa dalmış deryaya
    dünyalar güzeli hazreti havaya
    bütün çirkinliği türbana düştü

    mahzuni şerifim etme bu nazı
    nazda görülmez mi ol şahın yüzü
    gökyüzünde gezdi aşıklar sözü
    indi yer yüzüne kur'ana düştü


    217

    deli gönül

    gene uçtu deli gönül
    dağın ardını kimbilir
    eyüplük dile kolaydır
    onun derdini kimbilir

    erenler toplanmış safta
    çoğunun dili sinkafta
    kimisi arar necefte
    şahın yurdunu kimbilir

    ne anlar ki gönlü yoklar
    boş gönülde neyi saklar
    dilinden düşmüyor kırklar
    sorun dördünü kimbilir

    mahzuni sarardım soldum
    ne aradım neyi buldum
    el dilinde korkak oldum
    işin merdini kimbilir.



    218

    güman

    ben şaha gitmezdim inan erenler
    azıcık gönlümde güman olsaydı
    haşmetli görünür güzel viranlar
    başında kar ile duman olsaydı

    önünden kaçmadım derdin mihnetin
    yanından geçmedim aklı cinnetin
    hasretin çekerdim güzel cennetin
    hayvanda girerdi çimen olsaydı

    mahzuni şerifim böyle kıymetle
    böyle hesap ile böyle ümitle
    korkutup dururlar bir kıyametle
    kurtulsaydık ahir zaman olsaydı


    219

    yaşam tadı

    erenler dost meclisine
    girmeden tadı mı olur
    erenlerin sefasını
    sürmeden tadı mı olur

    ben aşk ile buldum ilim
    vallahi söylerim bunu
    muhabbetten kini kiri
    sürmeden tadı mı olur

    duvarcılar duvar yapar
    yapamazsa duvar sapar
    insan sevdiğine tapar
    görmeden tadı mı olur

    mahzuni dertliler beği
    sev sevmeyi kötü iyi
    bir avcı güzel geyiği
    vurmadan tadı mı olur.


    220

    ali

    ahu figanımı böyle görmemezlik etme şah
    lentera ilminin şöyle, ba-bı buhranı ali
    ismin ile vücut bulmuş cümle envali ervah
    izzeti âlâdır bana bir nebze şanı ali

    hâki payın sarayımdır günbe günde tevahım
    sureyi imran-a serdar muhafın canı ali
    alemi süphansız *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*iz kıplegahım ilahım
    nerdeki belaya düşsem derdimin canı ali

    aklı seliminden geçer okusa alim seni
    kim ki geçmedi serinden serler sultanı ali
    ta ezelden velayetin zebun etmiş bu teni
    akıbet okumuş ruhum şahı merdan-ı ali

    şerbeti aşkınla şahım nuş edip harap oldum
    dem bedem sarhoş gezerim aklımın zanı ali
    olmaya ki dü cihanda kapından azat kaldı
    suret ile neyleyim ki cümle insanı ali

    tevellayı teberrayı hatmettim himmetinden
    ukbada seyrim nedir ki ne olsun yani ali
    makberi vücutum şükür alemin cennetinden
    aşıkı suzan olmuşum bağışla seyrim kervanı ali

    mürüvetgâhamsın benim arşı kürsü alemda
    alışmış yanmış gönlümün demi devran ali
    hatmi mushaf değilim ben haddı ali didemde
    zûlmu zindanı hoş gördüm gönlüm fermanı ali

    utancım kafi değildir suçumun bahşı için
    nevsi teslime olmuşum bağışla gani ali
    iradeyi nıvsıyım ben sormadım ki ya niçin
    belaya mevtumun çünkü dilim figanı ali
    olmaya ki zülfükarın zahmede feryadına
    razu mahşer ola birgün ne olur tanı ali
    cüda etme mehzuni'yi bakıp da adabıma
    ulvile uhteyi vurup koyma hiçrani ali

    04.01.1991-almanya


    221

    kim derse

    kim derse ki dünyayı ben yarattım, benimdir
    hak yaratmış tüm alemi, bu deniz toprak bizim
    her kusurda insan eli, her güzellik senindir
    her karanlık bizden doğar gelecek şafak bizim

    bizi mabutsuz belleme, aklın ermez ey sofu
    birlik meydanında şükür, yüzümüz apak bizim
    şerrin sonu hayır ile, umut kesme mahzuni
    tüm yolların kavuştuğu kardeşli kavşak bizim.


    222

    dünyadan kaçan

    adalete günah gelir
    hakim adil olmayınca
    merhamet iki yüzlüdür
    suçlu ceza bulmayınca

    bir yarıma denmez tamam
    ayrı sabah ile akşam
    cemaata kıyar imam
    doğru namaz kılmayınca

    her talip dara gelemez
    kivre kivreyi alamaz
    divanda mürşit olamaz
    mürşit kendin bilmeyince

    ulusoy ali soyudur
    soy insanın öz huyudur
    bu emir neyin neyidir
    hacı bektaş gelmeyince

    der mahzuni ey avuçan
    çok tembeldir avuç açan
    insan mı dünyadan kaçan
    özü hak-ta olmayınca




    223

    yumuşak koltuk

    gel bana küfretme bak beni dinle
    senin yüreğinde dert var deyil mi
    dinledikten sonra vur hançerinle
    ölülere bile yurt var deyil mi

    küçük çıban yara olmuş büyümüş
    ilaç kar etmiyor doktor neyimiş
    koyunlar yenilmiş çoban uyumuş
    şu büyük sürüde kurt var deyil mi

    yumuşak koltuklara koşan koşana
    çalışan kan ağlar boşu boşuna
    diploma delisi millet başına
    geçince bir ağır şart var deyil mi

    savcı hakim paşa vali insandır
    hammal zalim âlim deli insandır
    tabiat sırrının dili insandır
    ayıp, müslüm gavur kürt var deyil mi

    sağcı, solcu, kominist filan
    insandan gayrisi yalandır yalan
    doğarken var mıydı gavur müslüman
    kadın erkek hadım hırt var deyil mi

    kim diyorsa mahzuniye kominist
    onun imanından şüphe etmeli
    böyle bir millete kim etse katil
    inkar sülalesini topa tutmalı

    önüm köküm gelmiş orta asya'dan
    biz başkayız amerika rusya'dan
    öyle laf gelmesin binbir kafadan
    ya bunlar delidir ya da sıtmalı

    hangi âşık peşkeş eder vatanı
    hor görürler haksızlığa çatanı
    kına diye ton ton esrar satanı
    hangi mahkemede taşa katmalı

    dost mahzuni milletine kurbandır
    kurban olduğundan yeri zindandır
    bana söven milcan oğlu milcandir
    onlar ekmek diye arpa yutmalı


    224

    kavgayı durdurun

    iki gardaş bu kavgayı
    durdurun allah aşkına
    yara kangıren olmadan
    sardırın allah aşkına

    kavuşalım doya doya
    uçtan uca boydan boya
    barışmayı son noktaya
    vardırın allah aşkına

    vah mahzuni bu ne kandır
    vuran candır ölen candır
    toprak cümle vatandır
    sürdürün allah aşkına

    "bu yazı ve deyiş bir gazete yazısında alınmıştır.


    225

    özünü yargılamak

    hakim olmak kolay değil, hak bulunmak isterken
    öyle bir arayıştır bu, balık umman içinde
    gündüz kadar belli olsa, bir insanın günahı
    inanmak istemez gönlüm, gene güman içinde

    şu alemi yaratan var hak-ka sırdaş kal gönül
    doğruluk dost kapısıdır, dostça gardaş ol gönül
    yüz milleti bir canda gör, hacı bektaş dol gönül
    mahzuni özün yargıla, bunca insan içinde



    226

    yine bahar geldi yaradan

    yine bahar geldi yaradan
    bilmem niye yaprak açmaz güller oy
    karlı daglar kalkmadıkça aradan
    korkarım ki dosta ermez yollar oy

    ne dağı var ne ormanı çınarı
    ne bağı var ne bostanı pınarı
    kimse bilmez gizli gizli yananı
    ah derdini dökemeyen kullar oy

    kimi murat almış gezer salınır
    kimi yaralanmış bağrı delinir
    bir gün dünyadan adım silinir
    hani bizim mahzuni' miz derler oy


    227

    berçenek'ten yaya geldim

    berçenek'ten yaya geldim
    amman doktor bak bebeğe
    beşiğini elden aldım
    yandım doktor bak bebeğe

    yıkık yuvam kara yasta
    yalvarırım eşe dosta
    annesi bebekten hasta
    amman doktor bak bebeğe

    kuru soğan yağsız aşım
    yırtık bağrım açık başım
    bir şey değil vatandaşım
    amman doktor bak bebeğe

    allah için bir merhem çal
    öldürür beni bu vebal
    param yok ceketimi al
    amman doktor bak bebeğe

    mahzuni şerif çobandır
    meskenim dumanlı dağdır
    bebektir amma insandır
    amman doktor bak bebeğe


    228

    elbistan yeli

    şu bizim dağların ormanı güzel
    gene sabah yeli eser mi bilmem
    ayrılık hasretinin dermanı güzel
    dost bizi bağrına basar mı bilmem

    oy dağlar dağlar mor menevşeli
    esiyor bağrıma elbistan yeli

    kıvrıla kıvrıla dağlar gidiyor
    bulanmış deryalar buna ne diyor
    sevdiğim yüksekten selam ediyor
    in aşağı desem küser mi bilmem

    mahzuni kalkıyor o dostun göçü
    gel beri gel beri canımın içi
    ömrüm fokurduyor bilmem ki niçin
    yıllar önümüzü keser mi bilmem


    229

    fadimem (sevdiğim bu sevdadan)

    sevdiğim bu sevdan adalet midir
    böyle zalım iki yüzlü yar benim
    bu yaylada ikimizin hakkı var
    neden olsun sümbül senin kar benim

    bakmaz mısın yüreğimde yanana
    ezelden kurbandır canım canana
    malım mülküm yavrum hayrandır sana
    defol demek yüreğime kor benim

    mahzuniyim başım alıp giemem
    geveler düşümde sensiz yatamam
    seni sevidğime küsme fadimem
    daha nice günahlarım var benim


    230

    deli gönlüm (gel üzülme)

    gel üzülme deli gönlüm
    ömür döne döne geçer
    acı tatlı giden günler
    gene gelir gene geçer

    ömür gider dilme dilme
    istersen bil ister bilme
    giden günlere üzülme
    gene gelir gene geçer

    geçip giden yıllar aylar
    yatan deniz,akan çaylar
    gün olur koca saraylar
    ta yerin dibine geçer

    yiğid ölmez bir yaradan
    kaldır gümanı aradan
    sevgi denen sadakadan
    bir verirsen bine geçer

    der mahzuni gardaş yaran
    hak deyip de hakk'a varan
    dünyada dost evi kuran
    ahrette içine geçer

    korkulacak şey yok bundan
    kayalar kaçmaz yosundan
    mezarımın baş ucundan
    nice yüz bin sene geçer


    231

    sarhoş (karlı dağlar kara bulut)

    karlı dağlar kara bulut içinde
    yaylası hüzünlü yöresi bir hoş
    sevdalı yolcular umud içinde
    hayalin düğünü töresi bir hoş

    han sarhoş hancı sarhoş
    yolda yabancı sarhoş
    el çek tabip gönlümden
    içimdeki sancı sarhoş

    bahar gelmiş nurhak dağı otlanmış
    bizim evde bayram günü kutlanmış
    obalar dağılmış dostlar yadlanmış
    eyvah! ayrılığın yaresi bir hoş

    mahzuni yıldızım aylar içinde
    bağlanmışım zülfü yaylar içinde
    yüzemez yunuslar çaylar içinde
    deniz vurgunun yaresi bir hoş


    232

    gövdeli (çıksam baksam)

    çıksam baksam gövdeli'nin başına
    acep bizim eller görünmez m'ola
    dediler yarını eller alıyor
    o'nu alan zalim sürünmez mi ola

    gövdeli gövdeli de yöre gövdeli
    her yanına baykuş gire gövdeli
    o zalım yari bıraktım sende gövdeli
    aman yıkılası da pire gövdeli

    gövdeli'nin başı dumanlı kurttan
    geçemem efendim ben güzel yurttan
    dediler yarını eller alıyor
    şu belalı başım da kurtulmaz dertten

    gövdeli gövdeli öte gövdeli
    boz buluta yağmur sala gövdeli
    oturup da devranımı sürmedim
    sağ yanında baykuş öte gövdeli

    gövdeli gövdeli yatan gövdeli
    derdime bin dert katan gövdeli
    ömrümün sonuna lanet ederim
    mahzuniyi ele satan gövdeli


    233

    gardiyan (akşam oldu yine)

    akşam oldu yine hapis kitlendi
    demir perdeleri çekme gardiyan
    ne yar'dan haber var ne mektup salan
    bi de sen belimi bükme gardiyan

    bizi seven dostlar şimdi çekildi
    gam tarlama dert kesavet ekildi
    umuduma yeni fidan dikildi
    kırık dallarımı yakma gardiyan

    mahzuni şerif' im iki yüzlüler
    yaktı yüreğimi bağrım sızılar
    fadimem yol bekler ağlar kuzular
    at mektubu belim bükme gardiyan


    234

    domdom kurşunu

    kaşların arasından domdom kurşunu değdi
    bir avcı beni vurdu bin avcı beni yedi

    (bağlantı)
    ah dedim ağladım
    yaremi bağladım
    eğdi yar boynum eğdi
    mevlam kerimsin dedi
    hançer yarası değil
    domdom kurşunu değdi
    gel gel gümle gel gel gel gümle gel
    gel gel gümle gel böğrüme domdom kurşunu

    bugünüm harap oldu dünden iyi midir ki
    doktor hasta ben hasta benden iyi midir ki

    bağlantı

    mahzuni yar benim halımı anlasaydı
    bütün dertliler gibi inleyip dinleseydi

    bağlantı


    235

    iki bin yılına doğru

    ikibin yılına doğru
    dur bakalım ne olacak
    müneccim değilim ama
    sanırım bir er gelecek

    dün gece bir rüya gördüm
    yüzümü pirime sürdüm
    bilmiyorum neler sordum
    yokluk arkada kalacak

    koyun kuzu yavrusuna
    meleyip süt verdiğinde
    ağustos'ta kızılırmak
    dönüp dönüp gümleyecek

    zelzele olacak şam'da
    rüyam böyle dedi bana
    ben de inanmazdım ama
    tuz gölüne buz gelecek

    erciyes'ten kayseri'ye
    dört kanatlı bir kuş konar
    kanadında bebek taşır
    bilmem kimler inanacak

    gökten mavi kar yağarken
    kırmızı güneş doğarken
    böyle rüya'dan uyanıp
    dost mahzuni saz çalacak


    236

    divane ettin aklımı

    divane ettin aklımı
    taştan taşa vura vura
    aradım can yoldaşımı
    baştan başa sora sora

    kimi yanar kimi söner
    kimi iner kimi biner
    saraylar virana döner
    boştan boşa dura dura

    gir mahzuni dost bağına
    kar yagmış dostluk bağına
    gençliğim ömrüm çağına
    baştan başa yara yara


    237

    kıran kırana (yürü bre bol mezarlık)

    yürü bre bol mezarlık
    her yıl da varan varana
    kahrolası yalan dünya
    birbirin kıran kırana

    gayri çekemem bu nazı
    kış temsil edemez yazı
    kör olmuş insanın gözü
    gerçeği soran sorana

    mahzuni nedir bu zulüm
    kalmadı takatım halim
    en sonunda vardır ölüm
    kendini yoran yorana


    238

    bahar ayları (aha geldi geçti)

    aha geldi gitti bahar ayları vay
    kuş mu konar gayrı selvi dalına vay
    gel otur yanıma ağlama bari vay
    türküler yaz duvağının teline yar yar
    teline vay vay teline vay vay

    türküler yaz duvağının teline yar yar
    teline vay vay teline vay vay

    biterm'ola yüreğimin yarası vay
    merhemimdir kaşlarının karası yar
    elbistanla akçadağ'ın arası vay
    gönlüm düştü böyle dertli geline yar yar
    geline vay vay geline vay vay

    gönlüm düştü böyle gamlı geline yar yar
    geline vay vay geline yar yar

    ömür pençesini takıp gidiyor vay
    geçtiği yerleri yakıp gidiyor vay
    biçare gözlerim akıp gidiyor vay
    bindokuzyüzaltmışyedi yılına yar yar
    yılına vay vay yılına vay vay

    bindokuzyüzaltmışyedi yılına vay vay
    yılına yar yar yılına vay vay

    der mahzuni yüreğimden kan gelir vay
    dermansız doktorlar her zaman gelir vay
    azrail çökse de gene can gelir vay
    yeter ki al yatır beni koluna yar yar
    koluna vay vay koluna vay vay

    yeter ki al yatır beni koluna yar yar
    koluna vay vay koluna vay vay



    239

    bari bari (eller bizi duymasın dost)

    sarhoşum dünyada sevdiğim
    meyhoş geziyorum yar
    kadehimi doldur da bari caney
    eller bizi duymasın yar
    ağlamış aşıklar yıllarca
    yüzün görememiş dost

    canım bu perdeyi kaldır bari bari
    canım gülüm dostum
    eller bizi duymasın yar

    yüreğim fırgatta oy gurban
    iki gözlerim kanda yar
    canım cenderede ey can
    hallerim yamanda dost
    bir kırık tekneyim ey can
    ulu ummanlarda dost

    döndürüp durma gel daldır bari bari
    canım gülüm dostum
    eller bizi duymasın dost

    mahzuni'yim vardım gurban
    birgün ulu çarşıya dost
    düşündüm dünyanın yükünü
    kimler çekip taşıya dost
    hasta düşmüş kollarımı kırıp
    şöyle geçip karşıya dost

    bana gülme beni öldür bari bari
    canım gülüm dostum
    eller bizi duymasın dost


    240

    mini etekli kızımız

    mini etekli kızımız
    sokak sokak düğün ister
    kalça göster göğüs göster
    mini etekli kızımız

    terbiyesi bulutlarda
    hayalleri umutlarda
    babası aç kendi darda
    mini etekli kızımız

    zaten bizim hayat mini
    avrupa'ya gitti ünü
    kime sattın arı dini
    mini etekli kızımız

    soytarı mı sosyete mi
    biz mi deli siz öte mi
    mini tahsil fakülte mi
    mini etekli kızımız

    kız anaya benzemez mi
    insan gibi gezemez mi
    şu entari uzamaz mı
    mini etekli kızımız

    mahzuni yoldan çıkamaz
    sana bu şekil bakamaz
    terbiyeni halk yıkamaz
    mini etekli kızımız


    241

    abur cubur adam

    içi yalan dışı yalan
    her devirde dönek adam
    gün boyanmış kara yılan
    abur cubur abdullah

    etme dedim tutma dedim
    dostluğu unutma dedim
    sana verdiğim lokmayı
    çabuk biter yutma dedim

    abur cubur adam
    ben seni nidem
    daha kendini bilmezsin
    kimdir yanındaki adam

    bir elinde kamerası
    sanırsın film anası
    her dolapta numarası
    abur cubur abdullah

    etme dedim tutma dedim
    dostluğu unutma dedim
    sana verdiğim lokmayı
    çabuk biter yutma dedim

    abur cubur adam
    ben seni nidem
    daha kendini bilmezsin
    kimdir yanında ki adam

    der mahzuni tövbe olsun
    böyle dost düşmana kalsın
    şeytanlar namazın kılsın
    abur cubur abdullah

    etme dedim tutma dedim
    dostluğu unutma dedim
    sana verdiğim lokmayı
    çabuk biter yutma dedim

    abur cubur adam
    ben seni nidem
    daha kendini bilmezsin
    kimdir yanındaki adam


    242

    eşek gibiyim (sırtım bozuk)

    sırtım bozuk yüküm ağır yol çamur
    mevla'ya şükür ki eşek gibiyim
    izzetim semerdir vur utanma vur
    mevla'ya şükür ki eşek gibiyim

    aklım softalarda inadım inat
    dur demem ben doyasıya odun at
    umurumda değil batsa kainat
    mevla'ya şükür ki eşek gibiyim

    torbama ne koyarsa yerim sahibim
    ahır yasasına olmaz lam ü cim
    eşekliğin tadı nedir bilen kim
    mevla'ya şükür ki eşek gibiyim

    benim için kucak açar kırlarım
    keyfim suyum,sıpam için zırlarım
    yükümün şerefi diz çamuralrım
    mevla'ya şükür ki eşek gibiyim

    eşeğin tadı aslanda olsa
    zulmüne küfreder semere gelse
    of demem dünyaya bir nalım olsa
    mevla'ya şükür ki eşek gibiyim

    mahzuni diyorlar bir sahibim var
    bazan sırtlar beni bazan yük atar
    hep benim cinslerim gevişsiz yutar
    mevla'ya şükür ki eşek gibiyim


    243

    yürü bre osmanlının ovası

    yürü bre osmanlının ovası
    dağlarına çadır kurulur bir gün
    kolay mı dağıtmak yiğit yuvası
    bunların hesabı sorulur bir gün

    kapısı uşaklı beyler nicoldu
    yeyip de içtiğin köyler nicoldu
    omuzunda oklar yayalay nicoldu
    korkarım ki yaylar gerilir bir gün

    ağlama mahzuni yiğit ol nolur
    her akşamın sonu sabahla gelir
    sanma ettiklerin yanına kalır
    sana da bir çorap örülür bir gün


    244

    ite bak ite (ademin merihe gitme)

    ademin merihe gitme çağında
    insanın taptığı puta bak puta
    bilirim ki dünya lezzet doludur
    karganın yediği duta bak duta

    aşıkların sözü hep enel haktır
    vallahi billahi yalanım yoktur
    onu yakasında gümüş gömlektir
    senin yakanda ki bite bak bite

    ölü insanlardan keramet olmaz
    ölmüş insanlardan şefaat gelmez
    aya gidip gelmek marifet olmaz
    daha güneşten öte bak öte

    mahzuni değildir hazreti mervan
    bizden ayrı değil hak ile şeytan
    ne olursa olsun gider bu kervan
    ardımdaki üren ite bak ite



    245

    kırma beni (aziz dostum)

    aziz dostum mektep ile
    arayıp da sorma beni
    artık böyle bile bile
    hatırımdan kırma beni

    dinlemem bin söz etsen de
    anlamam kaş göz etsen de
    kılıç vurup düz etsen de
    bir kefene sarma beni

    muhabbetin sana kalsın
    benim için kuru dalsın
    yüzlerine lanet olsun
    yeter artık yorma beni

    mahzuninin dertleri var
    umurumda değil yalvar
    dünyadan ahrete kadar
    sen sen ol da sorma beni


    246

    bu sene (aha gidiyorum yine)

    aha gidiyorum yine gül yüzlüm
    korktuğum başıma geldi bu sene
    garip anam kırk yıl döndü dövündü
    ağladı saçını yoldu bu sene bu sene

    garip eller bu sene bu sene
    yitik canlar bu sene bu sene

    daracık başımda kıvrılan yollar
    maraş'ta birleşip ayrılan kollar
    ağlaya ağlaya yorulan kullar
    katıla katıla güldü bu sene bu sene

    canım eller bu sene bu sene
    verimsiz oldu bu sene bu sene

    çiçek diye soğan yedi arı'lar
    kovanları acı acı zarılar
    bana benzemezse benim yavrular
    desene mahzuni öldü bu sene bu sene bu sene

    güzel yavrum bu sene bu sene
    canım eller bu sene bu sene


    247

    hacı bektaş veli dost

    sensiz dünyanın tadı olur mu
    adı güzel hacı bektaş veli dost
    seni bilmeyenler hakkı bilir mi
    adı güzel hacı bektaş veli dost

    ulu dost
    canım dost

    elimi bilmezdim eli bildirdin
    yalan söylemeyen dili bilirdin
    harama çözülmez beli bilirdin
    adı güzel hacı bektaş veli dost

    ulu dost
    canım dost

    yunus'a yar ettin taptuk emre'ye
    kırk yıl dağda gezdi gönül vermeye
    her can layik değil seni sevmeye
    adı güzel hacı bektas veli dost

    ulu dost
    canım dost

    der mahzuni eşiğini bulayım
    yüzlerimi tozlarına dolayım
    kul eyle kapında kurban olayım
    adı güzel hacı bektaş veli dost

    ulu dost
    canım dost


    248

    zevzek (bir elinde kadeh)

    bir elinde kadeh var nerden gelirsin canım
    içip de ağlamayı derman bilirsin canım
    dünya fani bahçedir birgün ölürsün canım

    adam olamadın gitti zevzek
    beni bilemedin gitti zevzek
    yürü be yürü be yürü be yürü be insan değilsin
    kendini bilmeyen canım eli ne bilsin
    halkı halkı halkı halkı hakkı ne bilsin

    hele bak şu aynaya yüzün yüze benzer mi
    ta sabahtan uyumuş gözün göze benzer mi
    vay o boyun devrilsin özün bize benzer mi

    mahsuni bu haliyle nereye vardın canım
    sen bu ele gelmeden nerde yatardın canım
    belinde barabellom kimi kurtardın canım


    249

    bizden geriler (gam kasavet)

    gam kasavet çöktü gene garip başıma
    gönül yaylasından gitmiş bizim sürüler
    bir mektup gönderem dedim can yoldaşıma
    yakın iken şimdi uzak oldu dediler

    (bağlantı)
    gel hey benim canım haydar
    canımda cananım haydar
    cümle canın ezelisin
    mektebim irfanım haydar

    kör yolcu bağdat'a gider ama varamaz
    hakkı inkar eden kişi hakka yaramaz
    aşkın yarasına hoca muska saramaz
    sevdadan ne anlar gökte cinler periler

    bağlantı

    mahzuni şerif'im böyle deli mi bazen
    enginlere yaman düşen yüksekte gezen
    aklım ermez benim ya da bozuldu düzen
    akıl verir oldu bize bizden geriler

    bağlantı


    250

    bulduğu zaman (gökte yıldız)

    gökte yıldız yerde ışık görülmez
    güneş doğup gündüz olduğu zaman
    insanoğlu ara yerde sürünmez
    baş koyacak yastık bulduğu zaman

    çalışmadan yetim hakkını yeme
    o kül kafan ile bilirim deme
    dağılır ordular kalkar mahkeme
    insanlık kavgasız kaldığı zaman

    bak ne hale koydun garip başımı
    zehir ettin ekmek ile aşımı
    boşa süslemeyin mezar taşımı
    mahzuni şerif'im öldüğü zaman


    251

    döğüşmeyin yiğitler

    boşa doğüşmeyin bizim yiğitler
    sizi vurduranlar vurulmuyor ki
    kim bilir nerde hangi koltukta
    kömürde tarlada yorulmuyor ki

    aynı baba dölü ölen öldüren
    ölenle öldüren iti güldüren
    yokmuyudu bunu size bildiren
    vur diyenler burda görülmüyor ki

    işçiyi işçiye düşüren zalim
    boynumuzda boza pişiren zalim
    bu kadar bardağı; taşıran zalim
    gözümüz önüne serilmiyor ki

    yeni adı çıkmış sağ ile sol'un
    tarihte borcu yok kullara kulun
    iki yanı birdir yaptığın çulun
    bilirsin ölenler dirilmiyor ki

    mahzuni der nedir hak'kın davası
    insana benzer mi köpek mayası
    ah tükenip bitsin sınıf kavgası
    sınıfsız bir okul kurulmuyor ki


    252

    mezarlık (dünya dedikleri)

    dünya dedikleri mezarlık imiş
    bilmem ki ne zaman güldürür beni
    bir çiçeğim derdim dostluk bağında
    eser cahilin rüzgarı soldurur beni

    tükenmez dünyanın kara kedisi
    o'nun için bitmez gönlümün yası
    vız gelir cahilin dedikodusu
    ne korkutur ne de yıldırır beni

    ayıptır mahzuni kılıçla kama
    insan olan insan kıyar mı cana
    cehennem kükrese korkmazdım ama
    dostun bir tek acı sözü öldürür beni


    253

    eseri gördüm (ben ağlamam)

    ben ağlamam on kasım'da
    o'nu, her gün diri gördüm
    ölene dek göreceğim
    doğalıdan beri gördüm

    halka, vermişti canını
    hak'tan almış ünvanını
    atmış, osmanlı şanını
    samsun'da bir eri gördüm

    matemin doyurmaz beni
    minnetim kucaklar seni
    bize cennet gibi yeni
    verdiğin eseri gördüm

    ulu atam, inan buna
    düşkünler hayrandır sana
    mazlum milletler adına
    sendeki zaferi gördüm

    ne hikmet, varidi sende
    güneştin, doğdun cihanda
    bin yılların ötesinde
    el bastığın, yeri gördüm

    mahzuni yoluna düştüm
    nice nice engel aştım
    on kasım'da kaybetmiştim
    daha şimdi geri gördüm


    254

    nerdesin (sana hasret)

    sana hasret, sana hayran gönlümüz
    sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin
    bu gemi bu "kara deniz"
    sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin

    kurban olam yürüdüğün yollara
    kara peçe, yakışmıyor kullara
    uyan bak bizim hallara
    sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin

    bulutlar teriden, dağlar korkundan
    sarhoştur mahzuni, senin kokudan
    bir daha gel gel samsun'dan
    sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin


    255

    mustafa'nın kemali

    muhammet devrini ihya eylemiş
    çünkü mustafa'nın kemali haktır
    ilim çin'de olsa ara bul demiş
    hayvanlara akıl çin'den uzaktır

    zalim softa güya mustafa sever
    atasın bırakır toprağı över
    gider medine de bağrını döver
    ali der arslandan haberi yoktur

    ister putperest ol ister musevi
    huzuru hüda'da haklar isevi
    bizim peygamberin gözleri mavi
    ne aladır ne araptır ne aktır

    evvelki nüvvüyet şimdi ülküdür
    ister küfür et softa ister kudur
    hazrete gitmenin esrarı şudur
    el ele bel bele birlik tutmaktır

    cehennemler haykırırken dünyada
    kan içinde inleşirken şüheda

    inkar etme kim yetişti imdada
    zülfükar'lı kemalinan buraktır

    kimden aldı sana bıraktı seni
    soya sulbe koşma mürşidi tanı
    binbir oda sahip madem ki gani
    cenabi kemalin kudreti çoktur

    zamanın üstadi geçmişin hasmi
    kanda münehzehtir mekanı cismi
    ahır zaman idi mustafa ismi
    bana inanmazsan kitaba baktır

    mahzuni şükreder kemal ehline
    payımal olsam da şerrin cehline
    eyvah olsun softa kardeş zihnine
    cemalden bihaber cana yazıktır


    256

    geliyor (hele bakın)

    hele bakın şu yiğidin göğsüne
    zalımdan bir kurşun yemiş geliyor
    al bayrağı tabutuna sarılmış
    bu toprak benimdir demiş geliyor

    kundaktaki yavrular diri yakılmış
    çoluk çocuk hendeklere dökülmüş
    gebe kadınlara süngü sokulmuş
    kıbrıs'ı bir duman almış geliyor

    bir papazın şerri dünyayı sardı
    akdeniz'i kana yaktı,kavurdu
    bir kurtaran yok mu yavru vatanı
    bir mustafa kemal doğmuş geliyor

    ne güzel yakışmış bayrağın rengi
    bir vatan uğruna eylemiş cengi
    varmola dünyada mehmedin dengi
    mahzuni soyunu övmüş geliyor


    257

    hacı bektaş (bütün evren semah)

    bütün evren semah döner
    hü hü hacı bektaş dost
    gökyüzünde delil yanar
    hü hü hacı bektaş dost

    biz acıyı bal eyleriz
    hakkımız helal eyleriz
    bize bektaşi can derler
    gidersek hakka gideriz dost

    gökyüzünde uçan turna
    hü hü hacı bektaş dost
    feryadı şahlar şahına
    hü hü hacı bektaş dost

    hor olanı hoşlarız biz
    hak diyerek başlarız biz
    şeytan yaklaşamaz bize
    ikiliği taşlarız biz dost

    ilimsiz yol karanlıktır
    hü hü hacı bektaş dost
    bizde küsmek yaranlıktır
    hü hü hacı bektaş dost

    mahzuni ünümüz bizim
    bulunmaz kinimiz bizim
    cahil bize dinsiz demiş
    sevgidir dinimiz bizim dost


    258

    kerim aga

    ta dedemden sekiz dönüm kalmıştı
    kerim aga neden sürdün tarlamı
    hükümet vermişti, benim olmuştu
    kerim aga niçin sürdün tarlamı

    bu nasıl adalet nasıl terazi
    sürdüğün yer mezarlıktı birazı
    yetmez mi onbeş dönüm arazi
    kerim aga niye sürdün tarlamı

    merkebi ineği çift ettim koştum
    eliminen diken yoldum ot biçtim
    hendekler kazdırdım kuyular deştim
    kerim aga niçin sürdün tarlamı

    iki yorganımin birini sattım
    bir buçuk yatakta beş nufus yattım
    üç oğlumu bir tüfekle donattım
    kerim aga niye sürdün tarlamı

    mahzuni der yok mu benim gururum
    yıllar yılı gurbet elde çürürüm
    yemin ettim artık seni vururum
    kerim aga niçin sürdün tarlamı


    259

    kızılbaş (ister sövün ister asın)

    ister sövün ister asın
    hak'ka şükür kızılbaşım
    sevmem ikilik dünyasın
    hak'ka şükür kızılbaşım

    ikrar verdim dönmem geri
    bundandır adım serseri
    insan olduğumdan beri
    hak'ka şükür kızılbaşım

    benden yakın allah bana
    her sözü bismillah bana
    kem düşünmek günah bana
    hak'ka şükür kızılbaşım

    başta kızılbaş ali'dir
    ali'nin yolu uludur
    biri de bektaş veli'dir
    hak'ka şükür kızılbaşım

    mahzuni aktim çağladım
    hak'ka vardım adım adım
    başıma kızıl bağladım
    hak'ka şükür kızılbaşım


    260

    imam rıza (yanmışım sultanım)

    yanmışım sultanım hilal kaşına
    gel buna bir çare bul imam riza
    dünya kurban olsun o bakışına
    gel bana bir tabib ol imam riza

    siyah kaşlarınla tatlı sakalın
    usul başa bana gelsin vebalin
    sarılıp abaya o tatlı halin
    ağzında kapanmış dil imam riza

    böyle bakma sultanım bana çok olur
    eger küstüysen varlık yok olur
    güzel kirpiklerin bana ok olur
    bir kere yüzüme gül imam riza

    sen bir cenazesin sen bir ağıtsın
    senin oğlun beni deli dağıtsın
    bana apaçıksın ele kağıtsın
    ne olur bağrıma gel imam riza

    atamam efendim fikrime yayıl
    canım alsa bile benim ezrail
    beş pençeyi ali aba bir de cebrail
    yıkmış kanadımi gül imam riza

    mahzuni şerif'im yedi hırsızı
    gelip giden gönlüm bulmaz arsızı
    sizler onikiyi bizler dokuzu
    sayımı rakama ver imam riza


    261

    kırklar semahı

    kırklar girdi meydana
    illallahsın dediler
    ondan iki cihana
    ali şah'tır dediler

    gitti cebrail nere
    gül açtı sevenlere
    şu aleme muhammed
    padişahtır dediler

    sanma ki gülü koydu
    birinden kırkı duydu
    sorupta muhammedi
    peşinde ali duydu

    kapıya bir can geldi
    mürşidiniz kim dedi
    kirvem boynunu eğdi
    bir birini gösterdi

    şu dediğin pir ahmet
    şah'lar sahi muhammed
    birlikte bir bey oldu
    geldi allah'ı salman

    kör olmuş kul mahzuni
    görmemiş erenleri
    kiblegah eylemişim
    serini verenleri


    262

    ey erenler akıp gitsem

    ey erenler akıp gitsem
    ben o pirin sellerine
    bana bir selamı gelmiş
    kurban olam dillerine

    gözüm görmez elim ermez
    hatırına düşüp sormaz
    göndersem o şaha vermez
    desem seher yellerine

    aşkile pirime yasam
    varıp divanına dursam
    yüzümü dizine sürsem
    niyaz etsem ellerine

    mahzuni derdim tabibi
    sultanım gönlüm sahibi
    bir eskimez kamer gibi
    sarılayım bellerine


    263

    güzel dostum aramızda senlik

    güzel dostum aramızda senlik benlik olur mu
    neden gönlüm sarayını tarumar ettin böyle
    bilirsin ki viranede hanedanlık olur mu
    bir nefes alayım derken, bin zarar ettim böyle

    aman aman aman güzel efendim
    ikrarım sana bağlıdır efendim
    mevsim gitti sonbahara ulaştı
    seller suskun bağlar gazel efendim

    her baharda boz bulanıp, coşup coşup çağladın
    geçemedim sellerinden yollarımı bağladın
    diyarı gurbete saldın, ardım sıra ağladın
    figanı figana katıp, ahuzar ettin böyle

    aman aman aman güzel efendim
    ikrarim sana bağlıdır efendim
    mevsim gitti sonbahara ulaştı
    seller suskun bağlar gazel efendim

    hey mahzuni sevdiğimin sözünü ferman gördüm
    kuru çöllerde dolaştım, susuz değirmen gördüm
    ayaklarına yüz sürdüm, elinden derman gördüm
    kaldırıp vurdun sineme, zülfükar ettin böyle

    aman aman aman güzel efendim
    ikrarim sana çok özel efendim
    mevsim gitti sonbahara ulaştı
    seller suskun bağlar gazel efendim


    264

    yazık dünyaya (her yanı barut)

    her yanı barut kokuyor
    yazık oldu dünyamıza
    suları zehir akıyor
    yazık oldu dünyamıza
    yazık yazık yazık dünyaya

    şu dağları erittiler
    denizleri çürüttüler
    tüm yeşili kuruttular
    yazık oldu dünyamıza
    yazık yazık yazık dünyaya

    mahzuni söyle sözünden
    sınırsız dünya özünden
    ayrı ayrı ırk yüzünden
    yazık oldu dünyamıza
    yazık yazık yazık dünyaya


    265

    maraş halkı (canana doğru)

    maraş halkı da yana yana ön olur
    her sineği de bir alıcı kurt olur
    ben gidersem yüreğine dert olur
    gardaş kalk gidelim sılaya doğru
    anama doğru babama doğru
    yoldaş kalk gidelim canana doğru

    maraş halkı da yana yana ön olsun
    her sineği bir alıcı kurt olsun
    böyle memlekete düşmanım varsın
    sıla da bir gurbet el de bir bana
    yavru bir bana gardaş bir bana

    anam tüfeğini de direğe asar
    bacım tabancanı da bağrına basar
    anaya bacıya gardaş mı küser
    kalk gardaş gidelim sılaya doğru
    anama doğru sunama doğru
    kalk gardaş gidelim de canana doğru

    gardaş o dağlarda dağların mı var
    ah çekip ardından ağların mı var
    sanki mor çubuklu bağların mı var
    sıla da bir gurbet el de bir bana
    gardaş bir bana canım bir bana
    sıla da bir gurbet el de bir bana



    266

    kıydık ondandır (bize layık bize)

    bize layik bize her türlü bela
    biz bize kıyana uyduk ondandır
    hırsızı koruduk azgını sevdik
    nerde yiğit varsa kıydık ondandır

    kırk yaşlımız bilmem dedi huylaştı
    bebekler huylandı kötü toylaştı
    yerdeki toprağı aldı paylaştı
    şükür dedik hatır saydık ondandır

    mahzuni şerif'im paylaşmak güzel
    söylerim sözümü çalmam hiç gazel
    korku kalkar birleşirse bir çok el
    ayrı gayrı dedik baktık ondandır


    267

    semah (dem dem ali dem)

    dem dem dem dem ali dem'i
    erenler sürüyor erkanı yolu
    ya hızır ya hızır ya hızır
    dem ali dem dem

    hey erenler bir gül açmış hicaz'dan
    yaprağı muhammed deha'sı ali
    gönül demden gezer aşk ile nazdan
    menzili muhammed pervazı ali

    ya hızır ya hızır ya hızır
    dem dem dem ali dem

    tadına doymadım yeşil donunun
    vuran baglarının gonca gülünün
    erenler yolunda allah çölünün
    mecnun'u muhammed leyla'sı ali

    ya hızır ya hızır leyla'sı ali
    dem dem dem dem ali dem dem

    çark eyle çark eyle
    semah erenlerindir
    dogru görenlerindir
    bu yola eğri girmez
    hak'ka girenlerindir


    268

    yaralı memo (dön dön)

    dön dön ne gezersin
    bu dağlarda deli memo
    yorulmuş kuşa benzersin
    kanadı yaralı memo

    bu düzen böyle kurulmuş
    bu yola giden yorulmuş
    doğduğu yere kırılmış
    bilmem ki nereli memo
    saçları hareli memo

    uydu uydu kime uydu
    havadan bir ses mi duydu
    daha dün bizim köylüydü
    şimdi de koreli memo

    bu düzen böyle kurulmuş
    bu yola giden yorulmuş
    duydu göğsünden vurulmuş
    ah nasıl yaralı memo
    vah bahtı karalı memo

    der mahzuni vara vara
    vardık gördük dalavara
    bey saraya sen davara
    kırmızı bereli memo
    saçları hareli memo
    gönlünden yaralı memo
    dertleri sıralı memo
    kaderi karalı memo

    bu düzen böyle kurulmuş
    bu yola giden yorulmuş
    parmak izleri sorulmuş
    günahi sıralı memo
    kaderi karalı memo


    269

    madenciler (kara kuyular derindir)

    kara kuyular derindir
    burda kalır madenciler
    ücreti bir aferindir
    zehir solur madenciler

    bir de kara yüzleri var
    yaşamdan hayli uzak
    kömür gibi kadere bak
    bilmem n'olur madenciler

    grizu gelir uykuda
    nice canlar yuta yuta
    biz cennet'te, o uykuda
    toptan ölür madenciler

    dile kolay kuyu dibi
    salınır gezer sağ gibi
    bin senelik maden gibi
    fosil olur madenciler

    yeryüzünde sevda güzel
    derinlerden selam eder
    bu dünyadan kömür gider
    duman gelir madenciler

    der mahzuni kuyu dardır
    bize kolay o'na zordur
    bir onurlu teri vardır
    bunu bilir madenciler


    270

    metin (çağlayanın alemi)

    çağlayanın alemi
    çaresizin selamı
    metin'im şehit olmuş
    kana batmış kalemi

    yaz metin'im gene yaz
    yüreciğin var olsun
    sana vuran zalimin
    kolu kökten kırılsın

    panzer gelir uzaktan
    düdügün çala çala
    metin'im can veriyor
    gözleri dola dola

    yaz metin'im haberin
    artık olan oldu de
    vay benim memleketim
    bak kimlere kaldı de

    mahzuni yanar ağlar
    eli kalem tutana
    hani söz vermiştiniz
    ankarada yatana

    yaz metin'im haberin
    yüreciğin var olsun
    sana vuran zalimin
    eli kolu kırılsın


    271

    üç adamın işi zor

    şu dünyada üç adamın işi zor
    biri korkak biri tembel biri mert
    benim yüreğime üç mesele kor
    biri hasret biri vuslat biri dert

    ağlayarak doğdu bunca gülenler
    dirilerek geldi bunca bunca ölenler
    üç ihtiyaç duydu hasta olanlar
    biri kaldır biri yatır biri ört

    bak neler halketmiş yaradan bize
    sınır koymuş gece ile gündüze
    üç eşya dünyada çok batar göze
    biri sıvı biri yumşak biri sert

    üç derdin geçilmez oldu önüne
    yalnız bugün kefil yarına düne
    ömür çıkar gider üç merdivene
    biri çocuk biri gençlik biri kart

    adem olan üç hal ile bilinir
    elden dilden belden mesul olunur
    her varlığın üç ciheti bulunur
    biri öndür biri yandır biri art

    üç kanaldan gelir benim kudretim
    doğru sözü söyler iken ifritim
    hayatımda üç mahluka nefretim
    biri aslan biri yılan biri kurt

    gökyüzünde üç ışık var dolaşır
    ay güneşten güneş aydan bölüşür
    insan oğlu üç amaca çalışır
    biri servet biri kudret biri yurt

    nedir bilmem sevenlerin muradı
    acıdır tatlıdır dünyanın tadı
    yalnızca mahzuni şerif'in adı
    kim türk der kimi gavur kimi kürt



    272

    garip (bu mezarda bir garip var)

    hızlı hızlı giden yolcu
    bu mezarda bir garip var
    bak taşına acı acı
    bu mezarda bir garip var

    kurumuş yeşil otları
    toprak olmuş umutları
    gökte mavi bulutları
    bu mezarda bir garip var

    izi bile yok dünyada
    onu aramak beyhuda
    ne gezersin bu ovada
    bu mezarda bir garip var

    gökler yüksek toprak derin
    rüzgar eser serin serin
    senin olsun çiçeklerin
    bu mezarda bir garip var

    etrafı agaç dizili
    vücudu toprak sızılı
    taşı mahzuni yazılı
    bu mezarda bir garip var


    273

    erkek yolcu kadın yoldur

    ey erenler şu dünyada
    erkek yolcu kadın yoldur
    nazenin bir bahçe imiş
    erkek bülbül kadın güldür

    güneş doğar sanma aşmaz
    gerçekler yurdundan sapmaz
    erkek boşuna çalışmaz
    erkek arı kadın baldır

    boşuna mı neler çektim
    boşuna mı boyun büktüm
    bir bahçeye fidan diktim
    erkek fidan kadın daldır

    ben nereden oldum aşık
    neden işlerim dolaşık
    kadın evde olur ışık
    kadın lamba erkek pildir

    mahzuni'yim halım harap
    şu aleme olmuş turap
    gel bizleri koru yarap
    bilmem ki bu nasıl haldır


    274

    deneye deneye

    kervan ile şu dağları
    aştık deneye deneye
    kim akıllı kim delidir
    şaştık deneye deneye

    kimi alim kimi softa
    şöyle bir toplandık safta
    kaplumbağaları çifte
    koştuk deneye deneye

    buharlandık bile bile
    gök yüzünden çıktık yola
    sel olduk dolduk bir göle
    taştık deneye deneye

    bakın hey erenler bakın
    ne işleri vardır hak'kın
    kör gözünen ay'a yakın
    ulaştık deneye deneye

    deliler mum yakar buza
    yemek olsun diye
    biz kendi çukurumuza
    düştük deneye deneye

    mahzuni geçelim nerden
    belalar bitiyor yerden
    biz bizi sevenlerden
    kaçtık deneye deneye


    275

    çoktur efendim (bizim memleket)

    bizim memleketten haber sorarsan
    kimi açtır kimi toktur efendim
    koltuğu bulanlar bizi unuttu
    arada sürünen çoktur efendim

    avukat elinden hakim şaşırdı
    adalet sabrını böyle taşırdı
    soyguncu fakirde boza pişirdi
    akıl fikir vicdan yoktur efendim

    seneler geçse de onmaz bu yara
    fakir fukaraya güneş kapkara
    devrin peygamberi kesildi para
    hastaları çığ yer doktur efendim

    mahzuni şerif'im kime darılır
    sazı koyar başka şeye sarılır
    bir gün her zalimden hesap sorulur
    çünkü hak'kın yolu haktır efendim


    276

    bizimdir (soyulmadık bir derimiz)

    soyulmadık bir derimiz kalmıştı
    soyun babo soyun meydan sizindir
    hiç bir canlı kardeşine kıyamaz
    yiyin babo yiyin meydan sizindir
    şimdi sizin ama sonra bizimdir
    barış bizimdir kardeşlik bizimdir

    toprağa karışmış fakirin teri
    ağlamak bilir mi beylerin dili
    size beyefendi bize serseri
    deyin babo deyin meydan sizindir
    meydan sizin ama insanlik bizimdir
    dünya bizimdir evren bizimdir

    gıyas edilir mi çul ile halı
    kimler yapmış size böyle bir yolu
    yemekle biter mi milletin malı
    yiyin babo yiyin meydan sizindir
    köşkler saraylar hanlar sizin ama
    onu yapan eller emekler bizimdir
    mahzuni bizimdir sevgi bizimdir


    277

    veli hoca (çok şükür ki)

    çok şükür ki bir insanım
    mezhep gibi pirim yoktur
    dört kitaba saygılıyım
    birinden haberim yoktur
    veli hoca veli hoca

    benim hakka bağlı özüm
    kıblem dört taraftır gözüm
    hoca kılmasın namazım
    ahirette yerim yoktur
    veli hoca veli hoca

    can bir güvercindir gelir
    gider geldiğini bulur
    beni veren geri alır
    benim bunda karım yoktur
    veli hoca veli hoca

    mahzuni şerif kör idi
    adı yolcuydu yürüdü
    zaten kemiğim çürüdü
    yüzülecek derim yoktur
    veli hoca veli hoca


    278

    uyan çoban sürüde kurt var

    uyan çoban uyan sürüde kurt var
    mor koyun yaralı kuzu perişan
    sakiler inliyor sızlıyor dağlar
    mecnun çöle dargın yazı perisan

    canavar bürünmüş kuzu postuna
    karışmış sürüye canlar kastına
    hakim defterini yazmış üstüne
    ciğer pare pare sizi perişan

    gemiler delinmiş yelkeni berbat
    zehire garkolmuş misk ile şerbet
    sanma ki dünyanın sultanı rahat
    bazan dalgın gezer bazı perişan

    uyan çoban uyku zarar getirir
    her taşın başında bir kurt oturur
    sürmeli yavruyu alır götürür
    parça parça koyma bizi perişan

    yabaniler gezer dostun bağında
    mecnun dolaşmıyor leyla dağında
    halden hale girdim gençlik çağında
    mahzuni yan yatar sazı perişan


    279

    veysel'e mektup

    sen bu bahçelerden çok gelip geçtin
    dostlar seni unutur mu veysel'im
    arılarla çiçeklerde inleştin
    dostlar seni unutur mu veysel'im

    ne haktan incindin ne de incittin
    taş ile geleni gül ile ittin
    koyunu kurdunan güderek gittin
    dostlar seni unutur mu veysel'im

    hak nurunu insanlarda aradın
    sabrı tarif ettin derde yaradın
    gönüllerde kaldın gözden ıradın
    dostlar seni unutur mu veysel'im

    dopdoluydun gezdim dedin beyhuda
    bin göz vermiş sana cenabi hüda
    sen dostları unutmadın dünyada
    dostlar seni unutur mu veysel'im

    kuru laf etmedin mahzuni gibi
    gözünde berraktı deryanın dibi
    mustafa kemal'in gerçek talibi
    dostlar seni unutur mu veysel'im


    280

    mehmet emmi (bir çift öküz)

    bir çift öküz yeter mi
    aha mehmet emmi
    böyle baca tüter mi
    daha mehmet emmi

    çoluk çocuk uyumaz
    aha mehmet emmi
    aç insanlar yatamaz
    daha mehmet emmi

    bu tarla susuz tarla
    aha mehmet emmi
    daha zorla ha zorla
    daha mehmet emmi

    on çocuk arpa yiyor
    aha mehmet emmi
    beyler bunu bilmiyor
    daha mehmet emmi

    mehmet emmi irezil
    deha mehmet emmi
    vallahi yalan değil
    daha mehmet emmi

    gidelim mahkemeye
    aha mehmet emmi
    mahzuni şerif geldi
    daha mehmet emmi




    281

    meclis-i meyhaneler

    alıştılar çalıştılar
    nutuk atıp yarıştılar
    atıp-tutup sarıştılar
    arsız-hırsız karıştılar
    meclisi meyhanelerde

    edebi çok senelerde
    dokunulmaz hanelerde
    seni böyle yapan kimler
    girdiğin viranelerde

    anadolu anadolu
    kan ağlıyor sağı solu
    hak yolu çankaya yolu
    sırada kalan seferde
    dertli yüzü perde perde

    sıra beklerken kederde
    dinle bizi kulak verde
    kızılca kıyamet kopar
    sabırın bittiği yerde

    kimi haksız kimi haklı
    ikisi de çok meraklı
    beynimizde neler saklı
    iman kalmadı neferde

    bizim ramazan askerde
    olsa idi belki derde
    derma olur idi buna
    kalan koyun gitti kurda

    mahzuni der utanmazlar
    bizleri adam sanmazlar
    tepemizdeki cambazlar
    birbirlerini gammazlar
    ettiğiniz yemin nerde

    beşiniz düşmüyor dörde
    gel utan halimiz gör de
    arabanın günahı yok
    suçun büyüğü şöförde


    282

    mamudo kurban niye doğdun

    madem dünyaya dargınsın
    mamudo kurban niye doğdun
    kader yolunda yorgunsun
    mamudo kurban niye doğdun

    kurban gelir payın yoktur
    haftan yoktur ayın yoktur
    ankara'da dayın yoktur
    mamudo kurban niye doğdun

    kim okuyup yazar seni
    rüzgar değse bozar seni
    ölsen kovar mezar seni
    mamudo kurban niye doğdun

    adam olmasaydın neydin
    gelir miydin hiç bilseydin
    keşke doğmadan ölseydin
    mamudo kurban niye doğdun

    akar yaşın şakır şakır
    tahta döşek takır takır
    ölüler senden rahattır
    mamudo kurban niye doğdun

    mahzuni işin doğrusu
    öter zalimin borusu
    dayımın öksüz yavrusu
    mamudo kurban niye doğdun


    283

    yaşamaya geldim ben de dünyaya

    yaşamaya geldim ben de dünyaya
    elimi kolumu bağlama benim
    komşular geziyor yıldıza aya
    dağların başında eğleme beni

    körpecik aklımı kandırma boşa
    insanlar benzemez beyinsiz kuşa
    avareyim diye etme telaşa
    bir dilim ekmeğe eğleme beni

    mahzuni nedendir geri kaldığım
    kullarım sırtından çalıp aldığım
    allah bilir kimin nasıl olduğun
    hastayım götürün sağlama beni


    284

    öldürecek zam fakiri

    bu ne biçim adalettir
    öldürecek zam fakiri
    açlık en büyük lanettir
    öldürecek zam fakiri

    dert mi yesin fakir hamal
    aman paşam bu nasıl hal
    boynunuzdan gitmez vebal
    öldürecek zam fakiri

    fakir kimden alsın murat
    karnı açtır asık surat
    senin karnın toktur kır at
    öldürecek zam fakiri

    zam zengine dokunmaz ki
    zerrece içi yanmaz ki
    böyle millet uyanmaz ki
    öldürecek zam fakiri

    kimi duldur kimi yetim
    öyle büyüktür milletim
    taraf tutuyorsam itim
    öldürecek zam fakiri

    mahzuni bu dertler derin
    aferin bey'ler aferin
    vay haline vay köylerin
    öldürecek zam fakiri




    285

    yuh yuh (uzaktan yakından)

    uzaktan yakından yuh çekme bana
    sana senin gibi baktım ise yuh
    efendi görünüp bütün insana
    hak'kın kullarını yıktım ise yuh

    ben hoca değilim muska yazmadım
    ben hacı değilim arap gezmedim
    kuvvetliyi sevip zayıf ezmedim
    namussuza boyun büktüm ise yuh

    ne demek efendim bey ve amele
    fakir soymak yakışır mı kemale
    rüşveti hak bilip her dakka hile
    yapıp yapıp kafa çektim ise yuh

    bu kadar milletin hakkın alanlar
    onları kandırıp zevke dalanlar
    diplomayla olmaz hakim olanlar
    suçsuzun başına çöktüm ise yuh

    mahzuni'yim benden başlar asalet
    asiliğe paydos bey'e nihayet
    şu insanlık derde girerse şayet
    o'na yar olmaktan bıktım ise yuh

    yuh yuh soyanlara soyup kaçıp doyanlara
    insana kıyanlara yazık şu uyuyanlara


    286

    yürüdü (gittim mahkemeye)

    gittim mahkemeye arzuhal için
    bey dedi boynunu büktü yürüdü
    bir küfür yedi ki oldu o biçim
    şey dedi boynunu büktü yürüdü

    çekti topukları kahveye vardı
    çürük tabakadan bir tütün sardı
    niceden sonraya garson çağırdı
    çay dedi boynunu büktü yürüdü

    babası yaslandı durdu duvara
    çoban gidiyordu ulu davara
    şöyle döndü baktı apartmanlara
    vay dedi boynunu büktü yürüdü

    gidemedi kaldı kendi yolunda
    kimse yoktu baktı kendi halına
    velhasıl birkaç beyin dölüne
    bey dedi boynunu büktü yürüdü

    mahzuni gerçegi bulmalı insan
    savaşlar olmasın dökülmesin kan
    eğitim kültürle uyansın her can
    aydınlık başını dikti yürüdü


    287

    sorulmalıdır (bizden selam olsun)

    bizden selam olsun süleyman beye
    bize içi dışı görülmelidir
    kanınan boğuyor gardaş gardaşı
    bizzat kendisinden sorulmalıdır

    biz balık degiliz bizi yutmasın
    önümüze kalkan kılıç tutmasın
    anadolu derler sakın çatmasın
    aklı başlarına derilmelidir

    bizim atlar kır beygire benzemez
    dağda gezer denizlerde yüzemez
    unutmasın çakal aslan ezemez
    bizde sivri burun kırılmalıdır

    bana bu illerde mahzuni derler
    fukarayı sever er oğlu erler
    babasının malı değil bu yerler
    insanca bir düzen kurulmalıdır


    288

    tatlı yalanlar (duydun mu)

    bir gerçek yalanım vardır erenler
    anam yeni gelin oldu duydun mu
    bir gasavet aldı babamı
    düğününde davul çaldı duydun mu

    bizim köy'e kabak ektik dut bitti
    yeşil yaprağında develer öttü
    dört boynuzlu koç'lar doğuma yattı
    ikiz ikiz kurtlar geldi duydun mu

    semer vurduk serçe'lerin eğnine
    balığı bezirgan yaptık yanına
    ramazan aga'nın girdik kanına
    aklımızı bayram aldı duydun mu

    senem kadın *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*eninde doğurdu
    doğan çocuk mama diye bağırdı
    bitirdi de altı kova yoğurdu
    bir dakka uykuya daldı duydun mu

    keban'a göl yaptık daglar sulandı
    bütün edirne'de bağlar sulandı
    karadeniz bir sinekten bulandı
    çoştu akdeniz'e doldu duydun mu

    mahzuni der işte böyle halimiz
    avrupa'ya köprü olur dilimiz
    arada sırada hortlar ölümüz
    her biri bir makam çaldı duydun mu


    289

    oy babo (elim kolum kelepçeli)

    elim kolum kelepçeli
    oy babo oy oy
    koltuk yumuşak aga deli
    vay babo vay vay

    insan ol bilime eğil
    insan gibi her şeyi bil
    rezil olan şehir değil
    köy babo köy köy

    cehalet aklım uçurdu
    beni yerlere geçirdi
    muhtar anamı kaçırdı
    duy babo duy duy

    bu yol böyle gide gide
    yerimiz yoktur dünyada
    kimi hoca kimi dede
    say babo say say

    yıkılacak yanlış giden
    bu işin nedeni neden
    insanlığı insan eden
    huy babo huy huy

    gel mahzuni çağlayalım
    yönü dosta bağlayalım
    dövdün bari ağlayayım
    oy babo oy oy


    290

    değil mi (gel bana küfretme)

    gel bana küfretme bak beni dinle
    senin yüreğinde dert var değil mi?
    dinledikten sonra vur hançerinle
    ölülere bir yurt var değil mi?
    değil mi? değil mi? böyle değil mi?

    savcı, hakim, paşa, vali insandır
    hamal, işçi, memur, çifçi insandır
    tabiat sırrının da dili insandır
    sanki görülmeyen erk var değil mi?
    değil mi? değil mi? söyle değil mi?

    kapitalist, sosyalist, komünist inan
    insandan başkası yalandır yalan
    doğarken var mıydı gavur-müslüman?
    ayırt sende gavur-müslim-kürt var değil mi?
    değil mi? değil mi? öyle değil mi?

    avrupa, ispanyol yurdun eseri
    müslüman değilse hiçbir serseri
    o'nu sen mi yaptın beri gel beri
    sanki sende mühürlü kart var değil mi?
    değil mi? değil mi? söyle değil mi?

    bilmem ne imiş bu alevi-sünni
    bana vız geliyor perili cinli
    madem ki kardeşiz gel gelme kinli
    yumuşağın sonunda sert var değil mi?
    değil mi? değil mi? böyle değil mi?
    mezhepsel kavgalar bundan değil mi?

    mahzuni şerif'im bitsin ayrımlar
    savaşta, kavgada ölmesin canlar
    barış gelsin tüm birleşsin insanlar
    ayrımlar ırklar, sınırlar var değil mi
    değil mi? değil mi? böyle değil mi
    silahlar, bombalar bundan değil mi


    291

    mükremin (koltuğunda şarap)

    koltuğunda şarap elinde kalem
    koşarak derdini yazdı yıkıldı
    son çamın dibinde yaptı bir alem
    son yudumdu çekti sızdı yıkıldı

    vay haline ahvaline
    kül başına göz yaşına mükremin

    bir mayısta sol elini kaldırdı
    derman diye boş meydana saldırdı
    kursağını joplarınan doldurdu
    bekçiye polise kızdı yıkıldı

    koş boşuna göz yaşına
    taş başına peşpeşine mükremin

    der mahzuni söylemiştim bin kere
    yıllar yılı kan akıyor bu dere
    karanlıkta götürdüler bir yere
    kendi mezarını kazdı yıkıldı

    vay haline ahvaline
    göz yaşına taş başına mükremin


    292

    haydarı (itini bağla bari)

    kör olası kel ömer
    nerelere verdin haydar'ı
    geceleri yaktın canımı
    nerelere sürdün haydar'ı
    ıtini bağla bari

    bir ineğim vardı yedin
    faiz cahizdir dedin
    enini sonunu bilmedin
    yaralara boğdun haydar'ı
    itini bağla bari

    söyle haydar'ın suçun
    yakasını yırttın niçin
    muhtar olduğun için
    kanına da girdin haydar'ın
    itini bağla bari

    haydar yedi kuşunu
    mahzuni gördü o'nu
    kel ömer unutma bunu
    hatırında yıktın haydar'ın
    itini bağla bari


    293

    deli (çeşit çeşit deli vardır)

    çeşit çeşit deli vardır dünyada
    ala deli, kızıl deli, mor deli
    deli ile sohbet etmek kolay mı
    aksi deli, sakar deli, tor deli

    bir deliye sen delisin denilmez
    zehirler yenilir, deli yenilmez
    elden ele konulup ta alınmaz
    uyuz deli, yalaz deli, kör deli

    mahzuni şaşmıştır deli elinden
    sakın gitmen delilerin yolundan
    deliler ayırır hak'kı kulundan
    canan deli, merdan deli, pir deli


    294

    çankaya (selam saldım ankara'ya)

    selam saldım ankara'ya gitmedi
    merhamet kıl birisinden duy götür
    amerika bizden kurban istemiş
    kes başımı ciğerimden pay götür

    ah güzelim incinmesin çankaya
    bizi toptan götür yatır bankaya
    her şeyimiz helal amerika'ya
    toptan götür bizi yatır bankaya

    terse döndü şu feleğin motoru
    yaman teper avrupa'nın katır'ı
    kırılmasın kalbinizin hatırı
    bir milleti bir çuvala koy götür

    ah güzelim üzülmesin çankaya
    bizi toptan götür yatır bankaya
    her hepimiz helaliz amerika'ya
    toptan götür bizi yatır bankaya

    doğru giden tüm işleri sollarken
    açık açık vurguncuyu kollarken
    bizi toptan ahirete yollarken
    tıka basa ye de bizi doy götür

    ah canım bozulmasın çankaya
    bizi toptan götür yatır bankaya
    biz tümümüz helaliz amerika'ya
    toptan götür bizi yatır bankaya

    mahzuni bu yollar artık iradi
    bak kimin kazancı kime yaradı
    beş yıl evvel çiftliğinde türedi
    bin kat oldu tumanını soy götür

    ah güzelim üzülmesin çankaya
    bizi toptan götür yatır bankaya
    helal olsun varlığımız amerika'ya
    toptan bizi götür yatır bankaya


    295

    cafer (bizde bez koymadın)

    bizde bez koymadın cafer
    her saatte yedi sefer
    seni bize ettik miğfer
    tuh allah belanı versin
    cafer cafer cafer cafer

    cafer'in beşiği tahta
    anası babası şahta
    fiyakası yoktur şahta
    tuuuuuuh allah belanı versin
    cafer cafer cafer cafer

    mama verdik dert büyüttük
    arpa ile oruç tuttuk
    seni bile adam ettik
    tuuuuuuuh allah belanı versin
    cafer cafer cafer cafer

    mahzuni der çile dolum
    bir mintanım bir de çulum
    kan ağlıyor anadolum
    tuuuuuuuh allah belanı versin
    cafer cafer cafer cafer


    296

    biri daha (avcı sakın)

    avcı sakın vurdum sanma onu
    diri daha diri daha - vallahi
    dert başımdan gider gelir
    diri daha diri daha - vallahi

    yarem derin ellemeyesin
    tabibleri yollamayasın
    sen bizi kör bellemeyesin
    beri bak ha beri bak ha - vallahi

    göz yaşım ceyhan'a dönmüş
    derin aha derin aha - vallahi
    alır seni sele boğar
    yürüme ha yürüme ha - billahi

    sürdü köyün merasını
    kurmak için binasını
    yola gömdü anasını
    kerim ağa kerim ağa - vallahi

    bir gün kırarlar dişini
    ürüme ha ürüme ha - vallahi
    keserler o kel başını
    yarı şaka yarı maka - billahi

    der mahzuni tatli canım
    sen mi yarattın aslanım
    yaklaşma yanıma benim
    geri daha geri daha - vallahi


    297

    selim (elli yaşta bu ne hal)

    elli yaşta bu ne hal
    daha ne selim
    bir kız almışsın aptal
    daha ne selim
    çiftliğinde kırk kahyalar
    sana gelme mi yahya'lar
    selim selim selim selim

    ceyhan suyu ters akmaz
    daha ne selim
    afşin ovasın yıkmaz
    daha ne selim
    beş yıl daha geçince de
    bu kız yüzüne bakmaz da
    selim selim selim selim

    azraile gitmişsin
    daha ne selim
    rüşvet teklif etmişsin
    daha ne selim
    bir köyün merasını
    malın diye satmışsın da
    selim selim selim selim

    mahzuni der kim oldum
    daha ne selim
    mevsim degişti de soldun
    daha ne selim
    bu işin en sonunda da
    ahu dudu yedin belanı buldun
    selim selim selim selim


    298

    kayalar kadı olurdu (olsaydı)

    kayalar kadı olurdu
    akıllar yaşta olsaydı
    yeşil mezar türkü söyler
    keramet taşta olsaydı

    güle bülbül konar mıydı
    öter öter bunar mıydı
    bahar çiçek sunar mıydı
    kabahat kışta olsaydı

    toprak olur ağa paşa
    gelde şu dünyada yaşa
    düşmezdi gardaş gardaşa
    istanbul muş'ta olsaydı

    beni gören birşey sanmaz
    dünyayı içenler kanmaz
    mahzuni'nin kalbi yanmaz
    sevdası başta olsaydı


    299

    softa (bu kafirdir diye)

    bu kafirdir diye yol tefrik etme
    adamı kınamak ayıptır softa
    bildiğim mezaratı mal diye satma
    hak aşikar köre kayıptır softa

    iptida adem'e secde kılındı
    çar-anasır adem ile bilindi
    divitten dökülen yazı silindi
    ak üstünde kara kalıptır softa

    bir kurbanın, bir lokmasın yer mi hak
    allah neye muhtaç, söyle neyi yok
    havaya bakarsın, kuldanmı uzak
    hedefsize küfür vaciptir softa

    kıble hicaz'daysa muhammet orda
    ordaki peygamber ne gezer burda
    burda da mevcutsa kıble her yerde
    o ki her kıbleye sahiptir softa

    unuttun mu yuvarlanan çobanı
    kıble hesap etme hedefi tanı
    adem safiyullah yalan mı yan
    velagat keramna sarihtir molla

    yunus neye döndü balık rahminde
    ondan üstün hizmet var mıdır sende
    daha hicaz şehri yokken dünyada
    kıble ne tarafta sabitti molla

    o köprüyü çoktan geçti mahzuni
    sevgiyle tanıdım imanı dini
    derdim var efendi neylersin beni
    gönül insanlığa aşıktır molla


    300

    köyün çobanı (kaybetti sürüyü)

    kaybetti sürüyü dağda uyurken
    derde düştü bizim köyün çobanı
    bu dağlar ovalar bizimdir derken
    derde düştü bizim köyün çobanı

    koç geldi tosladı vurdu devirdi
    kurt daldı sürüye büktü kıvırdı
    beş parmakla keçesini çevirdi
    derde düştü bizim köyün çobanı

    çoban uyandi ki sürü dağılmış
    mor koyunlar gizli gizli sağılmış
    sürü'nün köpeği suda boğulmuş
    derde düştü bizim köyün çobanı

    niyeti yok dönüp köye gitmeye
    yüzü tutmaz dağda nara atmaya
    yemin ettim diyor davar gütmeye
    derde düştü bizim köyün çobanı

    mahzuni der yazık oldu sürüye
    bizim çoban dönmez oldu geriye
    olan oldu akşam geldi beriye
    hapı yuttu bizim köyün çobanı


    301

    sofu baba (gücenme)

    gücenme ey sofu baba
    biz aşığız kör değiliz
    ver bir selam al merhaba
    ikiliğe yar değiliz

    hudey hudey hür aşkına
    yol verin gitsin şaşkına
    adaletsiz padişahın
    canavar girsin köşküne

    adem olan adem sever
    adalete boyun eğer
    kul hakkı dünyayı değer
    biz cana kıyar değiliz

    oooooo meyhaneci
    şarab'ın bugün çok acı
    insanlar konar göçerler
    kimi hoca kimi hacı

    gider kul mahzuni gider
    gider dostu tavaf eder
    benim bildiğim bu kadar
    biz cahile uyar değiliz

    hudey hudey hür aşkına
    biz içeriz pir aşkına
    adaletsiz hükümdarın
    ateşler düşsün köşküne

    oooooo meyhaneci
    bugün şarab'ın çok acı
    insanlar kabe misali
    gelen derviş giden hacı


    302

    yürü bre yürü mervanın dölü

    yürü bire yürü mervanın kulu
    alemi ardından güldür de kurtul
    bir gün sorar sana muhammet-ali
    adamsan kendini bildir de kurtul

    başıma belalar getirmedin mi
    gizli gizli ömrüm bitirmedin mi
    köşkünü ben yaptım oturmadın mı
    bari sarayımda çıldır da kurtul

    ben ayrı kalamam gül yüzlü dosttan
    haraç aldın ağzımdaki nefesten
    üzülerek yaptım bağ ile bostan
    senin gibilere yoldur da kurtul

    bir kara kargasın gezme bu bağda
    rezil ettin beni senden ziyade
    eğer hıncın inmediyse dünyada
    mahzuni şerif 'i öldür de kurtul


    303

    şeytan yatar (sülb-i köpek)

    öyle bir sülb-i köpeğe çattırdı felek beni
    hak bilir ki her tüyünde yirmi bin şeytan yatar
    dev halimde kel kirpiye yutturdu felek beni
    burnunda leş kokar itin bıyığı kaytan yatar

    ayrılmaz memusu milletin bir yudumcuk yal için
    ovuşturur pis elini ar'ında duman yatar
    pezevenklik şiarıdır para için pul için
    avradı yatmasa yere kendisi gene yatar

    böyle edepsiz çığırtkan elinde bir saz gezer
    mızrabında fitne fücur perdesinde kan yatar
    bu doğarken kefereden ebe etmemiş nazar
    nasıl olmuş bu köpekte suret-i insan yatar

    bir bakarsın el göğsünde şah-ı merdanı anar
    göğsündeki her pamağın altında milcan yatar
    gözlerinin bebeğinde pisliğin mumu yanar
    gönlünde hara yapılmış her çeşit hayvan yatar

    böyle mülehhez ******** bulunmaz her toplumda
    yatağında ortağı var kendisi hep yan yatar
    haysiyet neyine gerek zikri fikri dumdumda
    ayağı yerden kalkarken namusu kaygan yatar

    derim ki ey haydar'ı sevenler koymayın bu züppeyi
    onun kılsız kafasında kaç çeşit mervan yatar
    dost meclisi ahır değil sokmayın adam deyi
    her tüyünde lanet kokar sözünde lanet yatar

    eskaza bir mezarlıktan geçse böyle namussuz
    ağa ölüsüne kadın satmaya plan yapar
    dua biçiminde hesap yapar geçer kaygusuz
    dünyaya geç geldiğine pişman yatar

    ey mahzuni bu yezidden uzak tut yollarını
    varmak istediğin yolda ol şah-ı merdan yatar
    yeter ki can ile sev mevlanın kullarını
    bir canını onlara ver uğrunda bin can yatar


    304

    şeriat (anadolu islamıyım)

    anadolu islamıyım çok şükür
    cihat duran şeriata karşıyım
    her güzel inancın şeriatı var
    başlar vuran şeriata karşıyım

    allah'ın elçisi sevmez kıt'ali
    çünkü bunun çok büyüktür vebali
    olur ya efendim insanlık hali
    fazla soran şeriata karşıyım

    kitaba inandım yalana değil
    öfkem namaz kılana değil
    itikadım canlar alana değil
    kök koparan şeriata karşıyım

    şeriat ilk kapı doğru gitmektir
    şeriat hak ile yolu gütmektir
    şeriat kötüyü islah etmektir
    yoksa her an şeriata karşıyım

    şeriatta olmaz farklı düşünce
    düşünmek gerekir bilimce fence
    geçmişten bugüne böyle mi geldik sence
    bilime karşı çıkan şeriata karşıyım

    mahzuni mevla'ı koymaz dilinde
    çağlayıp inledim aşkın selinde
    bir kaç şeyhin,bir kaç şahın elinde
    hüküm süren şeriata karşıyım


    305

    kolum nerden aldın

    ademden mi geldin nuhtan mı kaldın
    kolum nerden aldın sen bu zinciri
    bende bir adamdım kahpe dünyada
    kolum nerden aldın sen bu zinciri

    kimler yazdı bu yazıyı yazanı
    gönül arzetmiyor böyle düzeni
    dövülür mü memleketin ozanı
    kolum nerden aldın sen bu zenciri

    körpe yaşta layık oldum ölüme
    gücüm yetmez zalim oğlu zalime
    uyansa atatürk ağlar halime
    kolum nerden aldın sen bu zinciri

    ben bir ceylan idim dostluk dağında
    ben bir sümbül idim bizlik bağında
    gavur'un merihe gitme çağında
    kolum nerden aldın sen bu zinciri

    mahzuni şerifim başım belada
    benim gözüm yoktur cennet-i alada
    bunun için m'öldük çanakkale de
    kolum nerden aldın sen bu zinciri


    306

    hurman vadisi (gider)

    gene mi şahlandı hurman vadisi
    akar boz bulanık durulur gider
    fermanımı verdi osman kadısı
    hakk'ın adaleti kurulur gider

    tecelli edince mülke süleyman
    vay neye benzedi bak tatlı zaman
    yakışmaz bu dağa bu kara duman
    bozulur buludu yorulur gider

    mahzuni boş vermez dünya haline
    güzel söz yakışır tatlı diline
    dokun vur inlesin sazın teline
    her şeyin ahengi kurulur gider


    307

    ağıt (tanırlı hüseyin)

    bilmeden gelmiştim anam anam
    bozyer köyüne
    kara gün karşımda durmuş ağlıyor of
    yürü yalan dünya doymadım sana
    ömrün nihayete ermiş ağlıyor oy
    de deyim oy ne deyim oy kader

    bozyerin etrafında anam anam
    bağlar höyükler höyükler of
    dilim dönmez anam diye sayıklar oy
    toprağa mal oldu kaytan bıyıklar
    kirpikler ümidin kırmış ağlıyor oy
    de deyim oy ne deyim oy kader

    el attım döşüme anam anam
    vay anam noldu
    iki avcumada al kanım doldu
    körpe yavrularım babasız kaldı
    oturup boynunu burmuş ağlıyor oy
    (hısım akrabayı dermiş ağlıyor)
    de deyim oy ne deyim oy kader

    nazlı bir insandım anam anam
    değildim efe
    kurudu dillerim varmadı of"a
    of of
    haber gitmiş arkadaşım (berçenekli) şerif'e
    sazını döşüne burmuş ağlıyor oy


    308

    veysel babam uyan bak

    veysel babam uyan bak şu halıma
    giydirdigin hırka çabuk delindi
    senden bir emanet almıştım ama
    kara yüzlü hırsız giydi çalındı

    söndü gözlerimden eski ışıklar
    sırtımda bebeğim yedi beşikler
    birbirine düşer oldu aşıklar
    sazlar teller bölük bölük bölündü

    emek verip diktirdiğim bağlara
    daha koruk iken düştü bir sara
    altun aramaya çıktım dağlara
    salladım küreği tüfek bulundu

    neyleyim gidermiş huylu huyunca
    uzansam toprağa boylu boyunca
    meyhanede imam gördüm deyince
    mahzuni şerif'im kafir bilindi


    309

    meclis (bir meclise mihman oldum)

    bir meclise mihman oldum
    rastlamadım bir yarana
    ne acayip döndüm kaldım
    taş atarlar yalvarana

    meclisin yapısı güzel
    koltuğu kapısı güzel
    dışarda hepsi güzel
    içerde kıran kırana

    sandım ki bir savaş yeri
    adam çatlar diri diri
    deki bana hey serseri
    niye girdin bu borana

    kimi kimine bağırır
    biri kaçar beşi vurur
    kızan bir tekme savurur
    yanda uyuyup durana

    görülmemiş böyle uçar
    dokunulmaz zehir saçar
    hak'kı inkar eder kaçar
    döner el basar kuran'a

    der mahzuni çıkamadım
    bu cümbüşten bıkamadım
    kaşı çatık bakmadım
    kapıda kimlik sorana


    310

    salman (dostlar böyle kardaş)

    dostlar böyle kardaş düşman başına
    babamın başına belasın salman
    tarlayı tapu'yu düşeşe verdin
    kumar gecesinde ölesin salman

    yetmişlik anamın gırtlağın tuttun
    beş kardeşin bütün hakkını yuttun
    doğduğumda beni bir kıza sattın
    bu dünya da evsiz kalasın salman

    babam'ın gözü kör yüzleri soldu
    salman'ın elinde çilesi doldu
    satmadık dört çocuk bir inek kaldı
    yürü allah'ından bulasın salman

    mahzuni şerif' im yapanlar çeksin
    ağlasın gözlerin yaşların aksın
    zalimin elinden haklılar gelsin
    sen de çok çileler bulasın salman


    311

    bunun neresi yalan

    efendiler bunun neresi yalan
    sizde havyar, bizde bulgur aşı var
    bunca emeğimiz talandır talan
    yıllar yılı gözümüzün yaşı var

    yakamız var mıydı olaydı kirli
    borcumuz tükenmez ikili birli
    bugün git yarın gel bitmez bir türlü
    anladım ki müdür beyin işi var

    bu koltuğa biraz daha yaslanın
    yiyin için doyun epey paslanın
    yeryüzünü size veren aslanın
    ne bir mezarı var ne de taşı var

    mahzuni bu dertler bağrımı yakar
    bu pınarın suyu, hep size akar
    size doğru, bize çok eğri bakar
    olmaz olsun, adaletin şaşı var


    312

    uyan halkım uyan

    bir uykudan böyle bir ses
    duy uyan etme uyan
    uyku bir can olsa bile
    kıy uyan gardaş uyan

    uyku tembel niyetidir
    aç gözünü hayat nedir
    gittiğin yol çok kötüdür
    cay uyan halkım uyan

    ates düşmüş döşeğine
    sen gene uyursun gene
    elini vicdan üstüne
    koy uyan nolur uyan

    kazanmadan yemek ayıp
    insan hakkı olur kayıp
    tek benim sırtımdan soyup
    doy uyan yapma uyan

    uyuyanın kazancı olmaz
    insana bir vefa vermez
    bir daha mahzuni gelmez
    say uyan dostum uyan

    yeter artık uyuduğun
    sen de ögren sen de uyan


    313

    kurban olduğum

    gittim akarçay'ı seyran eyledim
    kuru topraklarına kurban olduğum
    tokat'ın yaylası almus'un özü
    yeşil yaprağına kurban olduğum

    cennetten sızarak bir göl serilmiş
    etrafına bin güzellik verilmiş
    sanki kul himmet'im kalkmış dirilmiş
    ala şafağına kurban olduğum

    düğün olur pehlivanlar derilir
    elele güzeller halay kurulur
    yeşil düzlüğünde çapa vurulur
    bostanı bağına kurban olduğum

    der mahzuni şerif tokat diyarı
    toprağı bal olmuş insanı arı
    bir daha göreydim akar çayları
    taşına dağına kurban olduğum


    314

    rest (bana dönek demiş)

    bana dönek demiş itin birisi
    açığım neymiş sor hele hele
    eli çatlamamış ayı irisi
    gel bizim köylerde dur hele hele

    bir yığın kitabı yığmış önüne
    sinek konsa korkar tatlı canına
    hipi yosmasını almış yanına
    pehlivanlık yapar gör hele hele

    köylüden yanadır toprak görmemiş
    viskiden gayriye dudak sürmemiş
    ömür boyu serçe bile vurmamış
    ordu yıkacakmış ker hele hele

    yiğittir ölüsü dağlarda kalan
    yiğittir yiğidin öcünü alan
    soytarıdan yiğit olur mu ulan
    sen bizim dağlara gir hele hele

    bu herifin önü sonu ayandır
    anlayana benim sözüm beyandır
    senden korkan hayvan oğlu hayvandır
    gel de mahzuni'yi vur hele hele


    315

    nem kaldı (parsel parsel)

    parsel parsel eylemişler dünyayı
    bir dikili taştan gayrı nem kaldı
    dost köyünden ayağımı kestiler
    bir akılsız baştan gayrı nem kaldı

    padişah değilem çeksem otursam
    saraylar kursam da asker yetirsem
    hediyem yoktur ki dosta götürsem
    iki damla yaştan gayrı nem kaldı

    mahsuni şerifim çıksam dağlara
    rastgelsem de avcı vurmuş marala
    doldur tüfeğini beni yarala
    bir yaralı döşten gayrı nem kaldı


    316

    kirvem bu yıl bu dağlarda

    kirvem bu yıl bu dağlarda
    sensiz yazın tadı molur
    selamın niye kesildi
    bir selamın adi molur

    kirvem aman
    nede çabuk geçti zaman
    kirvem aman
    ne çabuk tükendi zaman

    can içinde can içinde
    can erir zaman içinde
    böyle kader olmaz olsun
    hüseyinim kan içinde

    varsam gitsem erzincan'a
    hüseyin?im gelmiş mola
    der mahsuni bu dağlarda
    böyle yiğit ölmüş mola


    317

    al birini vur birine

    yıkılası bozuk düzen
    bıçak kemiğe dayandı
    gayrı bize yazık düzen
    gönlümüz kana bulandı

    al birini vur birine
    koydu bizi heç yerine
    vay boyunuz devrileydi
    inandık körü körüne

    ağar kara saçım ağar
    hıçkırık sinemi boğar
    bu yılda böyle giderse
    başımıza taşlar yağar

    al birini vur birine
    koydu bizi hiç yerine
    deli miydik serseri mi
    inandık körü körüne

    gel mahzuni söyle sözü
    harap ettik yazı güzü
    daha karanlık basmadan
    üsküdarı geçti dürzü

    al birini vur birine
    koydu bizi hiç yerine
    gönlümün gözü çıkaydı
    inandım körü körüne


    318

    ne sandın (aylar birbirini)

    aylar birbirini kovalar durur
    geçip giden yıllar döner mi sandın
    içimde yaktığın onulmaz ateş
    öyle kolay kolay söner mi sandın

    kaygılar çevirdi çevre yanımı
    soğudukça kurutuyor kanımı
    girdin yüreğime çektin canımı
    sence yaptığını hüner mi sandın

    hele düşün kırkı geçti kırdığın
    hesabında değil neyi vurduğun
    duman edip bulutlara sardığın
    gönül kolay kolay iner mi sandın

    mahzuni başını aşka eğdirdin
    seller ile akıp girdaba girdin
    gönül fincanına bir taş değdirdin
    kırıldı uzayıp söner mi sandın


    319

    yaylalar (bahar gelir)

    bahar gelir lale sümbül açınca
    boz bulanır eğri söker yaylalar
    bizim eller binboğa'ya göçünce
    bostan bellerine çöker yaylalar

    bocer'in düzlüğü incin ovası
    hani berçenek'in yiğit babası
    başı melül melül tuzlu kayası
    yiğidin kahrını çeker yaylalar

    bizim yaylaların karı tükenmez
    aş'retin aş'rete şeri tükenmez
    koca elbistan'ın eri tükenmez
    haziranda çelik büker yaylalar

    mahzuni şerifim hey gibi lalem
    mevlam nasip eyle yaylada ölem
    cerit dağlarından maraş'a selam
    mahzuni gözyaşın döker yaylalar


    320

    gençliğe çağrı, afşin

    boşa dövüşmeyin bizim yiğitler
    sizi vuranlar vurulmuyor ki
    kimbilir nerede hangi koltukta
    kömürde tarlada yorulmuyor ki

    aynı baba dölü ölüp öldüren
    ölenle öldüren iti güldüren
    yok muydu bunu size bildiren
    vur diyenler burda görülmüyor ki

    işçiyi işçiye düşüren zalim
    boynumuzda boza pişiren zalim
    bu kadar bardağı taşıran zalim
    gözümüz önüne serilmiyor ki

    yeni adı çıkmış sağ ile solun
    tarihte borcu yok kullara kulun
    iki yanı birdir yattığın çulun
    bilirsin ölenler dirilmiyor ki

    mahzuni der nedir hakkın davası
    insana benzemez köpek mayası
    uy tükensin bitsin sınıf kavgası
    sınıfsız bir okul durulmuyor ki


    321

    katil (defol git)

    defol git benim yurdumdan
    amerika katil katil
    yıllardır bizi bitirdin
    amerika katil katil

    devleti devlete çatar
    it gibi pusuda yatar
    kan döktürür silah satar
    amerika katil katil

    japonya'yı yiyen velet
    dünyadaki tek nedamet
    iki yüzlü kahpe millet
    amerika katil katil

    su diye yutturur buzu
    katil düştük kuzu kuzu
    dünyanın en namussuzu
    amerika katil katil

    insanlıkta ırk sarısı
    küstü dünyanın yarısı
    vietnam'ın pis karısı
    amerika katil katil

    mahzuni şerif uyuma
    gün geldi çattı akşama
    bizden selam vietnam'a
    amerika katil katil


    322

    dönmek zor (üç günlük dünya)

    üç günlük dünyada bir demlik ömür
    altın olsa kapısı zor olur
    mazlumun kanını yiyip içenler
    gün gelince sürünür de kör olur

    birleşen arılar yılanı boğar
    balın peteğinden akrebi kovar
    bir yiğit anadan bir defa doğar
    her yiğidin özü sözü bir olur

    mahzuni bir şahin uçtu kolumdan
    uçtu gitti elbistan'ın solundan
    insan sevgisinden hakkın yolundan
    bundan geri dönmek bana kir olur


    323

    tavşan nedir ki

    bana tavşan eti yer misin derler
    çok yalanlar yedim tavşan nedir ki
    karanlık sofrada kara mecliste
    kör yılanlar yedim tavşan nedir ki

    hayli geçtim felek denemesinden
    her çoban bilinmez kaval sesinden
    koyun kılığında, pis memesinden
    süt salanlar yedim tavşan nedir ki

    hayvanın hayvandan asili vr mı
    hayvan hayvan doğar başka doğarmı
    tavşan cennetlikte domuz gavur mu
    nice canlar yedim tavşan nedir ki

    mahzuni insana doğrusu gerek
    yapabilir misin toprağı çörek
    dinli-dinsiz, gavur-müslüm diyerek
    çok canlar yedim tavşan nedir ki


    324

    ben neyim

    dünya kainattan kopup gelirken
    adem miyim hayvan mıyım ben neyim
    adem ile havva vücut bulurken
    cennet miyim şeytan mıyım ben neyim

    idris nebi biçer iken hülleyi
    yüksekten geçerken insanlık yayı
    nuh naci aşarken ulu deryayı
    gemi miyim kaptan mıyım ben neyim

    döküldü gazelim çürüdü bağım
    yıllar evvel göçmüş köyüm bucağım
    bugün doğdum varım yarın da yoğum
    aradaki yalan mıyım ben neyim

    kimler akıllanmış kimler bunamış
    eyüp derde düşmüş cahil kınamış
    mevla ismail'i boşa sınamış
    kasap mıyım kurban mıyım ben neyim

    aramızda yatar eroğlu erler
    erleri ne bilir köroğlu körler
    bana bu ellerde mahzuni derler
    merdan mıyım mervan mıyım


    325

    gözlerin (ceyhan suyu)

    ceyhan suyu gibi bahar ayında
    niye dolu dolu akar gözlerin
    iniler gezersin bahar ayında
    yavru ceylan gibi bakar
    gözlerin yar yar
    gözlerin dost dost
    gözlerin yar yar gözlerin yar

    beri gel beri gel ömrümün varı
    seni sevenlerin candır zararı
    bakışların almış idam kararı
    boynuma zülfünü takar
    gözlerin dost dost
    gözlerin yar yar
    gözlerin dost dost gözlerin dost

    mahzuni' yim dolaştım da deli oldum
    muhabbet bağında bir bülbül oldum
    bir kenardan bakışına kül oldum
    anladım cihanı yakar
    gözlerin yar yar
    gözlerin dost dost
    gözlerin yar yar


    326

    bitmez telaşım

    aramıza dağlar mı girdi gelemedin
    selamına bir canım verdim bilemedin
    sinemize kan düştü canım bilemedin

    (bağlantı)
    bu benim başım
    bitmez telaşım
    hey can yoldaşım
    bilemedin bilemedin
    bilemedin yar

    derelere kan doldu canım gözümden
    kederimi kimler silecek yüzümden
    hele hele ben dönmüş müyüm sözümden

    bağlantı

    buralar yaramaz bize mahzuni
    derman sağlamaz bize mahzuni
    gönlünü bağlamaz bize mahzuni

    bağlantı


    327

    gidiyorum kara gözlüm ağlama (eşi fatma'ya)

    kader böyle imiş böyle yazılmış
    gidiyorum kara gözlüm ağlama
    mezarımız gurbet ele kazılmış
    gidiyorum kara gözlüm ağlama

    ceylan bakışını üzme boşuna
    kurbanlar olayım gözün yaşına
    keder yakışmıyor hilal kaşına
    gidiyorum kara gözlüm ağlama

    emanet eyledim em'li kuzumu
    arkalarda koyma benim gözümü
    getir'ler çalayım kırık sazımı
    gidiyorum kara gözlüm ağlama

    mahzuni şerif'im yollar göründü
    garip başım dertten derde büründü
    fadimem duvağın yerde süründü
    gidiyorum kara gözlüm ağlama


    328

    kırma hatırımı gül yüzlüm (fatma'ya sitem)

    kırma hatırımı gül yüzlüm benim
    gül olsan da gün gelir ki solarsın
    kara toprak olur gider bedenin
    saçlarını yolum yolum yolarsın

    sen benim kaderim alınyazımsın
    hakkın huzurunda bana lazımsın
    sevda çöllerinde em'li kuzumsun
    ardımsıra dertli dertli melersin

    ben bir mahzuni'yim yollu yolunca
    iniler gezerim halli halince
    gurbet elde mezar olup kalınca
    seher yeli ile haber salarsın


    329

    ağlasam mı (mevlam gül diyerek)

    mevlam gül diyerek iki göz vermiş
    bilmem ağlasam mı ağlamasam mı
    dura dura bir sel oldum erenler
    bilmem çağlasam mı çağlamasam mı

    milletin sırtından doyan doyana
    bunu gören yürek nasıl dayana
    yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
    bilmem söylesem mi söylemesem mi

    mahzuni şerif'im dindir acını
    bazen acılardan al ilacını
    pir sultanlar gibi dar ağacını
    bilmem boylasam mı boylamasam mı


    330

    boşu boşuna (mevlam bana)

    mevlam bana ömür vermiş
    boşu boşuna boşu boşuna
    vücuduma bir can girmiş
    boşu bqşuna boşu boşuna

    su akar deryaya varır
    deryadan mayi çıkarır
    gökyüzünde yağmur olur
    boşu boşuna boşu boşuna

    isa meryem'e mi kaldı
    musa asadan ne buldu
    süleyman bir sultan oldu
    boşu boşuna boşu boşuna

    gahi gittim gahi geldim
    aradım kendimi buldum
    bir mahzuni şerif oldum
    boşu boşuna boşu boşuna


    331

    aşk (cehennemin bucağında)

    cehennemin bucağında gizlenir
    çıkar kaf-ı küften seyran eder aşk
    hançerini gizli vurur sızlanır
    girdiği vücudu hayran eder aşk

    tanımaz korkuyu bilmez imanı
    sarı gazel yapar zümrüt çimeni
    parçalar sultanı yırtar fermanı
    tac-ı devletini viran eder aşk

    kula ruhsat verir padişah kılar
    şahı mecnun edip çöllere salar
    aşkın bir zerresi bin dağı deler
    güneşe pas çekip duman eder aşk

    aşk önünde kükreyen seller durulur
    aşk katına ölmek ile varılır
    aşk yanında şemsi kamer kör olur
    sevdiği haneyi zindan eder aşk

    ağır bir yük vurur senin sırtına
    sahip olmaz seyreylemek ardına
    ey mahzuni aşk elinin yurduna
    güller biter bülbül öter seyran eder aşk


    332

    tersname (sana diyeceğim var)

    sana diyeceğim var eğlen yolcu
    kurduğun yuvayı yık da öyle git
    zamanede ilk görevdir insana
    baştan dinden haktan çık da öyle git
    bir sudan geçince köprüyü devir
    sel basmış tarlaya ırmağı çevir
    birlik dümenini tersine kıvır
    sağa sola sövüp dök de öyle git
    allah bir deseler sen söyle haşa
    nadan ehliyle çıkılmaz başa
    komşunun açlığı tatlı tamaşa
    bir tekme de sen vur yık da öyle git
    ortak isen hesap etme ölçmeyi
    ihmal etme dost ırzına geçmeyi
    bir döğüşte çok ayıp gör kaçmayı
    beş on yumruk yiyip sek de öyle git
    elinden tut çamurlara at körü
    beriye ötede öteye beri
    kapıya gelirse döv misafiri
    bir de ana avrat çek de öyle git
    kızına bakanın oğlunu öldür
    meclise girersen büyüğe saldır
    kefeni soy mezarlara kül doldur
    ölünün dişini sök de öyle git
    ciğerin yarası sivri cam ister
    kötülük meydanında kendin göster
    adamın cömerdi yavuz it besler
    meteliği başa kak da öyle git
    küfür eksik etme aziz dilinden
    gaddarlık kılıncın koyma belinden
    hiçbir şey gelmezse bile elinden
    fesat tohumunu ek de öyle git
    hasılı sözümün tersine yürü
    görmesin gözlerin topalı körü
    kısa yerden eksik etme ömürü
    mahzuni şerif'ten bık da öyle git


    333

    ben de bir insanoğluyum

    ben de bir insanoğluyum
    bırak beni konuşayım
    bir başım bir beynim vardır
    bırak beni konuşayım
    ve insanca danışayım

    senin dilin benim dilim
    yakışmaz insana zulüm
    insanım hayvan değilim
    bırak beni konuşayım
    ve insanca danışayım

    düşünen cahil olamaz
    cahil kendini bilemez
    can ölür fikir ölemez
    bırak beni konuşayım
    ve insanca danışayım

    mahzuni halk (hak) için ölsün
    ben giderim dostlar kalsın
    koltuk saray sizin olsun
    bırak beni konuşayım
    ve insanca danışayım


    334

    hacı bektaş yolu

    hacı bektaş yolu ulu bir yoldur
    çamura basarak toz etmesinler
    hak'ka gidenlerin hepsi kuldur
    bizi bu dergah'tan yoz etmesinler

    olmaz cahillerde ikrar'a durak
    özünü sel almış dışından kurak
    can'ları üzerek gönül kırarak
    oniki imamı koz etmesinler

    evladı ali'ye etmişiz biat
    nedemek efendi insana cihat
    cumhuriyet bize ecdat'tan ırat
    münafıklar bundan söz etmesinler

    şu ülkede sonu gelmez yalanlar
    bu kadar mazlumun hakkın alanlar
    kendi kör nefsine secde kılanlar
    yanmış yüreğimi köz etmesinler

    der mahzuni ey sevdiğim bak bana
    hak fitneyi emretmedi kur'an a
    aşk'a taptı hacı bektaş mevlana
    alimler gerçekten naz etmesinler


    335

    geçmiyor günlerim ahuzardayım

    geçmiyor günlerim ahuzardayım
    insafınız yok mu erenler vah vah
    hayvan mıyım insan mıyım nerdeyim
    bana bakıp beni görenler vah vah

    kimi sarhoş olmuş gezer dolaşır
    kimi arı gibi konar çalışır
    kimi matem eder kimi gülüşür
    eli kolu bağlı duranlar vah vah

    bir zaman bitmiyor gönlümün yası
    neyleyim ki dünya kahpe dünyası
    bir karınca kadar yoktur faydası
    bol keseden bana öğüt verenler vah vah

    garip bülbül vazgelir mi yurdundan
    kimse bilmez aşıkların derdinden
    bir gün ağlarsınız onun ardından
    bizim mahzuni şerif'i vuranlar vah vah


    336

    felek (bir kuş bir dünya)

    delik deşik yuvam çok gelmiş gibi
    tüylerim bitmeden uçurdun felek
    bir kuş bir dünyaya yük gelmiş gibi
    bağrıma pençeni geçirdin felek

    bir kuş bir dünyaya yük gelmiş gibi
    bağrıma pençeni geçirdin felek felek

    ne insafsız avcı oldun ardıma
    gizli gizli güldün zalim derdime
    doyup usanmadım baba yurduma
    gurbetten gurbete geçirdin felek

    doyup usanmadım baba yurduma
    gurbetten gurbete geçirdin felek felek

    biçare mahzuni döküldü meyim
    parçalandı sofram zehroldu suyum
    hayal hayal oldu aşretim köyüm
    hayatıma zehir içirdin felek

    hayal hayal oldu aşretim köyüm
    beni diyar diyar kaçırdın felek felek


    337

    vah bu halim ne olacak

    gene bugün başım duman
    kara düzen vermez aman
    el mi yaman bey mi yaman
    vah bu halim ne olacak

    dert başımda kucak kucak
    bu devran kime kalacak

    doğru söze gel de kandır
    gönlüm yara beynim sancır
    elim zincir dilim zincir
    vah bu halim ne olacak

    dert başımda kucak kucak
    bu dünya kime kalacak

    şu bizim dağlar ovalar
    başı karlı binboğa'lar
    felek peşimden kovalar
    vay bu halim ne olacak

    dert başımda kucak kucak
    bu dünya kime kalacak

    mahzuni'yim başım darda
    inilerim orda burda
    ata binen üsküdar'da
    vay bu halim ne olacak

    dert başımda kucak kucak
    bu dünya kime kalacak


    338

    ihtiyar oldum

    daha anamdan doğmadan
    neden ben ihtiyar oldum
    yedi yaşıma değmeden
    ihtiyar oldum ihtiyar oldum

    ey doktor bana acıma
    elin vurma ilacıma
    ak düştü siyah saçıma
    ihtiyar oldum ihtiyar oldum

    adımı dillere yaydın
    söz verdin de geri caydın
    ey sevgili gözün aydın
    ihtiyar oldum ihtiyar oldum

    mahzuni şerif bilmeden
    yorulur bu yola giden
    yetmiş yaşlı çocuğum ben
    ihtiyar oldum ihtiyar oldum


    339

    yorgunum bugün (ey doktor)

    ey doktor çekil başımdan
    gönlümden yorgunum bugün
    o yar bana inanmıyor
    dargınım bugün
    dargınım bugün

    geçer günüm aylar gibi
    eğilmişim yaylar gibi
    coşup giden çaylar gibi
    durgunum bugün
    durgunum bugün

    bu yol gider vara vara
    etrafını yara yara
    eski sevdigim dostlara
    kırgınım bugün
    kırgınım bugün

    der mahzuni bile bile
    ok'a tutu beni hile
    aşık oldum azraile
    vurgunum bugün
    vurgunum bugün


    340

    yaralı yar (avcıydın avladın)

    avcıydın avladın beni
    yaralıyım yaralı yar
    zülfüne bağladın beni
    yaralıyım yaralı yar

    meyil vereli canana
    dayandım derdi hicrana
    din iman yük oldu bana
    yaralıyım yaralı yar

    istemem kin ile gurur
    aşıklar boynuna vurur
    gelen giden bir taş vurur
    yaralıyım yaralı yar

    yalan dünyadan usandım
    aşkın şarabına kandım
    mahzuni şerif'im yandım
    yaralıyım yaralı yar


    341

    uyan (bu uykudan)

    bu uykudan böyle bir ses
    duy uyan etme uyan
    uyku bir can olsa bile
    kıy uyan gardaş uyan

    uyku tembel niyetidir
    aç gözünü hayat nedir
    gittiğin yol çok kötüdür
    çay uyan halkım uyan

    ateş düşmüş döşeğine
    sen gene uyursun gene
    elini vicdan üstüne
    koy uyan nolur uyan

    kazanmadan yemek ayıp
    insan hakkı olur kayıp
    tek benim sırtımdan soyup
    doy uyan yapma uyan

    uyuyanın kazancı olmaz
    insana bir vefa gelmez
    bir daha mahzuni gelmez
    say uyan dostum uyan


    342

    öyle bir zamana geldik

    öyle bir zamana geldik
    küfrün adı iman oldu
    doğru dürüst gider iken
    hakkın yolu duman oldu

    koyun sesi kurdun sesi
    bir çıkıyor neyin nesi
    adamın adam sevmesi
    geçti hayli zaman oldu

    dost rüzgarı kesti hızı
    okşadı gitti camızı
    daha dünün suratsızı
    şimdi kaşı keman oldu

    ırgat koşar ekmek zalım
    ele geçmez de bakalım
    der mahzuni benim halim
    korkuyorum yaman olur


    343

    hak bana bir ömür vermiş

    hak bana bir ömür vermiş
    boşu boşuna boşu boşuna
    vücuduma bir can girmiş
    boşu boşuna boşu boşuna

    isa meryeme mi kanmış
    musa asadan ne bulmuş
    süleyman bir sultan olmuş
    boşu boşuna boşu boşuna

    gahi gittim gahi geldim
    aradım kendimi buldum
    bir mahzuni şerif oldum
    boşu boşuna boşu boşuna


    344

    han sarhoş hancı sarhoş

    karlı dağlar kara bulut içinde
    yaylası hüzünlü yöresi bir hoş
    sevdalı yolcular umut içinde
    hayalın düğünü töresi bir hoş

    han sarhoş hancı sarhoş
    yolda yabancı sarhoş
    el çek tabip kalbimden
    içimdeki sancı sarhoş

    mahzuni yıldızım aylar içinde
    bağlamışım zülfü yaylar içinde
    yüzemez yunuslar çaylar içinde
    deniz vurgununun yaresi bir hoş

    han sarhoş hancı sarhoş
    yolda yabancı sarhoş
    el çek tabip kalbimden
    içimdeki sancı sarhoş


    345

    durduramadım (vardım gittim)

    vardım gittim gurbet eli dolaştım
    gözümün yaşını durduramadım
    öldüm bittim bir sevdaya bulaştım
    divane gönlümü durduramadım

    yıllardır sevdiğim el oldu gitti
    tutuştu yüreğim kül oldu gitti
    gözlerimin yaşı sel oldu gitti
    zülfünden bir köprü kurduramadım

    mahzuni bu dağlar yolum bağladı
    gönlüm deli deli coştu çağladı
    hergün hergün figan etti ağladı
    kolunu boynuma sardıramadım


    346

    dokunma keyfine yalan dünyanın

    dokunma keyfine yalan dünyanın
    ipini beline dolamış gider
    gözlerimin yaşı bana gizlidir
    dertliyi dertsizi sulamış gider

    kimi hızlı gider uzun yol tutar
    kimi altın satar kimi bal tutar
    kimi soğan bulmaz kimi bal yutar
    kimi parmağını yalamış gider

    mahzuni bu nasıl yazı mahzuni
    bazı şerif olur bazı mahzuni
    yurdunda anasız kızı mahzuni
    insanlık ardından melemiş gider


    347

    türkiye'den dolu dolu selam

    ben gelirken beyaz karlar yağmıştı
    düz ovayı kara duman boğmuştu
    rahat olanlara güneş doğmuştu
    hasret ile iki gözü dolan var

    çok azaldı kızılırmak ceyhanlar
    kokmaz oldu lale sümbül reyhanlar
    birbirini sevmez oldu insanlar
    ne yazık ki öldüren var ölen var

    mahzuni'yim alın teri yemedim
    ömrümde haksıza haklı demedim
    benim türkiyelim benim memedim
    türkiye'den dolu dolu selam var


    348

    kazak abdal gibi

    bir fakirin hatırını
    kıranın da babasını
    bizim köye katırını
    sürenin de babasını

    sahte mola sahte derviş
    insanın ömrünü yermiş
    bir kişi yalanla ermiş
    erenin de babasını

    parayla diploma alan
    haklının hakkını çalan
    bizim başımıza plan
    kuran'ın da babasını

    bizim köyün yolu harap
    beyler içer kızıl şarap
    doğru söze yanlış cevap
    verenin de babasını

    bir avuç pis kabadayı
    nerden almış böyle payı
    fikirlere prangayı
    vuranın da babasını

    çalışanlar ayı yendi
    yıldızlara çıkıp indi
    adam çalıştırıp kendi
    duranın da babasını

    bu ne aslı bu ne kerem
    insanlığı etti verem
    zalım yarasına merhem
    sürenin de babasını

    çaldı bizi taştan taşa
    yandık gitti baştan başa
    mahzuni'yi boştan boşa
    yoranın da babasını


    349

    divan (azmile bir borç)

    azmile bir borç eyledim canların tüccarına
    faizi erdi ödedim faizi cananımmış
    erem dedim eremedim ademin esrarına
    hali haktan ayrı kişi dil bilen hayvanımış

    ben derdim ki sitem çekmek boş ömüre delildir
    meğer sitem çekmek er kişiye delili buhranmış
    bilmezdim ki şu dünyada herşey lütfü celildir
    her nereye nazar kıldım mevcudu sübhanımış

    ben güler dururdum neden çölün mecnunlarına
    dad-ı leyla için çöller tahtı süleymanimiş
    erem dedim eremedim ademin esrarına
    kendini okuyan kişi bir "ümmül kur'an" ımış

    ey mahzuni kan kalesin yıkta tarümar eyle
    tahammül bir zülfükardır kullanan merdanımış
    eğer goncayı seversen durma ahuzar eyle
    goncayı gonca eyliyen bülbül-ü efganımış


    350

    aşka başlarken (sorsalar ki)

    sorsalar ki nerden içtin doluyu
    berçenek'te körün birinden içtim
    rüyamda görmedim ak sakallı pir
    ben ezilen alın terinden içtim

    tarih bin dokuz yüz elli senesi
    henüz kurtulurken dost meyhanesi
    yanıp tutuşurken dostluk hanesi
    ben dertlerin orta yerinden içtim

    ar ile namusu bir pula sattım
    böyle bir şerefte yattım ha yattım
    bardağın içine çok zehir kattım
    inan ki zehirin pirinden içtim

    insan olan insan vurup yarışmaz
    insan olan sabur ile güreşmez
    insan oğluna cin şeytan karışmaz
    mahzuni şerif' in şerinden içtim


    351

    görün (bana dışarıdan gülen)

    bana dışarıdan gülen dostlarım
    girdabı belaya girin de görün
    halim seyretmiye gelen dostlarım
    bir ayna önünde durun da görün

    adam akıllıyken deli olurmuş
    zır deli başına veli olurmuş
    aşık maşukunun kulu olurmuş
    bunu bir kamilden sorun da görün


    352

    ahmet kaya'ya

    ağladıkça bahar oldu dağların
    toprağına küsme ahmet geri gel
    gurbet eller burdan güzel değildir
    yaban elden esme ahmet geri gel

    gelemez misin dönemez misin
    gözüm nice üzgünsün gülemez misin

    kolay değil gurbet elin yarası
    yoktur bizim ile onun arası
    bu memleket ata dede mirası
    hemen ümit kesme ahmet geri gel

    gelemez misin dönemez misin
    gözüm nice üzgünsün gülemez misin

    mahzuni barışın yoluna kurban
    ahmet mızrabına teline kurban
    hangi dil bilirsen diline kurban
    sen yeter ki susma ahmet geri gel

    gelemez misin dönemez misin
    gözüm nice üzgünsün gülemez misin


    353

    softalar (ey arapça okuyanlar)

    ey arapça okuyanlar
    allah türkçe bilmiyor mu
    ingilizce fransızca
    bize hitap kılmıyor mu

    çalışanlar geri kalmaz
    çalışmayan bir halt bilmez
    yalnızca fikirler ölmez
    peygamberler ölmüyor mu

    bizimdir bu bahçe, bağlar
    bizimdir bu yeşil dağlar
    canı sağ olsun softalar
    ayakkabı çalmıyor mu

    dost gezer dostluk bağında
    biz olur bizlik dağında
    gavurun merih çağında
    alem bize gülmüyor mu

    bir bülbül getirmez yazı
    yalnızca bülbül avazı
    mahzuni korkmadan sazı
    kainat'a çalmıyor mu


    354

    bugün ben şahımı gördüm

    bugün ben şahımı gördüm vay vay
    bir elinde zülfikar var vay vay
    dane dane dökülüyor dillerinde kehribar var
    aman aman aman aman

    gel ey gönül yanlış gitme vay vay
    gidip cananı incitme vay vay
    bu yolda acele etme
    acelede bin zarar var
    aman aman aman aman

    mahzuni geçeyim dedim vay vay
    ecelden içeyim dedim vay vay
    dünyadan göçeyim dedim
    sevdiğimden intizar var
    aman aman aman aman


    355

    bu yıl benim yeşil bağım kurudu

    bu yıl benim yeşil bağım kurudu
    dolu vurdu yaprakları çürüdü
    benim de saz tutan elim var idi
    şimdi bir köşede yatar ağlarım

    benim ile lokma yiyip içenler
    gölgemin altında konup göçenler
    sizi zalim dar günümde kaçanlar
    ben kendi halime bakar ağlarım

    çırpına çırpına bir yuva kurdum
    bebeği görmedim kundağı gördüm
    deryada boğuldum karaya vurdum
    çamurdan çamura batar ağlarım

    mahzuni şerif'im budur ahvalim
    zamane bozuldu insanlar zalim
    kıyamete kadar gider bu halim
    sabır eder matem tutar ağlarım


    356

    acı günlerim (şamatacı günlerim)

    şamatacı günlerim
    güneş yüzü görmedi vay
    hacı bacı günlerim

    değirmenin çarkı yok
    bu bahçenin parkı yok
    ali gider veli gelir külhana vay
    birbirinden farkı yok

    acı acı günlerim
    göz boyacı günlerim
    ahı vahınan geçti gitti
    hacı bacı günlerim

    bir ipte iki cambaz
    zor olur oynayamaz
    dili tatlı içi zehir güzelim vay
    böyle kazan kaynamaz
    böyle kazan kaynamaz

    acı acı günlerim
    şamatacı günlerim
    ahı vahınan geçti gitti
    hacı bacı günlerim

    mahzuni deli gönlüm
    yine yollara düştü
    hacı vurdu bacı durdu acımadı aleme
    kaygu kullara düştü

    acı acı günlerim
    şamatacı günlerim
    ahı vahınan geçti gitti
    hacı bacı günlerim


    357

    ben beni (seyyah oldum)

    seyyah oldum pazar pazar dolaştım
    bir tüccara satamadım ben beni
    koyun oldum kuzum ile meleştim
    bir sürüye katamadım ben beni
    ben beni kendimi canımı özümü

    dostlar beni bir kazana koydular
    kırk yıl yandım daha çiğdir dediler
    ölceğimi gram gram yediler
    bir kantarada tartamadım ben beni
    ben beni kendimi canımı özümü

    deli gönlüm aktı gitti engine
    çok boyandım çok çiçekler rengine
    bir mahsuni demiş oldum kendime
    olmaz olsun atamadımbeni beni
    ben beni kendimi canımı özümü


    358

    bas kamyonun kuyruğuna

    bas kamyonun kuyruğuna
    bak münafık nerden çıkar
    kimsenin günahı yoktur
    çünkü balık baştan kokar

    eğlen şoför eğlen haber sorayım
    karanlığı dele dele nerden gelirsin
    yüreğin yanmıştır belli bir su vereyim
    sırların dolduğu garip yerden gelirsin

    bas kamyonun kuyruğuna
    bak münafık nerden çıkar
    mazlumun günahı yoktur
    çünkü balık baştan kokar

    eğlen şoför gardaş eğlen yolun kapalı
    bizim elin bilenleri hak'tan sapalı
    ardından gelenler vardır eli sopalı
    dolaşırsın zindanları turdan gelirsin

    bas kamyonun kuyruğuna
    bak münafık nerden çıkar
    mahzuni'nin günahı yok
    çünkü balık baştan kokar


    359

    bana yücelerden seyreden dilber

    bana yücelerden seyreden dilber
    siyah kirpiklerin ok mu cananım
    insaf et yüzünü yüzüme dönder
    ızdırabın sonu yok mu cananım

    gönül sevdi benim günahım nedir
    yandım hasretine bunca senedir
    mecnun'um derdinden derdim fenadır
    ızdırabın sonu yok mu cananım

    bu dünya misaldir çatısız hana
    ebedi kalmadı şaha sultana
    deryanın içinde bir damla bana
    bu da mahzuni'ye çok mu cananım


    360

    dargın mahkum (darıldım ben sana)

    darıldım ben sana canım
    böyle mi olacaktı
    vuruldum baksana kanım
    yerde mi kalacaktı

    hapishane içinde
    minderim kana battı
    yahu bu ne haldir
    öldüm yedi yıldır

    gardiyan çekti gitti
    dağ gibi ömrüm benim
    ne çabuk söndü gitti

    yoruldum hal bilmezden
    yaş geldi kırka çıktı
    dirildim geri öldüm
    dostlar bizi bıraktı

    mahzuni gelir beyler
    bizim yaylada yaylar
    yahu deli miyim
    yok ölü müyüm

    parlayan bizi paylar
    ağlama sızlama
    anam benim
    bir gün biter yaralar


    361

    kanadım değdi sevdaya

    kanadım değdi sevdaya
    kondum kondum uçamadım
    aşk şarabın doya doya
    yandım da içemedim

    oy tabip şu yaramı
    sar sarabilir isen
    sevda ateşten bir kale
    var varabilir isen

    içmişem sarhoşum dünden
    bayram ederim bugünden
    aşıkların köprüsünden
    döndüm de geçemedim

    oy tabip şu yaramı
    sar sarabilir isen
    sevda ateşten bir kale
    var varabilir isen

    yan mahzuni sine sine
    bugün bana n'oldu yine
    düştüm güzeller içine
    kendim kendim seçemedim

    oy tabip şu yaramı
    sar sarabilir isen
    sevda ateşten bir kale
    var varabilir isen


    362

    belki (kimbilir ne zaman)

    kimbilir ne zaman kimbilir nerde
    dünya döne döne durur belki de
    mavi mavi güvendiğin denizler
    kesilir suları kurur belki de

    geçer gider her sarayın ricali
    çünkü ecel ona vermez mecali
    iki gözden uzak bizim haceli
    atar on ikiden vurur belki de

    dost mahzuni kendi kendin oyalar
    anlaşamaz yağmur ile boyalar
    milyarca senedir yatan kayalar
    birgün kanatlanıp yürür belki de


    363

    yiğitler (doğudan batıya)

    doğudan batıya bir ses yükselir
    yiğitler yiğitler bizim yiğitler
    gavur dağlarından dadallar gelir
    yiğitler yiğitler bizim yiğitler

    yiğitler yiğitler bizim yiğitler
    o'nu bilir binboğalar ceritler

    alnı çizgi çizgi zafer oyuklu
    anası ağlamış öfke yayıklı
    elinde dirgeni kara bıyıklı
    yiğitler yiğitler bizim yiğitler
    bizim yiğitleri bilmiyor itoğlu itler

    o'nu bilmeyen şu uğursuz bit'ler
    yiğitler yiğitler bizim yiğitler

    karşıdan geliyor elinde dirgen
    sırtı yırtık omuzunda yorgan
    yaktı anamızı zalim kemirgen
    yiğitler yiğitler bizim yiğitler

    yiğitler yiğitler bizim yiğitler
    o'nu bilir binboğalar ceritler

    mahzuni şerif'im yiğit yavrusu
    anadolu'sundan yoktur kaygısı
    sizin değil beyler işin doğrusu
    yiğitler yiğitler bizim yiğitler

    o'nu bilmeyen şu ugursuz bit'ler
    yiğitler yiğitler bizim yiğitler


    364

    kara gözlüm karlar yağdı

    kara gözlüm karlar yağdı başıma
    gözlerimden akan yaşlar sel oldu
    yüzlerimde şubat ayı esiyor
    gülmeyeli nice nice yıl oldu

    banadır feleğin mihneti kastı
    ömür bülbül imiş öttü de sustu
    yıllar sonra gördüm zalım bir dostu
    ezelden el idi gene el oldu

    diyarbakır hayalimden gitmiyor
    eski günlerime elim yetmiyor
    hiçbir sözüm bir sözümü tutmuyor
    gözün aydın dost mahzuni del'oldu


    365

    babasını (bir fakirin hatırını)

    bir fakirin hatırını
    kıranın da babasını
    bizim köye katırını
    sürenin de babasını

    sahte molla, sahte derviş
    insanın ömrünü yermiş
    bir kişi yalanla ermiş
    erenin de babasını

    parayla diploma alan
    haklının hakkını çalan
    bizim başımıza plan
    kuranın da babasını

    bizim köyün yolu harap
    beyler içer kızıl şarap
    doğru söze yanlış cevap
    verenin de babasını

    bir avuç pis kabadayı
    nerden almış böyle payı
    fikirlere prangayı
    vuranın da babasını

    çalışanlar ay'ı yendi
    yıldızlara çıkıp indi
    adam çalıştırıp kendi
    duranın da babasını

    bu ne aslı bu ne kerem
    insanlığı etti verem
    zalim yarasına merhem
    sürenin de babasını

    çaldı bizi taştan taşa
    yandık gitti baştan başa
    mahzuni yi boştan boşa
    yoranın da babasını


    366

    ince ince kar yağar

    ince bir kar yağar
    fakirlerin üstüne
    neden felek inanmıyor
    fukaranın sözüne

    öldük öldük biz açlıktan
    yapma ağam n'olur n'olur
    adam mı ölür okul olunca
    yol yapılınca çeşme olunca
    kendin bulunca n'olur n'olur

    sen anadan ben babamdan
    aga doğmadık dostum
    gel beraber yasayalım
    sanma ki sana küstüm

    yandık yandık öldük öldük
    biz açlıktan
    yapma beyim n'olur n'olur n'olur
    adam mı ölür yol yapılınca
    okul olunca çeşme yapınca
    doktor gelince mühendis gelince
    n'olur n'olur n'olur

    istanbul'un benzemiyor neden o urfa'lara
    bir de sizler gelin bakın şu çamurlu yollara
    acıdır ki bu yüzyılda düştük biz ne hallara
    işte durum işte yorum kızma beyim n'olur

    öldük öldük biz açlıktan
    yapma agam n'olur
    adam mı ölür asfalt olunca
    yol düzelince
    sağlık gelince
    okul olunca
    insan gülünce
    dost sevinince
    n'olur n'olur n'olur

    mahzuni'yim duyun artık şu haykıran sesimi
    okuyun tarihi görün insanlığın hasını
    birgün siz de görürsünüz dünyanın gidişini
    işte yaşam işte insan işte doğa gör bunu n'olur

    bizler gördük yapma agam n'olur
    adam mı ölür insan sevince
    karın doyunca
    sağlık olunca
    paylaşılınca
    doktor gelince
    yol yapılınca
    n'olur n'olur n'olur


    367

    savulsun gitsin

    ambargo mambargo dinleme gardaş
    gelin amerika kovulsun gitsin
    üsleri müsleri çıksın burdan
    kendi toprağına savulsun gitsin

    bu herifler senden alır haşhaşı
    morfin eder sana açar savaşı
    boşuna vurmadan gardaş gardaşı
    bir bayram davulu çalınsın gitsin

    elin gavurunu boşa çağırma
    evdeki dövüşü ele duyurma
    seni senden beni benden ayırma
    böyle bir memleket öğünsün gitsin

    bu topraklar bizimdir bizim olacak
    amerika bela buldu bulacak
    mahzuni bağımsız şehit kalacak
    yeter ki türkiye'm dev olsun gitsin



    368

    köyüm köyüm yiğit köyüm

    ne uzaktır su maraş'a
    aman köyüm dertli köyüm
    yol bitmiyor koşa koşa
    aman köyüm yiğit köyüm

    ocakları tezek dolu
    gözlerime gider külü
    çamurdan çıkılmaz yolu
    eyvah köyüm yiğit köyüm

    avukat yer parasını
    muhtar eker merasını
    kimse sarmaz yarasını
    aman köyüm dertli köyüm

    savaş gelince köy köydür
    seçim gelince köy köydür
    ondan başka hiç bir şeydir
    aman köyüm yiğit köyüm

    aslan yoktur kürkü yoktur
    suyu yoktur parkı yoktur
    bir esirden farkı yoktur
    aman köyüm yiğit köyüm

    istanbul'un soşesi var
    gizli gizli köşesi var
    şehirlerin neşesi var
    eyvah köyüm canım köyüm

    üç candarma bir karakol
    yumurtası tavuğu bol
    ne okulu var ne düzgün yol
    eyvah köyüm yiğit köyüm

    hocaları takke bilir
    şam'ı mekke bilir
    doktor bilmez tekke bilir
    köyüm köyüm nazlı köyüm

    sırtına abalar giyer
    haklarını başkası yer
    tarhanaya şekerdir der
    köyüm köyüm yiğit köyüm

    mahzuni köye giderim
    kör oldu ağlar pederim
    elbet bir gün allah kerim
    üzülme sen benim köyüm

    köyüm köyüm aslan köyüm
    üzülme sen yiğit köyüm


    369

    göreydim (ah ne olur bizim köyde)

    ah ne olur bizim köyde
    herkesi okur göreydim
    altmışı bulmuş babamda
    bir günlük fikir göreydim
    göreydim ben de güleydim

    dindiren yok mu acımı
    süren yok mu ilacımı
    köyden on yaşlı bacımı
    kilimler dokur göreydim
    göreydim ben de bileydim

    demeyin ki ne var bunda
    kanlı kılıç durmaz kında
    elbistan'ın ovasında
    gümüşle bakır göreydim
    göreydim ben sevineydim

    bitmez kadere inandık
    inandık inandık yandık
    hep şükürü biz öğrendik
    bir bey'de şükür göreydim
    göreydim mutlu olaydım

    sanmayın mahzuni yandı
    ne usandı ne de caydı
    bütün fakirler doyaydı
    kendimi fakir göreydim
    göreydim gurur duyaydım


    370

    satılıyor berçenek, afşin

    duyun insanlar duyun
    satılıyor berçenek
    berçenek benim köyüm
    satılıyor berçenek

    aslanlar hep yiyor et
    hangi derde diyem evet
    bize baksın hükümet
    satılıyor berçenek

    bizi korusun hükümet
    satılıyor berçenek

    çoluk çocuk dağılacak
    yoksullar boğulacak
    bilmem ki halim ne olacak
    satılıyor berçenek

    elbistanlı çıktı dağa
    baktım bahçeye bağa
    alır köyümü ağa
    satılıyor berçenek

    yüreğim yaralıdır
    bilmem ağam nerelidir
    kul mahzuni oralıdir
    satılıyor berçenek


    371

    sivas dramı (allah allah dost)

    allah allah dost diyerek
    koştuk sivas ellerine
    halk türküsü söyleyerek
    coştuk sivas ellerinde

    dışarda tekbir sesliler
    içerde kara yaslılar
    tüm sivas'ın suçu yoktur
    ama yaktı sivaslılar

    madımak'ta şimsek çaktı
    alevler göklere çıktı
    kime kızdı, kimi yaktı
    şaştık sivas ellerinde

    dışarda tekbir sesliler
    eli sopalı fesliler
    müslüman kanı helal mi
    ama yaktı sivaslılar

    alev kapladı yanımız
    hak'ka ulaştı canımız
    ateşle yandı tenimiz
    taştık sivas ellerinde

    dışarda tekbir sesliler
    eli kanlı iffetsizler
    insan kıyar mı insana
    yazık yaktı sivaslılar

    devlet baba, devlet baba
    ne kötülük ettik sana
    döne döne yana yana
    piştik sivas ellerinde

    mahzuni tekbir sesliler
    içerde yanıyor canlar
    şeriatın içtiği kanlar
    bileniyor tüm insanlar
    tüm sivas'ın suçu yoktur
    ama yaktı sivaslılar

    sivastan göklere uçtuk
    gönlümüz hak'kı diler
    alevlerle kucaklaştı
    muhlis'ler nesimi'ler
    yıldız daği toz dumanlı
    yollarımızı tutmayın
    biz bu yolun son yolcusu
    siz bizi unutmayın
    bu yol çok yolcular gördü
    gültekin'ler gülsüm'ler
    biz hak'kı severek öldük
    sevmeyenler ne bilsinler
    verdiğiniz bu duman
    sanma ki bizi boğar
    bir pir sultan kurban olur
    yüzbin mahzuni doğar
    yüzbin mahzuni doğar


    372

    bayram olur (iki gönül bir olunca)

    iki gönül bir olunca
    bayram olur seyran olur
    bir dost bir dosta gelince
    bayram olur seyran olur

    o dost dosta kurban olur

    aktı kanım ılık ılık
    biz yalancı kör değilik
    aradan kalksa ikilik
    bayram olur seyran olur

    barış olur dostluk olur

    aktı kanım ince ince
    ölürüm dost görmeyince
    mahzuni şerif ölünce
    bayram olur seyran olur

    savaş biter barış olur


    373

    barışa çağrı (barış gelsin dağlara)

    barış gelsin dağlara
    yollar birleşsin haydi
    geçmişten gelecege
    yıllar birleşin haydi yıllar birleşin

    bu memleket bizim can ocagımız
    hak'tan başka yoktur varacağımız
    çağımız insanı sevme çağıdır
    kollar birleşin haydi kollar birleşin

    dinli dinsiz insandır
    boş yere akan kandır
    bu kök bu agaçtandır
    dallar birleşin haydi dallar birleşin

    ağrı'nın gölgesi tekidağ'ında
    izmir'in kuyusu van bucağında
    bayram olsun bizim elin sağ'ında
    sol'lar birleşin haydi sol'lar birleşin

    karanlıklar dağılsın
    sabahlara varılsın
    birbirine sarılsın
    kollar birleşin haydi kollar birleşin

    mahzuni şerif 'im bizim memleket
    barış mübarektir barış hareket
    ikilikten doğar bunca felaket
    yerde kanlar gördüm canlar birleşin


    374

    boşumuş (ey erenler)

    ey erenler bir kamile danıştım
    er olana edep erkan hoşumuş
    kalırsa dünyada insanlık kalır
    kuru hayal fani dünya boşumuş

    vefasız tabipten derman olur mu
    ufacık pınardan ceyhan olur mu
    ta ezelden karga şahan olur mu
    adem aslı asıllara başımış

    dünyada delinin teki mahzuni
    yaktı seni içindeki mahzuni
    dile kolay bunca yükü mahzuni
    yıllar yılı taşımış da taşımış


    375

    ararlar beni (güvenme dünyada)

    güvenme dünyada malım var diye
    acep insan mıyım sorarlar beni
    halimden anlamaz cahiller niye
    her biri bir yandan yorarlar beni

    hoşlar meclisine girdim hoşlandım
    aşkın ateşine düştüm haşlandım
    dallarımda meyve döktüm taşlandım
    ya niçin gövdemden kırarlar beni

    döndü gitti hak yolunu övenler
    pişman olup dizlerini dövenler
    bir lokmaya nice bana sövenler
    ah mahzuni diye ararlar beni


    376

    boşlayın beni (ah neyleyim)

    ah neyleyim düşkün oldum dünyada
    ateşle tığ ile şişleyin beni
    sevda dedikleri bir bela imiş
    gelmeyin yanıma boşlayın beni

    yiğit olan yiğit durur ahtında
    çünkü bu dert gider bulur lehdinde
    şeytana rey verdim ali tahtında
    lanet edin bana haşlayın beni

    mahzuni şerif'im hal beyan eder
    müslüme düşmanım başında teber
    bilmem ki bu yolum nereye gider
    ben öldükten sonra işleyin beni


    377

    vallahi billahi (avcı vurdu)

    avcı vurdu sanma onu
    diri daha diri daha (vallahi billahi)
    dert başımda grup grup
    biri daha biri daha

    yaram çoktur ellemeyesin
    tabipleri yollamayasın
    sen bizi kör bellemeyesin (hey dost hey can)
    beri bak ha beri bak ha (vallahi billahi)

    sürdü köyün merasını
    kurmak için binasını
    yola gömdü anasını (hey can hey can)
    kerim ağa kerim ağa (vallahi billahi)

    mahzuni döker yaşını
    bilir yaren yoldaşını
    birgün kırarlar başını (hey can hey can)
    yarı şaka yarı maka


    378

    gül yüzlü cananım

    gül yüzlü cananım senin elinden
    gizli gizli yaşım dökülmektedir
    dile destan oldum zalim dilinden
    akar gözyaşlarım dökülmektedir

    gönül bir sevdanın düştü peşine
    merhamet et n'olur gözüm yaşına
    yandım mah yüzüne kara kaşına
    düşündükçe ömrüm sökülmektedir

    mahzuni şerif'im ben bir deliyim
    göster cemalini seyran eyleyim
    yandım bittim işte daha ne deyim
    neden o dost benden çekilmektedir


    379

    az kaldı (şu bizim dağlarda)

    şu bizim dağlarda yaylak zamanı
    koyun kuzu seçilmeye az kaldı
    ceyhan suyu buram buram köpürür
    deh eyleyip geçilmeye az kaldı

    birgün duman sarar bizim ovayı
    osman beyim değiştirir havayı
    başar verdi berçenek'in buğdayı
    olgun olgun biçilmeye az kaldı

    hey bre binboğa beri gel beri
    yerde kolay kalmaz yiğidin teri
    yaman olur bizim aş'retin şeri
    oba oba göçülmeye az kaldı

    mahzuni der kalkar bu kara duman
    birgün belli olur yahşiyle yaman
    bu zaman olmazsa başka bir zaman
    koca dünya küçülmeye az kaldı


    380

    dünya dedikleri mezarlık imiş

    dünya dedikleri mezarlık imiş
    bilmem ki ne zaman güldürür beni
    bir çiçeğim derdim dostun bağına
    eser cahil rüzgarı soldurur beni

    tükenmez dünyanın kara kedisi
    onun için bitmez gönlümün yası
    vız gelir cahilin dedikodusu
    dostlar ne korkutur yıldırır beni

    ayıptır mahzuni kılıçla kama
    insan olan insan kıyar mı cana
    cehennem kül etse korkmazdım ama
    dostun acı sözü öldürür beni


    381

    ben bir ulu şehirim

    ben bir ulu şehirim
    sevenlerim gezer beni
    okuyun ulu kitabı
    adem diye yazar beni

    ali can can ali can can
    hünkar bektaş veli can can

    şeytanın gücü kar etmez
    hakka giden boşa gitmez
    büyü tutmaz nazar tutmaz
    deviremez nazar beni

    ali can can ali can can
    hünkar bektaş veli can can

    vücudum şehri bir alem
    mallarım var kalem kalem
    dükkanımda durur mevlam
    gezin pazar pazar beni

    ali can can ali can can
    hünkar bektaş veli can can

    dostu sevmekten yorulmam
    kolay küsmem hiç darılmam
    feleğe kızmam kırılmam
    tek mahzuni üzer beni

    ali can can ali can can
    hünkar bektaş veli can can


    382

    vay göresim geldi (dumanlı)

    vay göresim geldi berçenek seni
    dumanlı dumanlı oy bizim eller
    aktı gözüm yaşı oldu bir çanak
    dumanlı dumanlı oy bizim eller
    (otursam ağlasam delidir derler)

    bizim elin yiğitleri bol olur
    çalar davulları dizgin dol'olur
    ölüm bizim için tozlu yol olur
    dumanlı dumanlı oy bizim eller
    (otursam ağlasam delidir derler)

    mahzuni şerif'im oy beni beni
    hanı ya ikrarsız ikrarın hani
    oy göresim geldi suna boylum seni
    dumanlı dumanlı oy bizim eller
    (otursam ağlasam delidir derler)


    383

    duaz-ı imam 2

    üryan büryan vardım pir dergahına
    medet ya muhammet ya ali diyerek
    gönül verdim gönül şahlar şahına
    hünkar hacı bektaş veli diyerek

    imamı hasandır hubların başı
    hüseyin der akar gözümün yaşı
    imam zeynel sabredenin yoldaşı
    ağlasam gülerler deli diyerek

    feylim gıblegahım muhammet bakır
    kırkların bağında bülbüller şakır
    cafer-ü sadıka talibim şükür
    ikrar verdim ikrar beli diyerek

    musa-i kazım dır mazlumlar şahı
    aliyyü rıza dır şahın ervahı
    şahda ki nakiye çekerim ahı
    on iki imamın gülü diyerek

    hasan-ül askeri ol ali aba
    muhammet mehciye mest-ü merhaba
    şirin koymuş serin mahzuni baba
    yol muhammet ali yolu diyerek


    384

    aramadı sormadılar beni

    (bağlantı)
    aramadı sormadılar beni
    kendime vermediler beni
    aha geldim gidiyorum ben
    dünyada görmediler beni

    bu diyar bizim diyar
    diyarda sevdiğim var
    toprak ana yandım yandım
    dağlarda yok mudur kar

    tırnağımla kapu yaptım
    kapular beni boğar

    (bağlantı)

    gözümden ceyhan aktı
    özümden alev baktı
    eski dostlar nerde nerde
    gül gibi diken çıktı

    aklım bana dargın oldu
    deli diye bıraktı

    (bağlantı)

    gel mahzuni dağlarım
    neşesi yok bağlarım
    yaprak dökmüş kalbi kalbi
    benim eski bağlarım

    bir sabah rüzgarı gibi
    akıp giden çağlarım

    (bağlantı)




    385

    çingene çingene

    yarabbi, bütün insanları sen yaratmadın mı?
    biz de senin kulun değil miyiz?
    neden bize buçuk derler?
    onlardan neyimiz eksik?
    bizi de sen yaratmadın mı allah'ım?
    sen bir'sin, biz de seni bir biliriz.
    bize neden buçuk derler yarabbi?

    ulan çingene, sen niye hırsızlık yapıyorsun?
    ben mi?
    hiçbir kimse bana ekmek kapısı tanımıyor ki.
    çalmayayım da ne yapayım? aç mı kalayım?
    peki, sen niye okula gitmiyorsun?
    okul, okula mı?
    beni kimse buçukum diye okula değil
    yanına bile almıyor.

    peki sen kendine göre bir iş bulamadın mı?
    buldum, buldum,
    sadece bana cellatlık vazifesini verdiler.

    çingenenin ellerinde kalburu vay vay ...
    bir elinde kalbur birinde deri vay vay ...
    bunu seven yokmu insanın biri vay vay ...
    çingene çingene hayat sana mengene (2)
    alem oturur kalkar serserisin gene

    eşek pastırması sucuk olur mu vay vay ...
    gelip giden böyle cacık olur mu vay vay ...
    ey insanlar insan buçuk olur mu vay vay ...
    çingene çingene dara düştün sen gene (2)

    çingene çingene dara düştün sen gene
    mahzuni çingene adamdır o gene
    adamdır ama neden adı olmuş çingene
    çingene çingene dara düştün çingene
    birçare çingene çingene çingene


    386

    merdo (sana birgün olsun)

    sana bir gün olsun
    gülmedi hayat
    kaderi berbat merdo,merdo
    burası gurbet, burası gurbet

    gelme demedim mi merdo
    dönme demedim mi
    vururlar seni merdo merdo
    söylemedim mi söylemedim mi

    köprünün başında merdo
    pusu kurarlar
    seni ararlar merdo merdo
    izin sorarlar, seni kırarlar

    gelme demedim mi merdo
    dönme demedim mi
    vururlar seni merdo merdo
    söylemedim mi, söylemedim mi

    mahzuni yandı sana merdo
    bitti baharım
    bahar aylarım merdo merdo
    soldu baharım, yeşil bağlarım

    gelme demedim mi merdo
    dönme demedim mi
    vururlar seni merdo merdo
    söylemedim mi, söylemedim mi


    387

    halim yaman böyle

    hele bak saçlarıma
    kar yağdı kar yağdı
    kar yağdı da kalkmıyor
    felekten boğazıma

    el değdi, el değdi
    el değdi bırakmıyor

    dağlar duman böyle
    geçti zaman böyle
    yar benden umut kesmiş
    halim yaman böyle

    bana inanmıyorsan
    elleme elleme bari beni
    kime şikayet edem
    ey zalim ey hain
    vefasız seni seni

    dağlar duman böyle
    geçti zaman böyle
    yar benden umut kesmiş
    halim yaman böyle

    mahzuni bu dünyada
    ölüm var ölüm var
    ölümlüdür canlılar
    öldüğüne üzülmez

    ağlamaz sızlamaz
    yar seven irfanlılar

    dağlar duman böyle
    geçti zaman böyle
    yar benden umut kesmiş
    halim yaman böyle


    388

    delaley (bağa girdim bağbanı yok)

    bağa girdim bağbanı yok
    güle sordum figanı yok
    sürüyü kurtlar dalamış
    bu sürünün çobanı yok

    ah le delale delale
    nereye başı delale

    dere kavuşur dereye
    akar gider gemereye
    savaşı girmiş yüreğe
    yarası yok çıbanı yok

    ah le delale delale
    nereye başı delale

    mahzuniyim doğrusunun
    dermanı yok mudur bunun
    sevdaya giden yolcunun
    çarığının tabanı yok

    ah ley delaley delaley
    nereye başı delaley


    389

    gam yeme gönül gam yeme

    kamil olan kalmaz naçar
    gam yeme gönül gam yeme
    kara gündür gelir geçer
    gam yeme gönül gam yeme

    akıttın gözümden yaşı
    sızlar yüreğimin başı
    gelir geçer körün taşı
    gam yeme gönül gam yeme

    mahzuni bade içerim
    içer serimden geçerim
    alır cananı göçerim
    gam yeme gönül gam yeme


    390

    sen açtın yarayı

    sen açtın yarayı sen saramazsın
    uzatma elini derman olsa da
    bir daha sineme ok vuramazsın
    sultan süleymandan dostum ferman olsa da

    yıllardır inandım tatlı diline
    yılanlar sarılsın ince beline
    hiç selamlar koyma sabah yeline
    almam selamını ey dost bir an olsa da

    çiçek olsan yaprağına erişmem
    ırmak olsan pınar olup karışmam
    yemin ettim senin ile barışmam
    *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*en bayram doksan doksan kurban olsa da

    ben bir mahzuniyim sen bir filansın
    isterim ki yolun sarpa dolansın
    allah bir desen de yine yalansın
    inanmam ki küfrü küfrü iman olsa da


    391

    unuttu bizi (dört yol oldu)

    dört yol oldu bizim köye
    geldi de unuttu bizi
    yarim yanloş bir de selam
    verdi de unuttu bizi
    unuttu bizi unuttu bizi

    yalan dolan bu aralar
    neylesin ki fukaralar
    utanmaz yüzü karalar
    unuttu bizi unuttu bizi

    çok düşündük ince ince
    yürüdük onlar önünce
    zalım koltuğu görünce
    unuttu bizi unuttu bizi

    mahzuni zamanı gözler
    yaralarım derin sızlar
    velhasılı vefasızlar vefasızlar
    unuttu bizi unuttu bizi


    392

    çeşm-i siyah (işte gidiyorum)

    işte gidiyorum çeşm-i siyahım
    önümüze dağlar sıralansa da
    sermayem derdimdir servetim ahım
    karardıkça bahtım karalansa da

    haydi dolaşalım yüce dağlarda
    dost beni bıraktı ah ile zarda
    ötmek istiyorum viran bağlarda
    ayağıma cennet kiralansa da

    bağladım canımı zülfün teline
    sen beni bıraktın elin diline
    güldün mahzuni'nin berbat haline
    mervanın elinde parelense de


    393

    gider (bir koyun sürüsü olduk)

    bir koyun sürüsü olduk
    mor kuzular bakar gider
    çoban kıvısına girmiş
    kurtlar bizi çeker gider

    ben hakkı sevdim diyenler
    gerçeğe boyun eğenler
    alın terinden yiyenler
    damla damla döker gider

    dilim hey gerçektir dilim
    bilirsin hayvan değilim
    şurada bir avuç zalim
    belimizi büker gider

    sende kalsın senin kinin
    bitmedi mi perin cinin
    tüm cahiller mahzuni'nin
    hatırını yıkar gider


    394

    sarı saçlım mavi gözlüm

    sana hasret sana vurgun gönlümüz
    neredesin mavi gözlüm
    nerde nerde nerdesin dost
    bu gemi bu karadeniz
    sarı saçlım mavi gözlüm
    nerde nerde nerdesin dost

    ararım izini dolmabahçeden
    bir daha dönmezmi bu yola giden
    içimde sen ,gözümde sensarı saçlım mavi gözlüm
    nerde nerde nerdesin dost

    kurban olam yürüdüğün yollara
    kara peçe yakışmıyor kullara
    uyan bak bizim hallara
    sarı saçlım mavi gözlüm
    nerde nerde nerdesin dost

    bulutlar terinden, dağlar kokundan
    sarhoştur sevdiğim mahsuni bundan
    bir daha gel, gel samsundan
    sarı saçlım mavi gözlüm
    nerde nerde nerdesin dost


    395

    Türkülerimiz

    türkü anlatırken türkü söyledik
    nice diller döktük türkülerimizde
    nice destan yazdık ağıt eyledik
    tarih ettik türkülerimizde

    seller ile akış olduk sellendik
    her güzele bakış olduk dellendik
    kilimlerde nakış olduk güllendik
    bunca hasret çektik türkülerimizde

    ferhat ile dağı deldik şirine
    kerem ile yandık aslı serine
    şöyle dönün bakın eski derine
    hak'ka boyun büktük türkülerimizde

    veysel'de tel olduk hayli inledik
    yunus'ta sabırdır zaman dinledik
    halaylarda bayramlarda çınladık
    bağlarda kök söktük türkülerimizde

    toplanmış yarenler türküler için
    ister tellal seçin ister tel seçin
    mesele çok ama siz kısa geçin
    çok yuvalar yıktık türkülerimizde

    kimimiz bağlama ustası olduk
    kimimiz güzel hastası olduk
    kimimiz kimlerin pastası olduk
    kimimiz de tek gittik türkülerimizde

    mahzuni'nin arif'i ile musa'sı
    taşı yarmış yavuz top'un asası
    ali kırca gardaş sözün kısası
    hep birlikte baktık türkülerimizde

  2. #2
    Co- Admin Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ekim.2007
    Nereden
    izmir
    Mesajlar
    5,221

    Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

    Meftuni TOPÇU


    OZANLAR


    Oda bir Ana’dan, bir de Baba’dan,
    Sen gibi, ben gibi, geldi Ozanlar.
    Sanma bir özellik, aldı Hüda’dan,
    Önceden farkedip, bildi Ozanlar.

    Onlardan öğrendik, en güzel sözü.
    Tutturduk dalına, kırık bir Saz’ı.
    Ozanın mal mülkte, olmadı gözü,
    Yoksullukta mutlu, oldu Ozanlar.

    Hak aşkıyla yakıp, verem eyledik,
    Elagözlü Pir’e, Kerem eyledik,
    Bir güzel sevmeyi, haram eyledik,
    Ne Yar sevdi, ne sevildi Ozanlar.

    Bir günde parlayıp, sönenler oldu,
    Eserleriyle köşe, dönenler oldu,
    Yetmedi dalına, binenler oldu,
    Her yerde bedava, çaldı Ozanlar.

    Konserleri, gösterişe dönderdik,
    Ozanları, sahnelerden indirdik.
    Bazı zavallıyı, böyle kandırdık,
    Dönüp halımıza, güldü Ozanlar.

    Yüreğimiz, kabartırdı telleri,
    Güzel muhabbeti, tatlı dilleri,
    Dostluk bağımızın, hoş Bülbül’leri,
    Hemde Bahcamızda, Gül’dü Ozanlar.

    Bizler çiçek olduk, Ozanlar Arı,
    Hepsi bizim için, yaptı Balları,
    Kimisinin belli, değil mezarı,
    Ne yazık ki! Unutuldu Ozanlar.

    Kimisi yakıldı, kimi vuruldu,
    Kimisine, Darağacı kuruldu.
    Hesabımız, Ozanlardan soruldu,
    Ne korktular? Nede yıldı Ozanlar?

    Ozanların yolu, Hak menzilidir,
    Aşk meyini içip, gezen Deli’dir.
    Hak bildiği, Şah-ı Merdan Ali’dir.
    Sevgi dünyasına, Yol’du Ozanlar.

    Ey Meftuni, kanatırsan yarayı,
    Açığın bulupta, çalar karayı.
    Ozanlara düşman, ettik parayı.
    Yalan mı? Acından, öldü Ozanlar.

    2004 Den Haag




    Halaka canlar ceminde

    Halaka canlar ceminde, dara durdum Hak için.
    Boş idim can nazarında, dolu olmaya geldim.
    Ben Ademe secde kıldım, Ademe ermek için.
    Girip bu aşk bazarının, pulu olmaya geldim.


    Nazar kıl gönüller Şah-ı, Hak demişim ben sana.
    Hak adına hak içeriz, haklılar haktan yana.
    Mansur, Ene-l Hak deyip de, el verdi Pir Sultan’a.
    Ben bu yanan aşk narının, külü olmaya geldim.

    Cemalimizdeki Nur’dan,aşka gelip hoş oluruz.
    Deyişlerimiz söyleyip, Semahlarda coş oluruz.
    Kırkımızda bir damladan, Ol Şah’a sarhoş oluruz.
    MEFTUNİ gönül Şah-ı’nın, kulu olmaya geldim.




    ANAMI

    Mal gibi alıp satmışlar.
    Benim anamı,anamı.
    Ömür boyu kapatmışlar.
    Benim anamı, anamı.

    Nakarat : Anam,anam yiğit anam.

    Sanma hayat zehir haram.
    Çarşaflara bürünmüşler.
    Genç ömrünü çürütmüşler.
    Mumlar gibi eritmişler.
    Benim anamı,anamı.

    Nakarat.

    Hep karalar bağlatmışlar.
    Göz yaşını çağlatmışlar.
    Hiç durmadan ağlatmışlar.
    Benim anamı,anamı.

    Nakarat.

    Kız iken gelin demişler.
    Ağır paha ödemişler.
    Çürük kurt gibi yemişler.
    Benim anamı,anamı.

    Nakarat.

    MEFTUNİ’yim Ana derim.
    Derin derdimi söylerim.
    Canımdan da çok severim.
    Benim anamı,anamı.

    Nakarat.

    1978 Çorum





    BERİVAN

    Ne güzel uyursun, habersiz öyle.
    Son günler çok aktı, selin Berivan.
    Öperek uyarmak, istedim şöyle.
    Korkarım incinir, telin Berivan.

    Ne duyarsın, aklın biraz erince.
    Ah çekersin belki, içten derince.
    Babam diye, ıraklardan görünce.
    Dolar mı boynuma, kolun Berivan.

    Üzme canın nolur, boynunu büküp.
    Kanlı göz yaşlarım, içime döküp.
    Bir gün gelinliği, sırtına çekip.
    Babasız gidersin, gelin Berivan.

    Her an isterisen, sana gelirim.
    Gelenden gidenden, haber alırım.
    İnan ki kahrımdan, yanar ölürüm.
    Ele Baba derse, dilin Berivan.

    Yürek dayanır mı, görmezse seni.
    Öyle bir acıya, saldın sen beni.
    Sorarlarsa kimdir, diye MEFTUNİ.
    Hemi baban hemi, kulun Berivan.

    Ekim 1990 Hollanda





    BİZ

    Daha fazla durmak, zararımıza.
    Bütün dertlerimiz, dökmeliyiz biz.
    Bir netlik vermeli, kararımıza.
    Haklı söze boyun, bükmeliyiz biz.

    Ter döküp helal aş, yememiz gerek.
    Soyadımız Onur, dememiz gerek.
    Haksızlık kirini, yummamız gerek.
    Hırsıza silleyi, çekmeliyiz biz.

    MEFTUNİ atamam, derdi sineden.
    Yaşanmıyor giden, günler yeniden.
    Bana ne ellerin, derdi demeden.
    Yarına umutla, bakmalıyız biz.

    Eylül 2003





    BAK HELE

    Kimi vaat eder, nurlu ufuklar.
    Aç perişan herkes, geçim sayıklar.
    Kurt masalı gibi, uzun nutuklar.
    Savuranlar, savuruyor bak hele.

    Kiminde hastalık, koltuk illeti.
    İnsaf yoksunları, herkesten kötü.
    Fukaralık, fırınında milleti.
    Kavuranlar, kavuruyor bak hele.

    Bir kalkınma lafı, sarmışlar dile.
    Gerçeği anlatmak, zordur cahile.
    Azgın hiç anlamaz, çatlasan bile.
    Çağıranlar, çağırıyor bak hele.

    Vurguncu vuruyor, yüz bin talanı.
    MEFTUNİ söylüyor, gerçek olanı.
    Bahsederek avaz, avaz yalanı.
    Bağıranlar, bağırıyor bak hele.





    BIKMADIM Kİ BEN

    Akılsız diyerek, beni taşlama.
    Sana senden aciz, bakmadım ki ben.
    Kesek tarlasında, saban işleme.
    Fikir ağacını, yıkmadım ki ben.

    Kamil kişi, cahillere uyarımı?
    Kulların hakkını, kullar soyar mı?
    Çıkar için insan, cana kıyar mı?
    Yeşermiş filizi, sökmedim ki ben.

    Mademki insanlar, Ademden oldu.
    İkilik belası, sonradan geldi.
    Nice Pir Sultan’lar, halk için öldü.
    Yorulup yolumdan, bıkmadım ki ben.

    Damlalar birikir, bir gün göl olur.
    Batıl fikir, gerçekler kel olur.
    Cahil taşı, MEFTUNİ’ YE gül olur.
    Hakkın kullarını, yakmadım ki ben.

    1980, Hollanda





    BE HEMŞERİM

    Çoğalıyor candan bezen.
    Çalıştırılmalı gezen.
    Türk iyemde iyi düzen.
    Kurmalıyız be hemşerim.

    İtilmişiz ise pasa.
    Gönüllerden gitmez tasa.
    Huzur veren Anayasa.
    Görmeliyiz be hemşerim.

    Bu düzeni yıkmak gerek.
    Ondan sonra sefa sürek.
    Beylere de kazma kürek.
    Vermeliyiz be hemşerim.

    Çok ezildik olduk azap.
    Bir baltaya olmadık sap.
    Artık haksızlardan hesap.
    Sormalıyız be hemşerim.

    MEFTUNİ’yim devran döne.
    Kavuşalım bir o güne.
    İnsanlığın hedefine.
    Varmalıyız be hemşerim.

    1997 Belçika





    BİZ BİR TAKIMIZ

    Bu günler acayip, haller var bizde.
    Akşama küskündür, her sabahımız.
    Her sözün ardında, Türkülerimizde.
    Bir yarıştır tutar, ahı vahımız.

    Hep birden bir yare, takılıyoruz.
    Yıllardır itilip, kakılıyoruz.
    Bu da yetmez gibi, yakılıyoruz.
    Bilmiyorum neden, çıkmaz gıkımız.

    İki Aşık gelir, kurulur masa.
    İlk Deyişte canlar, girerler yasa.
    Muhabbet ballanır, atılır tasa.
    Eğer varsa, bir kaç şişe Rakımız.

    MEFTUNİ nefretin, kendi kendinden.
    Arif ol uzak dur, külli cahilden.
    Tezene, Saz,Perde, Tel ve bir de ben.
    Hayat denen, şu kulüpte takımız.

    2003, Den Haag




    CAHİL

    Her olur olmazla, meclise girme.
    Laf diye her sözü, sarfeder cahil.
    İlim irfan deryasında, yer verme.
    Tükürür deryaya, mahveder cahil.

    Bir Kamil ikrarda, kılırsa karar.
    İkrarı içinde, güzellik arar.
    Cahil kırk cevizi, bir anda kırar.
    Gösteriş sanıpta, oh eder cahil.

    Güzele çirkin der, kör cahil ise.
    Sevdayı eritir, yar cahil ise.
    İkrarından döner, zır cahil ise.
    Onursuzu tutup, şah eder cahil.

    MEFTUNİ cahille, muhabbet etme.
    Lalü gevherini, cahile satma.
    Erenler yolunda, müsaip tutma.
    Yüreğinden vurur, kahreder cahil.

    1996 Belçika




    CAYAN UTANSIN

    Biz bu yola böyle, girmedik dostlar.
    İkrar verip geri, cayan utansın.
    Bir zamanlar, Hak savunan deyyuslar.
    Haksıza Ağa’msın, diyen utansın.

    Üç kuruşa, benliğini satanlar.
    Mazlumların, alın terin yutanlar.
    Dünkü suratsıza, çanak tutanlar.
    O çanaktan lokma, yiyen utansın.

    Haksız lokma, gırtlağına tıkanır.
    Adam olan, kendisinden utanır.
    Suratına bakan, bir adam sanır.
    Bunları meclise, koyan utansın.

    Sarılır MEFTUNİ sazına meler.
    İflah olmaz, ikrarından dönenler.
    Bunlar asalaklar, bunlar Keneler.
    Namerdin sözüne, uyan utansın .




    BABA MAHZUNİ

    Berçenekten, yaya girip bu yola.
    Bahşetmiş serini, Baba Mahzuni.
    Mevla’m güzelliğin, vermez her kula.
    Kim alır yerini, Baba Mahzuni.

    Yırtıp perdesini, bu kehanetin.
    İçti şerbetini, çok ihanetin.
    Boş boşuna, harcamadı saatin.
    Altmışta birini, Baba Mahzuni.

    Bazen gönüllere, bir kaşı keman.
    Bazen yüce dağa, sevdalı duman.
    Dalardı ummana, yumduğu zaman.
    Ela gözlerini, Baba Mahzuni.

    Gayri bundan sonra, adımız adın.
    Yıllar yılı, o Aşk ile sızladın.
    Tez ayrıldık, o kadar mı özledin.
    Ol Ulu Pir’ini, Baba Mahzuni.

    Her Mayıs canlanan, doğa hu çeker.
    Bağlama biçare, üşür türküler.
    MEFTUNİ gönlünün, gülüne döker.
    Su diye terini, Baba Mahzuni.




    DERSİNİ VERMELİ DERİM

    Bu bozukluk, neden oldu derseniz?
    Dönüp kendimize, sormalı derim.
    Zübükleri halen, taç ederseniz.
    Orada düşünüp, durmalı derim.

    Herkes ela gözlü, selfi boyluydu.
    Dünün sünepesi, şimdi soyluydu.
    Zamanede, Alevilik boyluydu.
    Hak yoluna doğru, girmeli derim.

    Dede olup yer yer, gezip döşüren.
    Zakir olup, lokmaları aşıran.
    Başkan olup, insanlığın şaşıran.
    Meclislerden dışa, sürmeli derim.

    Kimsenin derdine, yoktur kederi.
    Yediği lokmada, bulunmaz teri.
    Yalan şemsiyesi, para da piri.
    Artık gerçekleri, görmeli derim.

    Yeter ki kulak ver, gerçek ozana.
    Bak ne güzel, anlatacak o sana.
    Yaşamayıp, Alevilik yazana.
    Düşkün damgasını, vurmalı derim.

    Kiminin lokması, heybeden gelir
    Kiminin kazancı, hay beden gelir.
    Kimi çöl dolanıp, Kabe’den gelir.
    Gönül ile Hakka, ermeli derim.

    Yakar bu bendeyi, bu Aşk’ın harı.
    Gönülle bezedim, karı zararı.
    Meftuni der, yaka paça bunları.
    Tutup da dersini, vermeli derim.

    2004, Den Haag





    AH ZALIM ÖMRÜM

    Yürü bire yürü, ah zalım ömrüm.
    Yarım asır sanki, yıl gibi geçti.
    En sonunda bir taş, olacak kabrim.
    İki göz arası, yol gibi geçti.

    Aklım ermez oldu, senin işine.
    Nice işler açtın, benim başıma.
    Demek bunca, emeklerim boşuna.
    Harmanlar savuran, yel gibi geçti.

    Fani dünya yalnız, bir bana dar mı?
    Yüreğimi yakan, sevdamı kor mu?
    Yeryüzünde senden, beteri var mı?
    Sazımın döşünde, tel gibi geçti.

    Bazan dalgın geçtin, bazan çileli.
    Perişanım kendim, bildim bileli.
    Dünyada MEFTUNİ, oldum olalı.
    Açıldı aramız, el gibi geçti.

    2003 Hollanda




    Neyleyim

    Seneler değişir, hal gene beter.
    Herkese gülmeyen, yılı neyleyim.
    Bana dost’tan gelen, bir kelam yeter.
    Bin çiçekten doğan, Balı neyleyim.

    Haksıza, Hak demem, çekseler dara.
    İnsan onuruna, hükmeder para.
    Kendi kadar güzel, tüm Çocuklara.
    Öyle dünya, bırakmalı neyleyim.

    Kurnazlığa, akılcılıktır derler.
    Kadı olur, İpek Kaftan giyerler.
    Nice düşkünlere, tanık bu yerler.
    Yolcular terketti, yolu neyleyim.

    New Yorktan bombalar, yağar Bağdat’a
    Sahipsiz ağlıyor, bak Tabiat’a.
    Dur deme zamanı, şu gidişata.
    Derlerki MEFTUNİ, deli neyleyim.

    2004, Den Haag




    NEDENDİR BE KARDELEN ?

    Nemli Bakışlarla, bin türlü derde.
    Dalıyorsun, nedendir be Kardelen?
    Gelincik misali, kıraç yerlerde.
    Soluyorsun, nedendir be Kardelen?

    Sırrın verme, sakın ola düşküne.
    Yanıyorsun, hal bilmezin aşkına.
    Bu sevdayı, gizli gönül köşküne.
    Beliyorsun, nedendir be Kardelen?

    Yüzün benzer, tül düşmüş bir semaya.
    Nur’undan pay vermiş, Güneş’e Ay’a.
    Kapılmışsın, dermansız bir sevdaya.
    Meliyorsun, nedendir be Kardelen?

    Cemalin renk vermiş, Menekşe, Gül’e.
    Dost görünür zalım, yüreği hile.
    Bu kadar çilenin, içinde bile.
    Gülüyorsun, nedendir be Kardelen?

    Bazen neşe ile, bazı hüzünle.
    Yola girip, ikrarınla özünle.
    Yüreğimi melül, mahzun gözünle.
    Deliyorsun, nedendir be Kardelen?

    İşte MEFTUNİ’Yİ, böylece tanı.
    Onu da götürdü, sevda tufanı.
    Merhem olacaksa, veririm canı.
    Biliyorsun, nedendir be Kardelen?

    MEFTUNİ 2004




    Neden Bilinmez

    Dünya sana, kimler geldi deseler.
    Adam gelip, hayvan giden bilinmez.
    Kimileri, güzelliği buseler.
    İnsanlığa, zulüm eden bilinmez.

    Düştüğü zamanda, Pir’i çağırdı.
    Komşusunun, imdadına sağırdı.
    İki deli, savaş diye bağırdı.
    Halktaki sessizlik, neden bilinmez.

    İnsanlık tahtına, oturdu para.
    Herkes avcı olmuş, atar uçara.
    Pop müzikle yatar, fakır fukara.
    Pir Sultan’dan, Nesimi’den bilinmez.

    MEFTUNİ çeksinler, canlar darına.
    Pul diye koysunlar, dost pazarına.
    Kimsenin senedi, yoktur yarına.
    İnsan fikri yaşar, beden bilinmez.

    2003, Hollanda




    NE KALDI

    Gözün aydın, sevdiceğim şu ömür.
    Aha bitti, bitmesine ne kaldı?
    Günüm gecem, hayaline bürünür.
    Ecel günü, çatmasına ne kaldı?

    Hiç kimseye, yar demedi dillerim.
    Bülbülün aşkıyla, yandı Güllerim.
    Bir Bastona, gönül verip ellerim.
    Titrek titrek, tutmasına ne kaldı?

    Eridim sevdanla, inceden ince.
    Hakkı bildim, sevdasına erince.
    Kara toprak, MEFTUNİ’Yİ sarınca.
    Unutulup, gitmesine ne kaldı?





    Naz Eyler Güzel

    Kaş altından bakan, ela gözlerin.
    Ateş olur yakar, köz eyler güzel.
    Reyhan olsam, ak gerdanın üstüne.
    Çeşit çeşit açıp, yaz eyler güzel.

    İsminle yoğrulan, dilim lal ettin.
    Çektirdin dertlerle, hasbihal ettin.
    Elimdeki bağlamaya, tel ettin.
    Gamlı bir türküye, söz eyler güzel.

    İçin çekip, salınır buğday gibi.
    Mahcemalin gördüm, dolunay gibi.
    Saklı bakışların, yavru tay gibi.
    İşveli edalı, göz eyler güzel.

    Neyleyim serveti, bu gönlüm güman.
    Sevdalı başımda, tüter bir duman.
    Ela göze hüzün, çöktüğü zaman.
    Neden MEFTUNİ’ye, naz eyler güzel.

    1998 Belçika




    Gardaşım

    Eğer bizim elden, haber sorarsan.
    Gel dizimin, dibine çök gardaşım.
    Anlatayım tek tek, her ne ararsan.
    Her bir şeyi, açık açık gardaşım.

    Vurdular ŞEREF’i, yarası derin.
    MERHAMET’in köyle, arası serin.
    ZİLLET şerle aldı, İZZET’in yerin.
    Daha bu ne? Derdimiz çok gardaşım.

    REFAH ile HUZUR, yatakta yatar.
    ARİF’ler, KAMİL’ler, çenesin tutar.
    HUKUK’la ADALET, hepsinden beter.
    Başımıza, gelene bak gardaşım.

    ERDEM çok su yutmuş, gölde yüzerken.
    UMUT yitmiş, İTİBAR’la gezerken.
    Bu arada, sohbetimiz uzarken.
    Sen çayından, bir yudum çek gardaşım.

    HAYSİYET’le SAYGI, kendin yaktılar.
    SEVGİ’nin başına, çökmüş Kel Muhtar.
    MUHABBET’in işi gücü, ahu-zar.
    SOHBET’mi? öldü ölecek gardaşım.

    MEFTUNİ söğüde, dayamış Sazı.
    VELAYET’in çölde, bulunmuş izi.
    Yüzyıllarca, parçalamışlar bizi.
    Bunlar Alevi, diyerek gardaşım.

    AĞUSTOS, 2003




    Ben

    Beni benden soran, güzel dostlarım.
    Serçesme görünür, Meftuniyim ben.
    Eksilmez azalmaz,ah ile zarım.
    Muhammed Ali’nin,kurbanıyım ben.

    Pir Sultan elinden, içmişim dolu.
    İnsanı-kamilin, olmuşum kulu.
    Mahzuni babadan, aldım bu yolu.
    Aşıklar Ozanlar, divanıyım ben.

    Hak Yolu Muhammed, Ali’de buldum.
    Baştan başa Hakkın, aşkıyle doldum.
    Ehlibeyt yolunun, askeri oldum.
    Münkir münafığın, düşmanıyım ben.

    Gönlümde yaşıyor,erenler pirler.
    Sözümü anlamaz,kör oğlu körler.
    Adıma Çorumlu, MEFTUNİ derler.
    Hakkın Hakikatın, Ozanıyım ben.

    Den Haag, 2004




    Köylüm

    Boynu bükük benzi solgun.
    Gırtlağına kadar dolgun.
    Asırlık uykuya dalgın.
    Yüzleri buruşmuş köylüm.

    Tırpanla orağa girip.
    Yılda bir et yüzü görüp.
    Düşmana göğsünü gerip.
    Cephede vuruşmuş köylüm.

    Kimse bilmez çektiğini.
    Nice terler döktüğünü.
    Hep beyler yer ektiğini.
    Tozlara karışmış köylüm.

    MEFTUNİ’nin köylü özü.
    Köylünün senettir sözü.
    Köylüm şehit,beyler gazi.
    Dert ile sarışmış köylüm.

    1977, Çorum




    Hoş Değil

    Seher vakti, uyandım avazından.
    Dertli ağlayan, Bülbül mü hoş değil?
    Dikenim usandı, gülün nazından.
    Yoksa bağımdaki, dal mı hoş değil?

    Alimlere zından, rağbet cahile.
    Uğraşıp terini, dökme nafile.
    Barış olmaz, barış düşmanı ile.
    Erenler ağzımda, dilmi hoş değil?

    Karakış davacı, oldu yazımdan.
    Bir haber gelmedi, emli kuzumdan.
    Dertli bir ses, pey eyledi sazımdan.
    Perdeler isyankar, tel mi hoş değil?

    Var mı başka canlı, insandan üstün?
    İnsan-ı Kamil’e, ermektir kastın.
    MEFTUNİ incitme, hatırın dostun.
    İnsanın insana, zulmü hoş değil.

    2003, Hollanda.




    Dağlar

    Dumanlar sarmış başını.
    Var senin bir, derdin dağlar.
    Yiğide açıp döşünü.
    Haksıza, gererdin dağlar.

    Gönüller sevdası, dağlar.
    Türküler sofrası, dağlar.
    Sana emanet, fidanım.
    Yiğidin anası, dağlar.

    Baharın, kışına kırgın.
    Sanki, yüreğinden vurgun.
    Ya sen, yiğitlere dargın?
    Ya da, ben namerdim dağlar.

    Şimdi yavrum, nası dağlar?
    Soldumu, kınası dağ
    Sevişmiyor MEFTUNİ’nin
    Perdesi, penası dağlar.

    2003, Hollanda




    Melek Gezerim

    Gülyüzlü sevdiğim, bu ayrılığın.
    Hasreti bağrımı, deler gezerim.
    Dermanı sendedir, bu hastalığın.
    Acılar içinde, güler gezerim.

    Pirim bildim seni, sana ikrarım.
    Kanlı gözlerimden, akar pınarım.
    Gece gündüz, özleminle yanarım.
    Emli kuzu gibi, meler gezerim.

    İçmişem aşkından, dumanım tüter.
    Arifler Kamiller, yasını tutar.
    Nerdesin Şerif’im, gel artık yeter.
    Çeşmimle cihanı, sular gezerim.

    Düştü bu MEFTUNİ, onulmaz derde.
    Benim diyeceğim, olmaz namerde.
    Bebem gibi, Türkülerin heryerde.
    Telli Kur-an’ıma, beler gezerim.

    2004 Den Haag




    Yanarım

    Ben kendimi bilip,başkalarını.
    Bilemedim,ben bu derde yanarım.
    Gözle görmek için,dost hallarını.
    Gelemedim,ben bu derde yanarım.

    Anladım yoksulluk,bir yüz karası.
    Dayanılmaz acı, verir yarası.
    Dosta gitmek için, Tren parası.
    Bulamadım,ben bu derde yanarım.

    Duygular şahlandı,beynimi tarar.
    Gözlerim defterde,birini arar.
    Bu kadar isimden,birinde karar.
    Kılamadım,ben bu derde yanarım.

    Etme boşa kendin heder, MEFTUNİ.
    Aha ömür geldi gider,MEFTUNİ.
    Dost yanında bir pul kadar,MEFTUNİ
    Olamadım,ben bu derde yanarım.

    2004,Den Haag




    Yare Giden turnalar

    Turnalar yolunuz, yare uğrarsa.
    Selamı var, gelemiyor kendi de.
    Seni anariken, puslu gözleri.
    Çakılıpta, bir noktada dondu de.

    Kör olmuş gözleri, durmuyor kanı.
    Tarumar eylemiş, sevda tufanı.
    Seni değil amma, senin sevdanı.
    Yüreğinin, köşesine gömdü de.

    Bezendi MEFTUNİ, yas ile gama.
    Zulümmü eylermiş, adam adama.
    Cehennem narında, yanmazdı ama.
    Ayrılığın, ateşinde yandı de.

    1997, Belçika




    YAZACAĞIZ

    Döküldük meydan yerine.
    Ağarırken tan yerine.
    Şeref ile şan yerine.

    Zafer bizim yazacağız.
    Sosyalizm yazacağız.

    Cepheleri yara yara.
    Geleceğiz iktidara.
    Yere göğe ufuklara.

    Zaref bizim yazacağız
    Sosyalizm yazacağız.

    Gericinin inadına.
    Devrimcilerin adına.
    Uçan kuşun kanadına.

    Zafer bizim yazacağız.
    Sosyalizm yazacağız.

    Akan suya açan dala.
    Yönelerek sağdan sola.
    Yaylaya,ovaya,yola

    Zafer bizim yazacağız.
    Sosyalizm yazacağız.

    Ülkemizin her yerine.
    Alfabenin harflerine.
    Çocukların defterine.

    Zafer bizim yazacağız.
    Sosyalizm yazacağız.

    Çekmişiz perdeyi düne.
    Güçlenerek günden güne.
    MEFTUNİ sazın göğsüne

    Zafer bizim yazacağız.
    Sosyalizm yazacağız.

    1978, Çorum




    Zor Bize

    Cahillerin tasası.
    Kamili alır yası.
    Uzun lafın kısası.
    Adam olmak zor, bize.

    Namus sözümüz bizim.
    Aşktır közümüz bizim.
    Birdir özümüz bizim.
    Bölücülük kor, bize.

    Aç Kurtlara yem olmak.
    Alın terini çalmak.
    Zulüme sessiz kalmak.
    Hiç yakışmıyor, bize.

    Düşkünüyüz didarın.
    Dönüşü yok ikrarın.
    Açar sümbülü yarın.
    Dört mevsimde mor bize.

    MEFTUNİ ‘yi duy bazı.
    Çalıp eyler niyazı.
    Ey! Allahın yobazı.
    Bizi bizden sor, bize.

    2003, Den Haag




    Yalancı Dünya

    Bütün dertlerini, banamı verdin.
    Gam küpü müyüm ben, yalancı dünya?
    Zalım tuzağını, banamı kurdun.
    Gam küpü müyüm ben, yalancı dünya?

    Haktan özge dinim, imanım mı var?
    Tertemiz kalbimde, gümanım mı var?
    Şad olup gülecek, zamanım mı var?
    Gam küpü müyüm ben, yalancı dünya?

    Ahuzara düştüm, geçmez günlerim.
    Ah çalarım kendi, derdim dinlerim.
    MEFTUNİ’yim, ben kendime inlerim.
    Gam küpü müyüm ben, yalancı dünya?

    1979, Hollanda




    YALNIZIM, YOLSUZ DEĞİLİM

    Ben memnunum bu halimden.
    Yaln ızım, Yolsuz değilim.
    Lokmam yenilir elimden.
    Yalnızım, Yolsuz değilim.

    Hoş bakıyorum yarına.
    Sahip çıkarım Yar'ıma.
    Basmas ınlar damarıma.
    Yalnızım,Yolsuz değilim.

    Dost diyar ında Kamil'im.
    Dosta kucak açar elim.
    Namussuza Azrail'im.
    Yalnızım,Yolsuz değilim.

    Yans ın Dost Meftuni yansın.
    Bu Demden içenler kansın.
    Yolundan çıkan utansın.
    Yalnızım,Yolsuz değilim.

  3. #3
    Co- Admin Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ekim.2007
    Nereden
    izmir
    Mesajlar
    5,221

    Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

    MESLEKİ

    DOLANI DOLANI GELIR

    Dolani dolani gelir
    Ölüm yavasça yavasça
    Kalem alip yaz derdimi
    Gülüm yavasça yavasça

    Söyünmüyor bir dem narim
    Sevda oldu öz diyarim
    Güz dedi geçti baharim
    Selim yavasça yavasça

    Garip gönlüm durmaz oldu
    Gözüm irak görmez oldu
    Ise güce varmaz oldu
    Elim yavasça yavasça

    Sevdigim bu yana bakmaz
    Kas egip kirpigin yikmaz
    Kirildi kanadim kalkmaz
    Kolum yavasça yavasça

    Su dünyaya güvenilmez
    Ölmeyince kan kesilmez
    Mesleki’m artar eksilmez
    Zulüm yavasça yavasça



    GÖNÜL YAYLASINDA ÜÇ GÜL AÇILMIS

    Gönül yaylasinda üç gül açilmis
    Ak gül kirmizi gül hele sari gül
    Birbirinden güzel dogmus ayilmis
    Ak gül kirmizi gül hele sari gül

    Birisi olmustur baslar belasi
    Biri domurlanmis ates paresi
    Birisi de Irem bagi lalesi
    Ak gül kirmizi gül hele sari gül

    Nevbahardir yaylalara göçülmüs
    Yelinden dolu bade içilmis
    Elvan elvan olmus taze açilmis
    Ak gül kirmizi gül hele sari gül

    Asik isen terkeyleme himmeti
    Ustamdan gayriya etmem minneti
    Birin Mesleki’ye yerse Ruhsati
    Ak gül kirmizi gül hele sari gül




    SEN DE YITIRMISSIN CÜMBÜSÜ

    Sen de yitirmissin eski cümbüsü
    Yoksa faridin mi belali daglar
    Akittim gözümden kan ile yasi
    Tarih üç yüz bese geleli daglar

    Tor sunalar sende gezmez mi oldu
    Sakiler badeni süzmez mi oldu
    Asiklar medhini yazmaz mi oldu
    kalmazmis insanin kemali daglar

    Simdiki devranda geçim zor oldu
    Okudum manayi dersim hiç oldu
    Arkacinda bos sürüler nic’oldu
    Basi koç yigitli kaleli daglar

    Olma Meslek gibi zari terkeyle
    Terkeyle sitemi ari terkeyle
    Gel miras kalacak kari terkeyle
    Yalandir dünyanin temeli daglar




    SAKI BASIN IÇIN BIR ÇARE YETIR

    Saki basin içini bir çare yetir
    Ates aldi yüregimde yangin var
    Yanaktan dudaktan bir katre getir
    Ates aldi yüregimde yangin var

    Hasretlik yakiyor gülleri hari
    Sardi kivilcimlar kurb ü civari
    Seyreyle söner mi gönlümün nari
    Medet medet deryalarda yangin var

    Bir gün olur Mesleki’yi ararsin
    Niye böyle sevdaliyi kinarsin
    Alisirsin tutusursun yanarsin
    Yakin gelme üzerimde yangin var



    AZRAIL SERIME ÇÖKTÜGÜ ZAMAN

    Azrail serime çöktügü zaman
    Kirilir kanadim kol yavas yavas
    Mevlam nasip etsin din ile iman
    Akar gözlerimden sel yavas yavas

    Yüksek uçan gönül yorulur bir gün
    Mizan terazisi kurulur bir gün
    Herkesin ettigi sorulur bir gün
    Döner mi yarabbi dil yavas yavas

    Il keyfi yetirdin çaldin çagirdm
    her çesitten yedin sürdün savurdun
    Iste toprak senin vatanin yurdun
    Çekilir fenadan el yavas yavas

    Kabrim üzerine dikerler tasi
    Kimin gölgesine saklarsin basi
    Baba ogul görmez kardas kardasi
    Gider geri dönmez yol yavas yavas

    Isicak iliman suyum koyarlar
    Iyi kötü elbisemiz soyarlar
    Mesleki’yim öldügümü duyarlar
    Girer salacama il yavas yavas




    YARABBI BIR SAHIP BIR ÇOBAN GÖNDER

    Yarabbi bir sahip bir çoban gönder
    Koyun belli degil kurt belli degil
    Kalmadi safasi bezm-i cih
    Dev belli degil dert belli degil

    Agniyalar dile destan oldular
    Cümle fikaraya hasman oldular
    Tavsan yürekliler aslan oldular
    Yigit belli degil mert belli degil

    Halim arz edecek hakim bilinmez
    Ahir vakit bu gözyasim silinmez
    Azdi yaralarim hekim bulunmaz
    Yara belli degil dert belli degil

    Ey Mesleki artik gönül fariyor
    Gam gasavet dört yanimi sariyor
    Bütün alem çikmis vatan ariyor
    Yayla belli degil yurt belli degil




    SANA BIR ÇIFT CEVABIM VAR GUZELIM

    Sana bir çift cevabim var güzelim
    Kerem eyle darilirsan demeyim
    Seni özge candan sevmek emelim
    Yokusuna yorulursan demeyim

    Bir sen bir ben ikimiz de burada
    Rakiplerse kol kol olmus sirada
    Artik eksik söz çok olur arada
    Kulak verip kirilirsan demeyim

    Gönül aynasini sildim isittim
    Meslek’in gönlünü sana düs ettim
    Bugünlerde bir suçunu isittim
    Eger bana yar olursan demeyim




    KADIR MEVLA'M SENDEN BIR DILEGIM VAR

    Kadir Mevla’m senden bir dilegim var
    Ver bana bir yavru gönlüm eglesin
    Ellere vermissin nedir günahim
    Ver bana bir yavru, gönlüm eglesin

    Bir yavru isterim hem dudu dilli
    Kiraz dudakli da gerdani benli
    Bir elma yanakli incecik belli
    Ver bana bir yavru, gönlüm eglesin!

    Tavus kusu gibi gögsü nakisli
    Güvercin topuklu keklik sekisli
    Yavrusun aldirmis sahin bakisli
    Ver bana bir yavru gönlüm eglesin

    Misli bulunmasin dünya yüzünde
    Altin saçi topugunda dizinde
    Mesleki’nin yüreginde özünde
    Ver bana bir yavru gönlüm eglesin

  4. #4
    Co- Admin Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ekim.2007
    Nereden
    izmir
    Mesajlar
    5,221

    Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

    MUHLİS AKARSU

    Dost Beni (Kul Kusursuz Olmaz)

    Kul kusursuz olmaz imiş efendim
    Düşürme elin diline dost beni
    Ölürsem de dost kapında öleyim
    Koyma zalimin eline dost beni

    Aşam gelem ovalardan yazıdan
    Bal alayım peteğinden özünden
    Koyun ayrılır mı körpe kuzudan
    Kurban et senin yoluna dost beni

    Akarsu'yum yağmurumsun yaşımsın
    Acıkırsam ekmeğimsin aşımsın
    Ben ölürsem mezarımsın taşımsın
    Toz et karıştır külüne dost beni


    Yine Gönlüm Hoş Değil

    Bugün Dost Yaralanmış
    Yine Gönlüm Hoş Değil
    Her Yanı Parelenmiş
    Yine Gönlüm Hoş Değil

    Dost Hasretin Zor İmiş
    Her Dem Ahuzar İmiş
    Derd Adamı Yer İmiş
    Yine Gönlüm Hoş Değil

    Akarsu Gün Görsem De
    Çok Sefalar Sürsem De
    Bazı Bazı Gülsem De
    Yine Gönlüm Hoş Değil


    Sevgi İnsana Yakışır

    Gönül eliyle dikilen
    Sevgi insana yakışır
    Aşkın oduyla tutuşan
    Sevgi insana yakışır

    Seherde ağlayıp öten
    Burcu burcu hasret tüten
    Yusuf'u zindana atan
    Sevgi insana yakışır

    Sevgi haktan ibarettir
    Gönüllerde işarettir
    En büyük bir ibadettir
    Sevgi insana yakışır

    Akarsu'yum sevgi güzel
    Dilde güzel telde güzel
    Dosta giden yolda güzel
    Sevgi insana yakışır


    Ağlama Gülüm (Günler Gelir Geçer)

    Günler Gelir Geçer Boşa
    Ağlama Gülüm Ağlama
    Yazılan Mı Gelir Başa
    Ağlama Gülüm Ağlama

    Bir Gün Kara Günler Biter
    Üzme Beni Artık Yeter
    Kavuşmamız Gelir Çatar
    Ağlama Gülüm Ağlama

    Yaktın Akarsuyu Yaktın
    Gurbetten Gurbete Attın
    Öldürmekten Beter Ettin
    Ağlama Gülüm Ağlama


    Gül Yüzlü Sevdiğim Neme Gücendin

    Gül yüzlü sevdiğim neme gücendin
    Senden başkasını sevdiğim mi var
    Kıblemi Kabemi sana bağladım
    Tavaf eylemekten yıldığım mı var

    Aşkına düşeli yüzüm gülmedi
    Çok bekledim dosttan haber gelmedi
    Secde kıldım amma gene olmadı
    Hakkı senden ayrı bildiğim mi var

    Akarsu sevmese düşer mi dile
    Seda bir çiçektir götürmez hile
    Değil hakikatte düşümde bile
    Hakikatten ayrı bildiğim mi var


    Ben Beni

    İşte geldim gidiyorum dünyadan
    Ne yazık ki çözemedim ben beni
    Haksızlık dünyada sürüp giderken
    Şekil verip çizemedim ben beni

    Yalan riyakarın meşrebi şahı
    Gider gariplere yükler günahı
    Güzel olur erenlerin dergahı
    Bir mürşide yazamadım ben beni

    Akarsu'yum halden hale büründüm
    Cahilin gözüne nokta göründüm
    Derya idim damlalara bölündüm
    Çok bulandım süzemedim ben beni


    Az Gelir Bana

    Tüm vücudum parça parça bölünse
    İnsan olamadım az gelir bana
    Kesilse bu başım gözüm kör olsa
    Bu kadarcık ceza az gelir bana

    Arif olamadım meclis almıyor
    Kıymet bilemedim veren olmuyor
    Haddimi bilip de dilim durmuyor
    Nasihatler yağdı saz gelir bana

    Tövbe ettim hayat bağım değişe
    Akarsu sen düşme böyle bir işe
    Son versin gidenler böyle gidişe
    Herkesin ettiği naz gelir bana


    Deli misin Divane mi

    Hergün başka bir taraftan esersin
    Deli misin divane mi sevdiğim
    Ne dedim de benden ayrı gezersin
    Deli misin divane mi sevdiğim

    Yüreğimde açan gülümdün benim
    Aşkın deryasında salımdın benim
    Dünyada kanadım kolumdun benim
    Deli misin divane mi sevdiğim

    Akarsu'yu bilmem böyle mi sevdin
    Aşkın ateşiyle sinemi deldin
    Benim bu halıma sen sebep oldun
    Deli misin divane mi sevdiğim


    Yalan mıyım Hayal mıyım

    Bana bir damladan verdin bu canı
    Yalan mıyım hayal mıyım yaradan
    Tanımadım anlamadım ben beni
    Yalan mıyım hayal mıyım yaradan

    Gönül pınarından içtim bir yudum
    Her varlıkta bin bir ismini duydum
    Doğarken ölürken ben gene buydum
    Yalan mıyım hayal mıyım yaradan

    Akarsu dalımı keser budarım
    Az mıyım çok muyum ben ne kadarım
    Evvel bir ahir toprak olur giderim
    Yalan mıyım hayal mıyım yaradan


    Bu Yarayı Dosttan Aldım

    Bu yarayı dosttan dosttan aldım ezeli
    Eser şu bağrıma yel dertli dertli
    O dost benden ayrı ayrı gezdi gezeli
    Akar gözlerimden sel dertli dertli

    Düşküniken dost bağına girilmez
    Yalan ile Hakka Hakka ikrar verilmez
    Kamil olmayınca hey dost menzil görünmez
    Kör cahil elinden kul dertli dertli

    Bir garibim böyle böyle çamurlu yolda
    Döküldü yaprağım kalmadı dalda
    Derman bulunur mu hey dost biçare kulda
    Adını söyleyen dil dertli dertli


    Baydiğin Başında Duman Irımaz

    Baydiğin başında duman ırımaz
    Arap at yorulur gönül yorulmaz
    Benim yarim bu ellerde bir tane
    Arasan dünyanın dengi bulunmaz

    Derdimi yüklesem Arap atlara
    Gözyaşım dökeyim yeşil otlara
    Seni beni yaradanı seversen
    Nasıl dayanam ben bu dertlere


    Benim Yaradanım Sensin

    Bir canım var dost yoluna koymuşum
    Benim yaradanım sensin sevdiğim
    Dünya yansa kıyametler kopsa da
    Benim yaradanım sensin sevdiğim

    Deryasın damlalar sende saklanır
    Dertler derman olur sende aklanır
    Bütün güzellikler sende toplanır
    Benim yaradanım sensin sevdiğim

    Gelmiş geçmiş velilerden velisin
    Fadime Ananın sanki elisin
    Akarsu'nun bağbanısın gülüsün
    Benim yaradanım sensin sevdiğim


    Kimsesi Yok Garip

    Ölse kimin umurunda
    Kimsesi yok garip garip
    Aynı benim durumumda
    Kimsesi yok garip garip

    Yüzünde yaş izleri var
    Hayal dolu yüzleri var
    Ne karanlık gözleri var
    Kimsesi yok garip garip

    Dünyası yok ahreti yok
    Hiçbir yerde kısmeti yok
    Yüreğinde dertleri çok
    Kimsesi yok garip garip


    Böyle yaşamanın tadı kalmadı

    Böyle yaşamanın tadı kalmadı
    Düşenin dünyada dostu yoğumuş
    Ne dedimse deli kafam almadı
    Düşenin dünyada dostu yoğumuş aman aman

    Hani benim etrafımda dönenler
    Bir anlatsam yüreğimde neler var
    Yüz çevirdi canım diyen nazlı yar
    Düşenin dünyada dostu yoğumuş aman aman

    Bir vefasız viran etti gönlümü
    Onun için boş geçirdim ömrümü
    Akarsu'yum felek büktü belimi
    Düşenin dünyada dostu yoğumuş aman aman


    Medet Sevdiğim (Deli gönül feryat etme boşuna)

    Deli gönül feryat etme boşuna
    Hal bilmez kişiye yar olamazsın
    Bir mürşide bağlamazsan özünü
    Hakkın huzurunda var olamazsın

    Vefasız güzelden olur mu çare
    Yoruldum derdimle öldüm bin kere
    Düşme bir zalime göz göre göre
    Sen insanoğlusun kör olamazsın

    Akarsu bülbüller ötmez bağımda
    Dumanlar eylene gönül dağımda
    Aşk ateşi yanar oldu bağrımda
    Yanmış yüreğime kar olamazsın


    Nenni Nenni

    Bunca gamın bunca derdin içinde
    Yaşamak bizlere zor nenni nenni
    Bizden umudumu kesme erenler
    Elbet bir çaresi var nenni nenni

    Duman vardır üstümüzde dağ gibi
    Her yandan kuşatmış sanki ağ gibi
    Güz gelince bozdukları bağ gibi
    Ne hallere düştük gör nenni nenni

    Eğil gel Akarsu gel hakka eğil
    Bir kere ağyara vermedim meyil
    Suç bizim sevdiğim kimsede değil
    Gelmişiz dünyaya kör nenni nenni


    Ne deyim ki dünya senin halına (Kalmamış)

    Ne deyim ki dünya senin halına
    Gayrı bakılacak yüzün kalmamış
    Bölüşmüşler servetini malını
    Bir yara saracak bezin kalmamış

    Yalancılar sarmış dört bir yanını
    Fakirler görmedi bir tek gününü
    Kimse kurtaramaz senden canını
    Ne bir tadın ne de tuzun kalmamış

    Bu günlerde zalımların çoğaldı
    Dolu vurdu dört bir yana dağıldı
    Dalgıçların kuru çayda boğuldu
    Yorulmuşsun eski hızın kalmamış

    Akarsu dünyada bir tek bir kişi
    Gün gelir ki birden batar güneşi
    Beğendin mi dünya yaptığın işi
    İnsanlara karşı hazzın kalmamış


    Ey Sevdiğim Sana Şikayetim Var

    Ey Sevdiğim Sana Şikayetim Var
    Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin
    Ben De Bir İnsanım Bir De Canım Var

    Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin
    Hainsin Oy Zalimsin Oy Nedeyim Oy

    Eski Günler Hayalimden Gitmiyor
    Dün Dediğin Bugünkünü Tutmuyor
    Yiğidim Ya Sana Gücüm Yetmiyor

    Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin
    Hainsin Oy Zalimsin Oy Nedeyim Oy

    Akarsuyum Böyle Miydi Ahtımız
    Onun İçin Viran Oldu Tahtımız
    Umudum Yok Gülmez Artık Bahtımız

    Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin
    Hainsin Oy Zalimsin Oy Nedeyim Oy


    Ben Sevdim Seni Bilmiyom

    Gül Yüzün Dönderme Benden
    Ben Sevdim Seni Bilmiyom
    Canan Ayrılır Mı Candan
    Ben Sevdim Seni Bilmiyom

    Di Gel Di Gel Yar Cananım
    Aynı Dert ile Yanalım
    Sen Benimsin Ben De Senin
    Naz Etme Benim Sultanım

    Eğil Deli Gönlüm Eğil
    Bir Güzele Verdim Meyil
    Dünya Umurumda Değil
    Ben Sevdim Seni Bilmiyom

    Akarsuyum Sana Yar Mı
    İşim Gücüm Ahu Zar Mı
    Halimden Haberin Var Mı
    Ben Sevdim Seni Bilmiyom


    Yoruldum Yorgunum

    Yoruldum yorgunum fazla gidemem
    Neler etti kahır beni zul'm beni
    Kolay değil ben bu derdi çekemem
    Zalimin eline koydu hal beni

    Arsız değil idim arsız ettiler
    Saldılar gurbete yurtsuz ettiler
    Yardan ayırdılar yarsız ettiler
    Şimdi gizli gizli kınar el beni

    Akarsu'yu aşka yaktı yaradan
    Ömür birgün gibi geçti aradan
    İşte geldim gidiyorum dünyadan
    Oturmuş bekliyor kuru sal beni


    Zalım felek onu çok görme bana

    Zalım felek onu çok görme bana
    Ayrılamam ben o gül yüzlü yardan
    Sıtk ile bağlıdır canım canana
    Ayrılamam ben o gül yüzlü yardan

    Engindir duyulmaz figanım sesim
    Açıktır o yare gönül kafesi
    Yaşarken aldığım havam nefesin
    Ayrılamam ben o gül yüzlü yardan

    Akarsu ateşim yanar tüterse
    Aşkın gülü yüreğimde biterse
    Ayırsın feleğin gücü yeterse
    Ayrılamam ben o gül yüzlü yardan


    Açığım yok kapalım yok dünyada

    Açığım yok kapalım yok dünyada
    Ne ise ahvalim sorsunlar beni
    Bir kimseye vebalim yok dünyada
    İster sevip ister kırsınlar beni

    Dilim dönmez nedir gavur Müslüman
    Duman ateş demek ateş de duman
    Enelhak bağına girdiğim zaman
    İster kesip ister yüzsünler beni

    Allah kul yaratmış biri de benim
    Kimden kaldı benim imanım dinim
    Ne şeytan tanırım ne de peri cin
    Konuşan insanim görsünler beni

    Okudum Kuranı edep erkanı
    Yaptığım secdenin kıblesi canlı
    Gerdeksiz gecede bir delikanlı
    Ölü bir geline versinler beni

    Akarsu'yum boşa güldükten sonra
    Azrail yok imiş öldükten sonra
    Gönül tahtım harap olduktan sonra
    Boş kuru hasıra sarsınlar beni


    Sorun Beni

    Dolusu yok günlerimin
    Boşlarından sorun beni
    Bu dünyanın cefa dolu
    İşlerinden sorun beni

    Gecedeyim yok seherim
    Belli olmaz oldu yerim
    Dört mevsimde yok baharım
    Kışlarımdan sorun beni

    Gidiyorum yoktur izim
    Kime bağlasaydım özüm
    Dert ortağım oldu sazım
    Tellerinden sorun beni


    Koca dünya dar mı geldi ne oldu

    Koca dünya dar mı geldi ne oldu
    Küstürdüm yarimi barışamadım
    Ne beni güldürdü ne kendi güldü
    Bir türlü sırrına erişemedim

    Ne söylesem diken oldu sözlerim
    Yaralıyım oldum için sızlarım
    Derdim çoktur soranlardan gizlerim
    Dert ehli bulup da konuşamadım

    Akarsu bir ömür verdiler bana
    Talihim yok imiş o yardan yana
    Hangi can dayanır sevdiğim buna
    Bir türlü ellere karışamadım


    Sen ölme yar ben yerine ölürüm

    Kalmadı dünyada tutacak dalım
    Sen ölme yar ben yerine ölürüm
    Yoruldu kervanım kapandı yolum
    Sen ölme yar ben yerine ölürüm

    Felek birgün fermanını bildirir
    Bir ömrünü bin dert ile doldurur
    Ben gülmedim belki seni güldürür
    Sen ölme yar ben yerine ölürüm

    Akarsu'yum bir deryada kalmadım
    Yağmur oldum yeryüzüne damladım
    Seni bilmem ben muradım almadım
    Sen ölme yar ben yerine ölürüm


    Bulutlar çöktü üstüme

    Bulutlar çöktü üstüme
    Bir karanlık gece gibi
    Garip kaldım sensiz kaldım
    Tütmeyen bir baca gibi

    Sevdanın yükü sırtımda
    Eridim yar bir çırpıda
    Gittiler kaldım ortada
    Bir garibin göçü gibi

    Akarsu o yare varam
    Gidip divanına duram
    Benim felek ile aram
    Cehennemin içi gibi


    Döne Döne Yandık Aşkın Narına

    Döne Döne Yandık Aşkın Narına
    Ben Garibim Sen Garipsin Güzel Dost
    Neler Vermedim Senin Uğruna
    Ben Garibim Sen Garibsin Güzel Dost

    Bilmez idim Ateş ile Dumanı
    Ben Başka Tanırdım ikrar imanı
    Sen Kaldırdın Gönlümdeki Gumanı
    Ben Garibim Sen Garibsin Güzel Dost

    Akarsuyum Yaramız Çok Derinden
    Bir Olsaydık Yer Oynardı Yerinden
    Öldüğümü Duyar isen Birinden
    Ben Garibim Sen Garibsin Güzel Dost


    Ayırma bizi kendinden

    Doğarken farklı doğmadık
    Ayırma bizi kendinden
    Yakışmaz bize ikilik
    Ayırma bizi kendinden

    Har içinde zor içinde
    Ayırma bizi kendinden

    Bize eller gibi bakma
    Umutlarımızı yıkma
    Başka deryalara akma
    Ayırma bizi kendinden

    Har içinde zor içinde
    Ayırma bizi kendinden

    Akarsu çağır dostuna
    Girelim bir gülüstana
    Koy elin vicdan üstüne
    Ayırma bizi kendinden

    Har içinde zor içinde
    Ayırma bizi kendinden


    Bilmez Ali'yi

    Nasıl methedeyim sultanım seni
    Bin bir ismin vardır birisi Ali
    Keramet ehlisin Bektaşi Veli
    Ebu Sufyan oğlu bilmez Ali'yi

    Ali düşkünlerin gerçek dostudur
    Ali inkarların elbet hasmıdır
    Ali Muhammet'in öbür ismidir
    Dağların odunu bilmez Ali'yi

    Akarsu hak için yanar iniler
    Geldi geçti Bektaşiler Veliler
    Nice deryalarda yüzen gemiler
    Her derya gemisi bilmez Ali'yi


    Vay gözünü sevdiğimin dünyası

    Vay gözünü sevdiğimin dünyası
    Dokunsalar ağlar oldum bugünler
    Yüreğimde bir zalımın yarası
    Yaralarım bağlar oldum bugünler

    Derdim yüzler aştı yarim bir iken
    Yüreğimde yar ateşi var iken
    Garip garip bir köşede dururken
    Dertli dertli söyler oldum bugünler

    Böyle miydi benim sana dileğim
    Sen gel de ki ardın sıra geleyim
    Akarsu'yum ben her zaman böyleyim
    Yare doğru çağlar oldum bugünler


    Baydığın başında duman ırımaz

    Baydığın başında duman ırımaz
    Arap at yorulur da gönül yorulmaz
    Benim yarim bu yerlerde bir tane
    Arasam dünyayı dengi bulunmaz

    Yıkıldı duvarım kaldım avara
    Kadir mevlam işlerimi onara
    Sallanı sallanı eski pınara
    Gelen yosma benim olsa gerektir

    Derdimi yüklesem arap atlara
    Gözyaşım dökeyim yeşil otlara
    Seni beni yaradanı seversen
    Nasıl dayanayım ben bu dertlere

    Yüce dağ başının bir yanı yoldur
    Doldur suna boylum destini doldur
    Yolunun üstüne tatıp uyursam
    Kaldır suna boylum sen beni kaldır


    Yol ver bana yol ver ey yüce dağlar

    Yol ver bana yol ver ey yüce dağlar
    Yol ver artık ben sılama gideyim
    Şimdi çiçek açtı bizim yaylalar
    Yol ver artık ben sılama gideyim

    Etme dağlar şu hasretliği kaldır
    Bunca gurbet bir ömüre zarardır
    O yar ile aramızda söz vardır
    Yol ver artık ben sılama gideyim

    Akarsu'yum kaldım zalim gurbette
    Vefasız yari olan gülmez elbette
    Gözüm yoktur benim malda servette
    Yol ver artık ben sılama gideyim


    Ne tadı var ne tuzu var ömrümün

    Sevdiğimden ayrı kaldım kalalı
    Ne tadı var ne tuzu var ömrümün
    Zalım felek hatırımı kıralı
    Ne tadı var ne tuzu var ömrümün

    Geçmiyor günlerim bana yıl oldu
    Bağrımda ateşim yandı kül oldu
    Ağlayı ağlayı yaşım sel oldu
    Ne tadı var ne tuzu var ömrümün

    Nasıl olsa şu dünyadan giderim
    Hayatımı bir canımla öderim
    Akarsu'yum bu mu benim kaderim
    Ne tadı var ne tuzu var ömrümün


    Derdim gizli kimselere diyemem

    Derdim gizli kimselere diyemem
    Bir derdi sevdaya saldı yar beni
    Ben kendi halımla yanar dururken
    Bir derdi sevdaya saldı yar beni

    Yara doğru aktı gönül deresi
    Sargı tutmaz imiş aşkın yarası
    Böyle imiş bu dünyanın töresi
    Bir derdi sevdaya saldı yar beni

    Akarsu derdimi çekeyim dara
    Neyimi söyleyim kör oğlu köre
    Dünya düşman olsa sevdim bir kere
    Bir derdi sevdaya saldı yar beni


    Dağlar seni delik delik delerim delerim

    Dağlar seni delik delik delerim delerim
    Kalbur alır toprağını elerim aman aman
    Elerim aman aman dumanlı dağlar

    Sen bir kara koyun ben de bir kuzu bir kuzu
    Sen döndükçe ardın sıra melerim aman aman
    Melerim aman aman dumanlı dağlar

    Dağlar senin ne karanlık ardın var
    Lale sümbül boynun eğmiş derdin var
    Derdin var aman aman dumanlı dağlar

    El alemin vatani var yurdu var yurdu var
    Benim yurtsuz kalışıma nedeyim aman aman
    Nedeyim aman aman dumanlı dağlar


    Ah edip ağlama zülfü siyahım

    Ah edip ağlama zülfü siyahım
    N'olur gözyaşını sil de gidelim
    Gönül vurgunuyum yaram çok derin
    N'olur gözyaşını sil de gidelim

    Ağlamak yakışmaz o gül yüzüne
    Yalandır inanma elin sözüne
    Dünyada başkası yoktur gözümde
    N'olur gözyaşını sil de gidelim

    Bir seher vaktinde düşsek yollara
    Türkümüz söylenir dilden dillere
    Ancak kavuşuruz bizim ellere
    N'olur gözyaşını sil de gidelim

    Akarsu'yum yar ağlarken gülemem
    Yollar uzak bu sene de gelemem
    Anladım ki bu evlerde duramam
    N'olur gözyaşını sil de gidelim


    Muradın Oldu mu

    Neden gül boynunu büktün sevdiğim
    Şimdilik muradın oldu mu bari
    Sanki umurunda nasıl olduğum
    Gülmeyen yüzlerin güldü mü bari

    Merhamet yok vicdanında dininde
    Dost eylenmez vatanında ilinde
    Bülbül sitem eder ötmez dalında
    Kargalardan haber geldi mi bari

    Akarsu vefayı kimde buldu ki
    Her zaman ağladı nerde güldü ki
    Gayrı yıkılacak neyim kaldı ki
    Çektiğim çileler doldu mu bari


    Ta ezelden beri vurgunum size

    Ta ezelden beri vurgunum size
    Beni aranıza alsanız dağlar
    Öyle yalnızım ki kaldım arada
    Derdime bir çare bulsanız dağlar

    Türlü türlü çiçek bağlarınız var
    Açtı tazelenen gülleriniz var
    Dostlara uzanan elleriniz var
    Bana da bir merhem olsanız dağlar

    Bağrıma saplandı dostun hançeri
    Açılan yaranın derindir yeri
    Hasretin çekerim yıllardan beri
    Akarsu der beni bulsanız dağlar


    Deli gönlüm abdal gönlüm

    Nedir senden çektiklerim
    Deli gönlüm abdal gönlüm
    Gözyaşımı döktüklerim
    Deli gönlüm abdal gönlüm

    Düşünceler ömrüm aldı
    Gitti geldi beni buldu
    Yıkılacak neyim kaldı
    Deli gönlüm abdal gönlüm

    Akarsu'yum bilemedim
    Bir kararda duramadım
    Ben sırrına eremedim
    Deli gönlüm abdal gönlüm


    Sen yaralı değilsin ki bilesin

    Zalim felek duymadın mı sesimi
    Sen yaralı değilsin ki bilesin
    Bilemezsin matemimi yasımı
    Sen yaralı değilsin ki bilesin

    Gurbet elde günde ömrüm çürüyor
    Eller beni bir biçare biliyor
    Akarsu'ya gelen bir taş vuruyor
    Sen yaralı değilsin ki bilesin


    Demokrasi nerde ise ordayız

    Dostlar bizim inancımız bellidir
    Demokrasi nerde ise ordayız
    Softaların sözlerine kanmayız
    Demokrasi nerde ise ordayız

    Bizim ölülerimiz geri dirilmez
    İnsanlara boş fetvalar verilmez
    Bizde sınıf bölücülük görülmez
    Demokrasi nerde ise ordayız

    Yollarımız ikilikle barışmaz
    İnsanların inancına karışmaz
    Benlik yoktur kimse ile yarışmaz
    Demokrasi nerde ise ordayız

    İnsak Hak'tır Hak insandır biliriz
    Gönüllerde açar bizim gülümüz
    Akarsu'yum bacı kardaş hepimiz
    Demokrasi nerde ise ordayız


    Yoruldum

    Yoruldum güzelim fazla gidemem
    Artık çilem bitti ise ona dön
    Söylemiştim ben bu yükü çekemem
    Çektiklerim yetti ise ona dön

    Bu sevda denizin bitmez sanırdım
    Sana ne dil döksem yetmez sanırdım
    Gölgen üzerimden gitmez sanırdım
    Şimdi güneş battı ise ona dön

    Akarsu gönlümün sendin gelini
    Hep doğru sanırdım her dediğini
    Ben tutmaya kıyamazken elini
    Başka bir el tuttu ise ona dön


    Eşiğine yüzüm sürmeye geldim

    Cümle erenlerin hünkarı Veli
    Hüsn-ü cemalini görmeye geldim
    Kusurumu affet bağışla beni
    Eşiğine yüzüm sürmeye geldim

    Ben sana inandım sıtk-ı özümle
    Ulu dergahını gördüm gözümle
    Eğildim önünde dertli sazımla
    Mansur gibi dara durmaya geldim

    Akarsu der pirim açtı yolları
    Bağışlarsın düşkün olan kulları
    Ya hünkarım seni seven canları
    Açtım kollarımı sarmaya geldim


    Pazarlık edelim alim seninle

    Pazarlık edelim alim seninle
    İki cihan senin Haydar olsun sen benim
    Hayrını gör imanınla dininle
    Hatmin Kur'an senin olsun sen benim

    Keselim sıratın kazana çöksün
    Olanca katranı haydar çamura döksün
    Beraber gülelim cehennem korksun
    Sırat nizam senin olsun sen benim

    Ayıp değil midir Adem'e mihnet
    Başına çalınsın Haydar hurili cennet
    Dostluk pazarında olma muhannet
    Huri Kılman senin olsun sen benim

    Akarsu'yum böyle vereyim dursun
    Senin aşkın onu Haydar yaksın kavursun
    Anladım Ali'sin Canansın Nursun
    Kanber Selman senin olsun sen benim


    Nasibimiz yokmuş da bir su içmeye

    Nasibimiz yokmuş da bir su içmeye
    Ne sen bana gücen ve ne de ben sana
    Ne gerekir eskileri açmaya oy oy
    Ne sen bana gücen ve ne de ben sana

    Bu dünyada ne güzeller eylendi
    Eylendi de dilden dile söylendi
    Gayrı düzen tutmaz gönül huylandı oy oy
    Ne sen bana gücen ve ne de ben sana

    Akarsu dersini gönülden alır
    Gönül kırılınca yarası kalır
    Olan oldu canım elden ne gelir oy oy
    Ne sen bana gücen ve ne de ben sana


    Dertliden dert sorulur mu

    Sorma bu garip halımı
    Dertliden dert sorulur mu
    Ayrılık büktü belimi
    Dertliden dert sorulur mu

    Bayramım yok allı güllü
    Devranım yok uzun yollu
    Garip duruşundan belli
    Dertliden dert sorulur mu

    Sağım solum olmuş tuzak
    Her derdi söylemek yasak
    Akarsu'ya şöyle bir bak
    Dertliden dert sorulur mu


    Kışı Bitmez

    Kışı bitmez şu ömrümün dağına
    Bir gün bahar gelecekmiş ne zaman
    Benim diyen insan dayanmaz buna
    Hayat bana gülecekmiş ne zaman zalım zalım

    Savruldu yellere kalmadı külüm
    Kocaman gövdeyim hani ya dalım
    Beni bir başıma koyan o zalım
    Gözyaşımı silecekmiş ne zaman zalım zalım

    Vallahi zorumuş gönül yarası
    Gitmiyor başımdan derdi belası
    Bilmem neyi arar bizim Akarsu
    Maksudunu bulacakmış ne zaman zalım zalım


    Senden bir şey istemiyom

    Gel beni halıma bırak
    Senden bir şey istemiyom
    Yakınlığın olsun ırak
    Senden bir şey istemiyom

    Coşkun suyun selindeyim
    Bir fidanın dalındayım
    Zaten kendi halımdayım
    Senden bir şey istemiyom

    Başkasına bade düşsün
    Kıymetini onlar bilsin
    Kerametin senin olsun
    Senden bir şey istemiyom

    Akarsu'yum dane dane
    Dolaşırım yana yana
    Bir güzel dost yeter bana
    Senden bir şey istemiyom


    Niye felek beni yardan ayırdı

    Niye felek beni yardan ayırdı loy ayırdı
    Şu alemin güzelinden bana ne vay bana ne
    Gönlüm kan ağlıyor sinem yaralı vay yaralı
    Eller gülüp eğleniyor bana ne vay bana ne

    Kolay mıdır bir güzelin sevdası vay sevdası
    Ondan ayrı gurbet elde kalması vay kalması
    Tükenmiyor şu gönlümün yarası vay yarası
    Eller gülüp eğleniyor bana ne vay bana ne

    Akarsu dumanlamazlar derdimi vay derdimi
    Nasıl tarif edem kendi kendimi vay kendimi
    Güldür dedim felek yıktı bendimi vay bendimi
    Ben ağladım felek gülmüş bana ne vay bana ne


    Hain Gözlüm Bekleme

    Gördüğün yarayı sen açtın zalim
    Daha gelmem hain gözlüm bekleme
    (Zalim gözlüm bekleme)
    Sevda deyip sardın başıma bela
    Daha gelmem hain gözlüm bekleme
    (Zalim gözlüm bekleme)

    Doymadım ki yardan muradım alam
    Doyasıya şu dünyada bir gülem
    (Hain gözlüm bir gülem)
    Sağlam iken şimdi oldum bir verem
    Daha gelmem hain gözlüm bekleme
    (Zalim gözlüm bekleme)

    Efkarımdan gece gündüz içerim
    İçip içip de kendimden geçerim
    (Hain gözlüm geçerim)
    İnkar etme sensin benim severim
    Daha gelmem hain gözlüm bekleme
    (Zalim gözlüm bekleme)

    Akarsu'yum böyle imiş kaderim
    Yıllar oldu bitmez imiş kederim
    (Hain gözlüm kederim)
    Usandım yar elinizden göçerim
    Daha gelmem hain gözlüm bekleme
    (Zalim gözlüm bekleme)


    Sevdim desem ne çıkar ki

    Vicdanın kurumuş senin
    Sevdim desem ne çıkar ki
    İşin gücün yalan dolan
    Sevdim desem ne çıkar ki

    Yandığımı göre göre
    İnanmadın sen bir kere
    Böyle vefasız bir yare
    Sevdim desem ne çıkar ki

    Akarsu'yum yüzüme bak
    Yüreğime saldın bir ok
    Senin bana inancın yok
    Sevdim desem ne çıkar ki



    Çok susadım bir yudum su versene

    Çok susadım bir yudum su versene
    Kızılırmak sanki sanki suyun kurudu
    Sarardım ben ne haldayım görsene
    Kızılırmak sanki sanki suyun kurudu

    Ne yerim var ne yurdum var ne bağım
    Bahar geldi açamadım yaprağım
    Senelerdir kupkuru kaldı toprağım
    Kızılırmak sanki sanki suyun kurudu

    Ne yaptım ki zalım zalım beni sevmedin
    Önünde durdum da yine görmedin
    Akarsu'ya bir damlanı vermedin
    Kızılırmak sanki sanki suyun kurudu


    Gelsin artık bizim elin baharı

    Sanki dönmez oldu bütün mevsimler
    Gelsin artık bizim elin baharı
    Engeller müşküller kalksın aradan
    Gelsin artık bizim elin baharı

    Gurbet için terk edilmiş yurt bizde
    Vicdanı yok can alıcı kurt bizde
    Böyle gelmiş böyle gitmez dert bizde
    Gelsin artık bizim elin baharı

    Akarsu davamız görülmez oldu
    Bağlarda gülümüz derilmez oldu
    Yoksulun yarası sarılmaz oldu
    Gelsin artık bizim elin baharı


    Sen tabipsin saramazsın yaramı

    Sen tabipsin saramazsın yaramı
    Ben vurgunum yaralıyım elleme
    Feleğinen bulamazsın aramı
    Ben vurgunum yaralıyım elleme

    Aman tabip canım tabip oy tabip
    Saramazsın bu yaramı can tabip

    Yağmur olur karışırdım sellere
    Yoldaş oldum garip garip kollara
    Felek vurdu düştüm haldan hallara
    Ben vurgunum yaralıyım elleme

    Aman tabip canım tabip oy tabip
    Saramazsın bu yaramı can tabip

    Kurudu bağımda fidanım gülüm
    Yılanlı dağımdır Sivas'tır elim
    Akarsu tabibe uğradı yolum
    Ben vurgunum yaralıyım elleme

    Aman tabip canım tabip oy tabip
    Saramazsın bu yaramı can tabip


    Gidiyorum yar muradın oldu mu

    Gidiyorum yar muradın oldu mu
    Bundan sonra bensiz kal deli deli
    Ben gidince bilmem yüzün güldü mü
    Perişan halıma gül deli deli

    Sen beni düşürdün aşka sevdaya
    Cemalin benzettim güneşe aya
    Bana ettiğini yaradan duya
    Sararsın yaprağın sol deli deli

    Akarsu'ya sen mi verdin bu canı
    Vefasız sevdiğim anladım seni
    Ben alıştım gayrı düşünme beni
    Hatırdan gönülden sil deli deli


    Arada sırada bizi de düşün

    Biz köylüyüz ağam ama insanız
    Arada sırada bizi de düşün
    Perişan halleri gel ki göresin
    Arada sırada bizi de düşün

    Tarlamız yok seninkini biçeriz
    Yerimiz yok diyar diyar göçeriz
    Sen viskiyi bizler zehir içeriz
    Arada sırada bizi de düşün

    Çarşı pazar köyümüze uzaktır
    Etme ağam gayrı bize yazıktır
    Evimizde düzenimiz bozuktur
    Arada sırada bizi de düşün

    Aşık Akarsu'yum dertli doğmuşuz
    Dersimizi yüce haktan almışız
    Bilmem neden böyle fakir kalmışız
    Arada sırada bizi de düşün


    Bu garibin bir derdi var

    Soluk soluk olmuş benzi
    Bu garibin bir derdi var
    Bir noktaya bakar gözü
    Bu garibin bir derdi var

    Benim gibi garip biri
    Bu dünyada yoktur yeri
    Yardımcısı olsun Ali
    Bu garibin bir derdi var

    Akarsu'yum garibe bak
    Gariplerin kimsesi yok
    Ulan felek bu ne ayak
    Bu garibin bir derdi var


    Gurbeti ben mi yarattım

    Yokluk beni mecbur etti
    Gurbeti ben mi yarattım
    Gençliğimi aldı gitti
    Gurbeti ben mi yarattım

    Ne mektup ne haber aldım
    Yurdumdan yuvamdan oldum
    Her şeyime hasret kaldım
    Gurbeti ben mi yarattım

    Akşam olur gölge basar
    Umuduma yeller eser
    Yokluk imkanımı keser
    Gurbeti ben mi yarattım

    Akarsu sılayı anma
    Bu ayrılık geçti sanma
    Çaresizdim geldim amma
    Gurbeti ben mi yarattım


    Gurbet bana ben gurbete alıştım

    Ayrı düştüm vatanımdan ilimden
    Gurbet bana ben gurbete alıştım
    Takdir böyle imiş ne gelir elden
    Gurbet bana ben gurbete alıştım

    Virane köyümün dağları karlı
    Her gün ah çekerim sinem yaralı
    Yıkılası şu gurbette duralı
    Gurbet bana ben gurbete alıştım

    Şu gurbetin kaşı gözü ela mı
    Yavaş yavaş unutturdu sılamı
    Akarsu'yum ellemeyin yaramı
    Gurbet bana ben gurbete alıştım


    Seher vakti çıkmış yolun üstüne

    Seher vakti çıkmış yolun üstüne
    Bir bakışta yaraladı yar beni
    Hayran oldum bakakaldım yüzüne
    Gözleriyle pareledi yar beni beni

    Yollar uzak dağlar girmiş araya
    Merhem bulunmazmış azgın yaraya
    Derdimi dökeyim bilmem nereye
    Sevda almış bir çıkmaza kor beni beni

    Akarsu'yum yardan haber gelirse
    Şu azgın yarama derman olursa
    Gönül sevdiğini arar bulursa
    Kahpe felek sen o zaman gör beni beni


    Al canımı kurtulayım elinden

    Al canımı kurtulayım elinden
    Yaralıyım kime nere gidem yaradan
    Kurtulamam yağmurundan selinden
    Yaralıyım kime gidem yaradan dost

    Kara bahtım bir gün olsun gülmedi
    Dost eliyle göz yaşımı silmedi
    Garip gönlüm sevdiğini bulamdı
    Yaralıyım kime gidem yaradan dost

    Akarsu'yum derdim sığmaz içime
    Bir yol bulamadım hey yar gidem göçüme
    Genç yaşımda aklar düştü saçıma
    Yaralıyım kime gidem yaradan


    Aşkın Divanesi

    Aşkın divanesi Mecnunum amma
    O dosttan bir haber verenim yoktur
    Can ile canana vurgunum amma
    Rahmedip halımı görenim yoktur

    Cahil değil hakikatı bilirim
    Ölü gider sağ olarak gelirim
    Anlayana doğru haber veririm
    Lakin cevherimi bilenim yoktur

    İnsanlık yoluna kılmışım karar
    Ali evladına vermişim ikrar
    Vara yok deyip de edemem inkar
    Akarsu'yum bunu bilenim yoktur


    Ettin aklımı divane

    Ettin aklımı divane
    Diyar diyar gezer oldum
    Bir sızı koydun içime
    Şu ömrümden bezer oldum

    Bir bahçede bir gül idim
    Günden güne bak eridim
    Sevdiğimden bir ok yedim
    Şu ömrümden bezer oldum

    Akarsu'ya neler olmuş
    Issız bir sahrada kalmış
    Bu ne belalı dert imiş
    Şu ömrümden bezer oldum
    Bu ne belalı dert imiş
    Ben kendime kızar oldum


    Lemi Lemi deli Lemi

    Lemi Lemi deli Lemi
    Yine mi aldattın beni
    Vallahi döverim seni
    Lemi Lemi deli Lemi

    Bendine bağla arkını
    Bozma değirmen çarkını
    Unuttun evin barkını
    Lemi Lemi deli Lemi

    Dur değirmenin başında
    Müşteri buğda peşinde
    Bizim Lemi kırk yaşında
    Lemi Lemi deli Lemi

    Küstürürsen bütün köyü
    Kesilir değirmen suyu
    Hatırlarsın Akarsu'yu
    Lemi Lemi deli Lemi



    Mapushane gurbet ele benzemez

    Kapattılar kapıları yüzüme
    Mapushane gurbet ele benzemez
    Benden selam edin dertli sazıma
    Mapushane gurbet ele benzemez

    Ne karaymış alnımdaki yazılar
    Ah dedikçe ciğerlerim sızılar
    Arkamdan ağlıyor körpe kuzular
    Mapushane gurbet ele benzemez

    Hele bakın şu mevlanın işine
    Neler sürdün ekmeğime aşıma
    Üzülme sen bu da geçer boşuna
    Mapushane gurbet ele benzemez

    Akarsu'yum coşar ise sel olur
    Dolanır sahrayı durgun göl olur
    Dost diyenler yavaş yavaş bell'olur
    Mapushane gurbet ele benzemez


    Cehennemin kucağında gizlenir

    Cehennemin kucağında gizlenir
    Çıkıp yücelerden seyran eder aşk
    Yarası görünmez fakat sızlatır
    Girdiği vücudu hayran eder aşk

    Tanımaz korkuyu bilmez imanı
    Sarı gazel yapar sümbül çimeni
    Parçalar sultanı yırtar fermanı
    Tac-ı devletini viran eder aşk

    Kula ruhsat verir padişah kılar
    Şahı mecnun eder çöllere salar
    Aşkın bir zerresi bin dağı deler
    Güneşe pas çeker duman eder aşk

    Aşk önünde ay ve güneş kör olur
    Aşk yanına hayat ile varılır
    Akarsu'lar akar gönül durulur
    Bir daldan bin dala cevlan eder aşk


    Ağlama gülüm ağlama

    Günler gelir geçer boşa
    Ağlama gülüm ağlama
    Yazılan mı gelir başa
    Ağlama gülüm ağlama

    Bir gün kara günler biter
    Üzme beni artık yeter
    Kavuşmamız gelir çatar
    Ağlama gülüm ağlama

    Yaktın Akarsu'yu yaktın
    Gurbetten gurbete attın
    Öldürmekten beter ettin
    Ağlama gülüm ağlama


    Bırakmadı sevdan beni

    Az mı cefalar çektirdin
    Bırakmadı sevdan beni
    Ömrümü yedin bitirdin
    Bırakmadı sevdan beni

    Ah ben nidem dost ben nidem
    Yaralıyım kime gidem
    Ne belalı bir başım var
    Nerede tedavi edem

    Dert doluyum baştan başa
    Alıştı gözlerim yaşa
    Sürdü beni bir yokuşa
    Bırakmadı sevdan beni

    Ah ben nidem dost ben nidem
    Yaralıyım kime gidem
    Ne belalı bir başım var
    Nerede tedavi edem

    Akarsu aktım duruldum
    Nice insandan soruldum
    Gahi öldüm gah dirildim
    Bırakmadı sevdan beni

    Ah ben nidem dost ben nidem
    Yaralıyım kime gidem
    Ne belalı bir başım var
    Nerede tedavi edem


    Ömrüm geldi geçti bir akşam gibi

    Ömrüm geldi geçti bir akşam gibi
    Şu gönlüme göre yar bulamadım
    Çok hayaller kurdum boşuna çıktı
    Şu gönlüme göre yar bulamadım

    Bir güzeli sevdim yarim olmadı
    Vallahi usandım halım kalmadı
    Şans dediler bir de bana gülmedi
    Şu gönlüme göre yar bulamadım

    Akarsu'yum dünya bana dar oldu
    Geride servetim malım mı vardı
    Ömrüm tükeniyor şurda ne kaldı
    Şu gönlüme göre yar bulamadım


    Bir de sen yarama baksana

    Derdimi sorarsan gönül yarası
    Bir de sen yarama baksana tabip ey
    Anladım ki dünya yalan dünyası
    Bir de sen yarama baksana tabip ey

    Katarlandı dost kervanı yürüdü
    Şu garip gönlümü duman bürüdü ey
    Zalimin elinden ömrüm çürüdü
    Bir de sen yarama baksana tabip ey

    Akarsu'yum kaldım ıssız sahrada
    Sıra sıra dağlar kaldım arada hey
    Birkaç günlük ömrüm kaldı şurada
    Bir de sen yarama baksana tabip ey


    Yüzümüze gülen maskeli dostlar

    Yüzümüze gülen maskeli dostlar
    Dışı nurdan içi çöplük görünür
    Yüküm atlas libas ipek diyenler
    Götürdük pazara iplik görünür

    Yalan söylenir mi Hakk'ın önünde
    Melek barınır mı şeytan bağrında
    Gidip yargılansa hak divanında
    Bütün işlerinde terslik görünür

    Herkes sevdiğini almış yanına
    Kuvvetli zayıfın okur canına
    Bir telaştır düşmüş dünya malına
    Akarsu bizlere yokluk görünür


    Karnı büyük koca dünya

    Karnı büyük koca dünya
    Keder dolu acı dünya
    Ne gül koydun ne de gonca
    Yedin yine doymadın mı

    Dünya dünya yalan dünya
    Beni benden alan dünya
    Haksızlara kalan dünya
    Zalımlara kalan dünya

    Seni okuyup yazanı
    Yunus gibi bir ozanı
    Koskocaman Pir Sultan'ı
    Yedin yine doymadın mı

    Dünya dünya yalan dünya
    Beni benden alan dünya
    Haksızlara kalan dünya
    Zalımlara kalan dünya

    Fani kurmuşsun temeli
    Bilmem sana ne demeli
    Koca Mustafa Kemal'i
    Yedin yine doymadın mı

    Dünya dünya yalan dünya
    Beni benden alan dünya
    Haksızlara kalan dünya
    Zalımlara kalan dünya

    Tatlıdır içilir suyu
    Kimseye benzemez huyu
    Nice Muhlis Akarsu'yu
    Yedin yine doymadın mı

    Dünya dünya yalan dünya
    Beni benden alan dünya
    Haksızlara kalan dünya
    Zalımlara kalan dünya


    Demedim mi yar ben sana

    Seni benden ayırırlar
    Demedim mi yar ben sana
    Elaleme duyururlar
    Demedim mi yar ben sana

    Bir kuş gibi kafesteyim
    Ya ben kimden ne isteyim
    Yaralandım çok hastayım
    Demedim mi yar ben sana

    İkrarımız yolda kalır
    Dağlarımız duman olur
    Başımıza neler gelir
    Demedim mi yar ben sana

    Bahar gelir güller açar
    Kimi konar kimi göçer
    Akarsu'yum bu da geçer
    Demedim mi yar ben sana

  5. #5
    Co- Admin Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ekim.2007
    Nereden
    izmir
    Mesajlar
    5,221

    Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

    MUSA EROĞLU
    1
    At Üstüme Avuç Avuç Toprağı

    Göç Göç Oldu Göç Yaylaya Dizildi
    Uyku Geldi Ala Gözler Süzüldü
    Üç Gün Oldu Elim Yardan Özüldü
    At Üstüme Avuç Avuç Toprağı

    Doldur Doldur Nargileyi Tezele
    Sarardı Gül Benzim Döndü Gazele
    Tut Elimden İndir Beni Mezere
    At Üstüme Avuç Avuç Toprağı

    Söz Musa Eroğlu
    Müzik Musa Eroğlu



    2
    Açma yaram derin derin
    (Beni Derde Salan Gelsin)

    Açma yaram derin derin
    Dermanını bilen gelsin
    Başka tabipler istemem
    Beni derde salan gelsin

    Ömür bir nefes arası
    Size de gelir sırası
    Bu yara gönül yarası
    Beni derde sanal gelsin

    Bilen gelsin bilen gelsin
    Dermanını bilen gelsin
    Başka tabipler istemem
    Beni derde salan gelsin



    3
    Barak (Uzun Hava)

    karşıdan geliyor da bir çift araba.
    yıkıldı hanemiz de yine kaldık haraba.
    anan seni vermiş de bir dil bilmez araba.
    gelemez miydin gelemez miydin gelemez miydin.
    yine ben de seni sevdim de diyemez miydin.

    aman karşı ki dağlar da Ceviz'inen Kilise, Kilise.
    yolumuz uğradı da yıkılası Kilis'e.
    gadir mevlam da seni bana verirse.
    kurbanlar keserim de geldiğin gece.
    gelemez miydin gelemez miydin gelemez miydin.
    yine ben de seni sevdim de diyemez miydin.

    Söz Derleyen: Musa Eroğlu



    4
    Bulut bulut üstüne aman aman of

    Bulut bulut üstüne aman aman of
    Bulut yağmur üstüne ömrüm belalım aman
    Bulut gurbanın olayım aman aman of
    Doğma yarin üstüne ömrüm belalım aman

    Martinimin pulunu aman aman of
    Poyraz kesti kolumu ömrüm belalım aman
    Hangi dağdan aşacaksan aman aman of
    Bekleyeyim yolunu ömrüm belalım aman



    5
    Bülbül Ne Yatarsın

    bül bül ne yatarsın da kalk figan eyle
    şakıyıp ötmenin zamanı geldi de vay da vay
    kırmızı gül gülün dalında kaldı
    dalında ötmenin zamanı geldi de vay vay da vay

    benim yarim gelir edayınan nazınan
    eli elvan elvan güllü tüzünen de vay da vay
    kırmızı badeyinen cura sazına
    muhabbet etmenin zamanı geldi de vay da vay

    Söz Musa Eroğlu
    Müzik Musa Eroğlu



    6
    Ceviz arasında vardır evimiz

    Ceviz arasında vardır evimiz
    Yar seninle böyle miydi kavlimiz

    Mezar arasında harman olur mu
    Kama yarasına derman olur mu



    7
    Çağırırım Dost

    Bakıp cemali yare
    Çağırırım dost dost
    Dil oldu pare pare
    Çağırırım dost dost

    Mesçitte, meyhanede
    Hanede, viranede
    Kabe'de, puthanede
    Çağırırım dost dost

    Gördüğüm hep dost yüzü
    Ondan ayırmam gözü
    Kabe'dir dostun yüzü
    Çağırırım dost dost

    Gelmişim dost dilinden
    Toplayarak gülünden
    Niyazi'nin dilinden
    Çağırırım dost dost

    Söz: Aşık Niyazi
    Kaynak: Musa Eroğlu
    Müzik Musa Eroğlu



    8
    Çeken Bilir

    Dertlinin derdi bilinmez
    Ancak derdi çeken bilir
    Güldüğüm gelmez aklıma
    Derde düşüp çeken bilir

    Ellerin açtığı yara
    Dost değil ki gele sara
    Anladım ki bahtım kara
    Dost kadrini çeken bilir

    O yar beni benden aldı
    Mecnun edip çöle saldı
    Yazık bülbül gülsüz kaldı
    Gül kadrini çeken bilir



    9
    Çoktan geçti senin devir devranın

    Çoktan geçti senin devir devranın
    Has bahçesi viran eldesin gönül gönül
    Som altından idi tahtın revanın
    Revanın revanın revanın
    Akibet kuru bir saldasın gönül gönül,gönül
    Tükendi gençliğin geri vermezler
    Azar yaraların sarı vermezler
    Dağları delsende geri vermezler
    Yari vermezler,yari vermezler
    Ferhatı kandıran dildesin gönül,gönül,gönül

    Yağtığın saraylar kalmış virane
    Bacası tütmeyen garip bir hane,hane
    Bir sevda peşinde deli divane,divane,
    Divane,divane,divane,divane
    Mecnunun düştüğü çöldesin gönül,gönül
    Bir güzel peşinde deli divane,divane
    Mecnunun düştüğü çöldesin gönül,gönül



    10
    Derdimin ortağı sinem bülbülü

    Derdimin ortağı sinem bülbülü
    Andırırsın laleyi sümbülü vay
    Yadlara demezdim bu gizli sırrı oy
    Derdimi sizlere diyeyim dağlar oy

    Bana bir ziya ver zülfün telinden
    Ne çare ki kader kötü elinden
    Bir garibim kimse bilmez halimden
    Derdimi sizlere diyeyim dağlar oy



    11
    Felek sana sualim var

    Felek sana sualim var
    Anlamıyom hallerinden
    Aklımı gümanda koyma
    Haber söyle illerinden

    Kullara baş eğmez misin
    Güzelliği sevmez misin
    Bu dünyaya sığmaz mısın
    Bir mekan tut çöllerinden

    Ayrılanı kavuştursan
    Küskünleri barıştırsan
    Gerçeklere eriştirsen
    Gelmiyor mu ellerinden

    Kimi gamda kimi yasta
    Kimi sana çok heveste
    Kin vermişsin dosttan dosta
    Ne istersin kullarından

    Darılma da barışalım
    Gerçeklere erişelim
    Birgün gel de görüşelim
    Türlü türlü yollarından

    Gizli gayıbım aç getir
    Yalan değil gerçek getir
    Eroğlu'na çiçek getir
    Koparmadan dallarından



    12
    Gel Alim Yola Gidelim

    gel Ali'm yola gidelim
    Ali'm kendi yolu ile
    açlar doyar, susuz kanar
    leblerinin belı ile

    ağaç kurur devran döner
    kuş budağa her dem konar
    doldurmuş badesin sunar
    Ali'm kendi eli ile

    erenler lokması sırdır
    lokmaya elini sundur
    can hatayım doğru yoldur
    Ali'm kendi yolu ile

    Söz Musa Eroğlu
    Müzik Musa Eroğlu



    13
    Gel Benim Efendim

    Gel Benim Efendim, Aziz Sultanım
    Hümmet Eyle Bu Dert Beni Almadan
    Gece Gündüz Ahu Figan Zardayım
    Aşk Ateşi Sineleri Delmeden

    Benim Nazım Ela Gözlü Dostuma
    Acep İrakibin Bizden Kastı Ne
    Kabir Kuyusunda Ulaş Üstüme
    Tenim Toprak Olup Yer Karalmadan

    Gam Değildir Sevdiğimi Bulursam
    Bulamayıp Yollarında Ölürsem
    Vadem Yeter Şu Dünyada Kalırsam
    Kaldırmam Hüseyin'i Yari Gelmeden

    Söz Musa Eroğlu
    Müzik Musa Eroğlu



    14
    Giyinmiş kuşanmış yayladan gelir

    Giyinmiş kuşanmış yayladan gelir
    Bize bu ayrılık mevladan gelir

    Aman Ayşem yaman Ayşem
    Dağlar başı duman Ayşem
    Dağlar başı duman olsa
    Seni burda koymam Ayşem

    Aşağıdan gelir Urum koyunu
    Selviye benzettim yarin boyunu

    Aman Ayşem yaman Ayşem
    Dağlar başı duman Ayşem
    Dağlar başı duman olsa
    Seni burda koymam Ayşem

    Kınanın okkası çıktı m'elliye
    Benden selam olsun esmer benliye

    Aman Ayşem yaman Ayşem
    Dağlar başı duman Ayşem
    Dağlar başı duman olsa
    Seni burda koymam Ayşem



    15
    Gönlümüze Yar Düşende

    Doğruya nazar eğleriz biz eğri nazar bilmeyiz
    Nakt ile pazar eğleriz, veresi pazar bilmeyiz
    Hak'tır sevdiğimiz bizim, Hak'tır övdüğümüz bizim
    Boyun eğdiğimiz bizim, Hak'tan özge yar bilmeyiz

    Sazımızı elem aldı, namusu deryaya saldı
    Aşk ile meydana geldik, zincir ile dar bilmeyiz
    Muhiddin Abdal coşunca, çiğler özünde pişince
    Gönlümüze yar düşünce biz sabrı karar bilmeyiz

    Söz: Muhiddin Abdal
    Kaynak Musa Eroğlu
    Müzik Musa Eroğlu



    16
    Hey Erenler Pazarım Var

    Hey Erenler Pazarım Var
    Hal Ehline Hal Satarım
    Terazim Tartım Bulunmaz
    Doyumuna Bal Satarım

    Tezgah Üstü Söz Söylerim
    Sözümü Gülle Peylerim
    Aslı Sitemi Neylerim
    Ben Dikensiz Gül Satarım

    Erenler Bir Pazar Kurdum
    Hak Hak Dedim Döndüm Durdum
    Aşkın Mühürünü Vurdum
    Aşk Zarfına Pul Satarım

    Ben Sarrafım İnci Düzdüm
    Gevher Denizinde Yüzdüm
    Akıl Süzgecinden Süzdüm
    Cevri Akıl Kul Satarım



    17
    Kullar olam haydi seni doğuran anaya

    Kullar olam haydi seni doğuran anaya anaya vay vay
    Süt vermişler haydi senin gibi sunaya aman
    Ah aman aman ben dayanamam
    Çokcada içdim kafalarım duman

    Altın bağlar aman başındaki yazmaya yazmaya vay vay
    Kalk gidelim aman usul boylu gezmeye aman
    Ah aman aman ben dayanamam
    Çokcada içdim kafalarım duman

    Ben bilemem aman karanlıkta geleni geleni vay vay
    Dost mu sandın aman her yüze güleni aman
    Ah aman aman ben dayanamam
    Çokcada içdim kafalarım duman



    18
    Padişah

    Ben bir halka inanırım
    Şaha, padişaha değil
    Osmanlıya yok mihnetim
    Şaha, padişaha değil

    Halk dergahına varırım
    Güzel yüzünü görürüm
    Ben halka hesap veririm
    Şaha, padişaha değil

    Pir sultanım der şahım var
    Hızır paşada ahım var
    Meydanda yiğit halkım var
    Şaha, padişaha değil

    Kaynak Musa Eroğlu
    Müzik Musa Eroğlu



    19
    Salma Dil Gemisini

    Salma dil gemisi ehline aşık
    Erenler ceminde payen bulunmaz
    Her yerde faşhetme sırrı hakikat
    onu farkedecek bir can bulunmaz
    Ali çoktur Şah-ı Merdan bulunmaz

    Arifin halini tarif ne hacet
    Efsane sözlerden eyle feraset
    Hani nerde göster sahip keramet
    onu farkedecek bir can bulunmaz
    Ali çoktur Şah-ı Merdan bulunmaz

    Turabi cihandan olma serseri
    Farkeden kalmadı dürü gevheri
    Kimsenin kimseden yoktur haberi
    Böyle bir acayip derman bulunmaz
    Ali çoktur Şah-ı Merdan bulunmaz

    Söz: Turabi
    Derleyen: Musa Eroğlu



    20
    Sarı Yayla (Uzun Hava)

    ooof sarı yaylam da seni yaylayamadım alabahar kar iken
    yavru palazını da avlayamadım tori iken
    sende bu güzellik de bende bu gençlik var iken oof oof
    alırım ahtımı da koymam yar sende sürmeli oof

    göçer yörükler de boz koyaklar yurdolur
    nazlım göçmüş de yüreğime derdolur
    bu ayrılık da senin ilen dördolur oof
    alırım ahtımı da koymam yar sende sürmeli oof

    Söz Derleyen: Musa Eroğlu



    21
    Senden İsterim

    Urum ellerine bir can gönderdim
    Ya Ali sen gönder senden isterim
    Bakmazmisin kebap oldu cigerim
    Ya Ali sen gönder senden isterim

    Garipdir bilemez uzak yollari
    Kerem eyle asirasin belleri
    Çok gezdirmeyesin uzak tollari
    Ya Ali sen yolla senden isterim

    Yaralinin sinigini sarmali
    Isteyenin muradini vermeli
    Yüz agiynan silasina varmali
    Ya Ali sen yolla senden isterim

    Dervis Muhammedim hünkarin cani
    Pervane Olmusum yandirma beni
    Sah Sultan derdinden delidir deli
    Ya Ali sen yolla senden isterim

    Söz: Şah sultan
    Derleyen: Müzik: Musa Eroğlu



    22
    Şu dağların yükseğine erseler

    Şu dağların yükseğine erseler
    Lale sümbül mor menevşe derseler
    Bir güzeli bir çirkine verseler
    Güzel ağlar çirkin güler bir zaman

    Yükseğinde olur şahin yuvası
    Endim engine Avşar ovası
    Kabul olur güzellerin duası
    Haktan sevdiğini diler bir zaman

    Vara vara vardık Alma Deresi
    Uzak kaldı nazlı yarin arası
    Artıyor dinmiyor gönül yarası
    Mevla'm dermanını salar bir zaman



    23
    Şu yüce dağların karı eridi

    Şu yüce dağların karı eridi
    Sel oldu gidelim bizim ellere
    Yaylamızı lale sümbül bürüdü
    Gel oldu gidelim bizim ellere

    Nazlı olur güzellerin eyisi
    Deli gönül güzellerin delisi
    Gayrı bizim elin kara çalısı
    Gül oldu gidelim bizim ellere

    Karac'oğlan der ki gelir yazları
    Güzel nerden aldın sen bu nazları
    Anamın babamın acı sözleri
    Bal oldu gidelim bizim ellere

    Söz: Karacaoğlan
    Kaynak: Musa Eroğlu



    24
    Telli Turnam

    Telli Turnam Selam Götür
    Sevgilimin Diyarına
    Üzülmesin Ağlamasın
    Belki Gelirim Yarına Cananıma

    Hasret Kimseye Kalmasın
    Sevdalılar Ayrılmasın
    Ben yandım Eller Yanmasın
    Sevdanın Aşkın Narına Cananıma

    Gönüle Hasret Yazıldı
    Sevgiye Mezar Kazıldı
    İki Damla Yaş Süzüldü
    Gözlerimin Pınarına

    Hasret Kimseye Kalmasın,
    Sevdalılar Ayrılmasın
    Ben yandım Eller Yanmasın
    Sevdanın Aşkın Narına Cananıma

    Söz Musa Eroğlu
    Müzik Musa Eroğlu



    25
    Unutma Sevdiğim

    Ak gerdanda nokta nokta ben olam
    Sen kovan ol ben petekte bal olam
    Beyaz saçlarında siyah tel olam
    Tararken kopartma beni sevdiğim

    Kumaş olam ellerinle biç beni
    İçkin olam yudum yudum iç beni
    Mektup olam beyaz zarftan aç beni
    Okumadan yırtma beni sevdiğim

    Tülbendinde oya olam pul olam
    Kabul eyle ben kapında kul olam
    Dosta giden uzun ince yol olam
    Yorulup terketme beni sevdiğim



    26
    Varın Söyleyin Urfani'ye

    Varın söylen Urfani'ye yarin övmesin
    Çözemedim ağ göğsünün düğmesin
    Topla kekilini yere değmesin
    Uz bas kunduranı yer incinmesin
    Kuzum a kuzum

    Uzak yoldan geldim gayet yorgunum
    Ben de senin ufak boylarına vurgunum
    Sen de küskün isen ben de dargınım
    Şaşar bildiğinden kul bazı bazı
    Kuzum a kuzum

    Söz Derleyen: MusaEroğlu



    27
    Yine katarlanmış aşkın kervanı (Tahtacı Semahı)

    Yine katarlanmış aşkın kervanı
    Çekip de gidiyor dost ellerine
    Erenler cem olmuş piri civanım
    Kemer best bağlamış hep bellerine

    Şah-ı Merdan çırakları uyandır
    Erenler badesini içenler vardır
    Cemiyet bahçası açtı dolandır
    Gel bir nazar eyle baka güllerine

    Hak Muhammet Ali bir bina kurmuş
    Muhabbet nurunu kalbe doldurmuş
    Erenler sırrını bize bildirmiş
    Yol içinde gizli sır yollarını

    Gerçek talip olan menzile yeter
    Birlik divanında muhabbet tutar
    Cümlesi bir dilden birlikten öter
    Aşık oldum onların hoş dillerine

    Genç Abdal'ım şaha dergaha geldim
    Bir niyaz eyledin darına durdum
    Hidayet kapısın açılmış gördüm
    Neler ihsan etmiş hak kullarına



    28
    Zemheri Sözlüm

    Sevdan uykulu düş gibi
    Ayrılığı görmüş gibi
    Bir manalı gülüş gibi

    Zemheri sözlüm
    Ağlayan gözlüm
    Yüreği közlüm
    Gülmeyen yüzlüm

    Beni canına bağlarsın
    Kimlere meyil eylersin
    Eller güler sen ağlarsın

    Zemheri sözlüm
    Ağlayan gözlüm
    Yüreği közlüm
    Gülmeyen yüzlüm

    Söz Musa Eroğlu
    Müzik Musa Eroğlu

  6. #6
    Co- Admin Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ekim.2007
    Nereden
    izmir
    Mesajlar
    5,221

    Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

    NEŞET ERTAŞ

    ne dersin (gönül arzediyor)

    gönül arzediyor dostu görmeyi
    engel bırakmıyor buna ne dersin
    eller beğenmezken balı hurmayı
    evdeki tükenen una ne dersin

    kimi yaptığından övünür durur
    kimi pişman olmuş dövünür durur
    kimi bağrı yanmış göğünür durur
    kerem gibi dolaşan kula dersin

    kimi tatlı dilli güler yüzlüdür
    kimi taştan ağır katı sözlüdür
    sormayın garip'in derdi gizlidir
    gizli gizli yanan küle ne dersin



    iki büyük nimetim var

    iki büyük nimetim var
    biri anam biri yarim
    ikisine de hörmetim var
    biri anam biri yarim

    ana deyip de geçilmez
    o yar anadan seçilmez
    ikisine de kıymet biçilmez
    biri anam biri yarim

    birisi var etti beni
    birisi yar etti beni
    ikisinin de birdir yari
    biri anam biri yarim



    az mı çektim

    ayrılığın acısını
    az mı çektim az mı çektim
    içten içe sızısını
    az mı çektim az mı çektim

    çaldılar şu beni benden
    ayırdılar bizi neden
    bile bile zulmedenden
    az mı çektim az mı çektim

    dünya denen dar bi camda
    mahkum oldum ben bir handa
    sensiz olan bu zindanda
    az mı çektim az mı çektim

    sakınırım esen yelden
    ağır zulüm yüktü belden
    sensiz olan gurbet elden
    az mı çektim az mı çektim

    garip gezdim el içinde
    halden bilmez kul içinde
    bunca acı yıl içinde
    az mı çektim az mı çektim

    ahirim sensin

    cahildim dünyanın zevkine gandım
    hayale aldandım,boşuna yandım
    seni ilelebet benimsin sandım

    ölürüm sevdiğim zehirim sensin
    evvelim sen oldun ahirim sensin

    sözüm yok şu benden gırıldığına
    gidip başka dala sarıldığına
    göynüm inanmıyor ayrıldığına

    gözyaşım sel oldu zehirim sensin
    evvelim sen oldun,ahirim sensin



    gel yanıma, kırşehir

    o şirin sözlerine hayranım gözlerine
    bakma el sözlerine

    gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel
    gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel

    aman eller duymasın sakın eller görmesin
    aman eller duymasın

    gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel
    gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel

    cilvelice nazlıca hem sazlıca sözlüce
    yar gizlice gizlice

    gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel
    gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel

    aman eller duymasın sakın eller görmesin
    aman eller duymasın

    gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel
    gel yanıma gel gel gel gel yanıma gel



    gülüşün gülden güzel

    gülüşün gülden güzel sevdim gönülden güzel
    severim kıskanırım ben seni elden güzel

    hop ninnayı ninnayı gel oynayı oynayı
    senin için terkederim büsbütün bu dünyayı

    gözlerin aklımı aldı beni sevdana saldı
    canım asıldı kaldı zülfün telinden güzel

    saçlarını bağrıma ser kollarını boynuma sar
    gel derdime derman ver tatlı dilinden güzel




    karanfil ekeceğim

    karanfil ekeceğim
    boyuna bakacağım
    dayanamam bu derde
    daha mı çekeceğim

    (bağlantı)
    al yanaklı gül yarim
    dilleri bülbül yarim
    pek hoşuma gidiyon
    sende bunu bil yarim

    güllere bak güllere
    kurban olam dillere
    nolur zalımın kızı
    gel sarayım bellere

    bağlantı

    karanfil kökü suda
    ne hoş yaratmış hüda
    elin elimde olsa
    seher vakti uykuda

    bağlantı



    ah yalan dünya

    hep sen mi ağladın hep senmi yandın
    bende gülmedim yalan dünyada
    sen beni gönlünce mutlumu sandın
    ömrümü boş yere çalan dünyada

    ah yalan dünyada,yalan dünyada
    yalandan yüzüne gelen dünyada

    sen ağladın canım ben ise yandım
    dünyayı gönlümce olacak sandım
    boş yere aldandım, boş yere kandım
    rengi gönlümde solan dünyada

    ah yalan dünyada yalan dünyada
    yalandan yüzüne gelen dünyada

    bilirim sevdiğim kusurun yoğdu
    sana karşı benim hayalim çoğdu
    felek bulut oldu üstüme yağdı
    yaşları gözüme dolan dünyada

    ah yalan dünyada yalan dünyada
    yalandan yüzüne gelen dünyada

    ne yemek ne içmek ne tadım kaldı
    garip bülbül gibi feryadım kaldı
    alamadım eyvah muradım kaldı
    ben gidip ellere kalan dünyada

    ah yalan dünyada yalan dünyada
    yalandan yüzüne gelen dünyada



    yine bir hal oldu

    yine bir hal oldu garip gönlüme
    bu dünya başıma dar oldu gitti
    attı kısmet bizi gurbet ellere
    her günüm her anım zar oldu gitti

    yüreğime ateş düştü yanarım
    mecnun gibi leyla diye ağlarım
    ilkbaharda viran oldu bağlarım
    goncanın etrafı har oldu gitti



    gel sevelim

    gel sevelim sevileni seveni
    sevgisiz suratlar gülmüyor canım
    nice gördüm dizlerini döveni
    giden ömür geri gelmiyor canım

    özü gülmeyenin yüzü güler mi
    sevgisiz muhabbet hakka değer mi
    seven insan kaşlarını eğer mi
    zorunan güzellik olmuyor canım

    sevgi haktır seven alır bu hakkı
    içi güler dıştan görünür farkı
    sevmeyene akmaz sevginin arkı
    boş lafla oluklar doimuyor canım

    bir zaman aşıkken sen de sevmiştin
    o anda dünyayı nasıl görmüştün
    sanki cennetin bağına girmiştin
    çokları bu hakkı bilmiyor canım

    aşkın ateşine yandım alıştım
    bu ateş içinde aşkla tanıştım
    doğru mu yanlış mı deyip danıştım
    sevgisiz hak kabul olmuyor canım

    sevenin gönlünde yanar ışıklar
    kaybolur karanlık tüm dolaşıklar
    garip'im sevenler bunca aşıklar
    boş hayale boşa yelmiyor canım



    yare gidem

    yare gidem yare gidem
    yareliyim nere gidem
    bu derdimin dermanını
    almaya ben yare gidem

    saçlarını ben öreyim
    buna dayanmaz yüreyim
    vermem seni ezraile
    ben öleyim ben öleyim

    yar elinden yar elinden
    yareliyim yar elinden
    dermansız bir derde düştüm
    dermanı var yar elinden



    hele bakın şu feleğin işine

    hele bakın şu feleğin işine
    ne çileler vermiş kulun başına
    mecnun'u leyla'ya hasiret etmiş
    kerem yanmış aslı hanın aşkına

    eyüp dert elinden ne hale gelmiş
    hüseyin aşkına başını vermiş
    ferhat şirin için dağları delmiş
    nesimi yüzülmüş yarin aşkına

    kimi dert elinden ömrün bitirmiş
    kimi bahçesinde güller yetirmiş
    garip dert elinden yolun yitirmiş
    çark-ı devran döner birin aşkına



    halime gız çay aşağı gidiyor

    halime gız çay aşağı gidiyor
    kaşıyınan gözü gel gel ediyor
    kardaşları yanı sıra gidiyor
    usul boylarına kurban olayım

    sallanda boylarına bakayım
    gerdanına liraları takayım

    fistan giymiş etekleri göğ idi
    anan yoktu kimden aldın öğüdü
    evvel küçüğü idi şimdi büyüdü
    usul boylarına kurban olayım

    sallanda boylarına bakayım
    gerdanına liraları takayım




    ağla sazım ağlanacak zamandır

    bu ayrılık sana da mı kar etti
    ağla sazım ağlanacak zamandır
    bu hasretlik her günümü zay'etti
    ağla sazım ağlanacak zamandır

    zalim felek çilesine doyurdu
    terkettirdi bana sılayı yurdu
    çetindir çekilmez ayrılık derdi
    ağla sazım ağlanacak zamandır

    soldu gönlümdeki al yeşil bağlar
    hasret ateş olmuş yüreğim dağlar
    her nerde gördüysem garip'ler ağlar
    ağla sazım ağlanacak zamandır




    aşkın beni deleyledi

    aşkın beni deleyledi
    yaktı yaktı kül eyledi
    el alemi kul eyledi
    yar beni beni

    mecnunum sahra içinde
    yunusum derya içinde
    eyübüm yara içinde
    sar beni beni

    aslı'ysan kerim'i bul
    derde derman vereni bul
    garip gibi viranı bul
    sar beni beni



    zorumuş meğer

    derde düştüm dermanını aradım
    derdimin dermanı yarimiş meğer
    yari arar iken yarden ıradım
    yardan ayrı kalmak zorumuş meğer

    turap olup yare varayım dedim
    ayağına yüzüm sürüyüm dedim
    o yarin sırrına ereyım dedim
    arifler keşfeder sırımış meğer

    gurbet ellerinde garip olanın
    yarin aşkıyınan derde dalanın
    yanılıp ta yarden ayrı kalanın
    her günü her anı zar imiş meğer



    yine haber gelmiş

    yine haber gelmiş dostun elinden
    sevdiğim durmayıp gelesin demiş
    belki zar göndermiş zülfün telinden
    saldığım bu haberden bilesin demiş

    böyle haber salmış kaşları karam
    yarden haber gelmiş ben nasıl duram
    yine tazelendi yürekten yarem
    tez günler içinde gelesin demiş



    gönlüm ataşlara yandı gidiyor

    ben bu yıl yarimden ayrı düşeli
    her günüm bir yıla döndü gidiyor
    gine zindan oldu dünya başıma

    gönlüm ataşlara yandı gidiyor
    ömrüm boş hayale kandı gidiyor

    uzaktır yolların dolandım geldim
    tatlıdır dillerin bağlandım kaldım
    günahım boynuna işte ben öldüm

    gönlüm ataşlara yandı gidiyor
    ömrüm boş hayale kandı gidiyor

    hayal meyal olmuş şu bizim eller
    dostun bahçesinde açılmış güller
    her sabah her seher öter bülbüller

    gönlüm ataşlara yandı gidiyor
    ömrüm boş hayale kandı gidiyor



    karlı dağlar geçit vermez

    karlı dağlar geçit vermez olunca
    gidilmez oyare yollar bağlanır
    gül yüzlü sevdiğim elin olunca
    gayri bu ellerde durulmaz dağlar

    dağlar sevdiğim ağlar

    mah cemale telli duvak örtmüşler
    ak ellere al kınalar yakmışlar
    duydum sevdiğimi gelin etmişler
    gayri bu ellerde durulmaz dağlar

    dağlar sevdiğim ağlar



    mutlu olsun, kırşehir

    cennette yuvanı kurdun
    yeni yuvan kutlu olsun
    yeni dünyanı da gördün
    yeni yuvan kutlu olsun
    ömür boyu mutlu olsun

    kutlu olsun kutlu olsun
    ömür boyu mutlu olsun

    sen verdin kızı oğulu
    yürekleri sevgi dolu
    gönlümüzün mahsun gülü
    yeni yuvan kutlu olsun
    ömür boyu mutlu olsun

    kutlu olsun kutlu olsun
    ömür boyu mutlu olsun

    ben suçlarımı biliyom
    hem ağlıyom hem gülüyom
    sana mutluluk diliyom
    yeni yuvan kutlu olsun
    ömür boyu mutlu olsun

    kutlu olsun kutlu olsun
    ömür boyu mutlu olsun





    yolcu (bir anadan)

    bir anadan dünyaya gelen yolcu
    görünce dünyaya gönül verdinmi
    kimi böyü kimi böcek kimi kul
    merak edip hiç birini sordunmu
    bunlar neden neden ınim sordunmu

    ınsan ölür ama ruhu ölmez
    bunca mahlukat var hiç biri gülmez
    cehennem azabi zordur cekilmez
    azab ceken hayvanlari gördünmü

    ınsandan daganlar ınsan olurlar
    hayvandan doganlar hayvan olurlar
    hepside bu dünyaya gelirler
    ana haktir sen bu sirra erdinmi

    vade tekmil olup ömrün dolmadan
    emanetçi emanetini almadan
    ömrüyün baginin gülü solmadan
    varip bir canana ıhrar verdinmi

    garip bülbül gibi feryad ederiz
    cehalet elinde küsmü kederiz
    hep yolcuyuz böyle gelir gideriz
    dünya senin vataninmi yurdunmu



    kalkın semaha dönelim

    ey erenler hak aşkına
    kalkın semaha dönelim
    gönüldeki dost aşkına
    kalkın semaha dönelim

    dargınlık gitsin aradan
    hoşgörsün bizi yaradan
    üçer beşer bir sıradan
    kalkın semaha dönelim

    o yokları var edene
    gerçek halim sır edene
    şükredelim yaradana
    kalkın semaha dönelim

    hak lokmasın yiye yiye
    biz bu deme geldik niye
    allah allah diye diye
    kalkın semaha dönelim

    aşık olan çalsın sazı
    aysın cümlemizin özü
    hak affetsin hepimizi
    kalkın semaha dönelim

    garip'im döndüm şaşkına
    hak yardım etsin düşküne
    gönüldeki dost aşkına
    kalkın semaha dönelim



    insan (gözleri kör değil)

    gözleri kör değil kulağı sağır
    bütün kainatı bilmekte insan
    hayvan cehennemde cezası ağır
    huriler içinde cennette insan

    cennettir bu dünya insan olana
    cehennem de burda hayvan olana
    gönül haktır kıymetini bilene
    onu saygı ile anmakta insan

    temizlenmiş ruhu ak olmuş iken
    allahın katında pak olmuş iken
    ruh can ile can hak olmuş iken
    neden başkasına minnette insan

    şüphesiz allahın gökler ve yerler
    garip'im biliyor sağırlar körler
    arayan mevlasın bulurmuş derler
    arayıp kendini bulmakta insan



    kızılırmak can incitme

    kızılırmak can incitme sen bugün
    mübarek günlerdir sel bayram eder
    kitabın kavlince dağlar al giymiş
    karışmış nergisi çöl bayram eder

    bülbülünen saka ötüşen kuşlar
    geçen üç aylarda hivana başlar
    eser yel eğilir dallar ağaçlar
    eğilmiş secdeye dal bayram eder

    yavru şahin bir kekliği soraklar
    dövünce çıkası göksü yelekler
    cennette huriler gökte melekler
    mahlukat sevinir kul bayram eder

    günüm gitti artık görünmez yolum
    mevlanın aşkına kıbledir yönüm
    daim ağlamaktır şu benim karım
    said ağlamakta el bayram eder



    dağlar başı karlı olur

    dağlar başı karlı olur
    sevenler efkarlı olur
    beni gurbete saldın
    böyle seven yar mı olur

    ağlarım ağlarım (ah)
    ağlarım ağlarım (ah)
    kaldım bu gurbette eyvah
    kaldım bu dertle eyvah

    dağlar başı otlu olur
    sevenler umutlu olur
    sevip sevip ayrılan
    en sonunda dertli olur

    ağlarım ağlarım (ah)
    ağlarım ağlarım (ah)
    kaldım bu gurbette eyvah
    kaldım bu dertle eyvah




    yazımı kışa çevirdin (leyla)

    yazımı kışa çevirdin
    karlar yağdı boşa leyla'm
    viran oldu evim yurdum
    ne söylesem boşa leyla'm

    her an gözümde perdesin
    nere baksam sen ordasın
    mevlâ'm ayrılık vermesin
    göğde uçan kuşa leylâ'm

    yardan ayrı kalmak ölüm
    söyle ne olacak halım
    böyle kader böyle zulum
    gelir garip başa leyla'm



    zülüf dökülmüş yüze

    zülüf dökülmüş yüze
    kaşlar yakışmış göze
    usandım bu canımdan
    derdimle geze geze

    bu ellerde gez gayrı
    katip ol da yaz gayrı
    bir kazma al bir kürek
    mezarımı kaz gayrı

    gün doğdu aştı böyle
    gönüldür coştu böyle
    sen orada ben burda
    ömrümüz geçti böyle




    çiçekler ekiliyor

    çiçekler ekiliyor güzelim haydi haydi
    bahçeye dikiliyor aman nidelim nasıl edelim
    sen orada ben burda güzelim haydi haydi
    böyle zor çekiliyor aman nidelim nasıl edelim
    gel yanıma sevdiğim bize gidelim

    bahçede gül ağacı güzelim haydi haydi
    bu ayrılık çok acı aman nidelim nasıl edelim
    sinemdeki yaranın güzelim haydi haydi
    sen olursun ilacı aman nidelim nasıl edelim
    gel yanıma sevdiğim bize gidelim



    gönül dağı

    gönül dağı yağmur yağmur boran olunca
    akar can özümde sel gizli gizli
    bir tenhada can cananı bulunca

    sinemi yaralar yar oy
    dil gizli gizli dil gizli gizli

    dost elinden gel olmazsa varılmaz
    rızasız bahçenin gülü derilmez
    kalpten kalbe bir yol vardır görülmez

    gönülden gönüle gider yar oy
    yol gizli gizli yol gizli gizli

    seher vakti garip bülbül öterken
    kirpiklerin oku yar yar cana batarken
    cümle alem uykusunda yatarken

    kimseler duymadan yar oy
    gel gizli gizli gel gizli gizli




    o şirin sözlerine, kırşehir

    o şirin sözlerine
    hayranım gözlerine
    bakma el sözlerine
    gel yanıma gel gel

    aman eller görmesin
    sakın eller duymasın
    gel yanıma gel gel

    tomurcuk nağmelerin
    çözüver düğmelerin
    göreyim siğnelerin
    gel yanıma gel gel

    aman eller görmesin
    sakın eller duymasın
    gel yanıma gel gel



    ayva turunç narım var

    ayva turunç narım var
    benim ahu zarım var
    hep derdinden ağlarım
    bir vefasız yarim var

    al almayı ver narı
    ağlarım zarı zarı
    tez günlerde gönderin
    o ahu gözlü yari

    ayva turunç neyleyim
    halimi arzeyleyim
    zaten bende talih yok
    ta küçükten böyleyim

    al almayı ver narı
    ağlarım zarı zarı
    tez günlerde gönderin
    o ahu gözlü yari



    aslanım eller

    seher vakti çaldım yarin kapısın
    baktım yarin kapıları sürmeli
    boş bulmadım otağının yapısın
    çıka gelgi bir gözleri sürmeli

    aslanım eller eller
    kokuyor güller güller
    ne bilsin eller eller
    perişan halleri

    açtırdım kapıyı girdim içeri
    aklımı başımdan aldı o peri
    dedim sende buldum halis gevheri
    dedi yoh yoh bir mehenge sürmeli

    aslanım eller eller
    kokuyor güller güller
    ne bilsin eller eller
    perişan halleri

    hep gönüller muradıdır aşığın
    nöbetin bekleyen alır keşiğin
    beklemeli şu sultanın eşiğin
    günde yüzbin kere yüzler sürmeli

    aslanım eller eller
    kokuyor güller güller
    ne bilsin eller eller
    perişan halleri



    vay vay dünya

    bugün bana bir hal oldu
    yardan kara haber geldi
    bu haber bağrımı deldi
    bir de duydum menom öldü

    sevdiydik birbirimizi
    açamadık sırrımızı
    babalar haldan anlamaz
    duysa öldürürdü bizi

    büyümüş gelinlik olmuş
    hasretinden rengi solmuş
    gizli dertten hastalanmış
    bir de duydum menom ölmüş

    yalandır bu dünya yalan
    var mıdır muradın alan
    cennet yüzünü görmesin
    sevenlere mani olan

    insanoğlu hiç mi idi
    öksüz sevmek suç mu idi
    biz de murada erseydik
    garip olmak suç mu idi



    bir güzel gördüm

    bir güzel kız gördüm tutmuş yolunu
    uzatmış gerdana sarmış telini
    geldi geçti bilmem kimin gelini
    sorsam öldürürler sormasam öldüm

    dön beri de güzel yüzün göreyim
    gerdanda benine yüzüm süreyim
    dedi gel yanıma haber vereyim
    varsam öldürürler varmasam öldüm

    dedi yiğit muradına erdin mi
    koynumdaki çifte narı gördün mü
    dedi aşığısan gel gir koynuma
    girsem öldürürler girmesem öldüm



    nedir bu başımda bu sevda

    nedir bu başımda bu sevda nedir
    yandım ataşına ben kaç senedir
    sevdiğim derdime derman sendedir
    derdimin dermanını ver de öyle git

    gönül mecnun olmuş çölde geziyor
    talih kalem olmuş kara yazıyor
    gün geçtikçe yarelerim azıyor
    mevlayı seversen sor da öyle git

    bülbül gibi ahım kaldı güllerde
    baykuş gibi öttüm viran yellerde
    bir garibim kaldım gurbet ellerde
    perişan halimi sorda öyle git




    hapishanelerde güneş doğmuyor

    hapishanelerde güneş doğmuyor
    geçiyor bu ömrümde günüm dolmuyor
    eşim dostum hiç yanıma gelmiyor

    yok mu hapishane beni arayan
    bir zindanda ölem ben gardiyan

    birer birer yoklamayı yaparlar
    akşam olur kapıları kaparlar
    bitmiyor geceler olmaz sabahlar

    yok mu hapishane beni arayan
    bir zindanda ölem ben gardiyan

    anamdan doğalı garip kalmışım
    acı mapushane aha genç yaşım
    benim zindanlarda ne idi işim

    yok mu hapishane beni arayan
    bir zindanda ölem ben gardiyan



    bağışla sevdiğim hakkı seversen

    bağışla sevdiğim hakkı seversen
    ağlatma garibi eller içinde
    hep bizi söyleşir bu devr-i alem
    beni destan ettin diller içinde

    hasretin sineme yaralar açtı
    kaybettim aklımı fikrim dolaştı
    aktı gözüm yaşı sele karıştı
    dost eline gider seller içinde

    yıllar yılı çektim bu zalim derdi
    yandı kerem gibi gönlümün yurdu
    eller dost bağında gülünü derdi
    benim gülüm soldu güller içinde

    bu garip başımı sevdaya saldım
    senin hasretinle sardım soldum
    şaşırdım yolumu perişan oldum
    bir mecnun misali çöller içinde



    ela gözlerini sevdiğim dilber

    ela gözlerini sevdiğim dilber
    sana bir sözüm var diyemiyorum
    bilmem deli miyim mecnun gezerim
    sırrımı ellere veremiyorum
    derdimi ellere diyemiyorum

    ince belini tatlı dilini sevdiğim
    kırılsın kollarım duramıyorum

    helal olsun al yanaktan emdiğim
    el uzatıp gonca gülün derdiğim

    ince belini tatlı dilini sevdiğim
    kırılsın kollarım duramıyorum

    al yanaktan emdicağzım azıktır
    tarama zülfünü göynüm bozuktur
    öksüzüm garibim bana yazıktır
    ıradı yollarım göremiyorum



    böyle olur mu

    attın gurbet ellere
    düştüm böyle hallere
    bıraktın yadellere
    böyle olur mu

    dereler çağlar oldu
    gözlerim ağlar oldu
    gelmedin yıllar oldu
    böyle olur mu

    kalbimi yaktın güzel
    gurbete attın güzel
    ele bıraktın güzel
    böyle olur mu

    dereler çağlar oldu
    gözlerim ağlar oldu
    gelmedin yıllar oldu
    böyle olur mu



    küstürdüm gönülü güldüremedim

    küstürdüm gönülü güldüremedim
    baharım güz oldu yazım kış oldu
    gönüle yarini bulduramadım
    baharım güz oldu yazım kış oldu

    şu fani dünyada murat almadım
    eller gibi şad olup da gülmedim
    ellerin bağında gülü solmadı
    baharım güz oldu yazım kış oldu




    tatlı dile güler yüze (doyulur mu)

    tatlı dile güler yüze
    doyulur mu doyulur mu
    aşk ile bakışan göze
    doyulur mu doyulur mu

    (bağlantı)
    doyulur mu doyulur mu
    canana kıyılır mı
    canana kıyanlar
    hakkın kulu sayılır mı

    hem bahara hemi yaza
    yarın ettikleri naza
    yar aşkına çalan saza
    doyulur mu doyulur mu

    bağlantı

    zülüflerin dökse yüze
    yar badeyi sunsa bize
    lebleri meyime meze
    doyulur mu doyulur mu

    bağlantı

    garip'im geldik gitmeye
    muhabbetimiz bitmeye
    yar ile sohbet etmeye
    doyulur mu doyulur mu

    bağlantı



    bütün ahbaplar ansın adını

    bütün ahbaplar ansın adını
    anlayan alırdı onun tadını
    emmisi, dayısı, garip kadını
    döşeyin evleri hacı geliyor
    bir garip ölümü acı geliyor

    hizmet için nice dağlar aşanı
    keskin'li bilirler hacı taşan'ı
    bunca hizmetleri hani, boşa mı
    açılsın meydanlar taşan geliyor
    insan hizmetine koşan geliyor

    var mıdır insandan daha üstünü
    bir bilirdi düşmanını dostunu
    diksinler keskin'e onun büstünü
    açılsın meydanlar hacı geliyor
    bir garip ölümü acı geliyor

    anam keskinlidir, babam kırşehir
    gönülden geldi de eyledim kahır
    saygım var insana evveli ahir
    açılsın meydanlar taşan geliyor
    insan hizmetine koşan geliyor



    sevda gitmiyor (leyla leyla)

    sevda gitmiyor serde de amanın leyla leyla
    düşürdün beni derde de böyle yarim böyle
    zülüflerin dökülmüşte amanın leyla leyla
    al yanağına perde de eyle yarim eyle

    kaşların kara kara da amanın leyla leyla
    gözlerin derde çare de eyle yarim eyle
    senin için yanarım da amanın leyla leyla
    kerem misali nara da böyle yarim böyle

    garibim böyle yarim de amanın leyla leyla
    merhamet eyle yarim de eyle yarim eyle
    suçum nedir bilmiyom da amanın leyla leyla
    ne ise söyle yarim de söyle yarim söyle



    nar tanesi (sevda olmasaydı)

    sevda olmasaydı da
    gönüle dolmasaydı
    dünya neye yarardı da
    güzeli olmasaydı

    nar tanesi tanesi de
    seviyom nar danesi
    güzellerin içinde de
    sevdiğim bir tanesi

    o yar zülfünü tarar da
    gönül dengini arar
    bu dünyada sevmeyen de
    ahrette neye yarar

    nar tanesi tanesi de
    seviyom nar danesi
    güzellerin içinde de
    sevdiğim bir tanesi

    sevda ömür çürüdür
    has bahçenin gülüdür
    sevmeyeni neyleyim de
    sevenim sevgilidir

    nar tanesi tanesi de
    seviyom nar danesi
    güzellerin içinde de
    sevdiğim bir tanesi



    yardan ayrı düşeli

    yardan ayrı düşeli
    geçmiyor günler
    hastadır garib gönlüm
    durmadan inler inler

    hastadır garib gönlüm
    durmadan inler inler

    dertlinin çaresini
    mecnun'un leyla'sını
    garibin yarasını
    sarmıyor eller eller

    garibin yarasını
    sarmıyor eller eller




    açma zülüflerin yellere karşı

    açma zülüflerin yellere karşı
    senin zülfün benim telim değil mi
    bülbül feryat eder güllere karşı
    o yar benim gülüm değil mi

    sallama saçların (yar yar) sen de bulunsun
    ezrail misali (yar yar) canım alırsın
    etme bu cefayı (yar yar) kanlım olursun
    bu kul senin kulun değil mi



    yandı bağrım

    yandı bağrım yandı aşkın elinden
    bir de sen yakıp da gönderme beni
    ben mecnun olmuşum sevda çölünde
    yeniden mecnun'a çevirme beni

    insan olan insan sever insanı
    bizden evvel gelip gidenler hani
    düşürüp aşkına mecnun misali
    bir kuru hayale yeldirme beni

    sevda çöllerinde ben mecnun oldum
    şu garip gönlümün yarasın bildim
    bir başka seversen işte ben öldüm
    ne olur ölmeden öldürme beni



    suda balık oynuyor, kırşehir

    suda balık oynuyor
    canım sana kaynıyor

    leyli leyli türkmen kızı
    sen allar gey ben kırmızı
    yine doğdu tan yıldızı
    doğmayaydı tan yıldızı

    düştüm merhametsize
    hiç halimden bilmiyor

    leyli leyli türkmen kızı
    sen allar gey ben kırmızı
    yine doğdu tan yıldızı
    doğmayaydı tan yıldızı

    suda balık olmadan
    gül sineler solmadan

    leyli leyli türkmen kızı
    sen allar gey ben kırmızı
    yine doğdu tan yıldızı
    doğmayaydı tan yıldızı

    gel beraber olalım
    kıyamete kalmadan

    leyli leyli türkmen kızı
    sen allar gey ben kırmızı
    yine doğdu tan yıldızı
    doğmayaydı tan yıldızı

    suda balık yan gider
    açma yaram kan gider

    leyli leyli türkmen kızı
    sen allar gey ben kırmızı
    yine doğdu tan yıldızı
    doğmayaydı tan yıldızı

    açma güzel sineni
    cahilim aklım gider

    leyli leyli türkmen kızı
    sen allar gey ben kırmızı
    yine doğdu tan yıldızı
    doğmayaydı tan yıldızı






    çiçekdağı derler (oyun havası)

    (of yar ey)
    çiçekdağı da derler var mı sana zararım
    yar yitirdim de uğrun uğrun ararım
    (hey) üç güneydi benim kavli kararım
    beş gün oldu nerde kaldı sevdiğim vah vah
    anadan yosmam hey

    (of yar ey)
    çiçekdağı derler şanını duydum
    aşkın ateşleriyle eğlendim kaldım
    (hey) vebalim boynuna işte ben öldüm
    mezarımı avluna kaz kara gözlüm
    anadan yosmam hey

    (of yar ey)
    aşamadım çiçekdağın ardını
    çeken bilir ayrılığın derdini
    (hey) bülbül ucuz vermiş gülün narkını
    gül alıp satmanın zamanı değil
    anadan yosmam hey



    ne yaşamış ne yaşar

    şu dünyada muradına ermeyen
    ne yaşamış ne yaşıyor ne yaşar
    sevdiğini sinesine sarmayan
    ne yaşamış ne yaşıyor ne yaşar

    gurbet elde garib olan garibim
    derdin deryasına dalan garibim
    sevdiğinden ayrı galan garibim
    ne yaşamış ne yaşıyor ne yaşar

    yar aşgıynan yanıp bağrı gavrulan
    genç ömrü harman olup savrulan
    sevip sevip sevdiğinden ayrılan
    ne yaşamış ne yaşıyor ne yaşar

    gurbet elde garib olan garibim
    derdin deryasına dalan garibim
    sevdiğinden ayrı galan garibim
    ne yaşamış ne yaşıyor ne yaşar



    neyledin dünya (aydos)

    aydos deyince yeri göğü inleden
    muharrem ustaydı bunu dinleden
    gönülü kırmazdı bilerekyen bilmeden
    insan velisini neyledin dünya

    aydos sazını çalarken kendinden geçen
    gönülden gönüle kapılar açan
    aşkın dolusunu nefessiz içen
    gönül delisini neyledin dünya

    aydos garibim babamdı muharrem usta
    bilirim aşıktı sevdiği dosta
    sazının emaneti diye en son nefeste
    sazın ulusunu neyledin dünya



    fani dünya

    yörü bire yalan dünya
    hiç vefanı göremedim
    geçti ömrüm murad'ıma
    eremedim eremedim

    yıllar geçti ömür doldu
    umutlarım hayal oldu
    sevdiğimi eller aldı
    ben yanına varamadım

    eksilmez başımın karı
    gitmez ömrümün efkarı
    geçti ömrümün baharı
    bir gonca gül deremedim

    garibim irengim soldu
    gözlerime yaşlar doldu
    gönlüm bana bir dert oldu
    alan bulup veremedim



    şirin kırşehir

    ana vatanımsın baba yurdumsun
    ozanlar diyarı şirin kırşehir
    uzak kaldım gurbet elde derdimsin
    hasretin bağrımda derin kırşehir

    kimi engin kimi yüksek evlerininen
    kimi fakir kimi zengin beylerininen
    kazaların nahiyelerin köylerininen
    gönlümün içinde yerin kırşehir

    feleğin yazdığı kara yazıynan
    çok yürüdüm bağrımdaki sızıynan
    kara kaşlarıynan kara gözünen
    aşık etti beni birin kırşehir

    garibim engince gönüller alan
    aşkı feryadınan sazını çalan
    ozanlar içinde birimiz olan
    muharrem ustadır erin kırşehir



    su gelir millendirir

    su gelir millendirir aman
    çayırı çillendirir
    senin şu bakışların
    ahrazı dillendirir

    gitme uzak yollarına
    gurban olduğum
    datlı söyler dillerine
    hayran olduğum

    su gelir daşa değer aman
    kiprikler kaşa değer
    merak etme sevdiğim
    bir gün baş başa değer aman



    kaşların karasına

    kaşların karasına
    kurbanım arasına
    ancak sen melhem olun
    kalbimin yarasına
    göynümün yarasına

    ince belinden (yarim)
    datlı dilinden (yarim)
    bir hatıra ver bana
    zülfün telinden (yarim)

    kaşların kara kara
    açtı bağrıma yara
    başka doktor istemem
    hekim doktor istemem
    sensin derdime çare
    sensin kalbime çare




    kendim ettim kendim buldum

    karadır bu bahtım kara
    sözüm kar etmiyor yara
    yaktı yüreğimi nara eyvah eyvah eyvah ey

    kendim ettim kendim buldum
    gül gibi sarardım soldum eyvah eyvah ey

    bilmez yar gönlümü bilmez
    akar gözyaşımı silmez
    bir kere yüzüme gülmez eyvah eyvah eyvah ey

    kendim ettim kendim buldum
    gül gibi sarardım soldum eyvah eyvah ey



    sanki sam yelisin (belalı kader)

    sanki sam yelisin estin bağıma
    soldurdun bağımda gülümü kader
    düşürdün yolumu gönül dağına aman
    aşırdın dağlarda yolumu kader
    belalı kader

    yar aşkına gizli gizli ağlarken
    hasretinle ciğerimi dağlarken
    gönül sazını yar aşkına çalarken aman
    bozma düzenimi telimi kader
    belalı kader

    sanki mecnun gibi estin çöllere
    sen düşürdün beni dilden dillere
    bıraktın garibi gurbet ellere aman
    gelip de sormadın halımı kader
    belalı kader



    dağlar dağladı beni

    dağlar dağladı beni
    gören ağladı beni
    ayırdı zalim felek
    derde bağladı beni

    vay bana vaylar bana
    su vermez çaylar bana
    gitti yarim gelmedi
    yıl oldu aylar bana

    dağı duman olanın
    hali yaman olanın
    uyku girmez gözüne
    gönlü viran olanın

    vay bana vaylar bana
    su vermez çaylar bana
    gitti yarim gelmedi
    yıl oldu aylar bana



    nerde ne arıyon

    nerde ne arıyon divane gönül
    dinle bir kendini anlamak için
    sen bir ruhsun kalbin ruhuna bağlı
    irade elinde yönlemek için

    tanıyabildin mi sendeki seni
    bütün vücudunu bu nazik teni
    allah şahit etmiş ruha bedeni
    kimseyi kimseden sormamak için

    sana akıl fikir bir mantık vermiş
    seni gözün ile dünyayı görmüş
    allah sevenlerin gönlüne girmiş
    kulundan uzakta durmamak için

    sevip sevilmesi gayet tatlıdır
    garip'im sevgiler farklı farklıdır
    bu hak ruhumuzla irtibatlıdır
    sır etmiş kendini görmemek için



    aman dünya ne dar imiş

    aman dünya ne dar imiş
    dert çekmesi ne zor imiş
    içerimde yare varmış
    dermanını arar oldum

    dertli dertli gezer oldum
    ben derdimi yazar oldum
    bu derdi ben çeke çeke
    hem canımdan bezer oldum

    alnımda kara yazılar
    yürekte yara sızılar
    yetim kalan can kuzular
    dermanımı arar oldum



    şu fani dünyaya geldim gidiyom

    şu fani dünyaya geldim gidiyom
    sıkı tut bir yarin elinden gönül
    yarine yar isen daha ne diyon
    anca yarin anlar halından gönül

    yari kaybetme yarsiz olaman yarsiz
    şu dünyanın dadını alaman
    yarin yarasına derman bulaman
    aldırırsan yari elinden gönül

    başını alır diyar diyar gezersin
    ahire kendini mecnun eylersin
    garib bülbül gimi feryat edersin
    anlıyan bulunmaz dilinden gönül

    dünya güzeldir belki hoşuna
    değme sakın bela gelir başına
    doğru git gel hele olan işine
    belki sapıtırlar yolundan gönül




    bahçadan aşıyor ayvanın dalı

    bahçadan aşıyor ayvanın dalı
    yüzüme dokandı yazmanın alı
    gözel nedeceksin oy bu kadar malı
    işte görünüyor günyanın halı

    karadır kaşları sürmeli daim
    el ele verip degmeli daim
    fırsat elde iken sarmadım yari
    beni öldürmeli dövmeli daim




    halimenin aşıkları

    halimenin aşıkları
    vur zilleri çal kaşıkları

    aman halimem yandan
    severim seni candan

    kuru fasulya kaynamaz oldu
    halime kız oynamaz oldu

    aman halimem yandan
    severim seni candan

    iki tabak birde kaşık
    işlerimiz hep dolaşık

    aman halimem yandan
    severim seni candan



    ahu gözlerini sevdiğim dilber

    ahu gözlerini sevdiğim dilber
    sana bir sözüm var diyemiyorum
    bilmem deli miyim mecnun gezerim
    sırrımı ellere veriyorum
    (derdimi ellere diyemiyorum)

    helal olsun al yanaktan aldığım
    el uzadıp gonca gülün derdiğim
    ince belini datlı dilini sevdiğim
    gırılsın gollarım saramıyorum

    al yanaktan aldıcağım azıktır
    darama zülfünü gönlüm bozuktur
    öksürür garibim bana yazıktır
    destursuz yanına varamıyorum




    ne güzel yaratmış, kırşehir

    ne güzel yaratmış seni yaradan
    istemem esmesin yeller incidir
    güzelsin sevdiğim gülden goncadan
    uzanmasın sana eller incidir

    kipriklerin oktur kaşın yay gibi
    gözlerin aklımı etti zay gibi
    cemlin güneşe benzer yüzün ay gibi
    değmesin zülüfler teller incidir

    bir garip'im düştüm gurbet illere
    aşığım ben sinendeki güllere
    korkarım adını demem ellere
    düşersin dillere diller incidir



    ne söyleyeyim

    ne söyleyim şu dünyanın haline
    dağlar ayrı ayrı çöl ayrı ayrı
    şu insanlar bölüşmüşler dünyayı
    hudut ayrı ayrı yol ayrı ayrı

    insanlık kastına silah yapılmış
    belli insanlık kötülüğe katılmış
    tetikler çekilmiş atom atılmış
    tetik ayrı ayrı el ayrı ayrı

    o hak gökte güneş yerde yar olmuş
    şüphesiz ki her canlıda var olmuş
    neden kimse bilmez çünkü sır olmuş
    renk ayrı ayrı dil ayrı ayrı

    kulak vermiş dört köşeyi dinlemiş
    gönül yarsız bu dünyayı neylemiş
    garip bülbül gül dalına tünemiş
    dallar ayrı ayrı gül ayrı ayrı



    neredesin sen,

    şu garip halimden bilen işveli nazlım
    gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
    tatlı dillim güler yüzlüm ey ceylan gözlüm
    gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

    ben ağlarsam ağlayan gülersem gülen
    bütün dertlerime ağlayıp gönlümü bilen
    sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
    gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

    sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor
    hiç bir tabip yarama merhem olmuyor
    boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor
    gönlüm hep seni arıyor neredesin sen



    niye çattın kaşlarını

    niye çattın kaşlarını
    bilmiyom yar suçlarımı
    ben ölürsem saçlarını
    yolma gayrı yolma leyli leyli

    ben yandım aşkın narına
    meyletmem dünya malına
    ben ölürsem mezarıma
    gelme gayrı gelme leyli leyli



    al yanak allanıyor

    al yanak allanıyor
    aman yazması pullanıyor
    o yar çıkmış karşımda
    aman dal gibi sallanıyor

    aman etme bana bu nazı
    aman gel bize bazı bazı
    aman yar ben seni alırdım
    aman baban olsaydı razı

    al yanak gül gül olur
    aman sırma saç tel tel olur
    yarim çıkma dışarı
    aman seni gören del'olur

    aman etme bana bu nazı
    aman gel bize bazı bazı
    aman yar ben seni alırdım
    aman baban olsaydı razı

    al yanak pembe pembe
    aman sevdan uyandı bende
    sevdan ile yanıyorum
    aman hiç insaf yok mu sende

    aman etme bana bu nazı
    aman gel bize bazı bazı
    aman yar ben seni alırdım
    aman baban olsaydı razı

    al yanak gül gül olur
    aman sırma saç tel tel olur
    yarim çıkma dışarı
    aman seni gören del'olur

    aman etme bana bu nazı
    aman gel bize bazı bazı
    aman yar ben seni alırdım
    aman baban olsaydı razı




    sevgi mengisi, kırşehir

    yüzün güzelliği özün coşkusu
    insanı var eden sevgidir sevgi
    yaşama sevinci yürek tutkusu
    gönlü yar eden sevgidir sevgi

    sevgi dolsun badelere içelim
    sevgiler ekelim sevgi biçelim

    sevgi dünyasına yalan giremez
    sevgiyi bilmeyen dosta eremez
    perdelidir dostluk herkes giremez
    perdeyi kaldıran sevgidir sevgi

    sevgi dolsun her nefeste içelim
    sevgiler ekelim sevgi biçelim



    sevgidir sevgi

    yüzün güzelliği özün coşkusu
    insanı var eden sevgidir sevgi
    o dostun cemali yürek tutkusu
    gönülü yar eden sevgidir sevgi

    sevgi dolsun badelere içelim
    sevgiler ekelim sevgi biçelim
    sevgi dolsun her nefeste içelim
    sevgiler ekelim sevgi biçelim

    sevgi dünyasına yalan giremez
    sevgiyi bilmeyen dosta eremez
    perdelidir dostluk her can göremez
    perdeyi kaldıran sevgidir sevgi



    köprüden geçti gelin

    köprüden geçti gelin
    saç bağın düştü gelin
    haldan bilmez di loy loy

    söz anlamaz ne çare
    eğil bir yol öpeyim
    gençliğim geçti gelin

    köprüden geçemiyom
    az doldur içemiyom
    haldan bilmez di loy loy

    söz anlamaz ne çare
    eğil bir yol öpeyim
    gençliğim geçti gelin



    garibin dünyada yüzü gülemez,

    garibin dünyada yüzü gülemez
    her zaman işleri zordur garibin
    hep sever de sevdiğini alamaz
    bülbül gibi işi zardır garibin

    inler arı gibi kendinden geçer
    her çiçek bağrına bir yara açar
    bir bina yapsa da çabucak uçar
    böyle kara bahtı vardır garibin

    garip'in yüzüne gülen bulunmaz
    gül olsa da kardeş alan bulunmaz
    garibin de derdinden bilen bulunmaz
    dünyası başına dardır garibin



    canana doyulur mu

    tatlı dile güler yüze
    doyulur mu doyulur mu
    aşkınan bakışan göze
    doyulur mu doyulur mu

    doyulur mu doyulur mu
    canana kıyılır mı
    canana kıyanlar
    hakk'ın kulu sayılır mı

    zülüflerin dökse yüze
    yar badeyi sunsa bize
    lebleri meyime meze
    doyulur mu doyulur mu

    doyulur mu doyulur mu
    canana kıyılır mı
    canana kıyanlar
    hakk'ın kulu sayılır mı

    hem bahara hemi yaza
    yarin ettikleri naza
    yar aşkına çalan saza
    doyulur mu doyulur mu

    doyulur mu doyulur mu
    canana kıyılır mı
    canana kıyanlar
    hakk'ın kulu sayılır mı

    garibim geldik gitmeye
    muhabbetimiz bitmeye
    yarinen sohbet etmeye
    doyulur mu doyulur mu

    doyulur mu doyulur mu
    canana kıyılır mı
    canana kıyanlar
    hakk'ın kulu sayılır mı



    gönül yari bulmayınca,

    gönül yari bulmayınca
    muradını almayınca
    o yar benim olmayınca
    gülemem gülemem
    ben o yarsiz olamam

    gözyaşlarım seller gibi
    yandı bağrım çöller gibi
    susuz kalmış güller gibi
    solamam solamam
    ben o yarsiz olamam

    yar gönlümü bilmeyince
    garip yüzüm gülmeyince
    yar canımı almayınca
    ölemem ölemem
    ben o yarsiz ölemem



    kına mı yaktın eline (emine)

    kına mı yaktın eline
    (emine ah emine)
    geldin gelinlik çağına
    (emine ah emine)
    işte sana düğün dernek
    (emine ah emine)
    vursun davul çalsın zurna
    (emine ah emine)

    işte seni seven benim
    (emine ah emine)
    senin aşkınla ölenim
    (emine ah emine)
    etme bana gel kölenim
    (emine ah emine)
    vursun davul çalsın zurna
    (emine ah emine)



    kale kaleye bakar (sürmeli)

    kale kaleye bakar, ben bilmem ayrılık
    bakışların can yakar da gözleri sürmelim
    bakışların can yakar da elleri kınalım
    sen orada durukan, ben bilmem ayrılık
    başka yere kim bakar da gözleri sürmelim
    başka yere kim bakar da elleri kınalım

    hey sürmeli sürmeli, ben bilmem ayrılık
    severken sevdirmeli de elleri kınalım
    severken sevdirmeli de gözleri sürmelim

    kaleden indin imiş, ben bilmem ayrılık
    mendilin dolu yemiş de gözleri sürmelim
    mendilin dolu yemiş de elleri kınalım
    yare saldım yememiş, ben bilmem ayrılık
    gendisi gelsin demiş de gözleri sürmelim
    gendisi gelsin demiş de elleri kınalım

    hey sürmeli sürmeli, ben bilmem ayrılık
    severken sevdirmeli de gözleri sürmelim
    severken sevdirmeli de elleri kınalım



    naz eyleme (gurban olduğum)

    naz eyleme bana n'olur
    naz'ına gurban olduğum
    bakışların canım alır
    gözüne gurban olduğum
    canım gurban olsun sana
    gel görüyüm gana gana
    ben oluyum yanağına
    yüzüne gurban olduğum

    sensin şu gönlümün yari
    bağrıma koydun nari
    sallan da gel bana doğru
    izine gurban olduğum
    ne sarayın ne de köşkün
    garip gönlüm sana düşkün
    yüreğim de yanar aşkın
    közüne gurban olduğum



    ceylan (sensin bu dağların meralı)

    terk edeli ceylan şu bizim dağı
    ne laleler açtı ne sümbül bitti
    bozuk viran oldu gönlümün bağı
    ne güller açıldı ne bülbül öttü
    yaralı ceylanım kimler incitti
    yaralı yaralı yaralı ceylanım
    sensin bu dağların meralı ceylan

    bilirim bir bahtı garalı ceylan
    avcılar atıp da vuralı ceylan
    avcılar elinde yaralı ceylan
    al guzunu ceylan gel bizim dağa
    sensin güneş gözlüm gül bizim bağa
    yaralı yaralı yaralı ceylanim
    sensin bu dağların meralı ceylan

    zalim avcılara ben ne söleyim
    herkesi kendine haval eyleyim
    sen olmazsan bu dağları neyleyim
    çekilme ceylanım gel bu garipden
    bir emanetim var al bu garipden
    yaralı yaralı yaralı ceylan
    sensin bu gönlümün meralı ceylan
    yaralı yaralı yaralı ceylanım
    sensin bu dağların meralı ceylan



    ne olur sevdiğim (gel)

    ne olur sevdiğim bayram
    ayında gel ayında gel
    çıkart keteni gömleği
    soyun da gel soyun da gel

    seherde seyran günüdür
    hem demi devran günüdür
    yar bugün bayram günüdür
    sevin de gel sevin de gel

    aşkın galbimde var deyi
    yanar yüreğim nar deyi
    bir garip yarim var deyi
    övün de gel övün de gel



    mevlana (yok değilsin), kırşehir

    bu dünyada yok değilsin
    varsın mevlana mevlana
    sen cümlemizin gönlüne
    yarsın mevlana mevlana

    gerçekler dünyada ölmez
    her ermiş mevlana olmaz
    mevlana mevlana
    can gözü görmiyen bilmez
    sırsın mevlana mevlana

    her gönüle bir eşsin sen
    galpde yanan bir aşksın sen
    mevlana mevlana
    gönlümüze güneşsin sen
    nursun mevlana mevlana



    zamana uymasını bil

    zaman sana uymaz boşa çalışma
    gel gardaş zamana uymasını bil
    el aklıynan gezip boşa dolaşma
    gel gardaş zamana uymasını bil
    dost dost dost dost dost
    biraz da kendine gelmesini bil
    dost dost dost dost dost
    gel gardaş zamana uymasını bil
    dost dost dost dost dost

    her yörüyen il eline gidiyo
    bilmem okudun mu ilim ne diyo
    dedesini torunları ye diyo
    gel gardaş zamana uymasını bil
    dost dost dost dost dost
    çocuğun yüzüne gülmesini bil
    dost dost dost dost dost
    gel gardaş zamana uymasını bil
    dost dost dost dost dost

    datli gonuş dinlesinler sözünü
    gül ki gören seyresin yüzünü
    zaten hak biliyo senin özünü
    gel gardaş zamana uymasını bil
    dost dost dost dost dost
    aynı hakkın eşit olmasını bil
    dost dost dost dost dost
    gel gardaş zamana uymasını bil
    dost dost dost dost dost

    cehalet şu bana neler eylidi
    boş yere bağladı boşa eyledi
    garip bu sözleri sana söyledi
    gel gardaş zamana uymasını bil
    dost dost dost dost dost
    sana söylenenin duymasını bil
    dost dost dost dost dost
    gel gardaş zamana uymasını bil
    dost dost dost dost dost
    biraz gulak verip duymasını bil
    dost dost dost dost dost



    kahveyi kavuranlar,

    kahveyi kavuranlar
    dumanın savuranlar
    cennet yüzü görmesin
    seveni ayıranlar

    vay vay vay vay
    şen olsun bağlamanın telleri vay

    kahvenin zehirleri
    doyurdu hepimizi
    girdi felek araya
    ayırdı ikimizi

    vay vay vay vay
    şen olsun bağlamanın telleri vay

    kahveyi kaynatırlar
    fincana damlatırlar
    alırlar yari elinden
    garip'i ağlatırlar

    vay vay vay vay
    şen olsun bağlamanın telleri vay



    dinle sana bir sözüm var

    dinle sana bir sözüm var
    kimseyi hor görme gardaş
    kim nasıldır allah bilir
    kötüleyip yerme gardaş

    tek hakim'dir ulu gani
    bir yaratmış seni beni
    veren alır tatlı canı
    ötesini sorma gardaş

    gönül bilmeyenler çoktur
    bilmeyen de gönül yoktur
    bilmiş ol ki gönül haktır
    sakin ol ha kırma gardaş

    kerameti sende bilip
    bilmeden günahkar olup
    insan doğup hayvan ölüp
    cehenneme girme gardaş

    bak hayvanların halına
    gitmiş şeytanlık yoluna
    kaderin garib kuluna
    başka isim verme gardaş



    hata benim günah benim, kırşehir

    bilemedim kıymetini kadrini
    hata benim günah benim suç benim
    elim ile içtim derdin zehrini
    hata benim günah benim suç benim

    bir günden bir güne sormadım seni
    körümüş gözlerim görmedim seni
    boşa mecnun eylemişim ben beni
    hata benim günah benim suç benim

    bilirim suçluyum kendi özümden
    gel desen gelirdim senin izinden
    her ne çekti isen benim yüzümden
    hata benim günah benim suç benim

    sana karşı benim bir sözüm yoktur
    haklısın sevdiğim kararın haktır
    garip'in derdinin dermanı yoktur
    hata benim günah benim suç benim



    deli boran (bozlak), kırşehir

    uzak yoldan geldim hasretim için
    hani nerde babam muharrem nerde
    yaralı bülbül'üm ses vermez niçin
    yüreği yanığım o kerem nerde

    o garib gönüllüm dertli bakışlım
    feleğin elinde sinesi daşlım
    yüreği yaralım gözleri yaşlım
    gönül evi yıkık viranım nerde

    fet olurdu feryadını dinleyen
    feryadı içinde derdini anlıyan
    kuşlar gimi viranede ünleyen
    ecinnice deli buranım nerde

    okula gidemedim bu dert benimdir
    hemi benim derdim hem babamındır
    hemi babam hemi öğretmenimdir
    garibim dersimi verenim nerde



    çiçekdağı derler (oyun havası)

    çiçek dağı derler çok gezdim gördüm
    kırşehir ilidir vatanım yurdum
    hep orada arttı efkarım virdim
    derdime bir derman ver çiçek dağı

    çiçek dağı derler methini etmek
    kolay mıdır seni terkedip gitmek
    hele şu gurbetin kahrını çekmek
    gel onu da bana sor çiçek dağı

    çiçek dağı derler garip'in yurdu
    içinde gizlidir bin türlü derdi
    zalim felek beni yardan ayırdı
    yardan ayrılması zor çiçek dağı

    (vardım zilin sesine)
    (yalvardım anasına)
    (dünyada malım olsa)
    (sarfetsem cilvesine)



    sevdiğim (bir nazar eyledim),

    bir nazar eyledim hoş cemaline
    yaktın bu bağrımı nara sevdiğim
    kemiğim tarak et zülfün teline
    aklına getirip tara sevdiğim

    dostun bahçesine gül inmeyince
    açılmış goncalar derilmeyince
    yar elinen yaram sarılmayınca
    azar bu sinemde yara sevdiğim

    öz gönülden hiç yüzüme gülmezsen
    eller gibi hiç halımdan bilmezsen
    çaresiz derdime derman olmazsan
    bulunmaz derdime çare sevdiğim

    yandı bağrım yandı yar deyi deyi
    gönül yar istiyor yaram sar deyi
    şurada bir garip yarin var deyi
    hatırdan çıkarma ara sevdiğim



    o sen misin o sen misin

    öz gönülden gülemeyen
    o sen misin o sen misin
    gönülde yar bulamayan
    o sen misin o sen misin

    ağlayıp da gülemeyen
    gözyaşını silemeyen
    sevdiğini alamayan
    o sen misin o sen misin

    ta küçükken aşka düşen
    aşkın ateşiyle pişen
    sevdiğinden ayrı düşen
    o sen misin o sen misin

    sevdiğinden ayrı kalan
    gül gibi sararıp solan
    gurbet elde garip olan
    o sen misin o sen misin



    kesik çayır biçilir mi, kırşehir

    kesik çayır biçilir mi
    sular soğuk içilir mi
    bana yardan geç diyorlar
    seven yardan geçilir mi

    ağam desinler desinler
    şeker yesinler
    şu kız şu oğlana
    vurgun desinler

    aman ben yandım
    yandım yandım yandım
    ellerin köyünde
    aldandım kaldım

    ağam desinler desinler
    şeker yesinler
    şu kız şu oğlana
    vurgun desinler

    ağam ben yandım
    yandım yandım yandım
    ellerin memleketinde
    aldandım kaldım

    ankara'nın tren yolu
    gahi eğri gahi doğru
    canım benim anadolu
    gideyim mi senden gayrı

    ağam desinler desinler
    şeker yesinler
    şu kız şu oğlana
    vurgun desinler

    aman ben yandım
    yandım yandım yandım
    ellerin köyünde
    aldandım kaldım

    ağam desinler desinler
    şeker yesinler
    şu kız şu oğlana
    vurgun desinler

    aman ben yandım
    yandım yandım yandım
    ellerin köyünde
    aldandım kaldım



    hapishanelere attım postumu

    hapishanelere attım postumu
    kaybettim yarenimi dostumu
    bütün ahbaplarım bana küstü mü

    yandım mapushane senin elinden
    kurtulaydım gardiyanın dilinden

    hapishane önünde bir derin kuyu
    kuyudan alırlar mahkumlar suyu
    ne gelen var ne giden bütün gün uyu

    yandım mapushane senin elinden
    kurtulaydım gardiyanın dilinden



    kar mı yağmış yüce dağlar başına

    kar mı yağmış yüce dağlar başına
    merhamet eylemez gözlerimin yaşına
    daha değmemiştir on beş yaşına

    vurdu felek kırdı kollarımı dalından
    nerelere gidem arzedeyim halımdan

    şu dünyanın vefasını görmedim
    geçti cahil ömrüm bir murada ermedim
    eller gibi devr-i devran sürmedim

    vurdu felek kırdı kollarımı dalından
    nerelere gidem arzedeyim halımdan



    kar yağar kar üstüne

    kar yağar kar üstüne
    yar sevmiş yar üstüme
    varsın sevsin neyleyim
    turp yemiş nar üstüne

    aman yarim gez de gel
    badeleri söz de gel
    sarhoşum ben çözemem
    düğmelerin çöz de gel

    şu derenin uzunu
    kıramadım buzunu
    aldım türkmen kızını
    çekemiyom nazım

    aman yarim gez de gel
    badeleri söz de gel
    sarhoşum ben çözemem
    düğmelerin çöz de gel



    dinek dağı

    çıka idim dinek dağı salına
    at kataydım mal yemezin malına
    sıtkı bütün arkadaşın yoluna
    biz kelleyi verenlerdeniz

    belimizde kılıcımız kirmani
    taşı deler mızrağımız temreni
    düşmana yeke yek varmak zamanı
    hazır ol vaktine diyenlerdeniz

    bineyidim de kıratımın üstüne
    alaydım da martinimi bestime
    gafil varmak bir düşmanın üstüne
    hazır ol vaktine diyenlerdeniz



    sevdayı çekip de gönülü bilen

    sevdayı çekip de gönülü bilen bilen
    gönülsüzün kollarında yatmasın aman
    aman yatmasın aman

    neye yarar sevdadan uzak olan olan
    yaşayan ölüdür allah etmesin aman
    aman etmesin aman

    kerem'den kamber'den mecnun'dan beri beri
    sevda çeken bilir gönüllü yari aman
    aman yari aman

    kapını çalmadan ölüm haberi haberi
    sev seveni gözün açık gitmesin aman
    aman gitmesin aman

    aşk irade gönüller sultan olsun olsun
    gönül aradığını gönlünce bulsun aman
    aman bulsun aman

    dilerim ki herkes muradını alsın alsın
    zalim felek buna mani olmasın aman
    aman olmasın aman



    cahildim dünyanın

    cahildim dünyanın rengine kandım
    hayale aldandım boşuna yandım
    seni ilelebet benimsin sandım
    ölürüm sevdiğim zehirim sensin
    evvelim sen oldun ahirim sensin

    sözüm yok şu benden kırıldığına
    gidip başka dala sarıldığına
    gönül inanmıyor ayrıldığına
    gözyaşım sen oldun kahırım sensin
    evvelim sen oldun ahirim sensin

    garip'im can yakıp gönül kırmadım
    senden ayrı ben bir mekan kurmadım
    daha bir gönüle ikrar vermedim
    batınım sen oldun zahirim sensin
    evvelim sen oldun ahirim sensin



    çiçekler içinde menevşe baştır

    çiçekler içinde menevşe baştır
    güzeli gösteren göz ile kaştır
    gurbete gidiyom mektup ulaştır
    mektup ile konuşalım bir zaman

    seyretsen de yari gerçek göremen
    tutuşup aşkınla kül olmayınca
    istesen de yare doğru varaman
    gönülden gönüle yol olmayınca

    hasretin çeksen de sevdası hoştur
    güzeli gösteren göz ve kaştır
    sevdası olmayan yürekler boştur
    yarin aşkıyınan dol'olmayınca

    kerem der ki dağ üstüne dağ olmaz
    ah çekenin yüreğinde yağ olmaz
    elin kızı gelip sana yar olmaz
    varıp kapısına kul olmayınca

  7. #7
    Co- Admin Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ekim.2007
    Nereden
    izmir
    Mesajlar
    5,221

    Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

    ÖMER..

    AŞIK ÖMER



    Sebep oldun ayırdın beni yârdan

    Sebep oldun ayırdın beni yârdan
    Tiğ-ı gazab sana yâr olsun rakiyb
    Kurtulma cihanda âh ile zârdan
    Köhne dünyâ başına dar olsun rakiyb

    Geçer günüm gam ile safâ sürme
    Âlemde mahrum ol murâda erme
    Âhırette rahat yüzünü görme
    Cehennemde yerin nâr olsun rakiyb

    Ol gözleri meste oldum mübtelâ
    Sen nedâmet oldun başıma belâ
    Güldürmesin seni efendim Mevlâ
    Ağlamaklar sana kâr olsun rakiyb

    Dilerim zindanlar olsun durağın
    Derd ü mihnet ile geçsin her çağın
    Tutulsun dâimâ elin ayağın
    Rûz ile şeb işin zar olsun rakiyb

    Doludur gözlerim yaş ile nemden
    Ömer' i ayırdın ol gonca femden
    Kurtulmayasın sen der ü elemden
    Belâ mihnet başına var olsun rakiyb



    Gönül muntazırdır nazlı yârine

    Gönül muntazırdır nazlı yârine
    Bâd-ı seher selâm eyle dostuma
    Takdir Hudâ' nındır tedbirin kime
    Yolumuz gurbete düştü bu sene

    Kahbe felek bundan özge iş eyler
    Düşmüş mezeler meyler şişeler
    Yurdum senin ile tenhâ köşeler
    El erişmez muhabbete bu sene

    Gönül intizarda nazlı yârına
    Benzettim boyunu servi dalına
    Müyesser olur mu aceb görüne
    Dostumun yüzünü görmek bu sene

    Âşık Ömer sana meftûn olalı
    Gönül âşnâsından cüdâ olalı
    Bin altmış bir sene târih olalı
    Herkes sevdiğinden ayrı bu sene



    Şunda bir dilbere gönül düşürdüm

    Şunda bir dilbere gönül düşürdüm
    Aldı beni kaşlarının arası
    Hûb cemâlin gördüm aklım şaşırdım
    Yaradan Mevlâ' ya kaldı çaresi

    Benim sevdiceğim gülden nâziktir
    Çekmişim aşkını bağrım eziktir
    Yeter cevreyledin bana yazıktır
    Güle güle gel hey canım pâresi

    Telli turnam gelir şunda hak deyü
    Yerde gökte düşmanların çok deyü
    Ne kaçarsın senden gayrı yok deyü
    Beyaz gerdanında dişler yarası

    Âşık Ömer der ki aşka yanarım
    İçüp aşkın şarabını kanarım
    Kıblem Hak' dır yönüm sana dönerim
    Mihrâbımdır iki kaşın arası



    Devlet hümâsını tutayım derken

    Devlet hümâsını tutayım derken
    Uçurdum kolumdan bâz elden gitti
    Cehd idüp ardından yeteyim derken
    Hazır turna ile kaz elden gitti

    Hûda' nın virdiğine olmadım kail
    Gönül ata dona dilbere mâil
    Olmuş iken bir dem devlete nâil
    Kıymetin bilmedim tez elden gitti

    Yine cûş eyledi bu derdli yürek
    Sinemi çâk etti bu devr- i felek
    Mevlâ' nın verdiğine kanâat gerek
    Gönül çok isterken az elden gitti

    Mevlâ' m verse varabilsem yârime
    Elim varmaz oldu kisb ü kârime
    Bir kara dumandır çöktü serime
    Kış eyyâmı geldi yaz elden gitti

    Ömer içini gör bakma dışına
    Çektiğin gelmesin kullar başına
    Kimse rahm eylemez çeşmim yaşına
    Ağlayı ağlayı göz elden gitti



    Be gâziler aşka düşeldenberi

    Be gâziler aşka düşeldenberi
    Câm- ı mihnet bana yâr oldu gitti
    Gam deryâsı serden aşaldanberi
    Tutuştu vücûdum nâr oldu gitti

    Kârban işlemez illerde kaldım
    Garib Mecnun gibi çöllerde kaldım
    Bir aceb şiddetli yollarda kaldım
    Dört yanım işlemez kar oldu gitti

    Hastadır vücudum zinde değildir
    Zahmim yüreğimde tende değildir
    Akl ü fikrim dersen bende değildir
    Yârim ağyar ile yâr oldu gitti

    Ey Ömer artırdım âh ü feryadı
    Ayyuka çıkardım nâle vü dâdı
    Melâmet dumanı serim kapladı
    Bu dünya başıma dar oldu gitti




    Devretmedi murâdımca zamâne

    Devretmedi murâdımca zamâne
    Beni cânânımdan ayırdın felek
    Kaza tîri gibi attın yabana
    Kaşı kemânımdan ayırdın felek

    Gittikçe arardın âh ü figanım
    Aleme şây oldu râz-ı nihânım
    Ne yerim var benim ne hod mekânım
    Nâm ü nişânımdan ayırdın felek

    Gözüme görünmez lâleler güller
    Mecnûnum mekânım sahralar çöller
    Bana mekân oldu gurbetlik eller
    Öz âşiyânımdan ayırdın felek

    Korkarım gurbette derd ile ölem
    Bir mahal bulamam açılam gülem
    Hâristâna düşmüş garib bülbülem
    Bâğ- ı cananımdan ayırdın felek

    Ey Ömer sinede artmada yâre
    Cünûnum intizar olalı yâre
    Sâye-veş ayakta kaldım ne çare
    Serv- i revânımdan ayırdın felek



    Dâd elinden kime idem şikâyet

    Dâd elinden kime idem şikâyet
    Beni diyarımdan ayırdın felek
    Ne gözde uyku var ne tende rahat
    Sabr ü karârımdan ayırdın felek

    Bî- vefâ köhnezen değil mi adın
    Âkıbet âlemde kime yaradın
    Netsen gerek dahi nedir murâdın
    öz ihtiyârımdan ayırdın felek

    Bir âşık isterse vasl-ı habîbi
    İbtidâ derd ü gam olur nasîbi
    Komadın hâlinde bu ben garîbi
    Sevgili yârimden ayırdın felek

    Bana bu gurbeti mesken eyledin
    Hemdemimi âh ü şîven eyledin
    Gözüme âlemi külhan eyledin
    Bâğ u bahârımdan ayırdın felek

    Bu Ömer' i beter kıldın ölümden
    Şimdengerü kurtul imdi dilimden
    Bir servi kametim aldın elimden
    Hâsılı varımdan ayırdın felek



    Efendim gîsû-yi siyehkârında

    Efendim gîsû-yi siyehkârında
    Mihmânın değildir ya nedir gönül
    Mânend-i andelîb gül' izânnda
    Zülâlin değildir ya nedir gönül

    Huda kemâl üzre vermiş kemâli
    Gönlümden gider mi hüsnün hayâli
    Şöyle senden ayrı Ya'kub misâli
    Giryânın değildir ya nedir gönül

    Ne bilir esrâr-ı Mevlâ'yı câhil
    Muhabbetle olur rizâyı tahsil
    Cemâlin gördükçe mest-i laya'kil
    Hayrânın değildir ya nedir gönül

    Âh etsem âhımdan yerde taş oynar
    Akar gözlerimden kanlı yaş oynar
    Çevgan-ı zülfünde cân ü baş oynar
    Galtânın değildir ya nedir gönül

    Ben Ömer kulunun fedâdır cânım
    Serv-i hırâmânım şâh-ı hûbânım
    Sen de insâf eyle benim sultânım
    Kurbânın değildir ya nedir gönül



    Beni bana komaz aşk- ı cünûnum

    Beni bana komaz aşk-ı cünûnum
    Serimi sevdaya saldım ağlarım
    Dembedem artmakta derd- i derûnun
    Seng ile siînemi deldim ağlarım

    Ah etmekten elif kaddim oldu dal
    Şâdîlik eksilüp artmakta melal
    Vatanım gözüme görünür hayal
    Diyâr- ı gurbette kaldım ağlarım

    Ey Ömer kalmışım ben bu hasrette
    Diyâr- ı gurbette şâm-ı zulmette
    Hep iller işrette zevk u sohbette
    Ben bir mekân bulmaz oldum ağlarım



    Elâ gözlerine kurban olduğum

    Elâ gözlerine kurban olduğum
    Yüzüne bakmağa doyamadım ben
    İbret için gelmiş derler cihâna
    Noktadır benlerin sayamadım ben

    Aşkın ateşidir sînemi yakan
    Lütfuna irer mi çevrini çeken
    Kolların boynuma dolanmış iken
    Seni öpmelere kıyamadım ben

    Terk eyledim ağalarım beylerim
    Bozbulanık seller gibi çağlarım
    Anın içün ben ah idüp ağlarım
    Ayrılık oduna doyamadım ben

    Kaldı deli gönül kaldı hep yasta
    Mevlâ' m erdir beni murâda kasda
    Âşık Ömer eydür sevgili dosta
    Allah' a ısmarladık diyemedim ben



    Hak' tan gayri kimse bilmez dilinden

    Hak' tan gayri kimse bilmez dilinden
    Bülbül şakır yazı kışı Sakız' ın
    Kurtar deyü çün adûnun elinden
    Hak' ka niyaz eder taşı Sakız' ın

    Öğme gidi yezid neye öğersin
    Seng- i siyah ile sînen döğersin
    Sen İslâma bir gün boyun eğersin
    Zîrâ görülmüştür düşü Sakız' ın

    Yüğrük gemilerin salma engine
    Lâbüd sataşırsın bir gün rengine
    Mağrur olup ateşine çengine
    Vire idüp kurtar başı Sakız' ın

    Yeni burca Kıral burcu dediler
    Muhkem binâ imiş kâfir gidiler
    Der ki Ömer üçler yediler kırklar
    Var mıdır dünyâde eşi Sakız' ın



    Arızın nihan et berk- i ter içre

    Arızın nihan et berk-i ter içre
    Hûblar kârısâzı senden öğrensin
    Çık salın sevdiğim güzeller içre
    Periler pervâzı senden öğrensin

    Bilmem ne tal' atsın ey hûri sîmâ
    Gören mâil olur bay eğer gedâ
    Nefesin mürdeler etmede ihyâ
    Güzeller icazı senden öğrensin

    Bir âşk aşkına mâil olursa
    Aceb midir aklı zâil olursa
    Güzeller şiveye mâil olursa
    İstiğnâyı nâzı senden öğrensin

    Dâim irfan ile zevk u safâlar
    Hüsne mağrur olup kılma cefâlar
    Bir âdet eyle kim hep bî-vefâlar
    Ol kâr- ı mümtâzı senden öğrensin

    Der ki Ömer gören hâl- î fülfülün
    Bend olur ihtiyar eder kâkülün
    Arakçının çıkar dağıt sünbülün
    Hûblar keşf- i râzı senden öğrensin



    Fasl- ı şitâ gidüp bahar gelince

    Fasl- ı şitâ gidüp bahar gelince
    Şükûfeler verir sana şan dağlar
    Dürlü dülü seyrângehin görünce
    Karar idebilmez dil ü can dağlar

    Bir âşık olunca dostundan cüdâ
    Her kaçan derûnî eylese nidâ
    Her bir gülşenlerin vermede sâdâ
    Arar sende bulurlar cânan dağlar

    Ateşin eritir komaz karını
    Elden mi aldırdın nazlı yârını
    Gözlerin ayağı döker varını
    Nedendir serinde bu duman dağlar

    Ah ittikçe sîne bendim döğerim
    Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim
    Aylar günler geçer hasret çekerim
    Yolun ver geçeyim gel aman dağlar

    Ömer' e bu dağlar durağ olmuştur
    Hemdemi âh işi ferâğ olmuştur
    Sevgili yârinden irağ olmuştur
    Yaş değil gözleri beli ki kan dağlar



    Kamu insan bir âhenge mâildir

    Kamu insan bir âhenge mâildir
    Kaygu nedir mihnet nedir bilmezler
    Düşünmezler şu dünyânın sonunu
    Hayat nedir memat nedir bilmezler

    Uyup cürm ile Şeytân' a isyanda
    Nefis nefse bir acâib seyranda
    Kurdular meclis- i demi devranda
    Dünyâ nedir ahret nedir bilmezler

    Ömer der ehl-i irfan meclisi bunlar
    Derilmiş gelmişler merhaba canlar
    Dürr- i meknûn söylesem de kim anlar
    Türkü nedir müfred nedir bilmezler



    Gel- e canım sana bir suâlim var

    Gel- e canım sana bir suâlim var
    Lütuf eyle bana şundan haber ver
    Hak' kın ma'mûr evi cennet cehennem
    Kiminçün yapıldı şundan haber ver

    Şeytân- ı laînin sözüne uyan
    Havva' dır cennette buğdayı yiyen
    Âdem' in eğninden hülleyi soyan
    Cennetten çıktığı günü haber ver

    Balığın mekânı su ile taştır
    Anın ötesini anlamak güçtür
    Hazret- i Âdem' in makamı kaçtır
    Yönü ne diyâra şundan haber ver

    Yüz yirmi dört bin peygamber gelmeden
    Hak Muhammed habîbini bilmeden
    Din islâm kâfire kılıç çalmadan
    Dini kim zaptetti şundan haber ver

    Âşık Ömer hasmı ile görüşür
    Tenin türab hem aslına karışur
    Ay nereden doğar nerden kavuşur
    Gün neden halk oldu şundan haber ver



    Dedim dilber yanakların kızarmış

    Dedim dilber yanakların kızarmış
    Dedi çiçek taktım gül yarasıdır
    Dedim dâne dâne olmuş benlerin
    Dedi zülfüm değdi tel yarasıdır

    Dedim dilber sana yazılı kanım
    Dedi niçün dersin benim sultânım
    Dedim kimler sarmış ince miyânın
    Dedi kendim sardım kol yarasıdır

    Dedim bu Ömer' in aklını aldın
    Dedi sevdiğine pişman mı oldun
    Dedim dilber niçün sararup soldun
    Dedi hep çektiğim dil yarasıdır



    Ol tıfl- ı nevreste şûh- ı cihânım

    Ol tıfl- ı nevreste şûh- ı cihânım
    Hûblar içre şimdi bir dânecedir
    Aceb bî-vefâdır çeşm- i fettânım
    Gönlüm ol ecilden divânecedir

    Bilmez ol bî-vefâ yâr- ı sâdıkı
    Bigâne zanneder vasla lâyıkı
    Gamzesi nûş ider hûn- ı âşıkı
    Böyle bir gözleri mestânecedir

    Ömer sevdâsını baştan aşırmış
    Hayâl- i yâr ile kendin şaşırmış
    Böyle bir fettana gönül düşürmüş
    Ayb eylemen biraz divânecedir



    Yine bir haber geldi çeşm- i mestimden

    Yine bir haber geldi çeşm- i mestimden
    Bana rahm eylemiş gelse gerekdir
    Çok zamandır cüdâ düştüm dostumdan
    Ağlayan dîdeler gülse gerekdir

    Bir zaman demezdim feleğe beli
    Kim ahır elinden ruhleri âli
    Hasretinden iki çeşmimin seli
    Derd ile kan olmuş silse gerektir

    Aşkın ile hasbıhâlin söylerim
    İnüp aşkın deryâsını boylarım
    Gamzesine sînem nişan eylerim
    Hışm ile bağrımı delse gerekdir

    Dostumun hayâli gözümden gitmez
    Çoktur yârelerim onulmaz bitmez
    Korkarım eğlenüp va'deye yetmez
    Ömer bu derd ile ölse gerekdir



    Gönül melûl olup eyleme âhı

    Gönül melûl olup eyleme âhı
    Âşıka ayrılık ola- gelmiştir
    Gel sözümü dinle güzeller şâhı
    Ağlaşanlar bir gün güle gelmiştir

    Hâtırını yıkma bu ben gedânın
    Bir ednâ kuluyum ben de Hudâ’ nın
    Nice senin gibi gonce fidanın
    Açılan gülleri sola-gelmiştir

    Doğan aylar gibi doğup dolunma
    Çıkup karşımızda güzel salınma
    Beni sevdi deyü sakın alınma
    Dilberi sevenler ola-gelmiştir

    Güzelsin sevdiğim ben de bilirim
    İltifat idersin deyü gelirim
    Sevdiğim ben seni arar bulurum
    Mecnun Leylâ' sını bula gelmiştir

    Der ki Ömer mânâ vardır bu sözde
    Derdimiz kalmadı binde beş yüzde
    Kızların yoluna kurbanız biz de
    Güzel âşık canın ala-gelmiştir.



    Mihnet köşesinde yatırıdım hasta

    Mihnet köşesinde yatırıdım hasta
    Zaif cismime derman ne zaman gelür
    Gözlerim yollarda kulağım seste
    Yârimden bir haber ne zaman gelür

    Terketti bendesin kaşları hilâl
    Anınçün kalbimden ayrılmaz melâl
    Sözü şehd ü şeker lebleri zülâl
    Dişi dürr ü güher ne zaman gelür

    Düşelden derdine diyâr-gurbetin
    Çekerim kahrını her dem mihnetin
    Nihayeti yok mu şeb- i firkatin
    Bu zulmete seher ne zaman gelür

    Ağlarım rûzü şeb aman el'aman
    Bu derdi çekmeğe kalmadı derman
    Murâdım üstüne döner mi devran
    Felekten ol hüner ne zaman gelür

    Böyledir ruz ü şeb fikr ü hayâlim
    Kemallerle salınır ruh- i âlim
    Anar mı bendesin gâhice zâlim
    Aceb Âşık Ömer ne zaman gelür



    Sînem üzre olan göz göz muhabbet

    Sînem üzre olan göz göz muhabbet
    Âteşinin yeri midir nedir bu
    Dökülür şevk ile nöbet-be-nöbet
    Kûs-i İskenderî midir nedir bu

    Selâmet hırkasın giydim özüme
    Mecnun sanır kulak tutan sözüme
    Gâh görünür gâh görünmez gözüme
    Melek midir perî midir nedir bu

    Bu mudur âşıka füsûn eyleyen
    Artırup derdini füzûn eyleyen
    Beni bu sevda mı zebûn eyleyen
    Yoksa gam askeri midir nedir bu

    Gören ebrûlerin yâya benzedir
    Hûblar arasında bâya benzedir
    Kevâkibler içre aya benzedir
    Güzeller ülkeri midir nedir bu

    Ey Ömer yolunda türâba düşen
    Yüz urup pâye- i rikâba düşen
    Nûr- i tecellîden hicâba düşen
    Meh cemâlin teri midir nedir bu



    Sevdâ- yı aşkına düşeli cânâ

    Sevdâ- yı aşkına düşeli cânâ
    Dîvâne söylenür dil dile düştü
    Zemmim elden komaz a' lâ vü ednâ
    Dehân- ı adûda dil dile düştü

    O gonca güllerin revnak bulaldan
    Anberi gülşen- i dehre dolaldan
    Hâl- i hindûları meşhûr olaldan
    Ekser halkın meyli gulgule düştü

    Şatranc- ı aşkına düşeli diller
    Kîş ü Ferz ü Fil' den hâlî değiller
    Nice menzil alsın Piyâde diller
    Ruh ruha mukabil kıl kıla düştü

    Tabîbe arzetmen derdim çâresin
    O bilmez cân ile gönül yâresin
    Deryalar yumazken yüzün karesin
    Gözlerimden akan sel sele düştü

    Âşık Ömer visâline erdiğim
    Seng- i aşkı ile sine deldiğim
    Herkes sevdi birin benim sevdiğim
    Hazret- i Resul' e sel sele düştü



    Kurulalı neler çekmiş

    Kurulalı neler çekmiş
    Yalan dünyâya sorsana
    Nice bin dürlü kan etmiş
    Akan deryâya sorsana

    Bilinmez ne aceb âldir
    Gönül bir sarhoş misâldir
    Âşıklık ne müşkil hâldir
    Çeken şeydâya sorsana

    Bu derdin çâresin bilmem
    Akar çeşmim yaşın silmem
    Olaydın yâr ile bir dem
    Çeküp tenhâya sorsana

    Kelâmı nâz ile söyler
    Garib gönlüm alup neyler
    Niçün ceyr ü cefâ eyler
    Melek-sîmaya sorsana

    Cihanda bulmadım bir yâr
    Rûz ü şeb eylerim efkâr
    Der ki Ömer cümlemiz var
    İden Mevlâ' ya sorsana



    Şu karşıdan gelen dilber

    Şu karşıdan gelen dilber
    Gelir ammâ neden sonra
    Bir selâma kail oldum
    Verir ammâ neden sonra

    Bahçede açılan güller
    Dalında öten bülbüller
    Bizi zemmeyleyen diller
    Çürür ammâ neden sonra

    Gördüm yârimin yüzünü
    Öptüm dostumun gözünü
    Aradım buldum izini
    Buldum ammâ neden sonra

    Kolumdan uçurdum bazı
    Yeter ettin bana nâzı
    Âşık Ömer'in niyâzı
    Geçer ammâ neden sonra



    Bu gün ben bir güzel gördüm

    Bu gün ben bir güzel gördüm
    Yeşiller giymiş ağ üzre
    Aklımı başımdan aldı
    Durabilmem ayağ üzre

    Beni mest eden câmıdır
    Gonce gülün eyyâmıdır
    Her biri bir harâmidir
    Kirpikleri kapağ üzre

    Mah cemâline bakılır
    Ben kulun yanup yakılır
    Söyledikçe bal dökülür
    Leblerinden dudağ üzre

    Cemâli hüsnü âlişan
    Ol Yûsuf' dan almış nişan
    Siyah zülüfler perişan
    Dökülmüş al yanağ üzre

    Âşık Ömer geldi ise
    Hak inâyet kıldı ise
    Ferhad dağı deldi ise
    Ben koyam dağı dağ üzre



    Bahar oldu düştük dile

    Bahar oldu düştük dile
    Sen de efgan eyle bülbül
    Hâr elinden gonca güle
    Şikâyetin söyle bülbül

    Kar kalmadı yüce dağda
    Fırsatı fevtetme çağda
    Seyranda bahçede bağda
    Gönlümüzü eğle bülbül

    Nazlı dilber benden kaçar
    Adûlara göğsün açar
    Günümüz zâr ile geçer
    Hep âşıklar böyle bülbül

    Gönül ayrılmaz yârinden
    Zevki var aşkın elinden
    Ömer bilür kuş dilinden
    Her ne dersen söyle bülbül



    Salınup seyran yerine

    Salınup seyran yerine
    Çıkan dilber kiminsin sen
    Siyah zülfün mâh yüzüne
    Döken dilber kiminsin sen

    Baktım gözüne kaşına
    Benzettim hümâ kuşuna
    Beni hicran ateşine
    Yakan dilber kiminsin sen

    Pâyine yüz süren kullar
    Demâdem medhin iderler
    Al yanak üstüne güller
    Takan dilber kiminsin sen

    Seyrâna gider bostana
    Bülbül konar gülistana
    Bize mestâne mestâne
    Bakan dilber kiminsin sen

    Âşık Ömer gayre varma
    Varup dîvânına durma
    Elâ göze siyah sürme
    Çeken dilber kiminsin sen



    Benim sen çeşm- i şehlâya

    Benim sen çeşm- i şehlâya
    Elim irmez gücüm yetmez
    Sen gibi zülfü Leylâ' ya
    Elim irmez gücüm yetmez

    Cemâlin göreli cânâ
    Muhabbet elverdi bana
    Benim bir veçhile sana
    Elim irmez gücüm yetmez

    Seninçün zâr ü giryânım
    Çıkar eflâke sûzânım
    Sen gibi mâha sultânım
    Elim irmez gücüm yetmez

    Ömer kaldı mâteminde
    Ziyâde var gönlü sende
    Şimdi olup sana bende
    Elim irmez gücüm yetmez

  8. #8
    Forum Emektarı ebruli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.Ekim.2007
    Nereden
    İzmir
    Mesajlar
    719

    Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

    paylaşım için çok teşekkürler renklerin türküsü...
    [SIGPIC][/SIGPIC]

  9. #9
    Co- Admin Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ekim.2007
    Nereden
    izmir
    Mesajlar
    5,221

    Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

    devamı salı ya...

  10. #10
    Super Moderator Narlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.Kasım.2007
    Nereden
    İzmir
    Mesajlar
    2,691

    Standart Cevap: Halk şairlerimiz m-p

    bu ne emek:give_rose:...harika bir paylaşım...ellerin dert görmesin...emeğine yüreğine sağlık....

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Halk Edebiyatı
    Konu Sahibi MaSuM _ SiYaH Forum Makaleler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 06.Temmuz.2009, 19:31
  2. Halk Şairlerimiz K-Ö
    Konu Sahibi Renklerin Türküsü Forum Türk Yazarlar ve Şairlerimiz
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 31.Ocak.2009, 10:08
  3. Halk şairlerimiz E-H
    Konu Sahibi Renklerin Türküsü Forum Türk Yazarlar ve Şairlerimiz
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 31.Ocak.2009, 09:50
  4. Halk Şairlerimiz - D -
    Konu Sahibi Renklerin Türküsü Forum Türk Yazarlar ve Şairlerimiz
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 31.Ocak.2009, 09:34
  5. Halk şairlerimiz...A -B
    Konu Sahibi Renklerin Türküsü Forum Türk Yazarlar ve Şairlerimiz
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 31.Ocak.2009, 08:53

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •